Yazarlar
11.05.2015 - 02:30

Evren kurtuldu, mirasından da biz kurtulalım

Sitene Ekle
kgursel@milliyet.com.tr  |  Kadri Gürsel kgursel@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

12 Eylül darbesi, bu ülkenin başına yakın tarihinde gelmiş en büyük felakettir.
12 Eylül darbesi bir “Soğuk Savaş” operasyonuydu. 1979’da önce İran İslam Devrimi, ardından Saddam’ın resmen Irak’ın hakimi olması ve nihayet Afganistan’ın Sovyetler tarafından işgalinden sonra Türkiye’nin bağlı olduğu ittifakın iç ve dış güçleri bu ülkenin dünyadaki yerini bir darbeyle sağlamlaştırmak istediler.


Rastlantılar sonucu darbenin zoraki lideri olan Kenan Evren ise bu ülkenin başına Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana gelmiş en büyük kazaydı.
12 Eylül darbesinin şefi, Kenan Evren kadar sığ kavrayışlı, dar kafalı, bağnaz, zalim, vicdansız, kültürsüz ve anti-entelektüel bir paşa olmasaydı, ülke yine büyük bir tahribata uğrardı ama “Evren kazası” bu yıkımın olağanüstü boyutlarda gerçekleşmesine sebep oldu.
İşte bu Kenan Evren önceki gün 98 yaşında öldü.
Çok üzgünüm.
Çünkü Kenan Evren, bu dünyayı ülkesine ve halkına yaptığı kötülüklerin hesabını vermeden terk etti.
İşlediği cürüm yanına kaldı.
Adaletsiz bir dünya bu.
Kenan Evren ve diğer darbeci paşaların Türkiye’ye verdikleri kalıcı zarar ne kadar da büyükmüş... Düşünün, adam 98 yıl gibi pek az insana nasip olacak uzun bir ömür sürdü. Sırf yaşayarak, Türkiye’ye kendisinden gerçekten hesap sorması için yeterli zamanı ve fırsatı verdi aslında. Lakin Türkiye, Evren ve üniformalı şürekasından bu hesabı doğru dürüst sormaya yeter şuur, irade, mutabakat ve gücü bir araya getiremedi.
Çok yazık...
Evren öldü ama mirası yaşıyor.
Evren’in Kürtçe konuşma yasakları, yaygın zulmü ve Diyarbakır Cezaevi’ndeki korkunç işkenceleri nedeniyle Kürt sorununu şiddet örgütlenmesiyle çözme eğilimi Kürtler arasında taban buldu.
Evren’in Soğuk Savaş kafası, örgütlü toplumu yok etti. Dernekler, işçi ve emekçi sendikaları kapatıldı. Toplumsal örgütlenme alternatifi olarak geriye bir tek İslami cemaatler ve hareketler kaldı.
Evren cuntası solun her türlüsünün üzerinden adeta silindirle geçtiği için laik muhalefetin zemini de tahrip edildi; kırsal kökenli kent çeperi siyasal İslam’a ve cemaatlere terk edildi.
Evren askeri diktasının resmi ideoloji olarak benimsediği “Türk-İslam Sentezi”nin ışığında yürüttüğü toplum mühendisliği çalışmasında eğitimin dinselleştirilmesine daha o zamandan hız verildi ve siyasal İslam’ın kitle tabanı bu yolla da güçlendirildi.
Evren cuntasının partileri kapatıp yasak koyarak uyguladığı siyaset mühendisliği, politikacı sınıfının doğal yollardan yenilenmesini önledi ve siyasette görülmemiş bir yozlaşma yaşandı.
Evren’in bu ülkeye verdiği en büyük zararlardan biri, yüksek öğretimde özerkliği ortadan kaldıran YÖK’ü kurdurmak olmuştur. YÖK yüzünden yüksek öğretimin ruhu olan akademik özgürlük yok edildi; ülkenin düşünce ve bilim üretme kapasitesi hilafsız sınırlandırıldı.
Evren cuntası, vatandaşın hakkını ve hukukunu güvence altına almayı değil, devleti vatandaştan sözde korumayı gözeten otoriter ve yasakçı 1982 Anayasası’nı miras bıraktı.
Nihayet Evren en büyük zararlardan birini de her fırsatta “Halka yeterince anlatmamışız” dediği Mustafa Kemal Atatürk’e verdi. Sanki kendisi çok anlarmış gibi Atatürk’ü ikrah getirtecek nispette taşlaştırmak yoluyla bu ülkenin sağlıklı bir Kemalizm, modernleşme ve Batılılaşma tartışması yapmasına da engel oldu.
Ben bu ülkenin Kenan Evren’in ardında bıraktığı zehirli mirası kaldırıp atacağına inanıyorum. Halen yaşadığımız acı ve güncel tecrübenin de müsebbibi olan bu mirasla birlikte, refah, barış ve güvenlik içinde yaşamamızın mümkün olmadığını anlayacak kadar olgunlaştığımız kanaatindeyim.
Mamafih biraz daha zamana ihtiyacımız var.
Keşke Kenan Evren, mirasının tarihin çöplüğüne atıldığını görecek kadar yaşasaydı.
Ölümü zamansız oldu.
Çok üzgünüm.

Yazarlarda Ara
Bul
Birinci Dünya Savaşı kaç yılında başlamıştır?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.