“Neden başka bir iş seçeyim ki?”

Vladi Rossi, İtalya’dan İstanbul’a dördüncü kez gelen Milano Sirki’nin palyaçosu. Aileden kalma palyaçoluk geleneğini sürdüren Rossi, “Palyaçoluk yapmaktan çok mutluyum, neden başka bir iş seçeyim ki?” diyor

“Neden başka bir iş seçeyim ki?”

İtalya’da 300 yıldır palyaçoluk geleneğini sürdüren bir ailenin son temsilcilerinden 66 yaşındaki Vladi Rossi. Dedelerinden devraldığı ve “içine doğdum” dediği bu mesleği bırakmayı hiç düşünmemiş. “İçi kan ağlarken yüzü gülen palyaço” klişesini söz konusu ailesi olunca hüngür hüngür ağlayarak bize yaşatan Vladi Rossi’yle hayatını, palyaçoluğu ve Türkiye’yi, babasının tasarladığı karavanında konuştuk.

Palyaçoluk sizde 300 yıldır devam eden bir aile geleneğiymiş. Biraz bu gelenekten bahseder misiniz?

Babam, büyükbabam, onun babası, hepsi sirklerde çalışan palyaçoydu.
Ben bu mesleğin içine doğdum ve çok sevdim. Kardeşlerim de bu mesleği babamdan devraldı ama sonra bıraktılar.

Başka bir meslek seçme şansınız yok muydu?

Elbette vardı ama ben palyaçoluğu çocukluktan beri biliyorum ve yapmaktan keyif alıyorum. İtalya’da mühendislik okudum ama yapmadım. Palyaçoluğu bırakmayı da hiç düşünmüyorum. Bu işte
çok mutluyum, neden başka bir iş seçeyim ki?

Ailede “en iyisi odur” dediğiniz palyaço kim?

Hepsi birbirinden yetenekli, başarılı. Ama bu geleneğimizde benim için babamdan daha iyisi yoktur.

“İçi kan ağlarken gülen palyaço” klişesini yaşadınız mı hiç? Zor olmadı mı?

Bu mesleği yapan herkesin başına gelmiştir bu durum. Tabii ki çok zor. Ailemizden uzağız, sevdiklerimizi özlüyoruz ve daha bir sürü şey... Ama gerçek bir palyaço sahneye çıktığı zaman seyirciyi güldürebilmeli. Ağlayacak durumda da olsam sahneye çıktığımda güldürmek zorundayım. Defalarca bunu yaptım.

Peki palyaço olmak için ne gerekiyor? Püf noktaları neler?

Doğuştan olunacak bir iş değil bu, sonradan da olunabilir. Yeter ki mimiklerini kullanmayı, o hisleri seyirciye verebilmeyi bilsin palyaço. Babam bana hep derdi ki
“Bir palyaço çok makyaj yapmamalı ki seyirci o maskenin altındaki gerçek hisleri görebilsin”. Ben de öyle yapıyorum.

“Palyaçoluğun yaşı olmaz”

Palyaçolukta değiştirdiğiniz numaralar oluyor mu? Her gösteride sürekli aynı şeyleri görmek seyirciyi sıkıyordur herhalde...

Tabii ki sıkıyor, bazen beni bile sıkabiliyor. Seyirci tepkisi çok değişken bir şey. 50 senelik bir palyaço olarak seyircinin yüz ifadelerinden anlayabiliyorum neye ihtiyaç duyduklarını. Şovuma ona göre devam ediyorum. Hele İtalya’da yüzlerce sirk varken seyirciyi çekmek çok büyük
efor istiyor çünkü artık hiçbir şeyi beğenmiyorlar.

Bu şovda neler yapıyorsunuz mesela?

Bir palyaçonun yapacağı tüm eğlenceli dansları, komiklikleri yapıyorum. Bir de onun üstüne ufak akrobasiler, sihirbazlıklar ve minik müzikal şovlar ekliyorum.

Bundan sonra neler yapacaksınız? Palyaçoluğu bırakmayı düşünüyor musunuz?

İnsan mutlu olduğu bir işi neden bıraksın ki? Palyaçoluğun yaşı olmaz. 50 senedir bu işi yapıyorum ve yapmaya devam edeceğim. Turnelere gidip insanları güldüreceğim.
Bir de haftaya doğacak bebeğim ve eşimle ilgileneceğim. Bu üçü bana yeter.

“Beni en çok palyaço arkadaşlarım eğlendiriyor”

Çalışmadığınız zamanlarda neler yaparsınız?

Boş vakitlerimde babamın tasarladığı, en güzel hatıram bu karavanımla ilgileniyorum. Bazen mutfağımda İtalyan yemekleri pişiriyorum. Buradayken çıkıp Sultanahmet’e, Kapalıçarşı’ya, Topkapı Sarayı’na gidip geziyorum. İtalya’daki palyaço arkadaşlarımı arayıp konuşuyorum. Beni en çok onlar güldürüp eğlendiriyor.

İşiniz sebebiyle sürekli seyahat ediyorsunuz. Ailenizi, evinizi özlemiyor musunuz?

Çok özlüyorum, hem de çok... Öncelikle rahmetli anne ve babamı çok özlüyorum. Kardeşlerimi özlüyorum. Bir de Tunuslu bir
eşim var, şu an Tunus’ta ve hamile. Yakında bir bebeğimiz olacak, yanlarına gideceğim. Onları görmek için sabırsızlanıyorum.

1976, 1980 ve 1997 yıllarında Türkiye’ye gelip çeşitli şehirlerde şov yapmışsınız. O yıllardan bu zamana neler değişmiş sizce burada? Nelerini seviyorsunuz Türkiye’nin?

Kesinlikle çok modernleşti Türkiye. Hem yapılarıyla hem de insanlarıyla. Eskiden buraya geldiğimizde insanlar bizi izlerken anlam veremiyor, ürkek gözlerle bakıyordu. Artık eğlenmeyi biliyor, palyaçolardan korkmuyorlar.
Bir de sıcakkanlılar, benziyoruz aslında size. İstanbul’u da çok seviyorum. Ama çorbalarınızı bir de yemeklerin yanında bira olmamasını pek sevemiyorum.

19 Ekim 2019 Magazin Bülteni19 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber