Ercan Güven

Ercan Güven

eguven@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

3 Temmuz sürecinin bile başaramadığı ayrışmanın artık bir “Fenerbahçe gerçeği” olduğunu, camianın “bölündüğünü” iddia eden siz-ben olsak, pek önemli değil...
Bu vahim analizi kimlerin hangi niyetle yaptığını ve doğruya ne kadar yaklaştığını Allah bilir.
Ama alarm butonuna basan Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım ise duracaksınız orada!..
Fenerbahçe çöküyor mu yoksa?
Bence hayır!
“Yahu başkandan daha mı iyi bileceksin” demeyin... Başkan’ın başkan olduğu için algı yanılması yaşadığı gibi bir iddiam var benim.
Nasıl mı?
Apartman yöneticiliğinden sendika başkanlığına, kulüp liderliğinden siyaset adamlığına “gücü ve iktidarı” uzun süre elinde tutanlar, bunu sürdürmek için var gücüyle çalışırlar bir yandan. Sonuçta yönettikleri ile kişisel yükselişleri paraleldir.
Yine de itiraz eden veya “ben daha iyi yönetirim” diyenler çıktığında ilk tepkileri rakiplerinin “iyi niyetli” olmadığı şeklindedir doğal olarak. Zaten her şeyi yapıyorlardır kendileri... Eleştiren neyi fazla yapacaktır ki?
Bir de rakiple aynı fikirde olanlar kalabalıklaşırsa... Alın size “bölünme”...
Başkan’ın gözlüğünden bakınca öyle.
Rakibe sorarsanız arınma, temizlenme, yenilenmedir bölünme korkusu veren o hareket.
Gelelim ikinci boyuta...
Aziz Yıldırım’ın dile getirdiği “3 Temmuz’un başaramadığı bölünme Koç’un erken açıklanan başkan adaylığı ile gerçekleşti” tespitinde kaynak nedir?
Sosyal medya!
Açık söyleyeyim mi?..
Şayet Aziz Bey’in şikayet ettiği gibi Fenerbahçe taraftarında bir miktar bölünme varsa, bu kötü, berbat, feci bir şey olsa da sağlıklıdır!..
Evet sağlıklı...
Türkiye’nin hemen her konuda karpuz gibi bölündüğü bir süreçte Fenerbahçe hâlâ beton gibi dursaydı, en azından sosyal medya denilen çamur havuzunda biraz itişip kakışmasaydı, işte o zaman bir tuhaflık, hatta robotik bir yapı olduğu düşünülebilirdi Fenerbahçe’de...
Bana “suni” gelebilirdi mesela.

Haberin Devamı

Madem ki, Türkiye’nin aynasıdır Fenerbahçe... Konjonktür gereği biraz bölünecek ki, kenetlenmenin kıymetini bilsin. Zamanı geldiğinde eski haline şevkle, özlemle dönsün.
Kimse merak etmesin; en çabuk düzelecek olan Fenerbahçe taraftarıdır. Çünkü onlar kenetlenmenin en muhteşemini yaşamış, o tadı almıştır.
Aslında bu gündemi yaratan seçimin ta kendisidir.
Seçim, ruhun özgürlüğüdür. Hayatımızın pusulasıdır. Demokrasinin bayramıdır. Tazelenmedir. Yenilenmedir. Enerji takviyesidir.
Hepsine eyvallah... Ama bir yandan da çok zordur.
Çünkü “her seçim bir vazgeçiştir”.
Seçmediğinizden vazgeçmek anlamına gelir.
İki ay sonra Fenerbahçe’nin cevap vermesi gereken “Aziz Yıldırım mı, Ali Koç mu” sorusu, aslında Fenerbahçe kimi seçecek değil kimden vazgeçecek kararı olduğundan tarihidir, kritiktir.
Çünkü hangisi olursa olsun kullanım dışı kalacak güç/zeka/kaynak/birikim az buz değildir.
Keşke Fenerbahçe böyle bir tercihi yapmak zorunda kalmasaydı.
Bir yanda geçmiş, bir yanda gelecek dengesi “seç birini” diye önlerine konmasaydı.
Fenerbahçe’yi imar ettikten sonra kulübün üzerine çöreklenen örgüte müebbeti göze alarak direnen ve ülkeyi de tehlike konusunda bilinç sahibi kılan Aziz Yıldırım’dan mı vazgeçeceksiniz, artık zamanı gelen kurumsal yapılanmayı ve ekonomik özgürlüğü başarabilecek Ali Koç’tan mı?
Yardan mı, serden mi?
Sevindirici olan tek nokta, bu amansız başkanlık yarışında belden aşağı yumruk atılmaması.
Aziz Bey diyor ki, “Koç’a hakareti kabul etmem”...
Ali Bey diyor ki, “Başkanlık için her yol mübah değil”.
İki rakibin bu tutumu hem alışılmadık hem de tarihidir.
Birincisi Fenerbahçe başkan adaylarının seçimden sonra da aynı amaca hizmet etmeye niyetli olduklarını gösterir. İkincisi, Fenerbahçe’nin rakipleri tarafından bile laf söylenemeyecek başkan adaylarına sahip olduğunu.
O yüzden telaşa gerek yok. Bu seçim güç katacaktır Fenerbahçe’ye.