Seda Sayan'dan çeşan kreasyonu

malphan@milliyet.com.tr Zaten bayılıyorum Seda Sayan'a. Türkiye'de en istikrarlı tarzı olan kadınlardan biri. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz; ama kabul etmelisiniz ki kıyafetleri aynı çizgide seyrediyor. Kendine neyin yakıştığını biliyor ve başka türlüsünü denemiyor. Seyirciye "Ne yapmış bu şimdi?" dedirtmiyor. Göğüslerine güveniyor, göğüslerini açıyor; bacaklarına güveniyor, bacaklarını açıyor. Siyasetçilerimiz gittikleri yerlerde şirinlik olsun diye yerel kıyafetleri giyiyorlarsa, sanatçılarımız niye giymesin? Nitekim Seda Sayan da Rize'de katıldığı Ekşioğlu Vakfı Yayla Şenliği'nde, her daim cömertçe sergilediği dekoltesini Rize'nin yöresel dokuması olan "çeşan"la kapatmış. Belki onun da selüliti var ama o rahatlığından mıdır nedir, Hülya Avşar'ın selülitleri gibi haftalarca konuşulmuyor. Can Tanrıyar'ın hazırladığı "Uçankuş" programında "Seda göbeklendi" tarzı haberlere rağmen (Malum Tanrıyar'ın sevgilisi Petek Dinçöz sabahları Sayan'ın rakibi olacak ya, hazırlık yapıyorlar); bence o göbeği de taşıyabiliyor Seda Sayan, gururla.Rize'de çeşanı dolamış vücuduna, başına dans ediyor.Çeşan başa veya bele takılan, geniş çubuk desenli bir tür peştamal, dolaylık da deniyor bazen.Bu eski bir desen olmasına rağmen modern de görünür.Geçen yıl Adidas "Materials of the World" adlı bir koleksiyon hazırlamış, burada Türk işi motifler de kullanmıştı. Kilim desenli montlar, ayakkabılar ve çantalar yapılmıştı. Ve bunlar, nasıl diyeyim, pek göze hitap etmiyordu açıkçası. Halbuki markanın trend avcıları Türkiye'yi didik didik edip kumaş parçalarından tutun da oyuncaklara ve desenlere kadar birçok şeyi yanlarında götürmüşlerdi. Bence kilim desen en yanlış seçimdi. Çünkü fazla renkliydi, doğrudan kırsalı çağrıştırıyordu, modernize edilmesi gerekiyordu. Ama çeşanın deseni farklı. Kırsal çıkışlı olmasına rağmen kolaylıkla modern bir havaya sokulabilir.Adidas yeniden yerel tatlara gönderme yapan bir projeye girerse, çeşanı da listesine katmalı. Seda Sayan'ı da model olarak kullanmalı belki de. Seda Sayan o ayva göbeğini de taşıyabiliyor, gururla... Melih Gökçek'in son günlerde hep beyaz takımlar, açık renkli gömlekler giymesi dikkatimi çekti; kıyafetleriyle ilgili bir arşiv taraması yaptım. Gökçek önceki dönemlerde hep koyu renklerde giyiniyordu. En açık renkli giysisi olsa olsa gri takım elbiselerdi. Peki son dönemde neden hep beyaz giyiyor? Michael Jackson, Courtney Love gibileri yargılanırken duruşmalara neden hep beyaz kıyafetlerle gittilerse Gökçek de o yüzden beyaz giyiyor. Bildiğiniz gibi su krizini iyi yönetemedi, hatta bununla da kalmayıp "susuzluğun Allah'ın takdiri olduğunu ve bunu kimsenin önceden kestirebilme şansı olmadığını" söyledi: "Allah'ın böylesine büyük bir afet vereceğini bilemezdik. Bundan kimse sorumlu tutulamaz." Beyazlar içinde dolaşarak da aslında "Ben temizim, masumum" mesajı veriyor. Beyazlar içinde masumiyet mesajı Gerçek anlamda bir Swarovski çılgınlığı yaşanıyor. Bu taşlar biliyorsunuz, Eminönü'nde kiloyla falan satılıyor. Vaktiyle bir tek modacılar elbiselerde falan kullanırdı. Şimdi ise kabına sığamıyor Swarovski. Swarovski taşlı gözlükler, mayolar, terlikler bir yana... Swarovski taşlı cep telefonları, USB bellekler, etiketinde Swarovski taşlar kullanılan şaraplar çıktı. Citroen C3 Pluriel'in vites kolu bu taşlarla süslendi. Hatta geçen hafta Ebru Gündeş'in konserinde sahnesini süsleyen Swarovski taşlarla kaplı masa, mikrofon ayağı ve repertuvar masası yazılıp çizildi.Yani bildiğiniz gibi değil, Swarovski aldı başını gidiyor. Tutun tutabilirseniz.Önde gelen moda dergilerinden Harper's Bazaar da kayıtsız kalmamış bu yükselişe. Derginin eylül ayında çıkacak 400 sayfalık Londra baskısının kapağındaki yeni logoyu 200 Swarovski kristali süsleyecek. Yayın Direktörü Tess Macleod-Smith şöyle diyor: "Yeni logolu ilk sayımızın mümkün olduğunca güzel gözükmesini istedik. Bu özel sayıdan 50 bin adet basılacak."ABD'deki Harper's Bazaar ise son üç yıldır aralık sayılarını Swarovski kristallerle süslüyor ancak bunlar VIP'lere gönderiliyor.Bakalım Türkiye Harper's Bazaar ne zaman girecek Swarovski işine... Süsün bu kadarı Geçen hafta Fethiye'de tatilden dönen bir arkadaşım kumsalda topuklu ayakkabılarla yürüyen kadınları anlatıyor. Aslında biz bu kadınları her gün magazin sayfalarından takip ediyoruz ama arkadaşım oralarda pek takılmıyor herhalde ki pek bir şaşırmış; "Yani insan kumsalda niye topuklu ayakkabı giyer! Ayrıca birkaç saatte kaç bikini değiştirdi biliyor musun?" deyip durdu. Niye olacak? Şıklığından, kokoşluğundan plajda bile ödün vermemek için. Bacakları daha ince, daha uzun gözüksün diye. Salınarak yürüyebilsin diye. Bilmiyorum ki, bunlardandır herhalde. Neyse, bu topuklu paletler kokonaların denizde de bacaklarının seksi gözükmesini sağlayabilir. Süper buluş değil mi? Suyun altında da seksi bacaklar

21 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber