PazarRSS
23.12.2012 - 02:30

iTunes niye Türkiye’ye geldi, MÜYAP’ın devri niçin kapandı?

Sitene Ekle
Mehmet Tez Hafif müzik hafif başka şeylermehmet.tez@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Müzik yapımcısı firmalar, meslek birlikleri MÜYAP’a devrettikleri dijital telif haklarını geri aldı. Artık ticari faaliyetler firmaların kontrolünde olacak. MÜYAP Başkanı Bülent Forta: “Tek parti yönetimi bitti, artık çok partili döneme geçmenin zamanı gelmişti” diyor

Dijital müzik kullanımı son iki yılda öyle büyük bir hızlı arttı ki dünyanın en büyük dijital müzik perakendecisi iTunes sonunda memlekete dükkan açmak zorunda kaldı. Spotify ve Deezer gibi siteler de sırada. Durum böyle olunca yapımcı firmalar büyük internet perakendecileriyle kendileri anlaşmak istiyor ve MÜYAP’a (Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği) devrettikleri ticari haklarını geri alıyor. Şimdi her firma kendi ticari anlaşmasını kendi yapacak, MÜYAP dijital müzikten çekilecek.

Türk dinleyicisi mahrum kalıyordu
Haberi duyunca hemen MÜYAP Başkanı Bülent Forta’yı aradım. MÜYAP konusunda sert yazılar yazan, telif haklarıyla ilgili aldığı tedbirlerin insanların iletişim özgürlüğüne müdahale ettiği durumları eleştiren biriyim. Bu konuda Forta çok sitem etmiştir bana. Şimdi rahatlamış görünüyordu.
“Tek parti yönetimi bitti, artık çok partili döneme geçmenin zamanı gelmişti” dedi gülerek.
Ne zaman internette müzik dinleten bir site kapansa altından MÜYAP çıkıyordu. Yabancı sitelere Türkiye’den girmek imkansızdı ve yerli portalların müzik arşivleri de sınırlıydı. Yasal
olarak istediğimiz müziklere ulaşma şansını bulamadığımızdan isyan ediyorduk. MÜYAP
yabancı sitelerle telif anlaşması yapmak istiyor ancak çok yüksek bedellerden söz edildiğinden anlaşma olmuyor, Türk dinleyicisi dünyanın müziğinden mahrum kalıyordu.
Daha sonra şebeke sağlayıcılar yanında Nokia gibi telefon üreticileri de müzik işine girdi ve mükemmel olmasa da hayli geniş kataloglar yasal olarak hizmete girdi. Aradan iki yıl geçti geçmedi, bugün Türkiye’de dijital müzik satış rakamları artık albüm satışlarını geçti. CD satamıyoruz diye ağlaşılan dönemin sonuna gelindi ve dinleyicinin elverişli şartlar sağlandığında müziğe para verdiği ortaya çıktı.
Bülent Forta bu durumu MÜYAP’ın bir başarısı olarak görüyor. “Bugüne kadar biz oturmakta olan bir dijital pazarın kurallarını işletip uluslararası ölçüler getirmeye çalıştık, hukuk mücadelesi verdik ve eleştirildik. Şimdi uygun ortam oluştu, artık şirketler kendi faaliyetlerini yürütebilirler, üzerimizden yük kalktı” diyor.

Türkiye; Avrupa’nın gelecek vaat eden dijital pazarı
iTunes Türkiye ile aynı anda 60 yeni ülkede mağaza açtı. 119 ülkede faaliyet gösteren en büyük müzik perakendecisi şu anda. Özellikle Amerika’da çok yaygın olan ve Türkiye’den türlü taklalar atmak suretiyle kullanılabilen Spotify da pek yakında gelecek. Bu ilginin nedeni Avrupa’da artık dijital pazarın yeterince büyüyüp doğal sınırlarına gelmesiymiş. Avrupa’da halen gelecek vaat eden ve büyüyen iki dijital pazar Rusya ve Türkiye.
Şu anda Türkiye’de yapımcıların dijital haklardan kaynaklanan yıllık telif geliri 20 milyon lira civarında. iTunes ve diğer satıcıların piyasaya girmesi ile firmaların yapacakları anlaşmalara göre, bir yılda bunun çok üzerine çıkılması bekleniyor.
Hani “bayram değil, seyran değil, iTunes neden geldi?” diye merak ediyorsanız durum bu. Öte yandan firmaların artık dernek aracılığıyla değil de kendi başlarına ticari şartları belirlemeleri bakalım ortamı nasıl etkileyecek. Birlikte göreceğiz.
Not: Kültür Bakanlığı tarafından AB uyum yasaları çerçevesinde hazırlanan telif yasası da yolda. Bu yasanın en önemli özelliği korsan indirmeye çok yüksek cezalar getirmesi. Yani “Yasal platform hazır, cezalar ağır, yanlış yapmayın!” deniyor. Bilginize...

Frank Ocean diye biri

Geçen yıl herhangi bir albümü olmayan, evde hazırladığı “mixtape” tadındaki kayıtları internette dolanan biriydi Frank Ocean. Şimdi soul müziğin en büyük umudu. Şahane bir sesi ve yorum gücü var. İlk albümü “Channel Orange” yılın en iyi soul albümlerinden. Ama soul deyince aklınıza klasikler gelmesin. Hip hop ve funk’la çok özel bir lişkisi var. Ve elbette her şey pop çatısı altında. Onu Prince ve Stevie Wonder’la karşılaştırıyorlar. Haksız da değiller. Ben olsam bu isimlere Marvin Gaye’i de eklerdim. Pek çok meşhur soul ve R&B solistinin özelliklerini taşıyor. Ancak yorumda çok farklı ve orijinal. Bazen eski model bir Casio orgun başına geçmiş, birtakım basit elektronik altyapılar eşliğinde kendi kendine şarkı söylüyormuş gibi. Bazen 80’lerin başında klasik bir soul orkestrasıyla çalıyor gibi. Biseksüel olduğunu açıklaması onu bir tür gay ikonu haline getirdi. Müziğine bir karakter verdiğini söyleyebilirim bütün bunların.
Tutup tarihin en baba solistleriyle karşılaştıracak değilim ama Frank Ocean 2012’nin en büyük çıkışlarından birini yaptı. Stevie Wonder onu dinlediğini söylüyorsa bu iş geçici olmayacak demektir. “Thinkin Bout You”, “Monks” ve “Super Rich Kids” şimdiden klasik oldu.

TAVAN ARASINDAN...

“Come Touch the Sun” / Mo Horizons

1999 tarihli “Come Touch the Sun”, Mo Horizons’ın ilk albümü.
Özel ve güzel albümlerdendir. Bir döneminize denk gelir ve fon müziği olur ya bazı şeyler. Tam öyle. Onsuz seyahate çıkmazdım bir ara. Burada yer alan “Foto Viva” her yerde çalardı. Kapanan Radio Oxygen’ın dönmeye doyamadığı, memlekette meşhur ettiği şarkılardandı. “Brazil”, “Flyin’ Away”, “Come Touch the Sun” (Güzel bir drum’n bass şarkısıydı), “Big J’aim”...
Say say bitmez.
Bazen evdeki CD rafını karıştırıp bir dönem pek sevdiğim albümleri yeniden dinliyorum. Zamanda yolculuğa çıkmak gibi bir şey. Geçenlerde yine böyle bir gün Death Cab For Cutie’nin “Transatlanticism” albümünü ararken buldum. Neye niyet neye kısmet...
Bilenler, nostalji hisleriyle dinlesin, bilmeyenler şöyle bir kulak kabartsın.
Pazar albümü niyetine...

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

* Animated Gif dediğimiz ve paylaşmayı pek sevdiğimiz yanar döner formatın sanat olmaya başladığını; geçenlerde Miami Sanat Haftası çerçevesinde açılan “Moving the Still” isimli serginin küratörleri arasında, dağılan R.E.M.’in solisti Michael Stipe’ın da bulunduğunu ve yakında bu formatta tablolar göreceğimize emin olduğunu söylediğini;
* Bir süre önce bu sayfalarda “Bu çocuğa dikkat” diyerek bahsettiğim 22 yaşındaki Tom Odell’in Brit ödüllerinin en değerlilerinden biri olan eleştimenler ödülünü aldığını, bu ödülün daha önce de Adele ve Emeli Sande’ye verildiğini;
* 90’ların şahane Brit ekibi, Türkiye’yi de pek seven ve birkaç kez gelen Suede’in 2002’den bu yana ilk kez yeni bir albüm yapmak için stüdyoya girdiğini;
* Şimdiden efsane olan “Drive” filminin şahane soundtrack’inde yer alan Fransız DJ Kavinsky’nin (bkz. “Nightcall”) yeni albümünün 26 Şubat’ta yayımlanacağını ve adının “Outrun” olduğunu ve
ilk single “Protovison”a çekilen klibin internette izlenebildiğini;
* Amerika’nın meşhur festivallerinden Coachella’ya, izleyiciler tarafından gelmesi en fazla istenen isimlerin David Bowie, Iron Maiden, The Smiths ve Talking Heads olduğunu, organizatörlerin bu yıl da her yıl olduğu gibi The Smiths’e birleşip tek konser vermeleri için 5 milyon dolar önerdiğini ancak henüz yanıt alamadıklarını biliyor muydunuz?

 

©Copyright 2012 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.