Hani bizim sevdamız?

Hani bizim sevdamız?

Hani bizim sevdamız

Süper Lig’in ilk yılında deplasman fatihi olan Göztepe, bu sezon tam bir hayal kırıklığı yaşattı. Geride bıraktığı 22 haftada dışarıda 2, evinde ise sadece 6 galibiyet alabilen sarı kırmızılı ekibi değerlendiren yazarlarımız, “Geçen sezon ki fırtınalar estiren takımı arar olduk” dedi.

Bülent Buda: Ceza alanına indirilen 2 top 2 gol. Golleri atan Kayserili futbolcular hiç rahatsız değil. Bu nasıl adam ve alan paylaşımı? Takım geride yenik oynuyor, oyunun temposu düşük, ataklar cılız. O rakibine basan, üstüne abanan, savunmaları hataya zorlayan girişimler eksik ya da yetersiz. Gol bölgelerinde hücumcuların pozisyon hazırlama, hazırlanmış pozisyonu bitirme, sonuçlandırma isteğinde girişimlerindeki yetersizlik tehlikeli boyutlarda. Atılan eşitlik golündeki hamleyi bile Kayseri’nin hücumcusu Deniz yapıyor ve golünü atıyor kendi kalesine. Yitirilen 1 puan çok değerliydi. İlerleyen haftalarda umarım “Keşke” bunalımı yaşanmaz. Takım düşük viteste oynuyor. Kayseri öyle yıkıcı, boğucu ve zor bir deplasman değil. Borges’i eleştirenler onu bu maçta çok aradı. Göztepe özellikle hücum bölgelerinde daha önemlisi hücumun merkezinde gole dönük düzenlemelerde kendini geliştiremezse bu işin sonu tatsız görünüyor. Benden uyarması.

Fatih Tanfer: Göztepe, Kayseri deplasmanında yine bireysel hataların sonucunda maçı kaybetti.

- Maç boyunca, takım savunması ve yerleşiminde büyük hatalar yaptı.

- Rakibini karşılama adına doğru sonuçlar alamadı.

- Yenilen iki golde bu hataların sonucuydu.

- Savunma ikilisi Titi ve Reis devamlı baskı yediler. Pas oyununu yapamadılar. (Yalnız öyle mi. İlk golde 40 metreden gelen topu vurdurttular. İkinci golde de merkezden gelen Kayserili futbolcuya gol vuruşunu yaptırdılar.) Uzun topla oynamak zorunda kaldılar. Maalesef her ileri giden top hiç beklemeden Göztepe kalesine geri döndü.

- Hücum oyuncuları rakibe baskı yapamadılar. 3. bölgede topu tutamadılar. Hava toplarında zaten hiç etkili değillerdi. 75. dakikadan sonra çift santfora döndü o da gerekli verimi veremedi.

- Göztepe’nin önemli sorunlarından birisi olan yaratıcı oyuncu eksikliği devam ediyor. Beraberlik golü sonrası futbolun yazılı olmayan bir kuralı olan 5 dakikalık tehlikeli süreci yine atlatamadı kalesinde golü gördü. Üzülürek ifade ediyorum ki Göztepe’nin birçok futbolcusuna dalgalı performanslarının yanına silik ve başarısız performansları da eklendi.

- Bu maçı kaybederek yukarı sıralarla mücadele etme şansını azalttı. Ancak bu haftadan itibaren dikkat. Rakip Trabzonspor. Lig zor. Bilhassa alttaki takımların kazanmaları sonucunda makas iyice daraldı. Unutulmasın Göztepe İzmirimizin Süper Lig’de gözbebeği. Aman dikkat.

Mehmet Demirtaş: Bu sezon gerçekten çok farklı bir Göztepe izliyoruz. Üzülerek söylüyorum ki geçtiğimiz sezon fırtınalar estiren, taraftarıyla herkesin gönlünde taht kuran Göztepe’yi gözlerimiz arar oldu. Birşeyler doğru gitmiyor o kesin. Oyuncu grubunda bir rahatlık söz konusu. Kayserispor önünde de buna bir kez daha şahitlik ettik. Gol bölgesinde sorun yaşayan Göztepe savunmada da artık arızalar yaşıyor. Özellikle maçın ilk yarısında yenilen ilk golde Reis ve Titi ikilisi Chery'ye nasıl pozisyon veriyorlar aklım almıyor. Adam paylaşımı evlere şenlikti. Orta sahada Castro yalnızları oynadı. Halil 3 yıllık mukaveleyi imzaladı ve eski halinden eser yok şimdi. Yasin ve Serdar’ı gözlerimiz aradı. Bal yapmayan arı Ğouffran bildiğimiz gibi. Uzun lafın kısası dertler sarmış dört bir yanını Göztepe’nin. Her şeye rağmen asla pes etmeyen güçlü taraftarı ile kalan 12 maçta hırslı, saldırgan, kazanma arzusu yüksek Göztepe’yi izleyeceğimizi umut ediyorum. 12 maçın 7’si evinde, 5’i dışarıda. Bu haftaki Trabzon maçı sarı kırmızılıların yol haritasını belirleyecek.

Akhisar’da çıkış olacak mı?

Bülent Buda: Tribünler boş. Kulübede Cem Kavcak. Günaydın. Daha önce devam etseydi ya. Sezon başladı kaç teknik adam kaç santrafor görev yaptı. Akhisar en son ne zaman böylesine savrulmalar, gel gitler yaşadı? Uzatmalarla Ankaragücü 45 dakika 10 kişi. Evet takım koşuyor, basıyor, pas yapıyor. ‘Her şey var, gol yok’ diyeceğim ama öyle her şey de yok. Maçın bitimine doğru konuk takım öne de geçebilirdi. Zaman zaman rakibin üzerine gidiyorlar, baskı oluşturuyorlar. Lakin o gidişler rakibi çökertmiyor, hataya zorlamıyor. Evet sakatlar, cezalılar. Tamam öyle de kadroya baksanız ortalık yabancı kaynıyor yine de. Yabancıda ölçüyü kaçırdık hükmen yenilgi bile aldık. Diyeceğim o ki oyun alanındaki kafalar Akhisar’da değil, banka hesaplarında sanki.

Fatih Tanfer: Akhisar’da takımın büyük eksikliği yine öne çıktı; golcü yokluğu. Takımda tüm etkili atakları ve pozisyonları yaratmada orta saha oyuncuları Josue, Serginho ve Sisokko vardı. Bunlara hücum oyuncuları gerekli katkıyı veremeyince istenilen sonuç gelmedi. Elbette Ankaragücü karşısında Lopes ve Güray’ın yokluğunu derinden hissettik. 90+2’de Ankaragücü’lü futbolcunun ceza sahası içinde çekilen şutu elle oynamasının sonucu penaltı olmalıydı. (Halis Özkahya VAR’a gitti izledi, ancak devam kararında ısrar etti.) Cem Hoca Galatasaray’ı yendikten sonra görevden ayrılmıştı. Bu hafta rakip yine Galatasaray. Taktik bilgisi, rakibi doğru irdelemesi sonrası heyecanı ve coşkusu üst düzeye çıkacak bir Akhisarspor’un başarabileceğine inanıyorum.

Mehmet Demirtaş: 7 sezondur Süper Lig’de mücadele eden Ege’nin incisi Akhisar hiç böylesine yıkım dolu bir sezon yaşamamıştı. Teknik adam seçimlerinde yapılan yanlış politikalar Akhisar’ın şu anki durumunu özetliyor. Nihayet Cem Hoca’ya takım teslim edildi. Kurtarıcı Cem Hoca görünüyor. Bu haftaki Galatasaray maçı Akigo’nun en büyük sınavı. İçeride alınacak galibiyetler Akhisar’ı ligde tutar. Şimdi pes etmeden taraftarla bütünleşerek kabus dolu sezonu ateş hattından kurtarmak ilk öncelik.

İyiler her zaman kazanır

Bülent Buda: Yaşım ilerledi. Esnemelerin önünü alamıyorum. Salt Altınordu’yu izlerken esnemezdim. Bu hafta o da oldu. En düşük tempoda, en düşük pas oyunuyla, en düşük atak sayısıyla, en çok top kaybıyla ve rakibe verilen en çok atak sayısına karşın kazandılar. Bu arada rakip Gazişehir’in öyle ahım şahım ‘Bu da kaçmaz’ diyebileceğimiz pozisyonu da yok. Fazla heyecan bir de yaş almışsan beni Altınordu’nun saha sonuçları oyun biçimi götürmeyecek. Erce’nin her koşulda ayağındaki topu takım arkadaşlarıyla buluşturma kaygısı götürecek. Neticede tebrik ederim.

Fatih Tanfer: Altınordu’yu, futbol adına büyük bir keyif alarak Gazişehir karşısında izledim. Şampiyonluk adına büyük masraflardan kaçınmayan rakibini 1-0 yenerek puanını 38’e çıkardı. Oyun anlamında öncelikle kalede Erce, savunmanın merkezi kalesini iyi savundu. Rakibinin etkili oyuncularının üretken olmasını engellediler. Sahayı enine genişleterek rakibin savunma duruşunu bozdular. Kanatlardan iyi toplar getirdiler. Maç düşük tempoda oynandı. Bu Altınordu’nun maçı kazanmak adına doğru bir felsefesiydi. Altınordu, bildiği uyguladığı doğru sistemle 15 haftada 1 mağlubiyet aldı. 22 maçta yediği gol sayısı 13, bu tesadüf olamaz. Takım oyunu anlayışının bir sonucudur. Bu anlayışı inatla ve doğru bir biçimde uygulatan Hüseyin Hoca’ya da futbol adına teşekkürler. Altınordu kazanmak adına doğru işler yapıyor.

Mehmet Demirtaş: Altınordu çıkışını sürdürüyor. Gazişehir karşısında güçlü rakibi karşısında kontrollü oyunu benimsemesiyle ve akıllı oyun planıyla 3 puanı hanesine yazdırdı Her şeyden öncesi şunu gözlüyoruz ki Hüseyin Hoca artık Süper Lig’i çok istiyor. Gerçekten de Hüseyin Hoca karakterindeki bir hocanın yeri de kesinlikle Süper Lig olmalıdır. Ben bu süreçten sonra Altınordu’nun düşüş yaşayacağını düşünmüyorum. Azim ve kararlılıkla bu sene bu iş tamam diye düşünüyorum.

Hani bizim sevdamız

Horoz’un zirve gururu

Bülent Buda: Tribünlerde 30 binin üstünde Eskişehir taraftarı. Yenilenmiş bir Eskişehir. 8 maçtır da sahasında yenilmiyor. Buna karşın liderde iç, dış saha dinlemiyor. 14 haftadır yenilmiyor. Coşkulu, tutkulu bir ortam hakemin düdüğü hemen 4. dakika. Mehmet Akyüz net pozisyonda. Ya kaleciye takılıyor ya da kaleci ona takıyor. Kuşkulu pozisyon. Eskişehir ilk dakikalarda baskılı, hızlı. Gole de erken ulaştı. Gol aşamasında da Denizli savunması seyirciydi. 21. dakikada Eskişehir’in ikincisi direkten döndü. O olsaydı yandı gülüm keten helva. Bu süreçte Denizli’de orta alan ile savunma yalpalıyor. İki takımın oyuncuları da gergin, öfkeli. Hakemin her düdüğüne maydanoz. 39. dakikada Eskişehir savunmasının vahim bir hatası ve Mehmket Akyüz’ün uyanıklığı ile gelen eşitlik golü. 46. dakikada Abdülkerim lüzumsuz bir sarı ile Osmanlı maçında yok. İyi gününde Burak, Mehmet Akyüz, Ziya bu maçı ikinci yarıda koparırdı, skora koşarlardı. Her şeye karşın yenilmezlik sürüyor bu koşullarda 1 puanda iyidir. Bu aşamada izin verirseniz bir uyarı. Osmanlı karşısında bu oyun tutmaz. Çok daha iyilerini izledik.

Hani bizim sevdamız

Fatih Tanfer: Denizlispor zor Eskişehir deplasmanında 17. dakikada Jesse’nin golüyle 1-0 mağlup duruma düştü. 27. dakikada Stachowiak çok önemli bir gol pozisyonunu kurtardı. Eskişehir ilk 30 dakikada maçı koparabilirdi. 34. dakikada Alperen’in direkten dönen şutu şansızlıktı. Denizli doğru oyununu buldu. 39. dakikada Ziya’nın direkten dönen şutunu Mehmet Akyüz tamamladı ve golünü attı. İkinci yarıda daha dirençli ve mücadele eden bir Denizli izledik. Gerçekten zor şartlar altında 1 puanı aldı. Ligin boyu kısalıyor, maçlar zorlaşıyor. Bu hafta şampiyonluk maçı desem abartmış olmam. Evinde Osmanlıspor’la son derece önemli bir maça çıkıyor.

Mehmet Demirtaş: Denizlispor zorlu Eskişehir deplasmanından da yenilmeden lidere yakışır bir şekilde 1 puanla evine döndü. Her ne kadar oyun tarzı lidere yakışmasa da baskı altında oldukları gözlerden kaçmadı. Bu haftaki rakip eski hocaları Osman Özköylü’nün çalıştırdığı Osmanlıspor. Güçlü taraftarının da kenetlenmesiyle birlikte bu sınavıd a başarıyla geçeceklerine inanıyorum.

Sezon böyle bitecek

Bülent Buda: 70. dakikada hakemin Ümraniye’den Leandrinho’ya gösterdiği sarı değil, net bir kırmızı olmalıydı. Oyun dışı kalmayan Leandrinho 72. dakikada Ümraniye’yi oyunda tutan ilk golü attı. Gol sonrası ardından kısıtlı hamleler geldi. Takım maçı kazanacak düzeyde oynamadı. Ümraniye evinde haliyle daha etkili daha sık bastı. Öyle ahım şahım olmasa da golü daha çok istediği pozisyon sayısından belli oldu. Ümraniye’nin kadrosu seçenekli. Hele ilk dizilişte hücum bölgesi bütünüyle yabancı. İlk golde Glumac savunma merkezinden uzaklaşmasa o golün atılacağı kuşkulu. Balıkesir için önemli ve değerli olan bu yıl bu ligde kalmak.

Fatih Tanfer: Balıkesirspor ilk yarıda Ümraniye karşısında pozitif bir oyun oynadı. Kalede Vukovic başarılıydı. Nizamettin takımı iyi organize etti. Sedat ise etkiliydi. Belec daha iyi olsa puan ve puanlarla dönmek sürpriz olmazdı. Balıkesirspor şuan 29 puanla 10. sırada. Geçen hafta ifade ettiğimiz gibi bu zorluklara rağmen ligde iyi bir konumda olduklarını söyleyebiliriz. Bu hafta rakip Afyonspor ligin kaderini belirleyecek maçlardan birisi olduğunu unutulmamalı.

Sen melek misin Marco?

Bülent Buda: Futbolda eşine az rastlanır durumdur. Bir futbolcu, bir takım gibi. Arkadaşları alınmasın, gücenmesin. Marco Altay’ı bu yıl ligde tutuyor. Marco’nun attığı gollere tekrar tekrar bakın olmayacak yerde ‘Bu iş bitti’ artık denildiğinde, belki de herkes vazgeçtiğinde o vazgeçmiyor. Maç 90 dakikadır ‘Hakemin bitiş düdüğüyle sonlanır’ deyişine uyan bir tavır, bir direniş, asla vazgeçmeme hali. O nasıl bir yaratıcılıktır o nasıl bitirci vuruşlardır. Topun kaleye yuvarlana yuvarlana ağlara bile değmeden kaldığı tek bir görüntü yok. Sağla solla ya da kafayla her vuruşu ağlara yapışıyor, kucaklaşıyor adeta. 90 ile uzatmalarda o yorgun kaslarda nasıl bir güç depolanmış ki mermi gibi yöneliyor 3 direk içine meşin yuvarlak. Takım alınganlık göstermesin. Epeydir İzmir’de böyle bir yaratıcı kurtarıcı izlemedim. Marco içimi serinletiyor futbolu seviyorum onunla. O bizi coşkuya taşıyor, biz de haliyle onu seviyoruz. Bu arada Aydın ile Ulaş iyi maç çıkardılar. Başarılı oldular bunu da vurgulayalım.

Fatih Tanfer: Altay, Boluspor karşısında maç boyunca topa daha çok sahip oldu. Ancak hücumda daha etkili olmalıydı. İki şutun direkten dönüyor. 90+2’de Marco Paşa topu kaleciye nişanlıyor. Sonra da inanç ve kalite faktörü devreye giriyor. Bir dakika öncesi golü kaçıran Marco, 3 kişinin arasından kazandığı topu şahane vuruşla 3 puanı getiriyor. Altay düşündüğümüz gibi yetenekli futbolcuları ve gün geçtikçe gelişen doğru oyun anlayışıyla yukarılara tırmanıyor.

Mehmet Demirtaş: Son 6 haftayı kayıpsız geçen Altay, son iki haftada da aldığı galibiyetlerle taraftarının gönlünü almayı başardı. Siyah beyazlılar, haftaya da Giresun deplasmanında bu durumu sürdürmeli. Marco’ya büyük bir parantez açmalıyız. Altay şu an elinde tutttuğu ve sıralamasını belirlediği puanların büyük çoğunluğunu ona borçlu. Doğru zaman, doğru insan da diyebiliriz. Bu galibiyet Altay’a kutlu olsun. Sezonun sonuna kadar kalan süreçte daha iyilerini göreceğimize eminim.

Ülkede facia: Okul yangınında 30 çocuk yaşamını yitirdi!Liberya'da okulda meydana gelen yangında en az 30 çocuk hayatını kaybetti.
18 Eylül 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber