Cumartesi

14.10.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 14.10.2017-2:30

“Gerçek mutluluğu bu karakterle tanıdım”

“Babam” filminde zihinsel engelli bir genç olan Arif’i canlandıran Berker Güven: “Arif’le geçirdiğim sürede sosyal hayatta mutlu olmaya imkan vermediğimizi anladım. Gerçek mutluluğun ne demek olduğunu biraz daha tanıdım bu karakterle”

Sitene Ekle

Özge Tabak / ozge.tabak@milliyet.com.tr

Craft Tiyatro’nun “Yen” oyunuyla dikkatleri üzerine çekmiş, 22.Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde Üstün Akmen Genç Oyuncu Ödülü’nün sahibi olmuştu Berker Güven. Şimdi Çetin Tekindor ile baba-oğulu canlandırdıkları “Babam” filmiyle beyazperdede. Arif isminde zihinsel engelli bir genci oynadığı ilk sinema filmi için heyecanlı olan Güven yaptığı işi uluslararası boyuta taşımayı hayal ediyor. “Yen” ile sahneye çıkmaya devam eden oyuncuyu yakında bir dizide de görebiliriz...

 “Babam”daki karakteriniz Arif’in hazırlık sürecinde ZİÇEV’de (Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı) vakit geçirdiniz. Nasıldı bu süreç?

Orada çocuklarla, zihinsel engelli bireylerle 1 hafta kadar günde 8-10 saat vakit geçirdim. Arkadaş olduk. Birlikte aktiviteler yaptık, derslere girdik. Yeri geldi bana öğretmenleri olma fırsatı verdiler. Tabii gözlemledim ama en önemlisi orada birlikte sohbet ettik. Sohbet edince her şeyi veriyorlar size zaten, oradaki arkadaşlarım sevindiğinde, üzüldüğünde saklamıyor. O yüzden anlaşılmaları çok kolay. Sadece tanımayı istemek lazım. Onun dışında baştan sona yönetmenimiz Nihat hocayla ve CRAFT tiyatrodaki yönetmenim ve oyuncu eğitmenim Çağ Çalışkur’la çalıştık.

“Hayatıma ışık tutan Çağ Çalışkur oldu”

Sizi rolün zorluğu mu çekti?

Benim için en önemli şey, zihinsel engelli bireylerin en iyi şekilde yansıtılması, savunulması ve temsil edilmesi gerektiğiydi. İnsanlar onları tanımaya imkan vermiyor, belki bu filmle onları anlamaya, fark etmeye fırsat verirler diye düşünüp roldense bu sorumluluğu üstlendim.

Duygusal yoğunluğu olan bir karakter oynadınız. Arif’le yaşamak nasıldı sizin için?

Arif’le geçirdiğimiz sürede aslında sosyal hayatta mutlu olmaya imkan vermediğimizi anladım. Bir espri yapınca karşımızdaki ufak bir tebessüm eder, onlar hangi espriyi yaparsanız yapın dünyanın en komik şeyi gibi davranıyor. Çünkü hayatlarında o an sadece o espri var. Dolayısıyla gerçek mutluluğun ne demek olduğunu biraz daha tanıdım bu karakterle. Zihinsel engelli bir birey ile diğer bireyler arasında algı farkı çok fazla. Ben bir ay boyunca Arif olarak sette var oldum. Aralarda da karakteri bozmadım, herkes benimle Arif olarak iletişime devam etti. Arif olarak topluma kabul edilmeyi başardım yani.

Feride’nin hayatlarına girişi baba-oğulun hayatını değiştiriyor. Sizin böyle bir tecrübeniz oldu mu?

Feride’nin gerçek hayattaki karşılığı benim için Çağ. Çünkü ben Craft’ta oyunculuk eğitimine başladığımda mükemmeliyetçi ve egoları olan bir insandım. Bana kırılgan olmayı ve değer sahibi olup, onlara sahip çıkmayı öğretti. Egolarımı bıraktığım yerde ve kırılgan olabildiğim noktada aslında oyunculuk yolculuğuna başlayabileceğimi, sanatımı icra edebileceğimi öğretti. Aslında benim hayatıma da ışık tutan Çağ oldu.

İlk sinema filminizde Çetin Tekindor ile oynamak nasıldı? 

Yılbaşından önce arkadaşlarla bir dilek bilekliği takalım dedik. “Bilekliği sene başında takıyorsun, eğer kendiliğinden koparsa dileğin gerçekleşiyor” dediler. Dileğim “Hayatımın bir döneminde Çetin Tekindor veya İpek Bilgin’le karşılıklı oynama şansı bulurum”du. Sonra Nihat hocayla görüştük. Zorlu bir süreçti, 8 deneme çekimi yaptık. Çetin Tekindor’un oynadığını söylediler. O an bilekliğime baktım, bileklik yerinde yoktu. Enteresan bir andı. Çetin abiyle oynamak eşsiz bir deneyim. Yaklaşımını anladığınız an öğrenilecek milyon şey var ondan.

“Film senaryosu yazdım”

Projelerde sosyal konulara değinilmesine dikkat ediyorsunuz.

Kesinlikle olması lazım. Sosyal katmanı olmayan bir senaryoyla ilişki kurmam imkansız. Yaptığım her işte sosyal katman arıyorum.

 Stresli zamanlarınızda kendinizi nasıl nötrlersiniz ?

Eskiden stresli anlarımı sürekli başka şeyler yaparak bastırıyordum. Stresle mücadelede stresi açığa çıkardığımda yani “Ben şu anda gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum”u söylediğim zaman rahatladığımı anladım. Yüzleştiğim an arınmış oluyorum.

Kendinize kalan vakitlerde neler yapıyorsunuz? 

13 yaşından beri yemeğimi kendim yapıyorum. Pizzasından taze fasulyesine kadar...  Bir süre dans ettim, yardımcı eğitmenlik yaptım. Latin danslarında Türkiye Şampiyonası’nda yarı finale kadar yükselmiştim. Bir uzun metraj film senaryosu yazdım, onun revizesini yapıyorum şimdi. Aile içi şiddet ve kadına şiddet üzerine güzel bir hikayesi var. İlerleyen zamanlarda da çekmeyi düşünüyorum. Ama yaşımın biraz daha büyümesi gerekiyor. Olgunlaştıkça bazı şeyler zamanla oturuyor ya zihninizde. Onları anlamak için biraz daha hayatı yaşamam gerek. 

Bir dilek bilekliğiniz daha olsa ne dileyeceksiniz? 

Şu anda hayatım o kadar yolunda ki, dilek bilekliğine hiç ihtiyaç duymuyorum. Ama mutlaka bir şey dilemem gerekirse, belirli bir süre boyunca hiçbir ekonomik kaygım olmaksızın dünyayı gezip keşfetmeyi dileyebilirim...

 

 


©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.