Pazar

26.08.2012 - 02:30 | Son Güncelleme: 26.08.2012-2:30

Dünden bugüne İzmir Fuarı

31 Ağustos-9 Eylül tarihlerinde kapılarını ziyaretçilere açmaya hazırlanan İzmir Fuarı, bu yıl 81. yaşını kutluyor. Hatay’ın “onur konuğu il” olarak belirlendiği fuarın bu yılki teması, “Yaşamın Her Alanında Tasarım”

Sitene Ekle

Burcu Karakaşbkarakas@ milliyet.com.tr

Her afiş bir turizm penceresi, bir şehrin kılavuzundan yırtılmış bir sayfa. Hele İzmir fuar afişleri. Bozkırın ortasında onlar bana ansızın hiç gitmediğim ama ölecek gibi gitmek istediğim Orta Avrupa’nın oralarda, Viyana mı desem, Peşte mi desem; hasılı saman saçlı tertemiz kızların çardaş söyledikleri bir şehir havası verirdi.” “Nerede o eski fuarlar” nostaljisi yaşatan yukarıdaki satırlar, Atilla İlhan’ın kaleminden.

“İzmir Enternasyonal Fuarı” ya da kısaca İzmirliler’in kelamıyla “Fuar”, memleketin yalnızca sanayileşme serüvenine değil, sosyolojik değişimine de ışık tutan, deyim yerindeyse yılların eskitemediği bir büyük panayır.

Fuar fikri ilk olarak 17 Şubat 1923 tarihinde İzmir İktisat Kongresi’nde ortaya çıkar. Kongre mekanı olarak, Kordon’daki Osmanlı Bankası Deposu olarak kullanılan Aram Hamparsumyan Hanı seçilir. Kongre kapsamında açılan sergide pamuktan ayakkabıya, mobilyadan şaraba envai çeşit ürün sergilenir. Bu serginin ardından Vali Kazım Dirik’in İzmir Ticaret Odası ile yaptığı görüşmede, “9 Eylül Mahalli Sergisi”nin açılması kararlaştırılır. Vali Dirik, alınan kararı şöyle açıklar: “Memleketimizin kıymetli mahsülünü birçok memleketler tanıyor. Mahsulatımızın kıymeti, bütün dünya memleketlerini buraya çekecektir.” 4 Eylül 1927’de Mithatpaşa Sanat Enstitüsü’nde açılan sergiye, 195 yerli ve 72 yabancı firma katılır. Elde edilen başarı, sergiye süreklilik getirecek, etkinliğin uluslararası alanda markalaşmasına zemin hazırlayacaktır.

Panayırdan fuara geçiş

1933 yılında artık “sergi”den “panayır”a terfi etmiş organizasyonun “beynelmilel” olacağı müjdesini, İzmir Belediye Başkanı Behçet Uz verir. Haber tez elden yayılır, İzmirliler gelecek senenin telaşıyla kolları sıvar.

İlk uluslararası panayırın onur konuğu, Başbakan İsmet İnönü olur. Açılış konuşmasında, “İzmir Panayırı karşılıklı tanışma ve anlaşma için dost milletlere ayrıca imkan vererek hizmet etmiş olacaktır” diyen İnönü’nün sözleri, Kıta Avrupası’nın sinsice savaşa sürüklendiği yılların başlangıcına denk geldiği için manidardır. 1 Eylül 1936’da “Lozan Kapısı” önünde yapılan tören, epey rağbet görür. Bundan sonra “Büyük İzmir Yangını” olarak bilinen felaketin tahrip ettiği alana kurulan Kültürpark, fuara ev sahipliği yapacaktır. Fuar alanında bulunan pavyonların çevresi, havuz, bahçe ve gazino üçlüsüyle şenlenlendirilir. Ve etkinlik ilk kez 20 Ağustos 1937 tarihinde “İzmir Enternasyonal Fuarı” adıyla açılır. Ziyaretçi sayısı, 600 bini bulur.

Türkiye’nin İzmir’e aktığı günler

Ancak savaş yılları, fuarı kısa süreli de olsa sekteye uğratır. Nazi Almanyası’nın Polonya’yı işgali ile patlak veren İkinci Dünya Savaşı, kötü günlerin habercisi olur. 1942 yılında hükümet, fuarın açılmaması yönünde karar alır. “Büyük panayır”ın yeniden uluslararası çapta yapılabilmesi 1947 yılında gerçekleşir. Soğuk Savaş’ın yarattığı ideolojik kutuplaşma fuar alanına da yansır. İzmir Fuarı’nın “karşılıklı anlaşma”ya hizmet edeceği savunusu ilk yıllar doğru çıksa da, bir süre sonra bu temenni siyasi müdahalelerle buhar olup uçacaktır. Savcılık, 1951 yılında Çekoslovakya Pavyonu’nda “komünizm propagandası” yapıldığı gerekçesiyle, bazı afişleri “daha ziyade işçi sınıfının hakimiyetini mübalağalı olarak belirttiği” için indirir. Bu olaydan 10 yıl sonra ise, ABD-Sovyetler Birliği çekişmesi ziyaretçilerin huzuruna “İnsanlık Hizmetinde Atom” sloganı ile çıkar.

Ve 1970-80’ler... Fuarın eğlenceyle özdeşleşmeye başladığı dönem. Eğlencenin “star”larla, halkın gönüllere taht kurmuş sanatçılarla buluştuğu, gazino kültürünün pekiştiği yıllar. Afişlere yansıdığı şekliyle, “Asrımızın Sanat Güneşi” Zeki Müren’in “kıvançla” sahneye takdim edildiği, “Türk musikisinde rakip kabul etmeyen” Müzeyyen Senar’ın heyecanla beklendiği müzik ziyafetleri. Adile Naşit, Hülya Koçyiğit gibi Yeşilçam’ın unutulmaz simalarını muhteşem Çiğdem Talu-Melih Kibar ikilisinin söz ve besteleri ile buluşturan “Hisseli Harikalar Kumpanyası”nın sahneye koyulduğu günler.

Bülent Ersoy, Bedia Akartürk, Tanju Okan ve daha birçok sanatçıyı görmek adına, Ümit Tunçağ’ın deyişiyle, “Türkiye’nin İzmir’e aktığı” zamanlar, ülke tarihine yüzlerce renkli anı biriktirir.

Çağa ayak uyduran yeni fuar dönemi

Gerek ekonomik gerekse kültürel açıdan bir döneme damgasını vuran fuar, zamanla teşhir mekanlarının fuar alanlarından dijital ortama taşınması ile pop kültürün pençesinde çırpınmaya, eski ışıltısını kaybetmeye yüz tutar. Değişim kaçınılmaz olunca, modernleşen Türkiye’nin “prensesi”, saygıdeğer bir “kraliçe”ye dönüşürken yeniliklere ayak uydurmak zorunda kalır. Gazino geceleri yerini açık hava konserlerine bırakır.
Hızla gelişen çağın peşi sıra yol olmaya başlayan fuarın “Özgür Mikrofon Söyleşileri”, güncel ihtiyaçlara göre hareket etme gayretinin güzel bir örneği. Bu sene ilk defa yapılacak söyleşilerde, gazetecilerle “sansürsüz” sohbetler gerçekleştirilecek olması, ifade özgürlüğünün tartışmaya açıldığı şu günlerde önem arz ediyor. Ancak şüphesiz en önemlisi, fuara gençlerin ilgisini çekebilmek. Bu sebeple, tanıtım broşüründe belirtildiği üzere “gençleri hedef alarak” açılan “Bilişim ve İletişim” bölümü ile “Gençler için Film Atölyesi” aynı gayretin ürünleri. Maksat, fuarın şaşaalı günlerini büyüklerinden dinleyerek yetişen gençler ile fuar arasında duygusal bağ yaratabilmek. Velhasıl, bütün bu gelişmeler ışığında, İzmir Fuarı’nın yıllara meydan okuyarak adından söz ettirme kararlılığını ortaya koyduğu gönül rahatlığıyla söylenebilir.



Fuarın simgelerinden ‘Ege Güneşi’

Fuarda bu yıl

* Fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut’un hayvan haklarına dikkat çekmeyi amaçlayan “5199” adlı sergisi Kültürpark içinde yer alan Tarih ve Sanat Müzesi Galerisi’nde ziyaretçilerle buluşacak.
* Bekir Coşkun’un yazılarından esinlenerek, uluslararası başarılara imza atmış ressam Hasan Rastgeldi’nin resimlerinden oluşan “Yazının Rengi” sergisi Doğaltaş Müzesi’nde gezilebilecek.
* “Sinema Burada Festivali”nin bu seneki teması “Tasarım Fimleri ve Politik Filmler”. Festivalin onur konuğu yazar Tarık Dursun’a “onur ödülü” verilecek.
* Açılış töreninde Antakya Medeniyetler Korosu, ücretsiz konser verecek. 130 kişilik koro, farklı kültürlerden bir araya gelmiş rahipler, rahibeler, imamlar, kuyumcular, öğretmenler, emekliler, öğrenciler, manifaturacılar, avukatlar gibi farklı meslek gruplarından oluşuyor. Ermenice, Latince, İbranice, İtalyanca, Arapça ve Türkçe şarkılar ve ilahiler söylenecek.


©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.