Geri Dön

“Tanıtımları görüp ürkmeyin, yarışmada o kadar sert değilim”

“Yalan Dünya”nın Şeyhmus babası Altan Erkekli şimdi bir de yarışmayla ekranlarda. Ünlü tiyatrocu “Mastermind”ı sunacak.

“Tanıtımları görüp ürkmeyin, yarışmada o kadar sert değilim”

Karanlık bir stüdyoda duran siyah deri sandalyeyi gösteriyor ve “Bu siyah sandalyede oturma cesaretin var mı?” diye soruyor, hafif asabi... Her cumartesi-pazar NTV’de yayınlanacak olan “Mastermind”ın sunucusu Altan Erkekli, yarışmanın tanıtımlarında,
onu görmeye alıştığımız şefkatli,
müşfik baba rolünden epey uzak.
Yeni yarışma programını, dizisi “Yalan Dünya”yı ve tiyatrodan uzak kaldığı zamanı konuşmak üzere buluşuyoruz Erkekli’yle. Ortaköy sahilinde yürürken istisnasız bütün yüzler ona çevriliyor. İnsanlar onu yakından görmek, ona dokunmak istiyor. Fotoğraf çektirmek isteyenlerin arasında Güney Afrikalı turistler bile var. Oysa o cebinde akbili, elinde market poşetiyle gelmiş röportaja. Kimseyi kırmıyor, en içten gülümsemesiyle poz veriyor.
Bu haliyle mahcup bir rock yıldızı gibi...

“Tanıtımları görüp ürkmeyin, yarışmada o kadar sert değilim”
Nasıl karar verdiniz bir yarışma programı sunmaya?
Daha önce de böyle teklifler gelmişti ama o zamanlar cesaret edememiştim. Hâlâ diğer kanallardaki yarışmaların içinde pek göremiyorum kendimi. NTV’den çağırdılar, gittim. “Neden ben?” diye sordum. Kitleler üstünde güvenilirliğim olduğunu söylediler, “Her evin abisi, babası, dedesi olabilirsiniz” dediler. Bu da beni mutlu etti.
Nasıl bir yarışma bu?
Bir BBC yarışması. II. Dünya Savaşı’nda Nazileri sorgulayan İngiliz subayının kendi formatını verdiği, 44 yıldır yayında olan bir yarışma... Yarışmacılara kendi belirledikleri ustalık alanlarından sorular soruyoruz. “Yüzüklerin Efendisi”, İngiliz tiyatrosu, 70’li yıllar Türk pop müziği gibi uzmanlık alanları seçtiler ilk iki bölümdeki yarışmacılar. Bir de genel kültür alanı var.
Tanıtımlarda sert bir yüz ifadeniz var, parmak sallıyorsunuz. İzleyici şaşıracak mı sizi böyle öyle görünce?
Tanıtımda öyle görünüyor, izleyip ürkenler olmuş. Sokakta çevirip öyle söylediler. Ama yarışmada öyle değilim, ürkmelerine gerek yok (gülüyor).
“Yalan Dünya”nın biteceğine dair söylentiler çıkıyor hep...
2014 Haziran’ının sonuna kadar devam... Ondan sonra da devam edecek de o zamana kadar imzalanmış zaten. Neden böyle söylentiler çıkıyor hiç anlamıyorum. Bilgisayara virüs gönderenler gibi bu insanlar da... Yeni karakterlerle yola devam ediyoruz. Ne çektin be Servet (“Yalan Dünya”daki Vasfiye Teyze’nin taklidini yapıyor)...

“Oyuna motor-kurye ile yetişenler oluyor”

Diziyle birlikte götüreceğiniz proje bir tiyatro oyunu değil de neden bir yarışma programı?

Tiyatro disiplin demek. Oyun saatinde mutlaka sahnede olmalısınız. Diziyle tiyatroyu birlikte götürenler var ama bunu büyük bir özveriyle yapıyorlar. Motor-kuryeyle oyuna yetişenler oldu. Beni o heyecan öldürür. Bir de şu var; 25 yıl Ankara Sanat Tiyatrosu’nda çalıştım. Beşiktaş Kültür Merkezi’ne geldiğimde de yine kurum tiyatrosu mantığıyla devam ettim. “Bana Bir Şeyhler Oluyor”dan sonra repertuvara iki kişilik oyun girince o kadro dağıldı. Ben de bir sezon burada, öteki sezon orada oynamak istemedim.
Ne zaman sahnede göreceğiz sizi?
Ona Yılmaz Erdoğan karar verecek.
Siz BKM’nin Altan Abisisiniz, sormuyor musunuz, “Hadi artık, ne zaman bir şeyler yapacağız?” diye?
Film çalışmasından yeni geldiler. Daha önce de gençlerle bir şey yaptılar. Herhalde o sohbetlerimiz biraz ertelendi. Olur ama...
Özlediniz mi sahneyi?
Tiyatronun her anını çok iyi yaşadım. Üç bin kişiye de oynadım, üç kişiye de... Haftada 16 oyun oluyordu. Sinema bobini gibiydik, 11’de başlıyorduk, 21.15’te bitiyordu. Ama doluydu salonlar. Türkiye’nin gelişmesiyle o izleyici sayısı gelişemedi. Bugün sanatın kısıtlandığı bir dönemden geçiyoruz. O nedenle sahneyi özlüyorum ama bunların verdiği acı ağır basıyor bazen.

“Evet, Ali torunum gibi ama bütün sıkıntılara değecek”

Nasıl geçiyor bir gününüz?
13 aylık bir bebeğimiz var, Ali. Biraz ona göre yaşıyoruz. Sinemaya gidecek vakit falan pek olmuyor, en son “Kelebeğin Rüyası”nı izledim. Pazartesileri kendi dizimizi izliyoruz. Onun dışında “Kuzey Güney”e bakıyorlar evde. Eşim Ebru, TRT spikeri. Ali
için iki yıl ücretsiz izin aldı. Onun Ali mesaisine ben de yardım ediyorum.
Zor mu Ali’nin enerjisine yetişmek?
58 yaşındayım, tabii şimdi torun gibi o bana... Uykusuz kaldığımda falan zor oluyor ama o zaman da diyorum ki, “Türkiye’yi bu kurtaracak, o yüzden bütün sıkıntılara değecek”. Umudumuzu yeşerten, gelecek nesil...
Diyet, spor yapar mısınız?
Yürüyorum. Bu kış pek yürüyemedim ama nisan ortalarında başlayacağım. Diyetisyen kontrolünde
40 günde 14 kilo verdim.
Nerelerden alışveriş yaparsınız?
Ortaköy pazarı, Beşiktaş... Görenler şaşırıyorlar “Siz pazara mı çıkıyorsunuz?” diye. Akbilimin de olması epey konu oluyor nedense...

“Dedemizin mezarına gider gibi ailece Mozart’ın mezarına gittik”

-Büyük oğlum 23 yaşında, Bilkent’te tiyatro okudu. İki üniversite kazanmıştı; uluslararası ilişkiler ve tiyatro. Tiyatroyu tercih ettiğinde “Ben başladığımda tiyatro altın çağındaydı. İnternet, DVD falan yoktu... Şimdi pek çok zorluk seni bekliyor, hazır mısın?” demiştim. O da hemen “Hazırım” demişti. Öyle diyeceğini biliyordum. O, 2.5 yaşındayken, “Ay, Carmela!” diye bir oyunumuz vardı. İzlerken gözleri kapananlar olurdu. Oysa o gözünü kırpmadan izlemişti. O gün “Bu çocuğun içinde bir şey var” demiştim.

-Ben balık yemeyi çok severim. Çocuklarım da sevsin diye elimden geleni yapıyorum. Eskiden gidip en taze balığı buluyordum, en büyük oğlan “Baba köfte yiyebilir miyim?” diyordu, çok üzülüyordum. Gereksiz şeyler yediği için kilolanmıştı. Bir gün dedim ki “Sempatik rollerin tombul adayı olma. Senin de Hamlet’i oynama şansın olsun”. Aktör vücuduna bakmalı. Ben onu yapamadım. Spora vaktimiz olmadı ki... Bizim sporumuz dekorları kaldırıp indirmekti... Oğlanı ikna ettim, 36 kilo verdi. Şimdi balık tutkunu... Gelmeden arar, “Baba balık organize ediyorsun değil mi?” diye.

-Ortanca 13 yaşında. İki okulu birlikte götürüyor, Devlet Konservatuarı ve Şişli Terakki. Seviye Belirleme Sınavı’na hazırlanıyoruz. Müzikle çok ilgili bir çocuk. Biz de onun ilgisi devam etsin diye elimizden geleni yapıyoruz. Dört sene önce Avusturya’ya götürdük. Dedemizin mezarına gider gibi çiçek alıp Mozart’ın mezarına gittik ailece.

29 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni29 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber