Pazar

21.08.2011 - 02:30 | Son Güncelleme: 21.08.2011-2:30

Divan Oteli yenilendi ama barı, berberi, rokokosu değişmedi

55 yıllık Divan Oteli baştan aşağı yeniden inşa edildi, 1 Eylül’de açılacak. Ama onu bir klasik haline getiren her şey korundu

Sitene Ekle

PELİN ÇİNİ-GÜLİZ ARSLAN

1956’da kurulan Divan İstanbul Oteli, müdavimlerinin sevdikleri özelliklerini kaybetmeden yenilendi. 2008’in sonunda yenileme çalışmalarına başlanan otelin açılışı 1 Eylül’de.
Otelin yenilenmesi vesilesiyle görüşlerini aldığımız müdavimler eski günleri özlemle anıyor. Hepsi bir konuda hemfikir: Divan’da geçen günler unutulmazdı.

Murat Gün: Eskiden de otelin dört bir yanı sanat eserleriyle doluydu şimdi de öyle.
Bedri Rahmi Eyüboğlu, Füreya, Jale Yılmabaşar ve Necdet Talay’ın eserleri yine sergilenecek.

 

“Bill Gates ve Calvin Klein’ın mimarı ile çalıştık”


Murat Gün Genel müdür yardımcısı

* İnşaat boyunca “Bar olacak mı? Pub’ı yıkmayacaksınız değil mi?” gibi sorular geldi. Herkesin içi rahat olsun. Barımız da, berberimiz de, pub’ımız da burada. Ne rokokomuz değişti ne de meşhur “Pub salata”mız. Berberlerimiz de ekiplerinde hiçbir değişiklik yapmadılar.
* Oteldeki yenilikler şöyle: Eksi 26 metrede 230 araçlık bir otopark yapıldı. Eksi 1’inci katta da bir spa merkezi ve spor salonu var.
* Çatımızdaki helikopter pisti birçok misafirimiz için büyük bir kolaylık sağlayacak.
* Mimarımız Thierry W. Despont’du. Fransız mimarın diğer projeleri arasında Bill Gates ve Calvin Klein gibi isimlerin evleri ve Amerika’daki Özgürlük Heykeli’nin restorasyon çalışmaları var. Projenin Türkiye ayağını ise Tanju
Verda Akan’ın sahibi olduğu Akan Mimarlık yürüttü.

“Banyosuz odasında da kaldım, suitinde de”

Gönül Yazar Assolist

* Divan Oteli çok klas insanların geldiği bir yerdi. Herkes elini kolunu sallayıp yuvarlak kapıyı döndürüp giremezdi.
* Ben o otelde yattım. Gönül Yazar olmamıştım daha, ufacık bir kızdım. Paramın yettiği, banyosuz bir odada kalırdım. Sonra en pahalı suitlerinde de kaldım.
* Bir zaman sonra olay bir otel oldu. Hiçbir zaman da çizgisini bozmadı. Türkiye’deki bütün üst düzey işadamları, gazetecileri gelirlerdi. Kahkaha, gırgır, şamata... Mavra yapılırdı. Divan başkaydı.
* Kızımın babası Erol Simavi bir gün ehliyetimi gördü. Adres yazan kısmında “Taksim, Divan Oteli, 45 numaralı oda” yazıyor. Güldü, “Aa, kadının evi yokmuş, adresi bile otel adresi” dedi
* Otelin yenilendiğini duyunca çok heyecanlandım. Yine gideceğim. Eski hatıraları düşündükçe hüngür hüngür ağlayacağımdan eminim.

“Açılır açılmaz Mücap Ofluoğlu ile gideceğim”

Aydın Boysan Mimar

* Divan Oteli’nin Gezi’ye hiçbir engel teşkil etmeyecek şekilde içinde bulunduğu sıkışıklıktan kurtulmasında mimar olarak benim de payım olmuştu. Barına da giderdim.
* Bir dostluk ortamı vardı. Her şey açıkça konuşulurdu orada.
* Çeşitli sıfatlarla bunca yıl ilgim olan otelin yeni biçimini gördüm, çok sevindim. Ancak Divan Oteli’nin yarım yüzyıldır çok ciddi ve başarılı bir topluma yararlı kuruluş olmasına rağmen az katlı bina ruhsatı alabilmiştir. Bu olağanüstü yanlış bir durum.
* Çok değişiklik yapıldı. Şimdi bakalım ne olacak? Oraya gitmek bir alışkanlığa dönüşsün, o zaman belli olur. Açılır açılmaz Mücap Ofluoğlu ile gideceğim.

“Berberinde gazeteciliğin magazini konuşulurdu”

Güneri Cıvaoğlu Gazeteci

* Divan iyi bir gelenektir. Restorana öğle yemeklerine sık sık giderdim. Yemekleri güzeldi. Merhum Vehbi Koç’un kızı Semahat hanım bu işi çok iyi bilir, çok seçkin mekanlar oluşturur.
* Genelde gazetecilerin gittiği bir yerdi. Erol Simavi Divan’da her akşam üstü içkisini alırdı. Günaydın’dan Vahit Çelikbaş’ı çok iyi hatırlıyorum. Vedat Sertoğlu gelirdi. Ecvet Güresin, Yılmaz Çetiner... Divan’a gelir, laflarlardı. Ben de aynı masada olurdum. Birkaç kez İlhan Selçuk’u gördüm, sohbetlerine katıldım. Gece aleminin ünlü ismi diye tanınan Dündar Kılıç’la iyi ahbaptı. İlhan bey onu yanına oturtur, konuştururdu.
* Viski içerdik. Rakı içenler de vardı. Şarap pek içilmezdi.
* Berberi de önemliydi. Erkek berberi Kemal beydi. Çok hoşsohbet biriydi. Kimler gelmiş kimler geçmiş onun makasının altından, kaç tane ense... Ben de orada tıraş olurdum. Bütün Babıali dedikoduları orada yapılırdı. O sohbet de çok zevkli olurdu. Berberde siyasetten daha çok gazeteciliğin magazini konuşulurdu.



Şimdilerde emekliliğin tadını çıkaran Divan Oteli’nin efsanevi
barmeni Avni Salbaş devretmeden önce kendi mekanı Pub Avni’de.


“Barı Doğan Nadi’yle kalkındırdık”

Avni Salbaş
Divan Oteli’nin eski barmeni


* 1955’in sonunda Divan Oteli’ne geçtim. Garson olarak başlamak istedim. Patronlarım “Daha yüzünde tüy bitmemiş, ne garsonluğu” diyerek beni şef komi yaptılar. Bazen 36 saat çalıştığım olurdu. Otelin açılışına hazırlanırken yedi kilo verdim.
* 16 Ocak 1956’da açıldı. Daha açılmadan garsonluğu hak ettim, papyonu taktım. Birkaç ay sonra barı hareketlendirmesi
için bir kurban arıyorlardı. Beni seçtiler. “Benim barda ne işim olur, içkinin tadını tuzunu bilmem” dedim, dinlemediler. Üç gün sonra baktım, tam bana göre.
* Hilton’a gide gele barmenliği kaptım, müşteri toplamaya başladım. Bir sene sonra barı çalışır hale getirdim. İkinci senenin sonunda Hilton’la yarışır hale gelmiştik. Barı Doğan bey (Nadi) ile birlikte kalkındırdık. Doğan Nadi geliyor diye gelmeye başladı gelenler. Üç-dört kişi gelirdi başladığımızda. Sonra 200’e kadar çıktı. Bara sığmaz, lobiye taşardık.
* Kimler gelmezdi ki... Bütün Babıali bizdeydi. Erol Simavi, Abdi İpekçi, Çetin Altan, Bedii Faik, Mücap Ofluoğlu, Fikret Hakan, Orhan Boran, Cüneyt Arkın, Ekrem Bora, Sadri Alışık, Ayhan Işık, Ajda Pekkan, Müzeyyen Senar...
* Divan kendi evim, dükkanım gibiydi. Vehbi Koç beyefendi “Sen patronsun” derdi bana, çok hoşuma giderdi. Ama bazı prensip meseleleri yüzünden 1971’de Divan’ı bıraktım. Vehbi bey Londra’daydı o sırada, yoksa mümkün değil bırakmazdı. Hiç istemezdim ama bitişikteki Ünver Oteli’ne geçtim. Divan’daki sıcaklığı bulamayınca bıraktım, kendi yerimi açtım; Pub Avni.
* Gelenler takım elbiseli olurdu genelde. Hanımlardan en şık Gönül Yazar’dı. Erol Simavi de çok şıktı. Bir müşterim vardı;
Turgut Kartal, Ayaspaşa’da bir çiçekçiden taze karanfil getirttirip takardı her gün.



Divan Oteli kadar Divan Pastanesi de dönemin gözde mekanlarındandı. Attila İlhan, Haldun Taner gibi isimler buranın müdavimleri arasındaydı. Hatta Attila İlhan’ın şiirlerini kaleme aldığı özel bir masası da vardı.

 


Etiketler: Müzeyyen Senar
©Copyright 2011 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.