Çoktan seçmeli hayat sorusu

Çoktan seçmeli hayat sorusu




Terör küresel, hastalıklar öyle, piyasalar keza. Yolsuzluklar, haksızlıklar, öfke de. Her şey çok ülkeli artık, her şey iç içe. Tedirginlik, belirsizlik, güvensizlik hücrelerimizde. Komplolar, komplo analizcileri, komploculara gülenler, o gülenlere gülenler. Komplomsu tesadüfler, irili ufaklı manipülasyonlar. Gerçekle sanal arası gidiş gelişler.
***
Kelebekler bile masum değil bu devirde. En mahrem köşeler kelebek etkisinde. Uzak yerlerdeki küçük çırpıntılar bizim kıyılarda büyük dalgalar oluyor artık. İstemesek de, itiraz etsek de, hatta dirensek de. Ortalık karışık. Mütevazi mahallemizde asude bir hayata niyetliyken küresel mayın tarlasında saklambaç oynuyoruz aslında. Farkındayız veya değiliz. Oradan oraya koşarken serseme dönüyoruz, ya mayına basıyoruz ya sobeleniyoruz.
***
Habire işsiz kalan, borçla borç ödeyen, üniverisite kapılarında sürünen, hastanelerde gün bekleyen, İzmir'de önce Körfezi kirletip şimdi temzileyen, trafik, terör gibi canavarlarla boğuşan, Kuzey Anadolu fay hattına meydan okuyup İzmit'te yıkılan, Ankara'da rüşvet alan, en son Konya'da enkaz altında kalan biziz. Daha iyisini yapabiliriz, hissediyoruz ama bir yerde tıkanıp kalıyoruz.
***
Kıraathanelerde az gazete, az kitap okuyup bol taş oynuyoruz. Yılda 110 milyar adet sigara içerek resmen intihar ediyoruz. Mazeretimiz var tabii, dertliyiz! Yeniliklere açığız aslında.
Bir elinde cep telefonu umrunda mı dünya hallerine gayet yatkınız. YÖK'ün gölgesinde biz üniversiteliyiz diye caka satıyoruz ama araştırma/geliştirme konusunda o kadar iddialı değiliz. Çoktan seçmeli hayat sorusuna genelde komik, arada erotik, bazen fanatik ve tercihan geyik cevaplar veriyoruz. Başka şıklar yokmuş gibi. Gelişmiş ülkelere imreniyoruz ama onları kolayca yakalayacağımızı sanan da biziz.
Dünyanın büyük petrol üreticilerine komşu olmaktan bir hayır görmüş, komşularımıza burun kıvırmaktan vazgeçmiş değiliz.
***
Coğrafya derslerinde petrol yataklarını şeker fabrikalarından daha iyi ezberlemeliydik.
Tarihte Osmanlının tepe noktasında dünyanın diğer ucunda İspanyolların nasıl milyonlarca Güney Amerika yerlisini katlettiğini on ünitede geçmeliydik. Kovboy filmlerinde bazen Kızılderilileri tutmalıydık.
Uzakdoğu'ya bu kadar uzak durmamalıydık. Birbirimize "felsefe yapma" dememeliydik. Aynımız tıpkımız olan siyasetçileri yerden yere vurmasak, demokrasiyi kesip biçmesek, kesip biçenlere alkış tutmasak daha iyi olmaz mıydı?
***
Dışa açılırken, gözlerimizi dört açmamız gerekirdi. Riskleri öngörmeliydik. Küreselleşmeye kafaca ve ruhen hazırlanmalıydık.
AB'ye üyelik için uğraşırken, 100 yıl savaşlarını bilmemiz iyi olurdu mesela. Belki daha iyi anlardık onları. ABD'yle bu kadar işbirliği yaparken Amerikan futbolundan birazcık anlasaydık bari.
Süper gücü daha iyi okurduk belki o zaman. Komşularımızla daha çok karşılıklı gidip gelebilseydik keşke.
Daha rahat ederdik.
***
Bugünü başka türlü yaşamaya, yarını daha çok düşünmeye, dünyaya daha dikkatli bakmaya bir an önce başlasak ya. Daha bilgili, daha uyanık, daha ciddi olmayı denesek? Tamam hayatın keyfini de yakalamak lazım ama en azından şimdiye kadar yaptıklarımızın bazılarını bırakıp, ihmal ettiğimiz şeyleri yapmaya başlasak?





EGE






Ve ordu sokağa indi: Ülke en zorlu döneminden geçiyor!Metro ücretine yapılan zam ile başlayan ve perşembe günü şiddet olaylarına dönüşen gösterilerin ve yağma olaylarının artmasıyla Şili, 1990'dan bu yana en zor dönemlerinden birini geçiriyor.
20 Ekim 2019 Magazin Bülteni20 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber