Pazar
02.06.2013 - 02:30 | Son Güncelleme: 02.06.2013-2:30

İki yılda bir Venedik

Venedik 118 adadan oluşuyor, bu adaları 170 kanal ayırıyor, 400 irili ufaklı köprü de bu adaları birleştiriyor.

Sitene Ekle

Bu zaten bir şehri ilginç kılmak için yeterli olabilir ama buna bir karnaval, bir film festivali ve bir de yüzyılı aşkın bir süredir düzenlenen bienali de katarsak
o şehir 25 milyon turist çeken bir yere dönüşüveriyor... Tabii korunmuş bir tarihin rolü çok büyük. Bu yıl 55’incisi düzenlenen Venedik Bienali Uluslararası Sanat Sergisi 370 bin ziyaretçi çeken bir etkinlik. 88 ülkenin katılımı ile düzenlenen 55. Venedik Bienali’ndeki Türkiye Pavyonu’nunda Ali Kazma’nın “Resistance adlı video serisi yer alıyor. Küratörlüğünü
Emre Baykal’ın yaptığı Türkiye
Pavyonu, Arsenale’de bulunuyor. Katılımcı ülkeler bienalin iki mekanı Giardini ve Arsenale’nin yanı sıra
şehrin birçok yerinde düzenledikleri sergilerle yer alıyorlar. Milliyet Pazar, Venedik Bienali’nin ön izleme günlerinde oradaydı.

Bienal sonbaharda gezilmeli
Venedik’teki dünyanın bu en önemli sanat olayını izlemek isteyenler aylar öncesinden otel ve lokanta rezervasyonlarını yaptırıyorlar. Bu günlerde “öylesine karar verdik, hop gidelim” demek pek kolay değil. Otellerin çoğu dört günlük paketler sunuyor yani iki günlüğüne gitmek isteyenler ya bütün paketin parasını ödemeye ya da biraz şehrin dışında kalan otellere razı olmalı. Zaten boş oda bulmak hemen hemen imkansız. Fiyatlar da fahiş. 1 Haziran ile
24 Kasım tarihleri arasındaki bienale sonbaharda etraf biraz tenhalaşınca gitmek daha akıllıca. Yoksa oradaki günlerinizi devamlı bir otobüs kalabalığı içinde geçirmeye hazır olun. Şehrin aşırı sıcağı da cabası. Ön izleme günlerinde bile girişlerde çok uzun kuyruklar oluşabiliyor ve kalabalık yüzünden sergilere girilemiyor. Girilse de itiş kakıştan bir şey görülemiyor... Örneğin Giardini’de yer alan Amerikan, Belçika, İsrail, Fransız pavyonlarına girebilmek için çok uzun kuyruklarda beklemek gerekti. Büyük ilgi görenlerden İngiltere pavyonu (Jeremy Deller’ın eserleri sergileniyor) bir ara boşalınca rahatça gezilebildi.

Bilet menüsü uzun
Bilet edinmek kolay. Her iki mekanın kapısından bilet satın alınabiliyor. Tüm mekanlara girilebilecek iki günlük bilet
30 avro. Öğrencilere giriş 14 avro. Tüm bienal süresi için pas bilet 80 avro. Bilet seçenekleri ve fiyatları için çok uzun bir liste var. Çocuklu gelenler için ayrı, engelliler için ayrı, gruplar için ayrı, Venedikliler için ayrı...

En önemli şey rahat bir çift ayakkabı
Son günlerde Venedik’te hava biraz cilveli; hem güneşli, hem bulutlu, hem yağmurlu, geceleri de serin. Orada olduğumuz sürece bolca ıslandık. Yağmura karşı valizinize bir şeyler almanıza gerek yok, ilk damla ile şemsiye ve naylon yağmurluk satıcıları fırlıyor ortaya. 5 avroya bu işi halledebilirsiniz. Aynı satıcılar yağmur yağmayınca beşinci sınıf sahte markalar satmak için yol kesiyorlar. En popüler marka Louis Vuitton taklidi Lu Via çantalar. Bienal ziyareti için tek ve en önemli şey rahat bir çift ayakkabıya sahip olmak. Bu iş de bir çift spor ayakkabısı ile halledilebilir. Hem çok yol yürünüyor hem de deniz taşıtlarına inip binmek gibi cambazlık işlerinde de çok işe yarayabiliyor.

Milli içki prosecco
Ön izleme günlerinde basına ve özel davetlilere açık olan bienal mekanlarındaki açılışlarda İtalya’nın milli içkilerinden prosecco su gibi akıyordu denebilir. Kadınların vazgeçilmez aksesuarlarından pet su şişesi yine zirvedeydi. Bienal’de illy espresso karton bardağı da ellerden düşmüyordu. İlly kahve markası
2003’ten beri bienale katılıyor. Bu içme tarafı, yeme tarafına gelecek olursak açılış öncesi günlerde kapılarda  bir köfteci, simitçi, mısırcı niyetinepizzacı, sandviççi filan yoktu ama pahalı ucuz tüm lokanta ve kafeler bienal ahalisi ile tıka basa doluydu. Kimlerin bieanalci olduğu da ülke pavyonlarında dağıtılan omuzlardaki bez çantalarından anlaşılıyor.

Bienalciyi çantasından tanıyın

Venedik sokaklarında omuzlarında rengarenk tasarımlı, esprili sloganlar taşıyan çantalı birilerine rastlarsanız biliniz ki bienale uğramış. Bu çantalar değişik ülke pavyonlarından alınan broşürler bulunuyor ama bu çantaları asıl değerli ve ağır kılan iki ciltlik, 700 sayfalık, çok zengin içerikli sergi kataloğu. Sergi kataloğunun fiyatı 85 avro.

Yemek yiyeceğiniz yeri iyi seçin
Bienal ziyaretinden arta kalan zaman şüphesiz yeme içme ve alışveriş ile değerlendiriliyor. “Ne de olsa orası İtalya, nasılsa orada her yerde iyi yemek yenir” demeyin. O tıka basa dolu kafelerde pekala kötü ve üstelik çok pahalı bir yemek yenebiliyor. İyisi mi gitmeden soruşturun ve gerçekten orada hayatınızın en unutulmaz lezzetteki yemeğini gerçek bir İtalyan lokantasında yiyin. Venedik demek San Marco Meydanı ve kıyıdaki kafeler demek değildir. Deniz kıyısı adeta Mahmutpaşa; tişörtler, şapkalar ve bilumum hediyelik eşya tezgahları insanın üstüne üstüne geliyor. Ara sokaklara dalın ve Venedik’in tadını çıkarın. Buralarda hem gerçek Venedik’i görme hem de ilginç küçük dükkanlardan alışveriş etme imkanı bulunabiliniyor.

Hiç olmazsa bir renkli gözlüğünüz olmalı
Bienal adeta bir de kıyafet sergisi sayılabilir. Sıradan giyinmiş insanlar azınlıkta. Uyum sağlamak için en azından özel tasarım dikkat çekici bir aksesuar şart. Hiç olmazsa parlak renkli bir spor ayakkabısı veya renkli bir çanta. Hermes çantanız varsa orası için turuncusunu takın kolunuza, hoş duruyor. Birkaç taneye rastladık. Siyahın sanat ortamlarında modası geçmez. Ama siyaha ayak uyduracak renkli bir aksesuar lazım. Hiç olmazsa farklı tasarımlı bir gözlük. Bu arada ara sokaklarda dolaşırken karşınıza çıkan gözlükçülere dalın ve bienal havasına uygun bir gözlük edinin. Hem ünlü markaların başka yerlerde göremediğiniz modellerine rastlıyorsunuz hem de uygun fiyata farklı gözlükler de bulabiliyorsunuz.

Lüks markalar ve sanat
Ünlü markaların mağazaları aynı yörede peş peşe dizilmiş. Diğer şehirlerde olduğu gibi görkemli binalarda değil ama içleri tabii ki her yerdeki gibi şık. Prada, Trussardi, Louis Vuitton ve Yoox değişik galerilerde sanat projeleri ve sergileri ile de bienale katılıyorlar.

Ali Kazma çok etkileyici

Arsenale’de yer alan Türk Pavyonu’ndaki Ali Kazma’nın “Rezistans” adlı video serisi ön izleme günlerinde bile büyük ilgi toplayanlardan. Pavyona giren çakılıp kalıyor ve videoları sonuna kadar izlemeden çıkmıyor. Pavyonu birlikte gezdiğimiz Türk akademisyen /sanatçılardan oluşan grup tarafından da çok beğenildi. Çok etkileyici bulundu. Ali Kazma’nın yerleştirmesine eşlik eden İKSV ve Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Esen Karol’un tasarımı kitap da çok övgü aldı.

Öğrencileri ile bienale katılan öğretim üyeleri Zafer Mintaş, Aydın Ayan, Hüsamettin Koçan, Oktay Anılanmert ve Zahit Büyükişleyen.

Öğretmenleri tarafından seçilen öğrenciler Burak Kabadayı, Naz Tansel, Begüm Alkoçlar ve Seyit Buçukoğlu.

Naz Tansel, Begüm Alkoçlar, Yıldız Holding Kurumsal Müdürü Zuhal Şeker, Prof. Hüsamettin Koçan ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker Giardini’deki pavyonları birlikte izlediler.

Şanslı öğrenciler

Bienal’in sergi pavyonlarını gezen izleyiciler arasında en şanslı ve heyecanlı olanlar şüphesiz Yıldız Holding organizasyonu ile Venedik’e gelen dört güzel sanatlar öğrencisiydi: Seyit Mehmet Buçukoğlu (Yeditepe Üniversitesi), Naz Tansel (Mimar Sinan Üniversitesi) Begüm Alkoçlar (Kadir Has Üniversitesi) ve Burak Kabadayı (Marmara Üniversitesi). “Sanatın, ülkelerin tanıtımında ve ekonomilerinin gelişiminde de çok önemli bir rolü var. Türkiye’de sanatın gelişmesine, daha büyük kitlelerin sanatla buluşmasına da katkı sağlamak istiyoruz. Sanatın gelişmesi, Türk sanat ve sanatçılarının tanınması için yetişmekte olan sanatçılarımızın da desteklenmesi, vizyonlarının geliştirilmesi gerekiyor...” diyen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, Venedik Bienali’ni dört değişik üniversiteden gelen bu güzel sanatlar öğrencileri ve onları seçen öğretmenleri ile gezdi. 


©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.