Pazar
01.07.2012 - 02:30

Eski Simbirsk, yeni Ulyanovsk

Sitene Ekle
.  |  İlber Ortaylı Tüm Yazıları »

Uçsuz bucaksız ormanların arasında sıkışan Volga şehirleri gibi Simbirsk’in de
tek renkliliği nüfusunun dörtte birini bulan Tatar, Finli, Alman ve diğer küçük milletler... Şehrin önemli ve tanınmış evlatları çok. Yusuf Akçura da bunlardan biri...

Eski Simbirsk yeni Ulyanovsk Volga’nın güney kesiminde o civardaki 600 bin nüfuslu sanayi şehirlerinden biri ama sanayi ile varolanlardan değil. Geniş Volga, küskün gök ve uçsuz bucaksız ormanların arasında sıkışan Volga şehirleri gibi Simbirsk’in de tek renkliliği nüfusunun dörtte birini bulan Tatar, Finli, Alman ve diğer küçük milletler. Yusuf Akçura buralı. Simbirsk’in önemli ve tanınmış evlatları çok, bu yıl 200. doğum yıldönümü kutlanan Gonçarov da buralı. Tabii Rusya’nın ünlü tarihçi ve edibi Karamzin de. Bugün Lenin adını taşıyan Nikolai Karamzin kitaplığından başlar da nehir kıyısına doğru yürürseniz; Gonçarov caddesini ve doğduğu eve çıkarsınız. Onun 200’üncü yıldönümünü galiba Milliyet gazetesinin kitap ekinde Gonçarov’un romanlarını tahlil eden Aslı Güneş ve Milliyet Cadde’de Oblomovluğu yazan Mümin Sekman’dan başka hatırlayan pek çıkmadı. Gonçarov’un ünlü karakteri Oblomov’un adı, 1960’ların ve 70’lerin Türkiyesi’nde dilimizden düşmezdi. Herkesi Oblomovlukla itham eden Oblomovlar ülkesiydik. Yazısını yetiştiremeyen yazar, doçentlik ve doktora tezini teslim edemeyen akademisyen, işini kuramayan mühendisler aslında her ülkede tümen tümen vardır.


Troçki, Türklere Akçura gibi bir milliyetçi üreten Simbirsk için; “İnsanın feodal Rusya’nın dehşetini anlaması için Simbirsk’te büyümesi gerekir.” demiş. Bu dehşeti anlayan Simbirsk’te doğan ve büyüyen Vlamidir Ilyiç Lenin idi. Babası o vilayetin maarif müfettişiydi. Üç nesildir devlete hizmet eden bu ailenin “Liçniydvoryanin-liyakat aristokrasisi”ne mensub olduğu açık. Eğer ağabeyi İlya yaramazlık yapıp da Çar’a karşı suikast teşebbüsünde bulunmasa gül gibi yaşarlardı. Bu sonunca olay üzerine Kazan Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden uzaklaştırılan 1870 doğumlu genç Viladimir Ilyiç Ulyanov (Lenin)’in birkaç yıl sonra aynı üniversiteden çıkartılan bir afla açıktan imtihanlara girerek hukuk fakültesini bitirmesine sağlayanlardan biri ünlü Rus burjuva devrimci Aleksander Kerenski’nin babası Feodor Kerenski’ydi. Tesadüfler acaba tesadüf müdür?


Şehir siyasi baskıya ve ayaklanmaya alışmıştı
Simbirsk’in maarif müdürünün oğlu Vladimir Ulyanov, öbür müdürün oğlu Aleksandr Kerenski Rusya’nın idaresinde ve ihtilali tarihinde izleyen kişi oldu.


1917 Şubat devrimini Marseillaise eşliğinde yapan Krenski taraftarlarıydı; ekim ayında kızıl bayraklar ve Enternasyonal Marşı’nın eşliğinde yapanlar ise Lenin’in Bolşevikleri. Simbirsk hep Simbirsk’ti; açlıktan uzak, çalışkan, eski inançlı (staroverts) Rus tüccarlar yanında Yusuf Akçura’nın ailesi gibi becerikli ve zengin Tatar milyonerler, bereketli bir toprak, kilise, jandarma, tarih ve edebiyat meraklısı dar bir aydın zümre... Simbirsk siyasi baskıya ve ayaklanmaya alışmıştı.


17. asrın ünlü halk ayaklanma lideri Stenka Razin de ondan sonraki Emiliyan Pugaçov da ayaklanmalarını orada noktalamışlardı. Ünlü şair Nekrasov’un dizisindeki gibi; “Volga Volga! Baharda taşınca suların örtemez kıyıları. Topraklarımızı baştan başa saran halkımızın ızdırabı kadar”.


Simbirski ve bütün Volga boyu şehirlerini betimler. Bereketli topraklarda taşranın bütün sıkıcılığına rağmen gymnasium (lise) ve umumi kütüphane ışığı getiriyordu. Lenin’in ölümünden önceki Simbirsk’in Karamzin kütüphanesi muhteşem bir bilgi eviydi. Ondan sonra da öyle olmaya devam etti; yalnız adını Lenin Kütüphanesi yaptılar. Şehrin adını da Ulyanovsk. Karamzin Rusya tarihçiliğinin ilk bilimsel ve edebi örneği sayılan eserinde (Rusya Devleti Tarihi), Rusya tarihini çarların etrafında yorumlar. Liberaller ve solcular istedikleri kadar tenkit etsinler, eser hala okunur. Onun sevdiği devletin estetiğidir ve gerekliliğine olan inancı; “Otokrasinin Destanı” diye adlandırılan bu on bir cilt, Sovyet devrinde Aleksey Tolstoy’un “Birinci Petro” romanına, Sergei Aizenştayn’ın “Müthiş İvan” filmine yön verecek kadar kuvvetliydi. Ruslar onu tenkit etseler de vazgeçemezler. Otokratlar da liberal nutuk atmayı da sever. İnsanların ızdırabı Karamzin’in kalemini de gayrete getirmiştir; “Zavallı Liza” da olduğu gibi... Yeter ki insanlar Volga kıyısında Oblomovluk yaşamının yanında başka dinamik yaşamların da olduğunu bilsinler.

Troçki, Simbirsk için“İnsanın feodal Rusya’nın dehşetini anlaması için Simbirsk’te büyümesi gerekir” demiş.


Gerekli bir açıklama

Geçen haftaki yazımda 1971 yılı sonunda Kültür Sarayı yangınında kül olan IV. Murad’a ait Kur’an-ı Kerim, kaftan ve hararetin şiddetinden eriyen zırh ve kılıçtan söz etmiştim. Bunları tiyatro fuayesinde yollayan bakandan söz ediyorduk. İlk bakanın Sayın Talat Halman olduğunu düşünenler ona atıfta bulundular, bu doğru değildir; Sayın Halman’dan da bir daha tahkik ettim. Gerçekten de olaydan birkaç ay sonra o göreve tayin edilmiştir. Bu gibi bir işlem ondan beklenmezdi. Yanlış anlaşılmayı önlemek açısından bu açıklamayı gerekli buluyorum.

İstanbul sahnelerinde “Faust”

Ünlü Goethe’nin ünlü “Faust”’unu
80 dakikaya uyarlayarak çeviren ve tek kişi olarak sahneleyen Haydar Zorlu’yu
26 Haziran akşamı Muammer Karaca Tiyatrosu’nda seyrettim. Goethe’nin şiirindeki müzikaliteyi vermek için giriş tiradını Almanca olarak verdi. Metni anlamanın lüzumu yoktur, sadece yazarın orijinal dilindeki ve şiirindeki usta müzikaliteye dikkat etmek gerekir. Haydar Zorlu, Almanya’da büyüyen gençlerden ve bu dili iyi biliyor. Türkçe de sergilemesi ise plastik yönden bir ustalıktı. Salonun dolu olması, klasik tiyatroya ve Goethe’ye duyulan bu ilgi bence çok sevindirici. Doğu Anadolu’dan çıkan bir gencin Almanya’da gördüğü dilbilim ve tiyatro eğitimi ile başarılı bir tiyatro sergilemesi de tebrike şayan.

 

 

©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.