• Sık kullanılanlara ekle
  • Açılış sayfam yap
  • Sitene ekle
  • RSS
  • Kampanya Sözleşmesi
  • Künye
  • milliyetemlak.com
  • Ara
  • Getir
  • İMKB -0,11
  • EURO2,9560-0,03
  • USD2,1420-0,05
  • ALTIN88,43000,56

Eskiden ne yiyordum; şimdi ne yiyorum?

21:17 | 26 Haziran 2010

Arkadaşlarım söyleyince ben de fark ettim. Benim yazı dizisinin ardından gerek gazetelerde, gerekse televizyonlarda kanserle ilgili çok sayıda uyarıcı haber, yazı dizisi ve uzman görüşü yer alıyor. Özellikle de kanserden korunma ve erken teşhis konusunda...
Zaten bu arada sadece benim ve yakın aile çevremin değil, arkadaşlarımın ve dostlarımın beslenme biçimlerinde de ciddi değişiklikler olmaya başladı. Bu konudaki gönüllü danışmanım, yazı dizisinin ilk günlerinden itibaren Antalya'dan haberleştiğimiz ziraat mühendisi okurum Süleyman Gönülkırmaz.
Süleyman Bey, kız kardeşini 26 yaşında kanserden kaybettikten sonra babası ve eniştesi de kanser olunca, zaten kendi çalışma alanı da olan bitkiler üzerine epey kafa yormuş. Onun önerisiyle sabah kahvaltılarında domatesi, üzerine bol bol mercanköşk koyarak yiyoruz. Çünkü mercanköşk; kuzu kulağı, radika ve semizotu gibi kanser kovucu yeşilliklerin yer aldığı listenin en üst sırasında yer alıyor.

Peyniri minimuma indirdik
Pek çok şarküteri ve markette ağzımın tadına uygun zeytin aradıktan sonra Balıkesir Üniversitesi Edremit Yüksek Meslek Okulu'nca üretilen Zertum marka organik sele zeytininde karar kıldım.
Daha birkaç ay önce kahvaltılarda dil peyniri, kaşar, Erzincan tulumu ya da beyaz peynirden ikisi-üçü eksik olmazdı. Şimdi sadece biraz beyaz peynir yiyoruz. Akşam davetlerinde de parmesan, rokfor gibi peynirlere artık elimi bile sürmüyorum. Peynir yerine zeytin yiyoruz.
Meğer ben ne kadar çok beyaz peynir yiyormuşum? Öğlen salataların ve makarnaların üzerindeki beyaz peynirler de yok oldu. Şimdilik sadece bazı akşamüstleri kepek ekmeği arasına beyaz peynir ve domatesli tost yemeğe devam ediyorum.
Bu arada mercanköşklü salataya ben biraz sızma zeytinyağı koyuyordum; Prof. Dr. Mehmet Öz önceki gün Ayşe Özgün'ün programında "Bir avuç fındık-fıstık-ceviz karışımından alacağınız yağı tercih ederim" dedi. Ben şimdilik pek tercih edecek gibi görünmüyorum, ama belli olmaz. Onun hazırladığı ve bizimkine hayli benzeyen kahvaltı tabağı, kansere karşı % 30 koruyucuymuş. Öz öyle dedi.

Mercimeğe hücum
Tereyağı ve margarin zaten pek kullanmazdık. Artık sebze yemeklerinde bile zeytinyağını minimuma indirdik. Sadece salatalarda sızma zeytinyağından vazgeçemiyorum. Nar ekşisi falan koysam da yağın yerini tutmuyor.
Süt zaten içmezdim; süt tozu koyduğum aromalı pres kahveleri de minimuma indirdim. Eskiden her gün bir, hatta bazen iki kahve içerdim. Şimdi ancak haftada bir tane içiyorum.
Hayvani gıda yenmeyecek ya... Kimileri balık da yeme diyorlar. İşte bu noktada işim zor. Zaten tavuk yemem, ama et deyince dayanamam. Köfteye, kebaba bayılırım. Son yıllarda epey balık da yer olmuştum.
Akşamları iş toplantılarında ya da arkadaş davetlerinde masaya ne geliyorsa afiyetle yiyorum; ama evdeysem, hiç yağ koymadan sadece biraz tuzla pişirdiğim kırmızı mercimek çorbası favorim. Üstelik tembel işi; kendi kendine pişiveriyor.
Mercimek yemeği de yapıyoruz, ama etsiz. Bir de haşlanmış mercimek ya da nohudu, Süleyman Bey'in  e-postayla tarifini gönderdiği, kanser kovucu salatanın altına yatak yapıyoruz.
Kanser kovucu salatanın tarifini, önümüzdeki hafta içinde yazacağım.

YAZARLARDA ARA

©Copyright 2010 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.