Pazar

08.07.2018 - 01:30

Haberin “kilidini” kırmak!

Sitene Ekle
Medya Analizi  |  Belma Akçura okur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Haber sadece kamuoyunu bilgilendirmek için değildir. Bir ülkenin ortak tarihi öneme sahip değerleriyle ilgili olası tehlikelere dikkat çekmesi açısından da önemlidir.

Bir olay gerçekleşmeden önce onun olası sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmak, doğuracağı tehlikelere dikkat çekmek, uzmanların araştırma, görüş ve raporlarıyla yetkililerin kararlarını yeniden gözden geçirmesini sağlamak bir gazetecinin başarıya imza atması demektir. Bu toplumsal bir bilinç yaratması açısından da son derece önemlidir.

Türkiye’de bir dönem araştırmacı gazetecilik; siyaset ve derin devlet haberleri üzerinden yapılan bir haberci faaliyeti gibi algılanırdı. Oysa bugün her haberin ve bilginin bir gazetecinin sonuna kadar takip etmesinin önemine ve bilincine sahip çok değerli meslektaşlarımız ve bunu değerlendirebilecek, sayıları az da olsa bir medyaya sahibiz. Örnek çok ama biz yakın tarihe bakalım.

2015 yılında Süleymaniye Cami’nin arkasındaki Botanik Bahçesi, Osmanlı döneminde Şeyhülislamlık makamının bulunduğu gerekçesiyle İstanbul Üniversitesi’nden alınarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edildi. Botanik Bahçesi’nin taşınma işlemleri gündeme gelince Milliyet muhabiri Mert İnan “5 bin endemik türde yok olma tehlikesi” başlığı ile konuyu haberleştirdi.

Yanlışlardan dönülmesi için

Haberinde böyle muhteşem bir bahçenin benzerinin sadece Brezilya’da olduğunu hatırlatan, taşınması halinde de bahçedeki bitki ve ağaç türlerinin yok olabileceği konusunda uyaran uzman görüşlere yer verdi. İnan, bununla da yetinmedi “Böyle bir bahçe 100 yılda yapılır” başlıklı bir başka haberle Botanik Bahçesi’ni tekrar kamuoyunun gündemine taşıdı. Haberde bu kez Botanik Bahçesi’nin tahliyesine ilişkin İstanbul Barosu’nun konuyu yargıya taşıyacağı ve STK’ların da imza kampanyası başlatacağı bilgisine yer verdi. Başka uzmanlardan da görüşler aldı. Uzmanların ortak görüşü; nakil durumunda bahçenin yok olacağı.

Karar mercileri her zaman doğru projeler üretemeyebilir, doğru faaliyetlerde bulunmayabilir. Uzman görüşler de bunun için vardır. Medya da bu olası tehlikeleri hatırlatmakla yükümlüdür. Çünkü haberler sadece kamuoyu için değildir. Bir ülke yönetiminde yanlışlardan dönülmesi noktasında da önemlidir. Bu ülke hepimizin. Bir tarihi bahçeyi yok etmek bu ülkenin tarihini yok etmektir.

Dolayısıyla maden ocaklarında çalışanların can güvenliğine dikkat çekmek ya da bir tarihi eserin önlem alınmaması durumunda nasıl yok olacağını hatırlatmak, bir bahçenin taşınması halinde yok olacağı görüşlerine yer vermek bu mesleğin en değerli yanıdır. Toplumsal bilincin oluşmasında da bu tür haberlerin yeri ve önemi büyüktür. Yeter ki, haberin iyileştirici, tamamlayıcı ve yapıcı bir güce sahip olduğu anlayışla hareket edebilelim.

HEM ÖVGÜ HEM YERGİ

Çürümenin panzehiri

Sadece bir iki gün içerisinde çıkan haberlerin niteliğine bakın: İki gözü oyulmuş bir köpek bulundu. Bir tilki kapanla yakalanıp sopalarla dövülerek öldürüldü. Çocuklar kaçırıldı. Biri direğin altına gömüldü, diğeri bir dere kenarına atıldı… İntihar teşebbüsünde bulunan bir kadınla ilgili haberin altına “geber” diye yorumlar yapıldı. İstediği ilaç yok diye bir grup parke taşlarıyla eczaneye saldırdı… Toplumsal çürümenin nasıl böylesine ürkütücü, dehşet verici hale geldiğini anlamak, yorumlamak haliyle giderek daha da zorlaşıyor. Bu haberler karşısında birçok okurumuzun “İnsanlığını, edebini, mahcubiyetini daha da önemlisi vicdanını yitirmiş bir toplumla karşı karşıyayız. Lütfen bir şeyler yapın” yönündeki isyanı kötü haberler karşısında okurun duyduğu endişe, korku ve çaresizliğin de bir göstergesi. Bilinçli işlenen suçlarda bir cezanın caydırıcılığını tartışabilirsiniz ama toplumda genel bir bozulma varsa, en ağır cezayı da getirseniz o toplumsal bozulmaya çözüm üretmeniz mümkün olmayabilir. Kamuoyu da medya da artık biliyor ki; olayları her defasında yeniden aynı şekilde okura sunmak işe yaramıyor, sonucu değiştirmiyor. Peki, ne yapmamız gerekiyor? Gazeteciliğin iyileştirme ve sorunların üstesinden gelinmesi ile ilgili haberlere ağırlık vermesi bir çözüm olabilir mi?

Pennsylvania Üniversitesi’nden pazarlama Profesörü Jonah Berger, “Contagious” (Bulaşıcı) adlı kitabında duyguları uyandıran, tahrik eden hikâyelerin, özellikle olumlu olanların, okuyucular tarafından paylaşılma ihtimalinin daha yüksek olduğunu söylüyor. Biz fark etmeden günlük kararlarımızı ve seçimlerimizi şekillendiren, insanların birbirlerinden nasıl etkilendiğini tüm etkenleriyle birçok araştırma üzerinden okuruna aktarıyor. Biz kendimizi değiştirirsek diğerleri de bu etkileşimle değişecektir. Dünyadaki yerimizi dönüştürme gücüne nasıl sahip olduğumuzu anlatıyor… Yani kötülük gibi iyilik de bulaşıcıdır. İyi haberlere, toplumda umut yaratan haberlere ağırlık vermeliyiz.

HAFTANIN FOTOĞRAFI

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Suriye’nin Afrin bölgesinde terör örgütü YPG/PKK’dan arındırdığı Racu beldesinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün karargâh olarak kullandığı ev bulundu. Bu fotoğraf bildiğimiz bir tarihin “yeni” bir sayfasıdır. Çünkü hiçbir tarih bize öğretilen kadar değildir. Geçmişe dair her yeni bilgi kendi içinde yepyeni bir tarih yaratır.

 

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.