Rüküşlüğün seyir defteri

malphan@milliyet.com.tr İnternette arama motoru Google'a girip "Emine Erdoğan" ve "kıyafet" yazdığınızda karşınıza 711 sonuç, "Emine Erdoğan" ve "rüküş" yazdığınızda ise 103 sonuç çıkıyor. Peki Emine hanımın kıyafet tarzı, estetik anlayışı hiç mi değişmedi? Bu fotoğraflarda Emine hanımın yıllar içerisindeki "değişim"ini görebilirsiniz. Maalesef bu değişim onda bir "evrim", hatta bir "devrim" yaratmıyor. Çünkü giyim tarzı gelişmedi, sadece değişti. İyi yönde mi? Hayır! Ne derler; al birini, vur ötekine. O sadece, özellikle cumhurbaşkanlığına kimin geleceği konusunun da tartışıldığı bugünlerde, first lady olmanın ağırlığını giysilerine yansıtmaya çalışıyor. Eskiden daha koyu renkli, hantal, çuval gibi kıyafetler giyerken, bugün genç kızlar gibi pastel renkli, ipekli, "uçuşan" kumaşlardan dikilmiş, vücut hatlarını belli eden giysileri tercih eder oldu.Aslında bu değişimin başlangıcı, Erdoğan'ın başbakan olduğu ve yurtdışı gezilerine çıktığı zamanlara denk geliyor. Emine hanım da yavaş yavaş kabuğundan çıktı ve giyim tarzını değiştirmeye başladı. Yurtdışı gezileri ve AB süreci onda daha batılı görünme isteği uyandırmış olmalı. Son dört yıl içinde Emine Erdoğan'ın kıyafetleri onlarca kez haber, sayısız köşe yazarına da defalarca konu oldu. Buna rağmen Emine hanım herkesin eleştirdiği yakasındaki koca gül, devasa topuklar, tuhaf desenli kumaşlardan ve koni şeklindeki türbanından kurtulamıyor. Aldığım duyumlara göre, Siirtli olduğu için parlak kumaşlardan hoşlanan Emine hanım hiç ithal kumaş almıyor, giysilerini sadece yerli kumaşlardan diktiriyor. Konuya da son derece hakimmiş kendisi. Kumaşa dantel nasıl eklenir, hangi kumaş kabarır, hangisi kabarmaz, ne yıkanır, ne yıkanmaz, hepsini bilirmiş.Tek değil, birçok terzisi var. Bir gün terziyi kapatıp sadece kendisiyle ilgilenilsin istiyor. Çok da kaprisliymiş. Kendisine dikilen bir giysinin başka birine dikilmemesi konusunda kesin talimat verirmiş.İşte belki de sorun Emine hanımın bu "hakim" olma isteğinde. Ama belli ki "İlle de benim istediğim olacak" dediğinde olmuyor işte. Bir kere son dönemde hiçbir kıyafetinden eksik kalmayan inceli kalınlı kemer ya da şeritler Emine hanımın yapıp yapacağı en büyük moda hatası. Bel bölgesindeki kemer herkesin harcı değildir. İnce belliyseniz ne âlâ ama durum tersiyse bu şeritler ilgiyi karın ve bel bölgesine çekip sizi olduğunuzdan da şişman gösterecektir.Emine hanım işe karışmayıp kendini iyi bir terziye teslim etmek istemiyorsa en azından kız arkadaşlarından fikir almalı. Zeynep Babacan bu konuda ona ders verebilir. Neticede alışveriş bir çeşit kadın dayanışmasıdır. Beraber yapıldığında eğlencelidir de. Sonuç olarak belli ki Emine hanım eskisine oranla giysilerine daha çok para harcıyor, daha özenli, hatta vücut hatlarını ortaya çıkaran kıyafetlerin önemini de keşfetmiş durumda ama maalesef rüküşlüğü elden bırakmıyor. Kız arkadaşlarına danışsın Cenazelerde siyah giyinme geleneği Roma İmparatorluğu zamanlarına dayanıyor. Cenazede ve matem dönemlerinde koyu renkli togalar giyilirdi. Ortaçağ Avrupa'sında ise matem rengi siyahtan beyaza döndü. 15'inci yüzyılın sonlarına dek İspanya'da bu gelenek sürdü. Fransız kraliçeleri yas tutarken beyaz peçeler takardı. Bugün hâlâ Çin'de matem rengi beyazdır.19'uncu yüzyılda cenaze rengi olarak yeniden siyaha dönüldü. O gün bugündür Batı toplumlarında cenazelere koyu renk giysilerle katılmak adettendir. Başbakan Erdoğan'ın abisi Hasan Erdoğan'ın cenazesine katılan ve cenaze namazında ilk sırada saf tutan Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek bu gelenekten habersiz gibi cenazeye açık renk takım elbiselerle katılmışlar. Cenaze aniden gerçekleşmedi, bir gün önceden belliydi. Mazeretleri neydi acaba? Pepe ile Gökçek'in mazereti ne? Kendine has maç anlatış tarzıyla tanınan yılların spor spikeri Ümit Aktan da Hıncal Uluç'un izinden gidiyor. O da sırtına kazak atanlardan. 1980'lerden itibaren Hakan Ural'ın her filmdeki üniforması haline gelen "sırta atılan kazak" spor spikerleriyle 20 küsur yıl sonra yeniden hayatımıza girdi ve spor giyimin kravatı halini aldı. Vazgeçilmez yeni aksesuvarımız kutlu olsun! Hıncal Uluç'un izinde Geçen hafta yeni albümündeki şarkıları ilk kez Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda söyleyen Gülben Ergen'in kostümlerinin çoğunluğu beyazdı. Evli olmasa, gelinlik özlemi çekiyor dersiniz. O kadar gelinlikvari. Ama bir tanesi var ki, etekleri kat kat, üstü dantelli, yakası güllerle, yapraklarla ve kırmızı kurdeleyle süslü... Bu elbise gelinlikten çok düğün pastasını andırıyor. Başka bir taraftan bakacak olursanız Gülben Ergen bu elbisesiyle Hollanda köylüsü gibi görünüyor. Bir de takunya giyip koluna sepetini taksaymış, tam olacakmış. Düğün pastası gibi

22 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber