Yazarlar
08.02.2015 - 02:30

Davutoğlu’nun davaya feda oluşu

Sitene Ekle
kgursel@milliyet.com.tr  |  Kadri Gürsel kgursel@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Ahmet Davutoğlu'nun siyasi geleceği 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri'nin muhtemel 3 sonucuna göre şekillenecek...

Partisi AKP 330 sandalyeyi geçerse Recep Tayyip Erdoğan’ın istediği “başkanlık rejimi”ni getirecek olan anayasa yazılacak ve referanduma sunulacak.

“Evet” oyu, Davutoğlu’nun “hükümetin genel siyasetini yürütme” görevini kağıt üzerinde de bitirecek.

Kısacası, Erdoğan’a tek başına mutlak muktedir olma yolunu açan herhangi bir seçim başarısı, Davutoğlu açısından tam tersine, sonunda unvanın da kaybedilmesi anlamına gelecek.

Tersi gerçekleşirse, mesela AKP psikolojik sınır olan “300 sandalye”nin altına düşerek iktidarda kalırsa bu başarısızlığın faturası Davutoğlu’na bir biçimde kesilecek.

Bu bakımdan ilk akla gelen, Erdoğan’ın yeni hükümeti kurma görevini Davutoğlu’ndan başkasına vermesi, yani Davutoğlu’nun unvanını yine kaybetmesidir.

Bu arada mevcut şart ve veriler ışığında, AKP’nin 7 Haziran’da tek başına hükümet kurmaya yeter çoğunluğu kaybetmesinin gerçekçi bir ihtimal olarak görülemeyeceğini de not düşmek gerekiyor. Üçüncü bir ihtimal de AKP’nin seçimlerde 300 ila 330 arasında milletvekili çıkararak bugünküne yakın bir pozisyon elde etmesidir.

AKP’nin 330’un altında kaldığı her durumda Erdoğan canının istediği başkanlığın anayasasını yapamayacak. Yapamayacağı için de kendisini sorumsuz ve tarafsız bir konuma oturtan mevcut anayasayı şimdiki gibi hemen her gün ihlal ederek ülkeyi ve partisini saraydan yönetmeye devam edecek.

Erdoğan’ın fiili başkanlık ya da pekala fiili başbakanlık yaptığı bir ülkede Davutoğlu açısından bizi ilgilendiren, unvanını koruyup korumayacağıdır.

Davutoğlu, başbakanlığa atandığı günden bu yana Erdoğan’ın onaylamadığı hiçbir girişiminin sonunu getiremedi.

Erdoğan, Davutoğlu’nun başbakanlıkta kendisini gerçekleştirmesine izin vermedi.

Davutoğlu, yolsuzluk dosyalarıyla arasına bir çizgi çekerek yeni bir başlangıç yapmak istedi; meclis komisyonu aşamasında engellendi.

Davutoğlu’nun ilan ettiği mal bildirimi ve imar rantlarıyla ilgili “şeffaflık paketi”nin uygulanması yine Erdoğan tarafından önlendi.

Davutoğlu, Erdoğan’ın istediği başkanlık sistemini benimseyip istediğine dair herhangi bir açıklama ya da imada bulunmamıştı ve bu durum Erdoğan’ın gözünden kaçmıyordu. Erdoğan’ın, 26 Ocak’ta “başkanlık sisteminin Ahmet Bey tarafından savunulacak en önemli tezlerden biri olduğunu” söylemesinden 10 gün sonra Davutoğlu nihayet konuştu: “İnsan haklarına inanan, evrensel temel ilkelerden hareket eden bir siyasi kültürün ve zihniyetin olduğu yerde başkanlık sistemi de hürriyetçi, özgürlükçü olur, parlamenter sistem de olur. Eğer böyle bir zihniyet, böyle bir kültür gelişmemişse her ikisinde de otoriter yapılara gidişi olur. Yani normatif olarak ‘Başkanlık sistemi otoriterdir, parlamenter sistem demokratiktir’ diye bir ayrım yapmak siyaset bilimi açısından cehalettir”.

İktidarın medyadaki amiral gemisi bu açıklamayı birinci sayfasından, “Başkanlığa karşı çıkmak cehalettir” başlığıyla duyurdu. Oysa Davutoğlu’nun bu sözlerinde bir başkanlık sistemi savunusu yoktu.

Davutoğlu, Erdoğan’ın istediği başkanlık sisteminin ülkeyi bir diktatörlüğe sürükleyeceği uyarısını yapanlardan içeriği bakımından ayrılan, farklı bir görüş belirtmemişti.

Erdoğan’ın istediği başkanlık sistemine karşı çıkanlar da zaten “iktidardaki otoriter siyasi kültür ve eğilimin mevcudiyetinde yeterli kontrol ve denge organları oluşturulmazsa açık diktatörlüğe gidilir” diyorlardı.

Davutoğlu neticede, Erdoğan’ın bu husustaki açıklama beklentisini entelektüel kapasitesini kullanarak savuşturmuş, başkanlık sistemini savunur gibi yapmıştı.

Bunu yapmaya zorlanmak da yeterince trajik bir durumdu.

Davutoğlu’nun önünde kendisini var edebileceği hiçbir ihtimal mevcut değil ve bu acı gerçekten de dilinden düşürmediği “dava”ya sığınarak kaçmaya çalışıyor.

Kendisi adına hiçbir şey yapamadığı için her şeye “dava adına” katlanıyor. Ve bizim de bu “dava kardeşliği”ni anlamadığımızı sanıyor.

Yazarlarda Ara
Bul
Ünlü "Fındıkkıran" balesi hangi besteciye aittir?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.