20.11.2017 02:30 | Son Güncelleme:
SELAY SARI - İSTANBUL

İki dilli bir ‘Yuva’

Sami Berat Marçalı’nın New York’ta bir sanat merkezinin siparişiyle yazdığı Türkçe ve İngilizce oyun ‘Yuva’, İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında 25 Kasım’da iki temsille ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’nda

Tiyatronun genç yaşta hem yazar hem yönetmen olarak başarılı olmuş isimlerinden Sami Berat Marçalı, yeni oyunu ‘Yuva’yı geçtiğimiz sezon kurduğu yeni topluluğu B Planı ile İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahneliyor. Ülkelerindeki savaştan kaçıp Amerika’ya iltica eden, biri otistik iki kardeşin, Filistin göçmeni bir taksi şoförü ve Meksika göçmeni bir drag queen ile karşılaştıkları ilk gecelerini merkeze alan oyun, başlığındaki kavramın göreceliliğini irdeliyor. 25 Kasım günü saat 15.00 ve 20.30’da ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’nda sahnelenecek, Türkçe ve İngilizce oynanan ‘Yuva’yı Marçalı ile konuştuk.

‘Yuva’ya giden süreç nasıl başladı?

Özen Yula ile Handan Özbilgin Bromley çok eski arkadaşlar, Handan New York’taki La Guardia Performans Sanatları Merkezi’nde (LPAC) genel sanat yönetmeni yardımcısı. Orada başlattığı, Balkanlar-Amerika arası sanatçı değişim programı için Özen Yula’dan isim önerisi istemiş, o da beni önermiş. Bir araya geldiğimizde göçmenlik üzerine bir şey istediğini söyledi. Bir ayağı New York’ta, bir ayağı İstanbul’da uzun bir yazım-tartışma-okuma tiyatrosu süreci oldu farklı oyuncularla.

Oyun nasıl karşılandı New York’ta?

Bir Türk oyuncu ve üç Amerikalı oyuncuyla sekiz kere sahnelendi, yönetmen Ellie Heyman tarafından. Güzel eleştiriler aldık. Hatta Drama League’in genel sanat yönetmeni geldi,  “21. yüzyılın Tennessee Williams’ı gibisin, son dört aydır izlediğim en iyi şeydi” diyerek bana destek vermek istediğini belirtti. Şimdi 5-6 Aralık’ta New York’ta okuma tiyatrosu olarak sadece yapımcılara özel sahnelenecek ‘Yuva’. Bu arada yönetmen bana oyunu 50 kere yeniden yazdırdı.

Son hâlini aldı mı?

Şu an oyun son hâline geldi diye umuyorum. Anlatımı güçlendi, daha kısaldı. ABD’de oyunun en basit şekliyle sahnelenmesi isteniyor. Herkes her şeyi anlıyor. Ben aslında seyircinin farklı şeyler anlamasını ya da anlamamasını tercih ederim.

Oyundaki ‘yuva’ neresi?

İlk ‘Yuva’ diye bir oyun yazmaya karar verdim ve kendi kendimi sorgulamaya başladım, “Benim için yuva ne demek?” diye. Aslında yuva, ana rahminden çıktıktan sonra bir daha yok. Her bulduğun an kaybediyorsun. Üçüncü dünya ülkesindeysen kalbin çok fazla konuşuyor ama asıl aklın hükmediyor. Ama yuva da, ancak aklını devreye sokmazsan bulabileceğin bir şey. Demek istediğim şey şu: Bu yuva arayışı asla bitmeyecek ve sen kendini asla yuvanda hissedemeyeceksin çünkü bir yere gittiğinde orası için dışarıdan gelensin, bulunduğun yerde ise sen kendini dışarıda hissediyor olacaksın.

Çevirisizlikte kaybolanlar

- Amerika’daki versiyonda üstyazısız Türkçe ve İngilizce oynanmış oyun. Nasıl bir deneyim oldu?

Oradaki prodüksiyonda ablayı canlandıran Burçak Arya Göçmen Ankara DTCF’den yeni mezun olmuş, İngilizce bilmeden ABD’ye gitmiş. Orada oyuncu seçmeleri ilanını görüp almış rolü. Beraber oynadığı oyuncular da Türkçe bilmiyor. Birbirlerini o kadar anlamıyorlar ki, genel provada bile kayboluyorlar, birbirinin ne replik söylediğini bilmiyor.
 

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0