Yazarlar
13.02.2016 - 02:30

Kapıcılık değil kardeşlik yapıyoruz

››Türkiye’de şu anda 2 milyon 620 bin Suriyeli, 172 bin Iraklı olduğunu vurgulayan Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan “10 şehirdeki 26 kampta 285 bin kardeşimizi barındırıyoruz” dedi
››Sınırların açılmasına yönelik çağrılara tepki gösteren Akdoğan, “Biz kimsenin kapıcısı, bakıcısı değiliz. Batılılar burada istiyor diye bunlara kapıcılık, bakıcılık yapacak halimiz yok” diye konuştu...

Sitene Ekle
Satır Arası  |  Serpil Çevikcan scevikcan@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Akdoğan, uçakta soruları yanıtladı.

Kilis
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’la Kilis’teyiz. Nobel Barış Ödülü için aday gösterilen Kilis’in tabeladaki nüfusu 90 bin. Suriye’deki iç savaştan sonra kente gelen Suriyeli sayısı ise 125 bin 700.
Kilisliler, Kilis’te artık sayıca daha az. Üstelik bunlar kayıtlı olan Suriyeliler.
Bir de kayıtdışı olanlar var. Buna rağmen Kilis’te ne Suriyeliler’e yönelik toplumsal bir hareket, ne organize bir protesto görüyorsunuz. Hiçbir toplumsal sıkıntı yaşanmıyor. Suriyeliler’in yaklaşık 37 bini Öncüpınar ve Elbeyli kamplarında barınıyor.
Kalan 120 bini aşkın Suriyeli ise Kilis ve ilçelerinde yaşamlarını sürdürüyor. Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara, Nobel adaylığını çok önemsediklerini anlatırken, “Nobel Barış Ödülü, Kilis’in dünyaya örnek olması bakımından bizim için çok önemli. Bu nedenle Nobel’i almalıyız. Buradaki insanları anlıyoruz. Sınırdan gelen bomba sesinden biz evimizde duramıyoruz. İnsanlar deprem oluyor sanıyor. Bu bombaların altında yaşamak kolay değil” diye anlatıyor.
Akdoğan’la ilk olarak Öncüpınar Konteynır Kenti’ni ziyaret ediyoruz.
12 metrekarelik konteynır evlerin bulunduğu Öncüpınar, başlı başına bir kent gibi. Burada evleri, kreşi geziyoruz.

Yardım gemisini uğurladı
Akdoğan, İstiklal Marşı okuyan Suriyeli çocukları izlerken duygulanıyor.
Öncüpınar’da yeni yapılan iki katlı konteynır evler de var. Bunların bir kısmı, gelebilecek yeni Suriyeliler için boş tutuluyor. Cuma namazını Cüneyne Cami’nde kılan Akdoğan’la, Kilis’ten sonra Mersin’e hareket ediyoruz. Mersin Limanı’ndan Yemen’e 6 bin tonluk yardım malzemesi taşıyan gemiyi uğurluyoruz. Toplam değeri 7 milyon doları bulan yardım, kampanya ile toplanmış.Türkiye, hem savaştan kaçanlar, hem yurtdışında çatışma merkezlerinde yaşayanlar için elinden geleni yapıyor.
Akdoğan’la, Suriye’de yaşanan son gelişmeler, kuşatılan Halep’ten gelen göç dalgası ve bundan sonra olabilecekleri konuşuyoruz.
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, Kilis’e giderken, uçakta sorularımızı şöyle yanıtlıyor:
BU SON DALGA DEĞİL: Türkiye’de şu anda 2 milyon 620 bin Suriyeli , 172 bin Iraklı var. Kamplarda 285 bin kardeşimizi barındırıyoruz. 10 şehirde 26 kampta yaşıyorlar. Sınırın hemen yanında 9 çadır kent var, 10. Kuruluyor. Buralarda da yaklaşık 100 bin kişi var. Bu son dalga değil. Şu anda  sınırda yığılma yok. Açık kapı politikamız devam ediyor. Hayati bir durum varsa, ölümden kaçma durumu varsa onları alıyoruz. Göç dalgaları kendi kendine olmuyor.
Bombardıman oluyor, siyasi maksatlarla ya da demografik  yapıyı değiştirerek kendi kontrollerinde yapı oluşturmak için. 
HEM GÖÇMEN GÖNDERMEYİN, HEM SINIRI AÇIN DİYORLAR: Siz her geleni alırsanız bazı oyunlara gelebilirsiniz. Bazen de insan kaçakçılığı şeklinde. Hatay Valisi aradı dün 800 kişi karşı taraftan gelmiş. Baktık insan kaçakçılığı, birileri kandırıyor getiriyor. Bunları aldığınızda bu duyulursa herkes gelmek ister.
Demografik yapı ve insan kaçakçılığı planlarına alet olmamak lazım. Sınırı aç, herkesi al vesaire türü yaklaşımlar bu yüzden doğru değil. Hem göçmen göndermeyin diyorlar hem de sınırları aç. Güney sınırlarını açın, herkesi alın batı sınırlarını kapatın kimseyi geçirmeyin. 
KİMSENİN KAPICISI DEĞİLİZ: Biz kimsenin kapıcısı, bakıcısı değiliz. Batılılar burada istiyor diye bunlara kapıcılık, bakıcılık yapacak halimiz yok., Allah rızası için kardeşlik yapıyoruz, kapıcılık yapmıyoruz. Gönül kapılarını açsınlar.  Biz 3 milyon kişiyi alırken niye sesleri çıkmıyordu? Kendisine dokunan konuşuyor, siz bugüne kadar ne yaptınız, hiç! 
YENİ DALGA AVRUPA’YI VURUR: Yeni dalga olursa bu Avrupa’yı vurur. Biz bunun ihtimal hesaplarını yapıyoruz. 100-150 bin kişi Türkiye’ye gelebilir, en kötü 600 binin üzerinde göç olursa bu Avrupa’yı da vurur. Bunu da bilsinler. Bize insanlık çağrısı yapmaya kimsenin hakkı yok. Kendileri insanlık adına bir şey yapmayanlar bize insanlık dersi veremezler. Almanya bu konuda duyarlılık gösteriyor. Sayın Merkel bu konuda yaklaşımlara sahip. Bir proje paketi sunduk. Suriyeli sığınmacılara yapılan yardımlar. Hem devlet olarak, hem sivil toplum örgütleri olarak, 90 bin 127 bin sığınmacı. 
KİLİS NOBEL’İ HAK EDİYOR: Kilis Nobel’i hak ediyor. Kendi nüfusundan çok daha fazlasını misafir olarak kabul ediyor. İlk etapta ölümden kaçan insanların koruma altına alınmasıydı. Bu Suriye sorunu kısa vadede çözülemeyeceği için, orta ve uzun vade planları hazırladık. Bakanlar Kurulunda strateji toplantısı yaptık. 700- 800 bin civarında öğrenim çağında çocuk var. Staretji belgesi hazırlıyoruz, devletin temel stratejisi nedir, birçok alanda nasıl hizmet verileceğine dair çalışmalarımız devam ediyor. Sığınmacı mülteci sorununa karşı öncelikle Türkiye’nin yalnız bırakılmaması çok ciddi bir dayanışmanın... 9 milyar harcadık onlardan gelen 455 milyon dolar. Bu sorunla başa çıkabilmek için dayanışma ve yardımlaşma gerekiyor. 
İNSANİ YARDIM KUŞAĞI OLUŞTURULMALI: Bu kişilerin mümkün olduğu kadar sınırın ötesinde tutulması. Mümkünse bir insani yardım kuşağı gibi bir kuşak sivil kuşak oluşturmak. Uçuşa yasak bölge, güvenli bölge yaklaşımları Sayın Ccmhurbaşkanınız tarafından bunun için gündeme getirdi. Şimdi göç korkusu yaşayanlar bu çağrılara kulak tıkadılar. Bu saldırıların durması için çok ciddi bir diplomatik baskı kurulması lazım. Son nüfus hareketi Rusya’nın bombalamamalarından kaynaklandı. Halep’in kuzeyinde yolu kesecek şekilde abluka oluşturdular son büyük göç hareketi bundan kaynaklandı. Göç, göç diyenlerin bu saldırılara dur demesi lazım. Bu olmadıkça yeni saldırılar gündeme gelecektir.
BİZE SAYGISIZLIK: Türkiye toplumunun hassasiyetini anlamaları lazım. Birilerinin biz bu kadar yükü çekerken bize şunu edin bunu edin şeklinde laflar etmesi bize saygısızlıktır yakışık almıyor biz insanlık gereği yapıyoruz. Sadece denizlerde 92 bin kişiyi kurtardık biz. 147 bin kişi engellendi insan kaçakçılığına kurban edilmek istenen. Almanya’ya gidenler nasıl gittiler, arada 10 devlet var. Bizim aramızda böyle 10 devlet mi var, hemen sınırımızda biz nasıl tutacağız. Suriye politikasında çok dirayetsiz politikalar takip etti bizim uyarılarımıza uymayanlar...

Akdoğan, Mersin Limanı’ndan Yemen’e 6 bin tonluk yardım malzemesi taşıyan gemiyi uğurladı. / Anıl Bağrık-AA

‘PYD’yi figüran olarak kullanıyorlar’
NE ADIM ATILIR, NE DÜZEN KURULUR: PYD konusunda Türkiye’nin hassasiyetleri belli. Türkiye’nin hassasiyetleri gözardı edilerek ne Suriye’de bir adım atılabilir, ne yeni bir düzen kurulabilir. Piyon örgütler üzerinden sınırlar yeniden çizilmeye çalışılıyor, PYD gibi. Terör her zaman kullanılır figüran olarak. PYD’yi de figüran olarak kullanıyorlar. ABD ile İran arasındaki yakınlaşmaya bakın. DAEŞ diye bir örgüt, düşmanımın düşmanı dostumdur. Irakta da dostumun dostu dostumdur yaklaşımı oldu. Büyük bir kutuplaşma var bölgede, bunun vasıtası da PYD, DAEŞ gibi piyon örgütler. Bu tablo ne kadar sağlıklıdır bunu sormaları lazım.


Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.