“Müzik ve yemekte füzyon seviyorum”

Şarkılarının yanı sıra İzmir’de açtığı organik kafeyle de adından söz ettiren Atiye, “Müzikte olduğu gibi yemekte de füzyon seviyorum. Farklı aromaları bir araya getirip, kreatif olmaya çalışıyorum” diyor.

“Müzik ve yemekte füzyon seviyorum”

Atiye, canlı, kıpır kıpır ve yerinde duramayan biri... Hollanda, Almanya ve Türkiye üçgeninde büyüyen, sesi kadar girişimci ruhuyla da dikkat çeken şarkıcı, çocukluğundan beri bilinçli ve organik beslenmeye özen gösteriyor. Bu yaşam tarzını insanlarla buluşturmak istediği için kısa süre önce İzmir’de kafe açan Atiye, mekanın tüm detaylarıyla kendisi ilgilendi. Ulus’ta buluştuğumuz şarkıcıyla organik gıdadan müzik tutkusuna kadar çok şey konuştuk...

- Müzik çalışmalarınızın yanı sıra organik gıda işine girdiniz. Ticarete atılma fikri nereden çıktı?

Organik tarım, ailemin 40 senedir yaptığı şey. Almanya’nın bir köyünde organik ürünlerle büyüdüm. Doğal beslenme hayatımın bir parçasıydı. Bu hayat şeklini insanlara göstermek, hem lezzetli hem sağlıklı yiyecekler sunmak istedim. Aile şirketimiz olan Morgenland’ın ürünleri Avrupa’da süpermarketlerde satılıyor. Ben de Türkiye’de insanların yemek de yiyebilecekleri bir yer yapmak istediğim için Morgenland Kitchen’ı kurdum.

- İzmir’i seçmenizin sebebi nedir?

İzmir’in bende yeri ayrı. Üç sene orada yaşadım. Başlamak için daha uygun geldi, doğasıyla havasıyla huzurlu bir yer. İleride farklı şehirlerde de yerimizin olmasını umuyorum.

- Mekanın tüm dekorasyon ve menüsüyle bizzat ilgilendiğiniz söyleniyor. Nelere dikkat ettiniz?

Sıcak ve samimi olmasını istedim. Gelenler kendilerini rahat hissetmeli dedim ve dekorasyona öyle karar verdim. Ürünlerimizde şeker yok. Zeytinyağı ve Hindistan cevizi yağı dışında yağ kullanmıyoruz. Geleceğe yatırım yapmak isteyen önce kendine yatırım yapmalı, yani sağlığına.

- Siz de organik beslenmeye dikkat ediyor musunuz?

Mümkün olduğu kadar ediyorum. Ailem, küçük yaşlardan itibaren sağlıklı beslenmenin hem bedensel hem ruhsal açıdan önemini öğretti. Sadece kendimizi değil çevreyi ve hayvanları da düşünmemiz gerekiyor. Artık insanlar erken yaşta çok fazla hastalığa yakalanabiliyor. Bunun en temel sebebi, kötü beslenme.

“Yeniliğe aç biriyim”

- Mutfakla aranız nasıl? İddialı olduğunuz yemekleriniz, tarifleriniz var mıdır?

Yemek yemeyi de yapmayı da çok seviyorum. Meditasyon gibi geliyor, her şeyi unutuyorum. Müzikte olduğu gibi yemekte de füzyon seviyorum. Farklı aromaları bir araya getirip, kreatif olmaya çalışıyorum. En önemlisi ruhunu, sevgini katmak. Değişik tatları sevenler, yemeklerimi beğeniyor.

- Hollandalı bir anne ve Türk bir babanın kızı olarak çok kültürlü bir kimliğe sahipsiniz. Bu durum size neler kattı?

Hollanda, Almanya ve Türkiye’de hiçbir şeyi sorgulamadan büyüdüm. Geriye dönüp baktığımda, yaşadıklarım macera gibi geliyor. Kendimi keşfetmemi sağladı. Yeniliğe açık ve aç biri olabildim. Farklı bir hayatım olsaydı, bu kadar sevgi dolu olamayabilirdim.

“Müzik ve yemekte füzyon seviyorum”

- Kendinizi nereye ait hissediyorsunuz?

İstanbul’un yeri çok ayrı. Memleketim Antakya, köklerim orada... İçimde bir Anadolu kızı var. Ama aklım daha çok Avrupalı gibi çalışıyor. Kalbim Anadolulu, aklım Avrupalı. Bir taraftan sistematik olmayı, çalışmayı seviyorum. Diğer taraftan çok duygusalım. Aileme düşkünüm, özel hayatımın bana saklı kalmasını seviyorum. Çok sık dışarıda olmak yerine arkadaşlarımla evde olmayı tercih etmem, yemek yapmayı sevmem Anadolulu taraflarım.

“Hint dansları ilgimi çekiyor”

- İçinizdeki müzik sevgisi nasıl ortaya çıktı?

İlk aşkım darbukaydı. 3-4 yaşlarında başlamıştım. Sonra uzun süre dans ettim. Müzik daha sonra hayatıma girdi. Aslında ne yapacağımız çocukken şekilleniyor. Ailemde müzisyen olmamasına rağmen ben müziğin, sanatın içine doğdum. Kaderimde vardı.

- İlk şarkınızı 17 yaşında yaptınız, albümünüzü ise 19 yaşında çıkardınız. Erken yaşta ünlü olmanın yansımaları nasıl oldu?

İyi ki erken başlamışım. Her şeyi deneyerek öğrendim. Müzikal anlamda çıktığım yolculuk bitmeyecek. Yenilenmeyi, değişmeyi seviyorum.

- Kıpır kıpır, hareketli bir yapınız var. Enerjinizi neye borçlusunuz?

İç huzuruna... Çalışmayı çok seviyorum. Kendinle mutlu olduğun zaman o enerji geliyor. Çok şanslıyım ki sevdiğim işi yapıyorum. Mühendis olsam, samimiyetsiz olurdum. Müzikle beslenen biri olarak başka bir yerde olamazdım.

- Sahnelerinizden koreografilere önem verdiğinizi biliyoruz. Şu sıralar ilginizi çeken yeni bir dans türü var mı?

Klasik Hint dansları ilgimi çekiyor. Hindistan’a gidip bir gurudan eğitim almayı düşünüyorum. Dansçılarımla yurtdışındaki workshoplara katılıyoruz. Amacım yenilikçi bir bakış açısıyla hareket etmek.

- Son olarak “Radiant Night” ve “We Got That La” adlı single çalışmalarınız olmuştu. Yeni bir şarkı var mı?

Klip çekimlerini tamamladığım yeni bir şarkım var, “Hisset”. Yazın hiti olabilecek, hareketli bir parça.

“ Sıcak ve samimi bir ortam sunuyoruz”

Morgenland Kitchen için, Narlıdere’de deniz kenarında huzurlu bir yer seçtim. Orası havası ve doğasıyla çok özel bir bölge. İnsanlar, yürüyüş yapıp, kahve de içilebilir güzel bir yemek de yiyebilir. Sıcak ve samimi bir yer olsun istedim. Ahşap detayını çok kullandım. Lüks yerine, insanların kendini rahat hissedecekleri bir ortam olsun istedim. Önemli olan, “Burası keyifli bir yer” dedirtebilmek.

“Çok güzel masaj yaparım”

- Bakım sırlarınız var mı?

Kendime özel yağlardan oluşturduğum bir karışım var. Gece uyumadan önce yüzüme sürüyorum. Kozmetik ürünlerde hayvanlar üzerinde denenmeyenleri almaya özen gösteriyorum. Kendimle, başkalarıyla ilgilenmeyi seviyorum. Mesela
çok güzel masaj yaparım. Bir gün işsiz kalırsam, eğitim alıp terapist olabilirim. Spor olarak da binicilik yapıyorum.

21 Eylül 2019 Magazin Bülteni21 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber