Geri Dön

Şimdi tanıtım zamanı

Bugünlerde Yağcıbedir Halı, Kültür ve Sanat Günleri’yle binlerce yerli ve yabancı konuğa ev sahipliği yapan Sındırgı’nın üç dönemdir Belediye Başkanlığı’nı üstlenen Ekrem Yavaş ile buluştuk. Kenti, yeni projelerini, hayallerini konuştuk…

Şimdi tanıtım zamanı

Şimdi tanıtım zamanı

Başkan Ekrem Yavaş, Sındırgı’da doğmuş, büyümüş, yaşamı boyunca da topraklarında tarih boyunca pek çok kültürü ağırlamış olan ilçeyi geliştirmek için var gücüyle çalışmış. “

Tatil yapıyor musunuz?”sorumuza gülerek “O da ne?” diye yanıt veriyor. Üçüncü döneminde yeni projeleriyle heyecanını koruyan Başkan Yavaş, sıradaki hedefini ise, “Projeler bir bir tamamlanıyor. Şimdi Sındırgı için tanıtım zamanı” diye açıklıyor.

Nasıl bir ailede doğdunuz?

Biz köy çocuğuyuz, tütün tarlasında doğduk aslında. Ailem o işle meşguldü babam aynı zamanda şofördü. O eve pek gelemezdi, annem ilgilenirdi bizimle daha çok. 4 kardeşiz, 3’ü kız. Ekonomik olarak çok sıkıntısı olan bir aile değildik çok şükür. Ben ikizler burcuyum biraz haşarı olduğum söylenir. Hızlı, hareketli. 1978 yılında Sındırgı merkeze gelmişiz. Ortaokul ve liseyi burada okudum. Herkes edebiyat bölümünü tembeller sınıfı olarak görüyormuş. Ben sevdiğim için gitmiştim. Sınıfın da en küçüğü bendim. Çünkü kalanlar çoktu gerçekten. Lisede coğrafya öğretmenimizin Ali Süleyman Sami Karaaslan’ın da etkisiyle Ankara Üniversitesi Dil Tarih Bölümü’ne gittim, coğrafya okudum. Ancak ‘Öğretmen olursam uzağa gönderirler’ diye esnaf olmayı seçtim. Okurken Ankara’da halıcılığa başladım. 3 hafta Ankara’da kalır 1 hafta Sındırgı’ya gelir halı toplar Ankara’da satardım. 4 buçuk yıl boyunca hiç babamdan para almadım. Mezun olduğum yıl 1992’de bir dükkan açtım. Aynı yıl da evlendim.

Kaç yaşındaydınız?

22 yaşındaydım. Görücü usulüyle evlendik. Annem, “Sana hakkımı helal etmem” deyince de öğretmen oldum. Tayinim Diyarbakır’a çıktı. Halıcı dükkânımı eşimin üzerine yapmıştım, eş durumundan 6 ay sonra geri geldim. 11 yıl öğretmenlik ve sendikacılık da yaptım. Burada Eğitim-Sen’i, İlim Yayma Cemiyeti’ni kurduk. Aras Kargo’yu ve DiaSA Marketler zincirini de açtık. 

Siyasete girişiniz nasıl oldu?

2004’de bu yaptıklarımız sayesinde bana, “AK Parti’den belediye başkanı adayı ol” dediler. Aslında burası sol eğilimli bir yerdir. Böyle bir yerde belediye başkanı olmayı başardık. Bu 3. dönemimim olacak. 

Şimdi tanıtım zamanı

35 yıl sonra nüfus arttı

Hedefleriniz gerçekleşti mi?

Henüz değil. Şehrimiz tütün ve halıyla çokça geçinmiş bir ilçe.    Ancak tütüne kota gelince vatandaşlarımız ne yapacaklarını bilemedi. 2004’te burada bulunan Emendere ve Hisaralan’da iki jeotermal kaynağın değerlendirilmesi, şehrin yeni alanlarla turizme açılması ve büyümesi gerektiğine karar verdik. Merkezde termal turizm, seracılık, konut ısıtma; kırsal mahallelerde de ise buğday, arpa eken vatandaşımızı sebze üretimine yönlendirdik. Eskiden Balıkesir’e ulaşım 2 buçuk saatti, Sındırgı-Bigadiç yoluyla yarım saate indi.

Ayrıca 1984’te Sındırgı’nın nüfusu 52 binmiş. O yıla kadar da İzmirli, İstanbullu buradan geçerdi. Burası anayol üzerinde olan bir ilçe. Yol hikâyeleri çoktur. Yolun buradan ayrılması ve tütünün bitişi göçe neden olmuş. Biz de “Bu göçü nasıl geriye çevirebiliriz?” diye düşündük. Netice itibariyle de tüm bu saydıklarımla Sındırgı, 35 yıl sonra ilk defa nüfusu artan ilçe konumuna geldi.

Nüfusunuz şimdi kaç?

Şu an 34 bin. En çok göç verdiğimiz iller İzmir ve Manisa idi. Buradaki insanlar özellikle emekli olduktan sonra geri döndüler. TOKİ ile merkezde 750 konut yaptık, tamamı satıldı. İnsanlar yazın geliyor, baba ocağını restore edip orada kalmaya başladılar. Bir şehrin en önemli şeyi altyapısıdır. Biz bunları da bitirdik. Parke taşlarını iyileştirdik, yolların yüzde 70’i yapılmış durumda. Planlamalarımızı yaparken de köyleri yok saymamamız lazım. Çünkü insanlar şu anda kentlerden köylere yönelmiş durumda. Hatıralarını anmak, oralarda yaşamak istiyorlar.

Bunu yaparken de doğal dokuyu bozmamak gerekiyor sanırım...

Evet. Buranın en büyük avantajı tabiatının bozulmamasıdır. Ben plastik düşmanıyım. Doğayı ve doğalı korumak ve insan için en konforlu hayat onlarla mümkün. Biz bunu biliyoruz. Ancak son zamanlarda sanatkârımız, ustamız da bitti. Ahşaptan bir şey yaptırmak istesek kime yaptıracağımızı bilmiyoruz. Köylerde ev yaptırmak isteyenler tuğlayı tuğlanın üzerine koyacak usta bulamıyorlar. Köylerimiz ambarlar var çivisiz yapılmış işçilik. Koruma altına aldık. Ancak bunu restore edecek usta bulmak sorun. Ve bu koruma anlayışı sadece bizde değil kaymakamlık, valilik, kültür bakanlığında da olmalı. Yarın, usta kalmayacak. Biz de kentte açtığımız el sanatları kurslarıyla 360 kadınımızın istihdamını sağladık.

GÖÇ YOLUNDAN YENİ BİR ROTA

Yeni dönemde neler yapılacak?

Stratejik planımızı turizm üzerine yaptığımız için, şehir merkezinde ilk dönem Şerif Paşa Cami’nin etrafını bir meydana, etrafını ise sanat sokağına dönüştürdük. İkinci dönemde ise belediye binasını ve meydanı yaptık. Şehirler meydanlarla vardır. Bu dönemde ise amacımız merkez okulumuzu başka bir yere taşımak ve bulunduğu alanı yeni bir meydan haline dönüştürmek olacak. Ayrıca bölgemizde eskiden düzenlenen at yarışlarını yeniden başlattık. Üç cirit kulübümüz var. Balıkesir’de tek cirit kulübünün olduğu ilçe burası. Şimdi Türkiye müsabakaları yapılıyor. Güreş takımımız da var, 120 tane. Balıkesir’in tek mehter takımı olan ilçesiyiz. Bunlar bizim için artılar. Bu dönemin işi artık tanıtım. Amacımız turist çekebilmek. Eskiden sanatçı gelirdi kalacak yer yoktu. İlk termal tesis 2008’de yapıldı.

Bir projemiz daha var. Yağcıbedir Aşireti, Türkiye’de 18 tane köyde yaşar. Bunların 5’i bizdedir. Kalanları Bigadiç, Dikili ve Bergama’da. O belediye başkanlarıyla beraber yeni bir proje yapıyoruz. Bir rota çizip, aşiretin göç yoluna ilişkin yeni bir turizm güzergâhı oluşturacağız. Hikâyeler, yaşayan müzeler, bilgi, belge, dokümanlar yer alacak. Etkinlik sayısını artırabildiğimiz sürede turist çekebiliriz.

Bunlardan biri de Yağcıbedir Halı, Kültür ve Sanat Günleri değil mi?

Evet. Festivalimiz bugün başlıyor. 3 Eylül’e kadar sürecek. 120’ye yakın stantta Yağcıbedir Halıları ve geleneksel Türk el sanatları sergileniyor. Ayrıca Yağlı Pehlivan Güreşleri, Fener Alayı, Uçan Yağcıbedir Halı Yarışması, Yöresel Sındırgı Gelinleri Defilesi, Deve Oyunları, Gelin Çıkarma Töreni, Yerli ve yabancı halk oyunları gösterileri ve konserler gibi etkinliklerimiz olacak.

Festival ilk kez 1983 yılında yapılmış. Bizde Yağcıbedir çok özel kültürü olan bir halı. Adı Sındırgı’nın önüne geçmiş. Bu yıl 30 Ağustos Cuma günü başlayacak ve  21’incisi yapılacak festivalin 16’sı bizim zamanımızda gerçekleşti. Her yıl 400-500 yabancı konuk ağırlıyoruz. Ülkemizden de farklı sanat dallarında bini aşkın kişi katılıyor. Ziyaretçilerle birlikte yüzbinlerce insan Sındırgı’yı ziyaret ediyor. Amacımız, şehrin tanıtımını yapmak, el sanatlarıyla uğraşan herkesi burada toplayabilmek. Festivalimize geçmişte katılan 5 sanatçı daha sonra Sındırgı’ya yerleşme kararı aldı. Herkesi festivalimize katılmaya ve keyifli zaman geçirmeye davet ediyorum.

Sındırgı’ya geldiğimizde mutlaka neleri yapmalıyız?

Bir kez Yağcıbedir hikâyesini mutlaka dinlemelisiniz. Bölgeye has kolonyadan almalısınız. Güreş Müzesi’ni gezmelisiniz. Hanımeli Çarşısı’nda sanatçıların marifetlerini görmelisiniz. Termal tesisleri ziyaret etmelisiniz. Tarhana Bezdirmesi, Kertil Kebabı ve Sındırgı Köftesini tatmalısınız.

Cumartesi günü gelip halı ve yöresel pazarları gezmelisiniz.

Buradan, köylülerin erkenden topladığı yeşilliklerden almalısınız. Çıtır kavunu kesinlikle almalısınız.

‘Eğer istersem mutlaka yaparım’

Siz nasıl bir başkansınız?

İnatçı. (Gülüyor) Aslında hayalleri olan ve onların peşinden koşan. İdealleri konusunda taviz vermeyen bir başkanım. Benimle alakalı konuşulan iki şey vardır. Birincisi “İstese yapar” derler. İkincisi ise cesaretli olduğum.  “Eğer karar verdiyse geri atmaz” derler.

Eleştirdiğiniz bir yanınız var mı?

Eksi olarak gördüğünüz bir yanım frenimin olmaması. Ama çalışmadan hiçbir şey elde edemeyiz. 2004’de turizmden bahsettiğimde kimse inanmamıştı. Şimdi onları inandırdık.

Bakın bu şehir artık benim çocuğum gibi. İlk başkan olduğumda Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’ne gittim. Bölüm Başkanı Erhan Bey vardı. “Sındırgı’ya belediye başkanı oldum, tanıdığınız mimar, şehir plancısı ve sizin gözünüzden şehri gezmek istiyorum. Bana yardımcı olur musunuz?” diye sordum. Kendisi şaşırdı, “Bunca yıldır burada öğretim görevlisiyim, hiçbir belediye başkanı gelip şehir hakkında bir şeyler sormadı, bilgi almadı. İlk defa siz geldiniz duygulandım” dedi ve ağladı.

Sonra geldiler mi?

Geldiler, 2 gün dolaştık, birlikte çalıştık. Çünkü vatandaşın doğrusuyla ilmin doğrusu aynı şey değil. Mesela adım dereci başkana çıktı  ilk dönem. Çünkü tüm itirazlara rağmen şehir merkezinde 12 kilometre dere ıslah etmişim.

Coğrafya mezunusunuz, çevreci projeleriniz var mı?

Elbette var. Ancak çevre konusu bizim tek başımıza yürüteceğimiz bir mesele değil. Devletin de bu konuda çalışmalar yapması lazım.

 

 

 

 

Acıkan yunuslar sahilde balık avladıBursa'nın Mudanya ilçesinde kendini gösteren yunus balıkları, sıkıştırdıkları balık sürüsünü avlayarak karınlarını doyurdu.
Bu tezgaha gelenler, oynamadan gitmiyorİstanbul'da şarkılar söyleyerek pazarcılık yapan Mevlüt Akın, eğlenceli halleriyle sosyal medyada fenomen haline geldi. Akın’ın pazar tezgahına gelen müşteriler alışverişini oynayarak ve göbek atarak yapıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber