Geri Dön

Berlinale’de ‘Trainspotting’ günü

1990’ların sembol filmlerinden ‘Trainspotting’in 21 yılın ardından gelen devam filmi ‘T2 Trainspotting’ önceki gün Berlinale’de izleyici karşısına çıktı

Berlinale’de  ‘Trainspotting’ günü

67. Berlin Film Festivali’nin yarışma dışı bölümünün merakla beklenen filmi ‘T2 Trainspotting’ önceki gün izleyicilerle buluştu. 1990’ların sembol filmlerinden ‘Trainspotting’in 21 yılın ardından gelen devam filmi, yönetmen Danny Boyle, oyuncular Ewan McGregor, Jonny Lee Miller ve Ewen Bremner’ı bir kez daha bir araya getiriyor ve filmin karakterlerini 21 yıl sonra Edinburgh’da yeni bir maceraya taşıyor.

Gösterimin ardından Boyle ve oyuncuları basının karşısına geldiğinde senaryoda ‘zamanın geçişi ve erkeklik halleri’nin öne çıktığını vurguladılar. Oscar’lı İngiliz yönetmeni Boyle, bu süreçte sinema teknolojilerinin de değiştiği yönünde bir soru üzerine kameraların küçüldüğünden bahsetti ve filmin kulüp sahnesinde küçük bir kamerayla çekim yapabildiklerini aktardı. Boyle, bu filme devam filminden ziyade bağımsız bir yapım gibi davrandıklarını da vurguladı. Yönetmen kendisinin de değiştiğini ifade etti ve “Kariyerinizin bambaşka bir döneminde çalıştığınız insanlarla yeniden çalışmak ilginçti. Çünkü kim olduğunuzla ilgili poz yapamazsınız. Ortak yönlerimizi yeniden keşfettik” dedi. Miller ise aynı döneme dönmenin mümkün olmadığını vurguladı ve filmi ‘devam filmi’ değil, ‘otopsi’ olarak tanımladı.

‘T2 Trainspotting’, ilk filmin hayranları için heyecan verici. İlk filme sıklıkla referans veren film, 1990 sonlarının kahramanlarını günümüzün sosyal medyalı dünyasının yanı sıra kentsel dönüşüm ve elbette Brexit’in içine yerleştiriyor. Filmin ilk filme yeni hayranlar katabileceği şüpheli. Ama ilk filmin ardından onları zihinlerinde yaşatanların sorularını dostluğun, kaybın ve geçen yılların ağırlığının öne çıktığı bir öyküyle yanıtlıyor. Çoğu devam filmi gibi ilkinin ruhunu ve özgünlüğünü yakalayabildiğini söylemek ise güç.

Yarışmada favori yok

Berlinale takipçileri ‘T2 Trainspotting’le eski dostlarla karşılaşmanın keyfini sürerken yarışma henüz favori çıkarmayı başaramadı. Oren Moverman’ın yönettiği ABD yapımı ‘The Dinner’, aralarında Steve Coogan, Richard Gere, Laura Linney’nin yer aldığı oyuncu kadrosuyla dikkat çekse de bekleneni vermekten uzaktı. 2013 yapımı Hollanda filmi ‘Het Diner’ın ABD yeniden çevrimi, iki aileyi çocukları üzerinden bir sorun yaşadıkları bir anda bir araya getiriyor ve ahlaki ikilemlerle yüzleştiriyor. Vasat oyunculuları ve güçsüz bir yönetmenliğiyle ‘The Dinner’ yarışmanın en alt seviyedeki yapımlarından biri olarak kalacak gibi gözüküyor. Yarışmadaki Avusturya filmi ‘Wilde Maus’, Josef Hader’ın hem yönetip hem başrolü üstlendiği bir komedi. Film, gazetedeki işinden atılan saygın ve tecrübeli bir müzik eleştirmenin adım adım kontrolü kaybetmesini konu alırken Berlin takipçilerine hoş zaman geçirtse de özgünlükten uzaklığıyla yarışmada öne çıkacak filmlerinden biri olması beklenmiyor.

Aksaray'da tedbiren hastaneye kaldırılan 10'u Çinli 12 kişi taburcu edildiAksaray'da 'korona virüs'üne karşı tedbir amacıyla hastaneye kaldırılan 10'u Çinli 12 kişi taburcu edildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber