Dünya
01.11.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 01.11.2017-2:30

‘Düzenli ordu’nun ilk özel kuvveti Musul’a

Büyük Taarruza hazırlanan Mustafa Kemal’in aklı Misak-i Milli sınırları içinde ve İngiliz işgalindeki Musul ve Kerkük’tedir. Yarbay Şefik Özdemir ve emrindeki 10 subay Revandiz’e gönderilir...

Sitene Ekle

BÜNYAMİN AYGÜN

Irak Türkmenleri, “Yalnız kaldı” serzenişi yüzyıldır dilden dile dolaşır durur. Sadece Irak’taki Türkmenler değil Türkiye Türkleri de hep bu soruyu sorar, “Neden yalnız bıraktık Türkmenleri...” Bu iki halkın kaderi, Osmanlı’nın yıkılmasıyla ayrı ayrı tecelli ediyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu getiren Birinci Dünya Savaşı bittiğinde bir İngiliz oldu bittisiyle kaderine terk edilen halkın yüzyıllık yalnızlığının hikâyesini araştırırken daha önce duymadığımız, tarihin tozlu sayfalarında adeta kaybolmuş gerçeklerle yüzleşiyoruz; İngiliz oyununu bozmak isteyen Atatürk bir taraftan büyük taarruza hazırlanırken diğer taraftan Türk ordusunun ilk özel kuvvetini Musul’a gönderdi. İngilizlerin, Musul’u işgal ettikten sonra bölgedeki aşiretler üzerinde egemenliklerini kabul ettirmeye çalışması halk üzerinde hoşnutsuzluğa neden oldu. Musul ve Kerkük’te önde gelen aşiretler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne elçiler aracılılığıyla bağlılıklarını bildirdi.

‘Musul için gereği yapılacak’ 

28 Ocak 1920’de kabul edildikten sonra tüm dünyaya ilan edilen Misak-ı Milli kararlarına göre, Musul vilayeti Türk yurdunun sınırları içerisinde yer aldı. Mustafa Kemal meclis kürsüsünden, Misak-ı Milli hudutları içerisinde bulunan Musul vilayeti için gerekenin yapılacağını söyledi.  Diğer taraftan zengin petrol kaynaklarına sahip Musul vilayeti, Lozan Barış görüşmeleri sırasında Türk-İngiliz ilişkilerinin düğüm noktasını teşkil etti. İngiliz Dışişleri ve Savaş Bakanlığı, Musul’un İngilizlerin denetiminde kalması için 1922-1923 yılları arasında büyük gayret gösterdi ve kendi açılarından, “başarılı netice” aldı.  ‘Musul Meselesi’ adlı kitabıyla 1922-1925 yıllarında Mustafa Kemal’in Musul için çabalarını anlatan Yrd. Doç. Zekeriya Türkmen ile yüzyıldır çözülemeyen Musul - Kerkük meselesini konuştuk.

‘Kut’ül Amare zaferi’ 

Yrd. Doç. Dr. Türkmen, Lozan’da çözülemeyen Musul’un iki ülke arasında en büyük sorun haline geldiğinin altını çizerken o yıllara ışık tutan bilgiler veriyor. Birinci Dünya Savaşı’nda en yoğun cephenin Irak cephesi olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Türkmen, “Irak cephesindeki çatışma, İngilizlerle 3 Kasım 1914’te başladı. Petrol uğruna yapılan bir çatışmaydı. Bu mücadele nehir boyu savaşları şeklinde geçti. İngilizler Şattülarab’ı (Dicle ve Fırat bölgesi), Abadan ile Kurna arasındaki Basra’yı kısa sürede aştı. Savaşların devamında 1916’da İngilizlere karşı büyük bir zafer kazanıldı, Kut’ül-Amare Zaferi. Ama bu zaferden yeterince istifade edemedik. Birinci Dünya Savaşı’nın en önemli iki zaferinden biridir Kut! Diğeri de Çanakkale Zaferi. İngilizler Kut’ül-Amare yenilgisinden sonra bölgenin önemini kavradı; Hindistan’dan takviye kuvvetler sevk ederek Irak coğrafyasında tutunmak için gayret etti başarılı oldular. Biz bölgede zafer kazanan askerlerinin bir bölümünü Almanya’nın isteğiyle Galiçya’ya gönderdik. Bir bölümünü kuzeye çektik. İngiliz istihbaratı, Rusların yola çıktığı yolunda haber yayınca Enver Paşa birliklerin bir bölümünü de Kafkasya çıkış noktalarına sevk etti. Irak birliklerinin azalmasını fırsat bilen İngilizler 17 Mart 1917’de Bağdat’ı ele geçirdi” diyor.

Misak-ı Milli

“Milli Yemin” ya da “Ulusal Ant” anlamına gelen Misak-ı Milli, Kurtuluş Savaşı’nın siyasi manifestosu diyebileceğimiz, altı maddeden oluşan bir bildiri. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları, Mustafa Kemal tarafından hazırlanan Misak-ı Milli ilkeleri doğrultusunda oluşturuldu.

Bağdat 383 yıl sonra el değiştirdi

Bağdat, 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından alınmıştı. 7 Mart 1917’de askeri anlamda İngilizlerin eline geçti. Böylece 383 yıl Türk idaresinde kalan Bağdat el değiştirmiş oldu.

İngilizler mütarekeyi bozdu

Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik ayrıldı ve 30 Ekim 1918’de kendisine dayatılan Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladı. Kerkük, Süleymaniye, Halep ve özellikle Musul, Mondros Ateşkesi’nin imzalandığı sırada Ali İhsan Sabis Paşa komutasındaki Türk birliklerinin denetimindeydi. Ancak ateşkesten sonra İngilizler, Türk birliklerinin Musul’u terk etmesini istedi. Tarihe yeni bir, “İngiliz oyunu” daha damgasını vuracaktı. Yrd. Doç. Dr. Türkmen şu bilgileri veriyor:Ekim’den sonra bölgedeki İngiliz İşgal Güçleri talimatla kuzeye çıkarak mütarekeyi bozdu. Kasım’ın 10’unda Musul, Kerkük ve Süleymaniye İngiliz işgaline maruz kaldı. Ali İhsan Sabis Paşa, buna direniş göstermediği için eleştirilerin odağına yerleştirildi. Ancak Bölgede kuvvetiniz zayıfsa askeri harekatta ‘taktik, geri çekilme’ diye bir prensip vardır. Zayıf kuvvetle tutunamamaktansa biraz daha emniyetli bir bölgeye çekilip savunma tedbiri almak gerekir. Ali İhsan Sabis’in komuta ettiği 6. Ordu kuzeye çekildi ve Musul, Kerkük hattını içine alacak bir hat oluşturuldu. Osmanlı’nın savaşmadan geri çekildiği doğru değildir.”

‘Misak-ı Milli belirlendi’

Anadolu’ya geçerek Milli Mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal, bir taraftan kongrelerle halkı örgütlemekle diğer taraftan da Ankara’da meclisin açılması için çalışmaktadır. Ankara’da 28 Aralık 1919’da Etlik’te, daha sonra Misakı Milli Müzesi olarak düzenlenecek olan Ziraat Mektebi’nde başlayan görüşmelerde Mustafa Kemal sık sık “Hududu Milli neresidir” sorusunu tartışma zeminine taşır. “Misakı Milli” sınırlarının o tarihte belirlediğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Türkmen o günkü görüşmeleri ve alınan kararları şöyle anlatıyor:

“Mustafa Kemal Paşa hududu milliyi belirlemek ister. Görüş birliği sonunda, Misakı Milli’nin İskenderun sancağının güneyinden başladığını, bugünkü Lübnan’ın bir bölümünü içine alarak, Halep milli sınırlar içinde kalmak üzere Fırat Nehri’nde birleşir. Deyrizor’dan aşağı inerek Musul Kerkük ve Süleymaniye’yi de dahil ederek 1639’daki Kasrı Şirin anlaşmasıyla Osmanlı İran sınırına dayanır. Bu sınır aynı zamanda Osmanlı toprak rejiminde Tımar sisteminin uygulandığı arazidir. Tımar sisteminde Türk ailelere verilen arazi parçalarıdır ve bu da Misak-ı Milli olarak kabul edilir. ‘Misak-ı Milli vatanın bölünmez bir parçasıdır’ denilerek ilke haline gelir.”

‘Milis Gücü Musul’da’

Alınan bu tarihi kararlar Osmanlı Mebusan Meclisi’ne taşındı ve kabul gördü. Türklerin yoğun olduğu bölgelerde egemenlik haklarının olduğu, diğer bölgelerde ise referandum yapılması görüşü kararlaştırıldı. Mustafa Kemal’in 1922’deki gizli emri ile Musul’a yönelik bir harekatı başlatmak üzere görevlendirilen Antep Milis Kuvvetleri komutanı Yarbay Şefik Özdemir Bey, buradaki askeri faaliyetlerini kendi şahsi gayretleriyle gerçekleştirdiği izlenimini verecekti. Yarbay Şefik Özdemir Bey, bugünkü ‘Bordo berelilere’ denk sayılabilecek nitelikte 10 subay ile Diyarbakır’dan Revandiz’e gönderildi. Yrd. Doç. Dr. Türkmen bu süreci şöyle anlatıyor:

“Ocak 1922’de Yarbay Şefik Özdemir 10 subay ile Revandiz’e gönderildi. Irak’taki faaliyetlerini şahsi teşebbüsmüş gibi gösterip harekatı buna göre planlayacaktı. Irak’taki  askeri birliklerin komutanı Cevat Paşa da lojistik ve teçhizat açısından destekledi. Kısa sürede yerli halkı yanına çeken Özdemir Bey, İngilizlere karşı oldukça önemli bir üstünlük sağladı. Musul ve Kerkük’ü önemseyen Mustafa Kemal, aslında Türk ordusunun ilk özel harekat gücünü oluşturmuş sayılıyordu. Özdemir Bey, hava ve kara gücü bakımından kat kat üstün olan İngiliz kuvvetlerine çok fazla dayanamayacaktı. Çünkü Musul meselesinin diplomasi yoluyla çözülmesi konusunda ortaya çıkan nedenlerden ötürü TBMM Özdemir Bey müfrezesine gereken desteği sağlamadı.”

Çöl Kraliçesi: Gertrude Bell

Yrd. Doç. Dr. Türkmen, Osmanlı belgelerine göre arkeolojik araştırmalar için bölgeye geldiği söylenen İngiliz Gertrude Bell’in casusluk faaliyetlerinin olduğunu ifade ediyor: “Irak’ta yerel halkı özellikle de Arap aşiretleri Türklere karşı kışkırtıyor. Sarışın ve güzel olması, Arap şeyhlerinin kısa sürede gözdesi olmasını sağlıyor. Paris Barış Konferansı’na delege olarak katıldı ve Irak Devleti’nin sınırlarının belirlenmesi için çalıştı.” İngiltere’de 1868’de dünyaya gelen kadın seyyah ve casus Gertrude Bell, Oxford Üniversitesi tarih bölümünü birincilikle bitiren ilk kadın oldu. Avrupa ve Ortadoğu’ya seyahat etmeye başladı. Bell, 1926’da intihar etti.

‘Bağrımıza taş basıp vazgeçtik’

Türklerin 1514 Çaldıran Zaferi’nden beri hüküm sürdüğü bölge, askeri açıdan 10 Kasım 1918’deki işgal ile kaybedildi. Hukuki anlamda ise 1926 Haziran’ında imzalanan Ankara Anlaşması ile tamamen Türklerin elinden çıktı. Yrd. Doç. Dr. Türkmen, dönemin dışişleri bakanı Tevik Rüştü Aras’ın “Bağrımıza taş basarak Musul’dan vazgeçtik” dediğini hatırlatarak sözlerini şöyle tamamlıyor: “Türkiye kandırıldı. Musul konusu Lozan’da İngilizlerle çözülemeyince Milletler Cemiyeti’ne havale edildi. Hakem heyetine verilince de İngilizlerin lehine karar çıktı.”

Yrd. Doç. Dr. Zekeriya Türkmen kimdir?

Tarihçi Yrd. Doç. Dr. Zekeriya Türkmen, 1964’te Bursa’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Öğretmen Teğmen olarak atandığı askeri okullarda tarih öğretmenliği ve idarecilik yaptı. Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde Yakınçağ Tarihi doktorasını tamamladı. Osmanlı Tarihi, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Tarihi konularında uzmanlaştı. Yayımlanmış 15 müstakil, 20 ortak yazarlı kitabı bulunuyor.

YARIN: Neft üzerine dönen savaşlar

 


Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
En Çok Konuşulan Haberler
    Sibel Kekilli ve Birol Ünel'in başrollerini paylaştığı film hangisidir?
    ©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.