Sahada yenilebilir ama tribünde asla

Spor Toto Süper Lig’de Kasımpaşa maçından önce çıktığı 3 maçı da kazanma başarısı gösteren Göztepe, sakatlıkların ve şansızlıkların yakasını bırakmadığı karşılaşmadan yenilgiyle ayrıldı. Sarı kırmızılıları değerlendiren Milliyet Ege’nin usta isimleri, “Göztepe’nin en büyük kazancı Türkiye’ye örnek olan güçlü taraftarı. Onlarla birlikte tüm zorlukların üstesinden gelirler” dedi

Sahada yenilebilir ama tribünde asla

Bülent Buda: Yorumcular övüyor. Trezeguet’in gollerdeki payı, attığı golün kalitesini. Tamam öyle olsun. Ama devam edin lütfen, Traore ile Gassama’nın sakatlanmalarını söyleyin. Onların yokluğunda Beto ile savunma göbeğinin iflas edişini de. Bayram Bektaş maç bitimindeki yorumu, ‘Kasımpaşa’nın bize empoze ettiği oyunu oynadık. Kendi oyunumuzu oynayamadık’ Hoca’da haklı diyelim. Ama takımında yaşadığı travmayı ıskalamayalım lütfen. Hafife almak değil niyetim. Lakin Kasımpaşa’da öyle ahım şahım bir oyun oynamadı ki. Oldu olacak bir soru’da bizden olsun. Yasin’in muhteşem golünden sonra oyuna Poko hamlesi daha çok yakışmaz mıydı? Bağışlayın akıl vermek tarzım değil. O kulübede bekleyenler içinde takımı ateşleyebilecek tek adam Poko’dur. Elbette bence... Neticede iki sakatlık, yaşamsaldı Göztepe için. Trezeguet’de günün adamı olacak ortamı bulunca böyle oldu.

Fatih Tanfer: Göztepe’nin Kasımpaşa karşısında aldığı mağlubiyet Göztepe’ye gönül verenleri hem üzdü, hem de hayal kırıklığı yarattı. Ancak hemen vur abalıya yapıp, kolaycılığı seçmeyelim. Göztepe’nin kanatlardaki iki gücü Gassama ve Traore’nin sakatlanması büyük bir şansızlıktı. Takımın gücünü büyük ölçüde yok etti. Kasımpaşa maçın başından itibaren 3. bölgeden baskı yapınca stoperler Titi ve Reis uzun top oynamaya mecbur kaldılar, geriden oyun kuramadılar. Bu maçta Göztepe en büyük özelliklerinden biri olan takım savunmasını doğru yapamadı. Futbol yetenekli oyuncularla oynanır gerçeğini Kasımpaşa’daki başta Eduok ve Diagne ile gördük. Devamlı hareketli, kuvvetli ve yetenekli oyuncular. Bir takım için sadece mücadele yetmiyor. Göztepe oyun planında öncelikle kaybetmemek adına topu rakibe verip, hızlı hücumlarla çıkmayı planlamıştı. Rakibinin etkili oyuncularını bildiği için riskleri en aza indirmişti. Ancak olmadı. İki önemli oyuncunun sakatlanması 2-1’den sonra Alparslan’ın şahane şutunu kalecinin çıkarması ve sonrası gelen üçüncü gol olmadı. Dünyanında sonu değil. Milli maç arasında rakiplerin analizlerini çok iyi yaptığına inandığım Bayram Hoca heyecanı ve coşkusunu arttırdığı bir Göztepe ile Beşiktaş maçında buluşacağımıza inanıyorum.

Mehmet Demirtaş: Son üç haftada aldığı galibiyetlerle fırtına gibi esen Göztepe’nin, Kasımpaşa karşısında beklenmedik bir mağlubiyet alarak büyük şok yaşadığı kesin. Sarı kırmızılıları şansızlıklar ve sakatlıkları can sıktı. Kasımpaşa'nın Göztepe’nin oyun planını çok iyi analiz ettiğini karşılaşmada hep birlikte gördük. Orta sahada Castro'ya özel tedbir aldığı gözden kaçmadı. Göztepe ise ataklarda sağ kanattan Gassama ve Tayfur'la bindirmelerle gol aradı. Kasımpaşa atakları, Yasin ve Traore'nin bölgesinden geldi. Traore'nin şanssız sakatlığından sonra da o bölgeden golü buldu. Üstüne ikinci şansızlık Gassama sakatlandı. Bayram Hoca’nın sorunlu bölgeye müdahalesini bekledik ancak yaşanan talihsizliklerin şokunda kaldı sanırım önlem gelmedi. Belki Bayram hoca sol tarafa çare bulabilseydi sonuç değişebilirdi. Yasin’in performansı müthiş attığı füzeye ise şapka çıkarılır. Ancak baktığımız zaman Yasin'in aklında sadece gol atmak var. Futbolda artık bireyselliğe yer yok. Futbol takım oyunudur. Haftalardır gol atma alışkanlığı edindiği bir gerçek ama attığı kadar da attırmakta görevleri arasında.Özetle sahada izlediğimiz karşılaşmada kazanma azmi yüksek olan Kasımpaşa’ydı ve de kazandı. Ben yinelemek istiyorum bu takım bu sene Avrupa’da oynayabilir. Yüksek konsantrasyon ve maç maç düşünüp devre arasına kadar puan ve puanları toplamak öncelikli olmalı. Devre arasında nokta dokunuşlarla Göztepe’nin güçlü taraftarının hayalini gerçekleştirmesi için bir engel yok diye düşünüyorum. Önümüzde milli ara var ve Göztepe’ye ilaç olacaktır.

Aslan’ı dize getiren ruh nerede?

Bülent Buda: Mustafa Yumlu (Geçmiş olsun) Öncesi, sonrası. Konuşuluyor, yazılıyor. Yumlu’nun sakatlığıyla savunma dengesinin bozulduğu kesin. Bir de Yumlu’nun takım üzerindeki moral, motivasyon gücü. Trabzon’un 3 golü var ama öyle abartılacak düzeyde bir futbol oyunu yok. İki duran top biri penaltı, bir de önce kaptırılıp, sonrasında savunma yerleşim hatasından gelen üçüncü gol. Manu ile Selezynov değişiminin doğru ve bu hamlede de Cihat Hoca’nın haklı olduğu vurgulanıyor! Öyle de peki Cihat Hoca’nın Selezynov’u kulübeye çekmesi doğru mu? Onda da haklı mı? İkinci yarıda iki farka karşın, maçı koparacak nitelikle bir futbol sergiledi Akhisar. Üçüncü gol, köpüren bu isteğin üzerine kül döktü. Üç farklı Galatasaray galibiyetinden sonra biri Avrupa Kupası’nda 3 yenilgi. Böylesi donanımlı, koşulları üst düzey bir takım için bu kadarı fazla. Üzerinde düşünmek lazım. Kimsenin bu yenilgilere üretecek gerekçesi olamaz. Ligin dibindeki Akhisar, kulağa hiç hoş gelmiyor.

Fatih Tanfer: Yıllardır, çarşamba günleri sizlerle buluşan 90+3 köşemizi takip eden saygıdeğer okuyucularımız bilirler ki Akhisarspor, Türk futbolunun güzel örneklerinden biri. Herkes gibi doğru yönetilmesi ve başarılarından büyük mutluluk duyduk. Hak ettiği iltifatları da hep köşemize taşıdık. Ancak Trabzonspor karşısındaki Akhisarspor’u seyrederken duyduğum üzüntüyü kelimelerle ifade edemem. Trabzonspor’un defansına baskı yapan takımlara karşı hiç başarılı olamadı. Ancak sen tek forvet Manu ile karşılaşmaya başlıyorsan böyle bir şey yapma gibi bir şansın yok. (72. dakikada Aykut topu taşıyor, Akhisar ceza sahasının köşesinde tek Aykut ve 5 Trabzonspor’lu!) Açıkçası Akhisarspor’u üzülerek ve mutsuz bir şekilde seyrettim. Cihat Hoca önceliğimiz lig dedi. Elbette aynen katılıyorum. Ancak o zaman Selezynov, Regetansiz bir takımın başarıya ulaşması mümkün değildi. Gözlerimiz Galatasaray maçındaki Akhisarspor’u aradı. Saygıdeğer hocam, “Korkunun ecele faydası yoktur” Akhisar nedense bu maçta iyi bir takım için gerekli olan oyun gücüne ulaşamadı. Umarım, milli maç arasında hataların nedenleri bulunarak heyecan veren Akhisarspor’u izleriz. Unutulmasın Akhisarspor bir umuttur. Bir heyecandır. Bu heyecan hiç bitmemelidir.

Mehmet Demirtaş: Tarihinde ilk kez UEFA Avrupa Ligi’nde de yer alıp 3 kulvarda birden mücadele eden Akhisarspor’da düşüş üzüntü veriyor. Bu sezon ligde sadece tek galibiyeti var. O da Galatasaray’dan alınan 3 puan. Trabzonspor karşısında evindeki yenilmezlik serisini de kaybetti.İlk yarının ve ikinci yarının ilk bölümleri hariç sahada ne yaptığını bilen maça mutlak hakim olan bir Trabzonspor seyrettik. Akhisar’ın İlk 11’ine baktığımız zaman Trabzonspor'un küçük bir modeliydi. Bir zamanlar Mustafa Yumlu-Caner Osmanpaşa-Güray Vural-Kadir Keleş-Fatih Öztürk gibi isimler bir dönem Trabzonspor için ter döküyorlardı. Maçın ilk yarım saati tamamlanırken Akhisar savunması’nın en kilit oyuncusu Mustafa Yumlu sakatlanıp çıkmak zorunda kaldı ve Trabzonspor o çıktıktan sonra iki duran topla golleri buldu. Son bölümlerde Akhisar penaltıdan farkı ikiye indirse de, maçta iyi oynayan taraf kazandı.

Denizlispor’da gerilim bitti

Bülent Buda: Bu yıkıcı skor haftaiçi olayların etkisinden olabilir mi? 3 farklı yenilgi bütünüyle düş kırıklığı. Lakin oynanan futbola baktığında anormal bir skorda değil. Ümraniyespor öyle bir girdi ki oyuna Denizlispor ne olup bittiğini çözemeden tabela iki farka ulaşmıştı bile. İkinci yarı erken bir gol umutları yeşertebilirdi elbette. O isteğe ulaşmak için de rakibi baskı altına alıp, hataya zorlama, pozisyon üretme, gole ulaşmak gibi kavramları sergilemek gerekiyordu. Yokdu öyle eylemsel bir dışa vurum. Tersine Ümraniye’nin karşı atakları daha net ve gole yakındı. Öyle bir durumda üçüncü geldi nitekim. Kısaca, özellikle ilk yarının ilk yirmi dakikasında Ümraniye’nin baskılı, atak, tatlı sert futbolu karşısında bocaladılar, maçı kaybettiler. Antrenman boykotuna gelince. O yöntem hiçbir zaman çözüm olmadı. Üstüne bir skorlada yenilgi. O zaman da soruları yanıtlayamaz hale gelirsiniz.

Fatih Tanfer: Ümraniyespor karşısında Denizlispor’u izlerken büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Bizim övgüler yağdırdığımız 13 puanlı önce Play Off’u sonra yukarıları zorlayacak dediğimiz Denizli bu mu dedim. Sahada hayal kırıklığı yaratan bir Denizlispor vardı. Maç bitti, Teknik Direktör Osman Özköylü’yü dinledim. (Futbolcular, ailelerini futboldan kazandıkları parayla geçindiriyorlar. Emeklerinin karşılığı olan hak edişlerini almalıdır.) Ancak Osman Hoca öyle şeyler söyledi ki son günlerde yaşanananlar Denizlispor’u güçsüz duruma düşürmüş. Artık ayrıntılara girmek istemiyorum. Sonuç olarak Osman Hoca’yla yollar ayrıldı. Yönetimden beklentim futbolcuların bütün hak edişleri ödenip kafaları rahatlamaları. Futbolda inandığım bir düşünce vardır. Futbolcunun hakkını vereceksin, ancak asla futbolcuya dayalı sistemede müsade etmeyeceksin.
Mehmet Demirtaş: Hafta içi yaşanılan yüksek gerilimden Ümraniyespor karşılaşmasının sonucu maça çıkmadan belliydi. Karşılaşmadan puan ve puanlar beklemek hayalcilik olurdu. Denizlispor bu ligin en iyi kadrolarından birine sahip bir kulüp. Yönetim, teknik heyet ve oyuncu grubunun saha dışı olayları saha içine yansıtmaması profesyonelliğin en birinci görevidir. Umarım Denizlispor camiası yaşanan bu gelişmelerden ders çıkarır ve hedefe doğru yürümeye devam eder. Koskoca bir şehrin hayallerini kimsenin yıkmaya hakkı yok diye düşünüyorum.

Altay’da puansız haftalar

Bülent Buda: Alper Avcı’nın ilk 11 seçimiyle neyi amaçladığını anlayamadım. Balıkesir’deki kötüleri kulübeye aldıysa, oradaki mi iyidi ki? Atakan, Balıkesir’de başlattığı rakibe tavır koyma alışkanlığını sürdürüyor. Üstüne kartı görüyor, havası sönüyor. Altay ceza alanına yüksek toplar gönderiliyor tüm kafaları Gençlerbirliği uçları vuruyor. Altay savunma göbeği, uzun boylu ama sorunlu. 30. dakikada Özgür’ün rakip kale önüne indirdiği topa Ivanov kafayı iyi vurabilse, belki gol, belki umut. 8 dakika sonra Metin orta alanda kaptırıyor, o top geliyor gol oluyor. Atak sayısı, pozisyon üretiminde konuk Gençler açık ara önde. Aganovic ile Kappel’in oyuna katılımı ataklara ivme kattı. Lakin Kappel bencildi. Altay lige iyi girdi, sürdüremedi. 3 yenilgiyle sarsıldı. Olabilir, taraftarın alkışlı protestosu sık rastlanan olaylardan. Ancak o taraftarda unutmasın. Bu kulüp iki yılda dipten su yüzüne çıktı. Saygı duysunlar. Sayın sportif direktörün tepkiside yangına körükle gitmenin dik halası....

Fatih Tanfer: Gençlerbirliği maça atak başladı. Ahmet İlhan’la 15 dakika iki pozisyon yarattı.Kaleci Emre’de iki tane mutlak gol kurtardı. Gençlerbirliği’de 10 numara Sessegnon, Selçuk Şahin’le birlikte oyunu çift taraflı oynadılar. Dirençli bir orta saha, hücumda Ahmet İlhan, Jailton güçlü bir forvet anlayışıyla maça ağırlığını koydu. oyunun ritmini istediği gibi ayarladılar. Selçuk’la golüde buldular. Elbette kaliteli ve becerikli oyuncuların olduğuna inandığımız Altay’da en büyük sıkıntı hücumda rakip cezalanında çoğalamama sıkıntısı devam etti. İyi niyetliler, ancak istenilen düzeyde hücum aksiyonları yoktu. Orta alanın hücuma katkısı her maçta olduğu gibi hiç yoktu. Altay’ın hedefini yeniden düzenlemesi gerek. Umutsuzluğada gerek yok. Hedef nedir derseniz, Play Off’a kalmak olmalıdır. Yıllardır büyük desteğini veren taraftar nedense güven duygusunu kaybetti. Onlardan beklentimiz inançlarını kaybetmesinler, her koşulda takımın arkasında dursunlar. Maç bitti Gençlerbirliği puanını 24’e çıkardı altay ise 9 puanda kaldı. Hırsını ve inancını üst düzeye çıkarmış bir Altay adına bu farklar Play Off hedefi için çokta umutsuzluk vermemelidir.

Mehmet Demirtaş: 2 yıl üst üste şampiyonlukla Spor Toto 1. Lig’e başladı. Sezona hızlı başlangıç yapıldı haliyle hedefler büyüdü. Bir gerçek var ki o da bulundukları lig zorlu bir lig. Burada uzun yıllar mücadele eden takımlar var bu gerçeği atlamamak gerekir. Altay için ilk öncelik ligde kalmak daha sonrası Play Off olmalıdır. Milli arada toparlanacağına inanıyorum.

Şimdi toparlanma zamanı

Bülent Buda: Eğer izniniz olursa bir sorum olacak. Murat niye kulübede? Kerim sakatlanmadan önce onlar sağ kanadın tozunu atan, harika ikili değiller miydi? Kerim dönünce, Murat niye kulübede de, Kerim’in önünde değil? Evet, Sefa’nın şutu direkten dönmese 3 puan cepteydi. Tabii bu arada İstanbulspor’un kaçırdıklarını da ıskalamayalım. Bana göre skor adil. Serdar Deliktaş takımın en yaşlısı galiba. Gençlere bakıyorum, Serdar’ı kucaklamak istiyorum. Alican topu solunda buldu çaktı nihayet siftah yaptı. Ya ardından? dakikalarca aradım bulamadım Ali’yi. Yedek kulübesi Yusuf’a iyi gelmemiş. Alanda hep oturmak ister gibi bir hali vardı. Erce, 3 direk arasında çırpınmayı sürdürüyor. Umarım akıl sağlığını yitirmez. Atakan bir asker selamı çaktı, 3 maç kızağa alındı, döndü bir tür koşuşturuyor ama üretmiyor. 6 yıldır sıkı bir Altınordu taraftarıyım. Evrensel çapta, büyük devriminde farkında olanlardanım. O bir büyük proje. Lakin önündeki profesyonellerde yüreğimin tik taklarına yanıt vermeli. Bir altı yıl daha bana zor gelir.

Fatih Tanfer: Altınordu AIican’ın 12. dakikada attığı golle öne geçince umutlarımız arttı. Gol sonrası doğru stratejiyle oynadı. İlk yarıda Altınordu topa daha çok sahip oldu ve iyi mücadele etti. Sahanın heryerinde topun arkasına geçti. Oğulcan’da müthiş bir çıkış var. Alican golü attı, sonra tatile çıktı. Aslında tam takımı uçuracak diye umutluydum. İlk yarıda baskılı oyun, dirençli bir orta saha rakip defansada hata yaptırdı. Ancak Atakan’ın kaçırdığı, Sefa’nın direkten dönen şutları şansızlıktı. Goller olsa, İstanbulspor’un direnci düşecekti. 60. dakikadan sonra rakibin direnci arttı. İyiki de kalede Erce vardı. Önce İbrahim vurdu, Erce çıkardı. Rakip golün sinyallerini vermeye başlamıştı ve 74. dakikada gol geldi. Maçın başındaki doğru oyun tarzı kayboldu. Fiziksel eksiklikler çıktı. Bazı oyuncularda da mental olarak hazır olmadıkları gözlendi. Sonrası Altınordu alternatif hücum anlayışını geliştiremedi. İyiki Erce vardı dedik ya, 85 ve 90. dakikada öyle iki gol pozisyonunu engellediki inanılmaz. Milli maç arasında artık sevgili Hüseyin Hocamız eksiklikleri, biran önce giderip, özlediğimiz AItınordu’yu seyircisiyle buluşturur.

Mehmet Demirtaş: Gönlümüzün takımı Altınordu’nun galibiyetle tanışamaması hepimizi üzüyor. Kısa ve öz birşey belirtmek istiyorum. Geçtiğimiz haftaiçi U19 takımının Avrupa sahnesindeki Helsinki karşılaşmasını izledim, gençlere hayran kaldım. Sanki biraz abilerine ders niteliğinde futbol oynadılar. Kazanma arzuları, mücadele güçleri ve hırsları harikaydı. Umarım A takımdaki abileri de onlar örnek alırlar...

Balıkesirspor bir ileri bir geri

Bülent Buda: Maçın hakemi Bülent Birincioğlu, 17 dakikada Balıkesirspor’un kimyasını bozdu. Oğuz ile Cüneyti bıçak sırtında oynamaya mahkum etti. Buna karşın, yine de öne geçtiler. İlk yarıyı önde bitirebilirlerdi, olmadı. Olumsuzluklara ikinci yarı birde Foxi’nin sakatlığı eklendi. Bu yarıda atak üstünlüğünü Adanaspor ele geçirdi. 56. dakikada Cüneyt, Glumac değişikliği doğru ve gerekliydi. Lakin o ikinci golde Glumac bölgesini terkediyor, Kone’yi boş bırakıyor, gol geliyor. (Oysa Glumac’ın oyuna alınma amacı Kone’yi durdurmaktı) Yine de durmadı takım. Arayışlarını sürdürdü. Sedat’ın biri duran toptan, iki gollük şutunu Adana kalecisi önledi. En azından eşitliği hak etmişlerdi. Olmadı. Bu bağlamda Beleck ne zaman üretecek, ne zaman gol atacak. Bu futbolcunun temel işlevi gol atmak değil mi?

Fatih Tanfer: Bülent Abim ifade etti ilk 17 dakikada defans merkezindeki Cüneyt ve Oğuz’un sarı kart görmesi oyunda ktempolarının düşmesine neden oldu. Bülent’in yaptığı ortayı Foxi iyi değerlendirdi ve Balıkesirspor’u öne geçirdi. Ancak Adanaspor’da Gökhan Sazdağı oyuna ağırlığını koydu. Balıkesir kendi alanında pas yaptı. Daha derli toplu bir görüntü sergiledi. Ancak Adanaspor’un devre bitmeden golü bulması, defansın yerleşim hatasından kaynaklandı. İkinci yarıda Kone, attığı golle takımını öne geçirdi. Balıkesirspor 87, 89 ve uzatmanın yedinci dakikasında Sedat’ın şahene şutlarını Karacic’in kurtarması ile 1 puanda hayal oldu. İşte Balıkesirspor bu. Bir ileri bir geri.

Mehmet Demirtaş: Öncelikle belirtmek isterim ki son yılların en kötü 1. lig sezonunu izliyoruz. İlk 6’ya oynayacak 2-3 takım var. Gerisi ne olur belli değil. Sorunlu 10’dan fazla takım var, biraz daha iyi olan ve isteyen Play Off oynar diye düşünüyorum. Bu sezon hayal kurdurmayan bir Balıkesir seyrediyoruz. Hocasıyla, futbolcularıyla kısır döngü. Son birkaç maçta, kötü performansına rağmen bazı futbolcuların ilk 11’de başlaması ve yapılan inanılmaz oyuncu değişiklikleri mağlubiyetin ilk etkenlerinden. Umarım milli arayı iyi değerlendirip hatalardan ders çıkartılarak toparlanmaya başlarlar.

Motosikletli maganda mega kentte trafiği birbirine kattıİstanbul’un çeşitli noktalarında motosikletli magandalar araçların arasında defalarca “makas” atarak ve metrelerce tek tekerlek üstünde giderek trafiği tehlikeye düşürdü. Magandalar o anları kaydedip bir de sosyal medyadan paylaştı.
16 Kasım 2019 Magazin Bülteni16 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber