Sık sık yaptığım gibi okurların biriken sorularını cevaplıyorum. Sorular eski şarapların değeri ve şikâyet ağırlıklı...
1970 yerli şarabım bozuk mu?
Soru: Elimde bir şişe “Doruk Sek Şarapları Dardanel, Rekolte 1970” isimli, ağzı mühürlü şarap var, dedemden kalma, sürekli olarak yatık saklandı. Acaba bu şarap hakkında bilgi vermeniz mümkün müdür? Bozulmuş mudur? Açsak ne tip bir durumla karşılaşırız ya da içimi halen daha güzel midir?
Çağkan Ürkmez
Cevap: Doruk firması, 1970’lerde pahalı ve iddialı şaraplar çıkarmış bir firma. Ancak şarapları Trakya bölgesi üzümlerinden yapılmış orta kırat şaraplar. Bu tür şarapların en iyi koşullarda da saklansalar 40 yıl bekleyip daha güzel bir hale gelmeleri ne yazık ki mümkün değil. Açıp içmenizi tavsiye etmem.
İlgilenen koleksiyonerlerle görüşmek istiyorum
Soru: 1973 üretimi elimde tek şişesi kalmış Fransız şarabımın ekspertiz değerini öğrenmek ve eğer ilgi duyan bir koleksiyoner olursa görüşmek istiyorum. İlgilenir ve bilgilendirirseniz sevinirim.
Fethi Küse
Cevap: Bir şarabın Fransa’da üretilmiş olması ne yazık ki mutlaka yıllanacağı anlamına gelmiyor. 38 yıl, “Grand Cru” denilen en üst düzey Bordo şarapları için bile çok uzun bir süre, ancak çok iyi rekoltelerde ve çok iyi şatoların şarapları bu denli uzun yıllanabiliyor. Kaldı ki bu tür bir şarap da olsa, sabit sıcaklıkta (13-15 derece), ışık görmeden ve titreşim geçirmeden saklanmış olması şart. Bu koşullar mevcut değilse ve şarap da çok özel iddialı bir şarap değilse, koleksiyon değerinden ne yazık ki söz edemiyoruz.
Ismarladığım şarap yerine başkası geldi
Soru: Carrefour’dan 41,50 TL’ye denemek için Tempranillo üzümünden 2003 Vina Aliaga kırmızı şarap aldım, ithalatçısının bu konuda öncü olan Kavaklıdere olması da tercih nedenimdi. Şarap hoşuma gitti ama aynısını bir daha bulamadım. Torba yasa yürürlüğe girmeden hemen önce Kavaklıdere’nin internet sitesinde aynı şarabın hem de 23 liraya satıldığını görünce sekiz şişe ondan, iki şişe Piterosca Rioja (adeti 34 TL) ve iki şişe beyaz Büyülübağ siparişi verdim. Beni arayıp Rioja’larda problem olduğunu, bu nedenle onun yerine Nero d’Avola göndermek istediklerini söylediler. Ben de Taormina’da sadece bir barda 207 ayrı Nero d’Avola satıldığını ve istediğim şaraptan daha ucuz bir şarap göndermemelerini (butikteki Nero d’Avola’lar Rioja’dan ucuzdu) söylediğimde, yeni ve daha pahalı Nero d’Avola göndereceklerini ve mahcup olmayacaklarını söylediler. Şaraplar ertesi günü geldi.
2003 Vina Aliaga’ların tamamı 2006 çıktı, daha pahalı dedikleri Nero d’Avola’lar, Cantine Russo üretimi 2008 rekoltesi Uve D’oro diye 2005 yılı bile toptan 2,90 avroya satılan bir primör şarap çıktı, tek doğrusu Büyülübağlar idi. Koordinatörle yaptığım telefon görüşmeleri ve yazışmalarda çözüm getirmeyen bir tutum ile karşılaştım ve işin keyfi de kaçtı.
Ülkenin en büyük markası, hem de 2011 yılında bu anlayışta ise, sizin anlattığınız zamanda o olaylar bile masum kalıyor. Ne önerirsiniz, Tüketici Mahkemesi’ne mi gidelim? İtalya’da lokantada 45 avro içtiğimiz bir Amarone’u burada 260 liraya perakende satmaya çalışanlar (lokantada değil) ise ayrı
bir alem... Şarap sevgisi böyle mi gelişecek, insan üzülüyor...
Hüsamettin Biçer
Cevap: Spesifik olayı bilme şansım olmadığından fazla yorum yapamıyorum. Ama Vina Aliaga gibi uzun yıllar eskitilme potansiyeli olmayan bir şarabın daha yeni rekoltesinin gönderilmesi aslında lehinize bir durum, daha diri ve canlı bir şarap yudumlamış olursunuz. Yurtdışındaki şarap fiyatları ile farka gelince, bizde vergiler, gümrükler, abartılı analiz masrafları, stok maliyetleri vb. sebeplerle fiyatlar daha yüksek oluyor. “Ölçek ekonomisi” sağlanamadığı, sürüm az olduğu için bu masraflar şişe başına daha çok yansıyor. Yakın gelecekte şarap üretim / ithalat / tüketim çevriminin daha sağlıklı bir tempoya oturup fiyatların daha da düşeceğini tahmin ediyorum.
Avrupa’da filokseradan etkilenmeyen bağ var mı?
Soru: Geçenlerde yazdığınız Burgonya izlenimlerinizdeki Vosne-Romanee köyü 1800’lü yıllarda Avrupa’da yasanan “phylloxera” salgınından etkilenmiş midir, ayrıca Avrupa’da bu salgından etkilenmeyen bir bağ bölgesi var mıdır?
Anıl Acar
Cevap: Asma köklerine yerleşerek bitkileri için için kurutan asma biti (filoksera) hastalığı 1800’lerin ikinci yarısında Avrupa bağlarının büyük bölümünü kuruttuğundan, Avrupa kıtasında filokseradan etkilenmemiş bağ çok çok az, yok denecek oranda. Ancak Portekiz’in Porto bölgesinde, Fransa’nın şampanya ve Güney bölgelerinde çok küçük bazı bağlar izole yapılarından dolayı salgından etkilenmemişler ve asırlar önceki asmalarından çoğaltılarak genetik miraslarını, dolayısıyla otantik lezzetlerini koruyorlar. Bu bağların şarapları çoğu kez inanılmaz pahalı fiyatlarla satılıyor. Tabii fiyatları lezzetlerinin diğer şaraplara göre birkaç kat daha üstün olmalarından çok, biraz da nadir ve “antik” olmalarından dolayı bu denli yüksek. Burgonya’da ise filoksera bağları mahvetmiş, dolayısıyla Vosne-Romanee köyü de dahil eski bağların sökülüp hastalığa dayanıklı Amerikan asma anaçlarıyla yenilendiği bir bölge. Filoksera öncesi otantik bağların bugünkü filokseraya dayanıklı Amerikan asma anaçları üzerine kurulmuş bağlardan daha iyi şarap verdikleri, filokseradan sonra şarapların yozlaştığı söylenir ama birçok bağcı ve şarapçı da bu kanaatte değil. Türkiye’de de Kapadokya bölgemiz filokseradan etkilenmeyen toprak yapısından dolayı bir, hatta iki asırlık bağlarıyla dünya bağcılığında bir mücevherdir. Ne yazık ki kıymetini bildiğimiz söylenemez.

