Ege
28.07.2017 - 02:30

Kemeraltı’nın veteriner bakırcısı...

Sitene Ekle
Fedo'nun Dükkanı  |  Fedai Ünal fedonunal@gmail.com Tüm Yazıları »

Hastasıyım arkadaş! 
Ben Kemeraltı’nın hastasıyım. Her sokak, her mekan, her insan başka hikaye. 
Uzun bi aradan sonra Kemeraltı’ndayım. Epeydir arabamın bagajında duran, üst komşum Ertan’ın, “Abi, senin bi bildiğin vardır” diyerek kalaylatmam için verdiği eski bir tepsiyi götürdüm Kemeraltı’na. 
Bikaç senedir çarşıya indiğimde ille uğrarım bakırcı dostum İnan Yıldırım’a. 
Bu seferki bahanem Ertan’ın tepsisi. 
Her seferinde kahveye davet eder ama nedense hep bi iş, bi yere yetişme telaşından içemedim kahvesini. 
Kısmet bugüneymiş. 
Dedim ya Ertan Hoca’nın bakır tepsisi bahane oldu ve bakırcı İnan ile iki lafın belini kırabildik.
Denizlili İnan.
Babası Orhan Yıldırım’dan devralmış bayrağı. 
Orhan Usta 1955 yıllarında başlamış bakırcılığa. 
1968 yılında İzmir’e göç ettikten sonra kendine ait ilk dükkanını Kızlarağası’nda açmış. 
Orhan usta şahane bi adammış, oğluna ille üniversite okuyacaksın diye öğütlemiş. 
İnan da okuyup veteriner olmuş. 
Olmasına olmuş da Orhan Usta bir yandan da oğlunun bakırcılık mesleğini yapsın istermiş. 
Evladının okuldan sonra dükkanda çalışmaya başladığı yıllarda öğlenleri İzmir’in en lüks otellerine yemeğe, kahve içmeye gönderirmiş. 
İnan pek anlam veremezmiş bu duruma ama İzmir’in önde gelenlerinin bulunduğu ortamlarda olmak hoşuna da gidermiş.
Sonra anlamış. “Bakırcılık deyip geçme, bu işten iyi para kazanmam mümkün, bu iş aileni geçindirir, seni her yere taşır” mesajı vermiş meğer babam bana diyor İnan.
1998 yılında babasının vefatıyla işin başına geçmiş.
Şimdilerde kızkardeşiyle devam ettiriyor işini. 
İki çocuğu var. Büyüdüklerinde inşallah mesleği sürdürürler diyor.
Senede bir neredeyse tüm Türkiye’yi geziyor İnan. 
Mesleğine dair yenilikleri takip ediyor, ticaret yapıyor gittiği yerlerle. 
Bizim veteriner bakırcı, “İnsanlarla yüz yüze olup halini hatırını sormazsan yapamazsın bu işi abi” diyor. 
Kalabalık bir müşteri grubu görünüyor ileride. 
Gitme zamanı diye geçiriyorum aklımdan.
Kahvenin son yudumunu alıp kalkıyorum. 
O yine her zamanki güleç, enerjik haliyle karşılıyor müşterilerini.
“Eyvallah İnan, hakkaten hatırlı bi kahve oldu inan.”

37 yıllık turşucu Zafer Amca...

Alsancak Ortaokulu’nda okudum ben. 
Seksenli yıllardı sanıyorum. 
Her okul çıkışı kapıda Roman turşucu Hasan Abi olurdu. 
İsteyen bardakta, isteyen pipetli minik naylon poşette içerdi turşusunu. 
Bi Kemeraltı çıkışı rastgeldim “Turşucu Zafer Amcaya.” 
Karşıdan ilk gördüğümde ortaokul yıllarım, turşucu Hasan Abi geldi aklıma. 
Yanına yanaştım, “Usta, nasıl turşun.”
İçmen lazım evlat.
Ver bakalım bi salatalık. Turşuyu doldururken şahane kokusu geldi burnuma. 
Acı atayımmı.
At be ustam, derken acısını doldurduğu plastik şişe bile aynı çocukluğumdaki gibi diye düşündüm. 
Turşudan bi yudum alırken Zafer Usta’nın dikkatlice bana baktığını fark ettim. 
Eee de bakalım ustam limonla mı, sirkeyle mi olur bu turşu.
“Derin mevzu o, limonlu olur benim yaptığım. Öbür türlü bu kadar rahat içemezsin” dedi. 
Bi de lahanalısından isterken usta, “37 yıldır Kemeraltı’nda turşucuyum ben” diye ekledi.
Aslında 39 yıldır yapıyormuş bu işi ama ilk 2 yılı acemiymiş, o yılları saymıyor. 
Biraz daha sohbet edecek oluyorum ustayla, “Saat 17.00’den sonra Kızlarağası Sokağı’ndaki Denizbank’ın oradayım, beklerim” deyip hızlıca uzaklaşıyor. 
Ellerine sağlık, beni taaa çocukluğuma götürdüğün için teşekkürler Zafer Usta...

Sarımsaklı granyöz

Malzemeler
1-1.5 kg granyöz balığı
4 diş sarımsak
2 defne yaprağı
8 tane karabiber
3 orta boy domates
2 orta boy kurusoğan
1 su bardağı zeytinyağı
1 limonun suyu
1 demet maydanoz
Yeterince tuz

Yapılışı:
Fırın tepsisinin tabanına, kabuklarını soyduğunuz ve yuvarlak halkalar şeklinde doğradığınız domates ve soğanı yerleştirin. Temizlediğiniz balığın içine defne yapraklarını ve tane karabiberleri koyun. Öz suyunu tepsinin içine bırakacağı için çekinmeden her iki tarafına birkaç çizik atın. Çizik attığınız oluklara sarımsakları yerleştirin. Limon suyu ve zeytinyağını balıkların üzerine gezdirerek dökün. Yeterince tuz ilavesinden sonra tepsinin üzerini yağlı kağıtla kapatın. Önceden 200 dereceye ayarlanmış fırında 35 dakika pişirin. İnce kıyılmış maydanozları balığın üzerine serpiştirerek servis yapın. Afiyet olsun.
 

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.