Hepimizin bir ilişkiden öyle ya da böyle beklentileri var.  Çocukken okuduğumuz masallarda öğreniyoruz beyaz atlı prenslerin centilmenliklerini, aşkları için yaptıklarını filan.
 
Tamam biz demiyoruz atınızla gelin alın götürün bizi uzak diyarlara ama atletinizle de koltuğa yayılıp sabahtan akşama miskin miskin oturmayın arkadaşım. Gelişin biraz. 
 
Beyaz atlı prens ararken beyaz atletli erkeğe ne ara tav olduk biz dedirtecek; erkeklerden beklentilerimizle ilgili hayaller ve gerçekler...
 
Hayal 1: GÜNAYDIN MESAJI
 
Sabah uyanmışsınız bembeyaz çarşaflarda, yatak odasına hafiften bir güneş ışığı vuruyor. İnceden üşümüşsünüz ve omuzlarınıza pikeyi çekmişsiniz. Telefona uzanıyorsunuz ve bir mesaj "Günaydın sevgilim, seni seviyorum. Günün senin kadar güzel geçsin bla bla" diye en romantiğinden bir mesaj. Ay bak yazarken bile gözlerim çipil çipil oldu. Ne güzel değil mi? 
 
Gerçek 1: Muhtemelen öğlene kadar ses seda çıkmayacak ve siz sonunda saat 12 civarında "Bu adam öldü mü kaldı mı?" diye düşünerek panik halinde mesaj atıp arıyor olacaksınız. 25479642. mesajın sonrasında cevap %95 ihtimalle şu olacak: "Uyuyordum, hayırdır noldu önemli birşey mi var?" ( MAVİ EKRAN)
 
"Elinin körü oldu" demek isteseniz de diyemediniz, içinizde kaldı di mi? Ah ah...
 
Hayal 2:  ROMANTİK AKŞAM YEMEĞİ
 
Önemli bir gün yaklaşıyor. O da ne! Ofisteki masanızda minik bir not. 
 
"Şu saatte şurada ol. Üzerine yatak odasında bulacağın elbiseyi giy." 
 
Eve gittiniz koşarak açtınız dolabı aman Allah'ım! Tam sizin bedeninizde mükemmel bir elbise. Yanında da o çok beğendiğiniz ayakkabılar. 
 
Buluşmaya gittiğinizde de sizi kapıda karşıladı mis gibi bir akşam yemeği ve hoş bir sohbetle özel gününüzü tamamladınız. Sonra eve de geçtiniz ama oraları ben yazmayayım :)
 
Gerçeğini duymak ister misiniz?
 
Gerçek 2:
 
Muhtemelen unutacak.
Unuttuğunu belli edecekseniz.
"Ah sevgilim ben sen unuttuğumu düşün diye böyle davrandım" diyecek. (Yapmayın artık yemiyoruz)
Sizi yemeğe götürecek.
Sizi pek tanımadığını bildiğinden veya zor geldiğinden veya sadece istemediğinden size bir hediye bile almamış olacak.
"Hadi seni şuraya götüreyim de ne beğeniyorsan onu alalım" diyecek.
Ya da "Sen kendine istediğini al" deyip odunluk seviyesini Allahüekber dağının zirvesine taşıyacak.
Daha çok ızdırap çektirmeyeyim bence bu gerçek size 10 sene yeter :)
 
Hayal 3:  EVDE PAZAR FİLMİ
 
Size eve davet edecek. Bir gideceksiniz ki o da ne!? Minik bir sofra hazırlanmış, birkaç film seçilmiş sizinle birlikte film izlemek istiyor. Aman çok minnoş. Olaylar, romantiklikler, kurabiyeler, şakalar havada uçuşuyor. Ne kadar da güzel bir pazar.  
 
Gerçek 3: Üstüne yapışan ve muhtemelen yeni yaşam formlarının oluştuğu eşofmanıyla kapıyı açacak. "A sen mi geldin hayatım ben de oyun oynuyordum, sen keyfine bak ben geliyorum" diyecek. Siz geçeceksiniz mesela salona. Bekle Allah bekle, bekle Allah bekle de adam yok.
 
"Kendime bir kahve yapayım" diyecek ve mutfağa gideceksiniz. Oooo mutfakta Dandanakan savaşı çıkmış. Acıyıp bulaşığa girişeceksiniz. 
 
Köpükle...
Durula...
 
"Hayatım son oyun acayip şeyler oluyor geliyorum...."
 
Kurula...
Yerleştir...
 
"Sevgilim ne izleyelim, 5 dakikaya bitiriyorum maçı ve geliyorum"
 
GELMEDİ.
 
Ve siz o esnada yerleştirdiğiniz bıçakların bir an gözünüze ne kadar kesici geldiğini fark edeceksiniz. Acaba şu tavayla bi tane patlatsam n'olur diye filan düşüneceksiniz.
 
Kendinize eziyet etmeyin annem.
Hayat kısa diye filan da değil.
Siz çok değerlisiniz diye eziyet etmeyin.
Bu adamları sineye çekmeyin.
Sineye çektikçe belli ki bize çektirmeye de devam edecekler.
 
Sizinki neler yapıyor da acayip kıl oluyorsunuz yazsanız ya? En gıcık olduğunuz özelliği ne mesela?
 
Hikayelerinizi bekliyorum, öpücükler <>
 
Gizem Aydoğan