Anılar çoğaldıkça hayaller azalıyor

Anılar çoğaldıkça hayaller azalıyor

Aklın süzgecinden geçirmeden eyleme geçirilen ani kararlar... Sakıncalı!
“Yükseğe çıkarken durulabilir. Ama düşerken asla.” Ünlü Fransız Generali Napoleon Bonaporte... Sosyal ya da ekonomik koşullar gereği bir insanın yalnızlaşmasını anlayabiliyorum. Ama eğer sözü edilen bir kralsa, o nasıl yalnızlaşır. Büyüdükçe bir bir savuruyor yakınındakileri uzaklara öyle mi? “Sahip olduğunuz tek şey bir çekiçse, her şeyi bir çivi olarak görmeye başlarsınız” diyor, ABD’li Psikolog Harold Maslow. Sahip olduğunuz şeyler azaldıkça hayat daha mı basitleşiyor acaba? Yani, sadece bir tornivadan varsa her şey vidadır gibi mi? Bu da benden olsun...

Anılar çoğaldıkça hayaller azalıyor

On parmağında on beceri olan ressam, şair, yazar Bedri Rahmi Eyüboğlu, sevdiği kadın Mari’nin ölümünden sonra,

“Türküler bitti...

halaylar durdu,

horonlar durdu,

hüzün geldi, baş köşeye kuruldu,

yoruldu yüreğim, yoruldu.”

dizeleriyle kutsamış büyük aşkını...

Ne yüce insanlar

Avukat Kaşif Töre, anlatır bazen telefon söyleşilerimizde ne denli şanslı olduğunu. Bu yüce insanların sofrasını, söyleşilerini paylaşmak ne güzel bir duygudur.

“Karadutum, çatalkaram, çingenem

daha nem olacaktın birtanem,

Gülen ayvam, ağlayan narımsın.

Kadınım, kısrağım, karımsın”

Sevdiği kadın Mari Gerekmezyan yaşarken döktürüyor bu satırları Bedri Rahmi. Ne yüce insanlar gelmiş geçmiş bu güzelim coğrafyadan. Değerlerini bilebildik mi acaba?

“Espri, tokat gibidir. Atıp kaçacaksın. Uzatırsan saçaklanır.” Değerli tiyatro oyuncusu Zihni Göktay... Az sözcükle çok şey anlatan bir usta.

Sanatçılar, yaşamın anlamına ulaşmamızı olası kılan yol göstericilerdir.

Deniz feneri gibidir onlar. Işık olurlar, önümüzü aydınlatırlar.

Anılar çoğaldıkça hayaller azalıyor

Paha biçilmez dostlar

 

“Her şeyin yüreği vardır / toprağın yüreği, tohumdur/ acı acı çatlar / göklerin yüreği, güneştir / Işık ışık oynar / aşkın yüreği, susuzluktur / sevgi sızlar / satırların gücü sarıp sarmalıyor insanı.

Şair-gazeteci-redaktör-çevirmen ve editör, bu güçlü sözleri dizelere döken Erdal Alova...

Yazmaya futbol yorumlarıyla başladım. 35 yıl önce okumak, yazmak önceliklerim değildi. Bu bağlamda beni çekip çeviren, yüreklendiren, yönlendiren, paha biçilmez dostlarım oldu. 77 yıllık yaşamımın son 20 yılında açığı kapatma telaşıyla yüklendim okumaya. Bu aşamada bir alışkanlık daha edindim. Küçük defterlere okuduklarımdan alıntılar yapmaya başladım. Tam 11 defterim var. Hepsi el yazması. Kitaplardan, gazetelerden alıntıların yanı sıra şiirler, özlü sözler, gülmeceler var defterlerde. Spor Müdürüm Mehmet Demirtaş’ın yüreklendirmesiyle ‘Hayatın İçinden’ köşesine başlarken, defterler yol göstericim oldu. Yaşamımda ilk kez bir etkinliği sürdürdüğüm için sevmeye başladım kendimi.

“Eğitilmiş bir köpek, başka bir köpeği eğitemez. Bu başarı, dil-düşünce gücüyle elde edilen, insanca bir başarıdır.” Ralph Waldo Emerson...

Anılar çoğaldıkça hayaller azalıyor

Akıl başa gelince...

 

Mardin-Diyarbakır-Safranbolu yörelerinden günümüze aktarılan bir demirci sözü vardır.

‘Demir tava geldi kömür bitti.

Akıl başa geldi ömür bitti.’

Benimkisi de o hesap. Okullardaki öğrenme günlerimi bozuk para gibi harcarken açılan arayı kapatma telaşı bastı giderayak. Olsun, yine de yakınacak bir durum yok ortada. Dinlenecek müzik, okunacak kitaplar, söyleşecek dostlar, izlenecek maçlar, yazılacak yorumlar ile yürüyüş yapılmayı bekleyen, denizle bütünleşmiş harika bir sahil yolu duruyor önümde. Az şey değil bunlar, değerini bilmek gerek. Şimdi keşke 18 yaşında olsaydım demek çok gerilerde kalmış bir hikâye.

Hikâye deyince aklıma geliverdi. Yaklaşık 25 ya da 26’larımdayım. İstanbulspor’da oynuyorum. Şaşkınbakkal’da oturuyorum. Bir pazar günüydü. Maç yoktu. Bir arkadaşım vardı: Aydan... Güzel bir kadındı. Moda’da oturuyordu. Bayağı donanımlıydı. Bağdat Caddesi, Caddebostan’da Pergola isimli, kafe-restoran karışımı sevimli bir mekân vardı. Akşam yemeği için oturduk. Siparişleri de Aydan verdi. İki az pişmiş dana biftek, bir salata, biraz peynir, bir şişe de kırmızı şarap. Kadın, nitelikli. İyi seçiyor. Derinden de bir klasik müziğin sesi geliyor. Aydan, bir ara “Bu müziği kim bestelemiş, biliyor musun?” diye soruverdi. Tam da adamına. Olaya bütünüyle Fransızım. “Bilmiyorum” dedim. “Franz Liszt, hasta yatağında bestelemiş” dedi. Bu kadarına da pes. Demek hasta yatağında?

Donanımlı insanlarla birlikte olmanın yararları saymakla bitmez. Bakın 50 yıl geride kalmış, belleğime kazınmış. Esen kalın, iyi pazarlar...

Anılar çoğaldıkça hayaller azalıyor

"Belki kaybedeceğim, ama savaşarak kaybedeceğim” diyerek azim ve kararlılığıyla direnmeyi öğütleyen, yaşam mücadelesinde umudu karartmayan kadındı o.

O son an geldiğinde bize sadece yüzlerinde kocaman gülümsemeleri, umut umut yanan gözleri kalıyor. Fotoğraflarla avunuyoruz. Özlemleri onlara sıkıştırıp, o anıları unutmamaya çalışıyoruz.

Şimdi giden bize güzel fotoğraflar, umutlar bırakan bir kızdı. Güle güle...#neslicantay

Anılar çoğaldıkça hayaller azalıyor

“Olduğunuz her şey, düşünmüş olduklarınızın sonucudur.”Budha (MÖ 563-483)

 

 

 

 

 

Pencereden atlayan kadını yakalamak isterken...Zeytinburnu'nda psikolojik sorunları olduğu belirtilen 32 yaşındaki Fulya B., pencereden atladı. Esnaf İbrahim Türkeli düşen kadını havada yakalamak isterken ağır yaralandı.
19 Ekim 2019 Magazin Bülteni19 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber