Cumartesi

15.12.2012 - 02:30

Havalı ve fiyakalı Frankie’de yer bulmak zor

Sitene Ekle
.  |  Ali Rıza Kardüz Tüm Yazıları »

Medyanın çok bahsettiği Frankie’deydik. Hafta arası bile tıklım tıklımdı. Yemekleri için “Yorum yok”  ama havası ve servisi pek fiyakalı

İstanbul Nişantaşı’nda, Sofa Oteli’nin çatı katında Frankie diye bir lokanta açılmış. Haftanın belli günleri  canlı müzik varmış. Sezen Aksu müzik direktörü imiş. Canı çektikçe Frankie’de sahne alırmış... Medyada Frankie’den o kadar söz edildi, ballandıra ballandıra anlatıldı ki... “Gitmesek de olur” derken dostlarımız bizi Frankie’de yemeğe davet etmez mi! Giyindik kuşandık, dört kişi Frankie’ye gittik.



Mehmet Yaşin dostumdan öğrenmiştim; otelin çatısını lokanta ve müzikhol karışımı olarak dekore edenler, New York’taki benzerlerinden esinlenmişler. Alengirli bir isim ararken de New York denince akla Frank Sinatra geldiği için ismi  “Frankie” olsun demişler.
Frankie’yi Kaya Demirer ile Ayşem Koltukoğlu’nun birlikte açtıklarını gazeteler yazmıştı. Kaya Demirer’i uzun süredir tanıyorum. Daha önce İstanbul’da Topaz, Niş, Karaf ve Lipsi ismi ile işlettiği lokantaları ilgi görmüştü. Otelin çatı katına çıktık. Geniş mekanın iki yanına yemek  masaları dizilmiş toplam 120 sandalye var. Orta bölümün duvarının dibine upuzun bir Amerikan barı tezgahı kondurulmuş. Önünde birkaç küçük masa, giriş
bölümüne yakın da ufak bir sahne var.
Frankie sadece bir lokanta olarak düzenlenmemiş.Yemek saatlerinde ve yemek saatleri dışında, Amerikan barının önünde ayakta veya sınırlı sayıdaki masada oturularak içki alınabiliyor; eğer canlı müzik var ise de müzik dinlenebiliyor.

Şarap menüsü zengin, kadeh şarap çeşidi de bol
Serkan Yıldırım bizi yuvarlak bir masaya buyur etti. Masanın örtüsü, peçetesi keten; ütülü ve bembeyaz. Tabak, bardak, çatal- bıçak hepsi  iyi kalite. Ancak masa yüksek. Mimar herhalde çizdiği masada yemek yememiş. Yese kollarının havada kaldığını görür, masanın bacağını birazcık keserdi.
Ne ise... Keyfe keder dedik, Frankie’nin müdürü Serdar Çönbe’nin getirdiği şarap listesini incelemeye başladık. Müdür bey aynı zamanda sömeliye imiş. Frankie’nin kavı zenginmiş. Ayrıca dört çeşit yabancı şampanya ile dört çeşit yerli köpüklü şarabı ve 60 çeşit yerli ve yabancı şarabı isteyenlere  kadeh olarak da verebiliyorlarmış. Kaliteli yerli şarapların kadehi 20 ile 59 lira arasında. Biz bir şişe, 145 liralık Kayra Versus istedik.
Derken geldi sıra yemek seçimine. Menü çok kalabalık değil. Mutfak şefi İspanya’dan ithal Yunan Symeon Triantafyllo imiş.
Yemek menüsünü kısaca özetleyeyim. Çorbalar 33 lira, salatalar 40 ile 60,
dana carpaccio, yengeç, ördek ciğeri,
talaş böreği ve mücver gibi başlangıçlar ise 40 ile 75 lira arasında. Makarna ve risotto çeşitlerinin fiyatları da 42 ile 65 lira arasında değişiyor. Izgara bonfile, döner kebap,
kuzu ızgara, fener balığı, steak tartar
gibi ana yemekler ise ortalama 60 lira.
Tatlı için de 20-24 lira ödüyorsunuz.

Asma yaprağı çorbası gerçekten pek lezzetliydi
Serkan Yıldırım’ın tavsiyesi ile yemeğe asma yaprağı çorbası ile başladık. Şef, asma yaprağını ezmiş, yemyeşil bir çorba yapmış. Pek lezzetli idi. Daha sonra  şefin özel  tabağı denilen bir tabağı paylaştık. Tabakta ahtapot, yer elmalı mücver, dana yapraklı sebzeli börek vardı. Fevkalade idi diyemem. Ben kuzu pirzola ısmarladım. Masadakiler farklı et yemeklerini tercih etti. Yemek sonunda bir tabak kadayıf rulolu tatlıyı paylaştık. Çaylarımızı içtik.
Kaya Demirer’in bundan önceki  lokantalarında, mutfak ve lezzet öne çıkardı. Frankie’de Yunan şefin marifeti için ise
“No comment!” yani “Yorum yok!”
Yemek bir yana, Frankie’nin havası ve servisi pek fiyakalı. Biz yemek yerken
Sezen Aksu’nun pek beğendiğini öğrendiğimiz Evrim Özkaynak popüler müzik parçalarını seslendirmeye başladı.
Hesabı istedik. Bizi davet eden dostumuz kişi başı 130 lira dolayında bir ödeme yaptı.
Bu arada Frankie’de öğle saatlerinde de fiks menü yemek servisi varmış. İki çeşit yemekli menü 75, üç çeşit yemekli menü ise 95 lira imiş. Bu yemeklerle isteyene kadehi 20 liradan da şarap ikram ediyorlarmış.
Biz hafta içi bir akşam yemeğine gittik. Tüm masalar dolu idi. 22.30’da mekandan ayrılırken, Amerikan barın önündeki kalabalığın arasından güçlükle sıyrılarak dışarı çıkabildik. Demek ki halkımız Frankie’yi beğeniyor. n

©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.