RSS
20 Mayıs 2010 - 00:26

İntihal rezaleti

Bir üniversite öğretim üyesinin “intihal” yani “aşırma” ile suçlanması ciddi olaydır. Bir akademisyen için zaten daha ağır bir suçlama düşünülemez. O yüzden ciddi bir öğretim üyesi böyle bir suçlamanın altında yaşayamaz.  Tabii o öğretim üyesinin çalıştığı kurum da...
Ancak intihal suçlamasına karşı ne suçlamaya hedef olan Prof. İzzet Özgenç’ten ne de görev yaptığı YÖK’ten en küçük bir ses çıkıyor...
Bırakın bir açıklama yapmayı... YÖK intihalle suçlanan bu üyesini ödüllendirdi, kurulacak Türk - Alman üniversitesine birinci sıradan rektör adayı bile gösterdi...
İzzet Özgenç’le ilgili intihal suçlamasını bir süre önce Eğitim Sen yaptı. İddiaya göre, YÖK Yürütme Kurulu üyesi olan Prof. Dr. İzzet Özgenç’in 1997 yılında hazırladığı doçentlik çalışması, büyük ölçüde, Almanya’nın Osnabrück Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hans Achenbach’ın 1974 yılında Berlin’de yayımlatılmış bulunan  “Historische und dogmatische Grundlagen der strafrechtssystematischen Schuldlehre” isimli eserinden alınmıştır. Toplam 132 sayfa olan doçentlik tezinin ilk elli sayfası doğrudan Achenbach’ın eserinden kaynak belirtilmeden aktarılmıştır. Burada kullanılan 290 referansın 202 adedi doğrudan ve sıralı bir biçimde Achenbach’ın eserini takip etmektedir.
Belgeler 25 Şubat 2010 günü, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’a sunuluyor. Sendikanın bilgilendirilmesi isteniyor,. Ancak aradan üç ay geçtiği halde YÖK’ten ses seda çıkmıyor.
Üstüne üstlük Özgenç rektörlüğe aday gösteriliyor.
Çürümüşlüğün bu kadarı fazla değil mi?

 

Zorlu başlangıç...
Kemal Kılıçdaroğlu’nu birkaç gündür ekranlarda lider rolünde izliyoruz...
Yeni rolünde de olumlu tablolar çiziyor.
Açık ve komplekssiz konuşuyor, güven veriyor... Bir dostumuzun deyimiyle:
“Ezberleri bozan bir savaş adamı ama gücünü sertlikten değil çelik gibi sağlam sinirlerinden ve bilgisinden alıyor...”
Televizyonda soruları yanıtlama yöntemine bakıyoruz... Şeffaf... Sakin... İnandırıcı...
“Başbakan olunca havuzlu villalarda oturmayacağım, yalnızca halka hesap vereceğim, ne ben zenginleşeceğim, ne benim çocuklarım zenginleşecek” sözleriyle özlenen siyasetçi tipini çiziyor.
Ancak unutmayalım...
CHP çok yakında her kafadan bir sesin çıktığı parti haline gelecektir.
Koltuk arayanlar... Aradığını bulamayınca kavga çıkaranlar... Muhterisler... Kifayetsiz muhterisler... Muhalifler... Müzmin muhalifler... Muterizler.. Müzmin muterizler... Hepsi birden Kılıçdaroğlu’nun çevresinde ateş dansı yaparken kuşkusuz kafaları karıştıracaklar, partinin rahat çalışmasını önleyecekler...
Birtakım kişilere politbüro suçlamaları şimdiden kırıcı sonuçlar doğuruyor.
Bu arada Deniz Baykal’a tuzak kuran tertipçilerin de boş durmayacağını anımsatalım...
Baykal’ı AKP’ye rakip olmaktan çıkartmak için tuzak kuranlar Kılıçdaroğlu’nu elbet boş bırakmayacaklardır.
Kılıçdaroğlu’nun işi zor. Bu aşamada desteğe ihtiyacı var... Zamana ihtiyacı var.
CHP yanlıları kendisine bu desteği vermeli, onu karar vermekte özgür bırakmalı...
Ülke bu şansı iyi kullanmalı...

 

Saylan
Sevgi öğretmen yazıyor:
“Ülkemiz aylardır ‘İrtica İle Mücadele Eylem Planı’ ile meşgul ediliyor.
  Oysa sabırla ve adım adım yürütülen ‘Cumhuriyetle Mücadele Eylem Planı’ son yıllarda kazandırılan ivme ile son hedefine ulaştırılıyor...”
  Öğretmenimin tespiti doğru... Ne var ki toplum bu ikinci ve tamamen gerçek planı ya görmüyor ya rahatını bozmamak için görmek istemiyor...
Prof. Türkan Saylan’ı ölümünün yıldönümünde bu ağır havanın altında anıyoruz...
Ölümüne birkaç ay kala evi ve başkanı olduğu dernek binaları basıldı.
Hayali suçlar icat edildi... Hayatından gün eksiltildi o muhterem insanın...
Suçu cumhuriyetçi nesiller yetiştirmesiydi. Türkan Saylan hocaya yaşamının son günlerinde uygulanan muamele bile ülkenin ve cumhuriyetin hangi tehdit altında olduğunu görmek için yeterlidir.

 

İşadamı, doktor, avukat, kuyumcu, mimar, mühendis gibi beyannameli gelir vergisi mükellefleri pek çok ilde 1000 liranın altında gelir beyan etmiş.
Vergi cezası şampiyonu bir iktidar döneminde ne büyük cesaret!
Haldun Ertem

 

Şart
Arkadaşımız Fahrettin Fidan, önceki gün Meclis’te eski CHP Gaziantep Milletvekili ve Bayındırlık Bakanı Mustafa Yılmaz’la karşılaşınca, Gaziantep delegelelerinin kurultaydaki tavrının ne olacağını sordu.
- 22 delegemiz var. Kesin olarak söylüyorum, 22’si de Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verecek.
- Bu kesin mi? Asla değişmez mi?
- Bir tek şartla değişir. Kemal Bey’in karşısına Mustafa Kemal çıkarsa!

 

Kılıçdaroğlu, “Ben zenginleşmeyeceğim, çocuklarımız zenginleşmeyecek” demiş. 
İyi de “O zaman bu işe niye soyundun?” diye merak ederler...
Fahrettin Fidan

 

Balık
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu geçen yıl “Balık çiftlikleri 1 ay içinde açık denizlere taşınacaklar, taşınmayanları biz taşıyıp masraflarını onlardan alacağız” demişti.
Aradan bir yıl geçtiği halde her şey yerli yerinde duruyor! Yazar Ümit Bora yazıyor:
“Çeşme, Urla ve Karaburun ilçelerinin ortak koyu Gerence ve Ildırı’nın muhteşem doğal iç limanlarında küçük göze batan işletmelerin çoğu kapatıldı, ancak geri kalan torpilli işletmeler devasa kapasite artışları ile tam 10 misli büyütüldü, kafesler neredeyse futbol sahası boyuna ulaştı. İçindeki balıklar da aynı oranda çoğaldı...”
Sayın Bakan, bu işe nereden bakıyor?

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
'Akıl Oyunları' adlı filmin konusu olan ruh hastalığı hangisidir?
Markapon
©Copyright 2010