Birayı daha çok yazın sevsek de, kışın da içilen, hatta kışa özel bira türleri raflara çıkmaya başladı. Bunlar serinleten değil ısıtan, dolgun kıvamıyla da insanı besleyen biralar...
Altın sarısı renkte, bol köpüklü, serinletici bir hafif alkollü içecek”. Gazetenizin bulmacasında böyle bir tanımlama görürseniz, boş kolona “Bira” yazacağınız kesindir... Zira biz Türkler için bira tam da böyle bir şey. Oysa yüzlerce çeşitten oluşan uluslararası bira yelpazesinde, kırmızıdan siyaha farklı renkte biralar olduğu gibi, hiç köpürmeyen biralar da var, serinletmeyip tam tersi ısıtanlar da... İşte bu sonuncular “kış birası” olarak adlandırılıyor.
Neredeyse tüm Türkiye’nin karlar altında kaldığı böyle bir hafta sonunda bira yazısı yazmak ilk bakışta tuhaf görünebilir ama konu kış birası olunca iş değişiyor. Zira kış biraları, hafif ılık içilen ve koyu kıvamları, tok lezzetleri ve yüksekçe alkolleriyle, tam da böyle bir havada içilmeye uygun biralar.
Türkiye’de Tuborg’un 2000’lerde çıkardığı ama nedense arkasında fazla durmayarak piyasadan çektiği kış birası dışında, böyle bir yerli üretimimiz yok. Belki de bu yüzden kış biralarını pek tanımıyoruz. Gerçi Efes’in yüksek alkollü Extra’sı ile Gusta’nın siyah buğday birası gibi biralar kışın da zevkle yudumlanıyor ama bunlar kış birası olarak lanse edilmiyor.
Bir süredir barları, pub’ları ve market raflarını renklendiren yeni biralar ise kışın da zevkle içmek için seçeneklerle dolu. Yeni gelen ve şimdilik sadece fıçısı barlara verilen İrlanda’nın 253 yıllık birası Guinness, aslında bu tanıma çok uygun. Yılın dokuz ayı kışı yaşayan bu kuzey ülkesinde hem karın doyuruyor hem de iç ısıtıyor bu siyah bira. Belçika’dan gelen Leffe Brune de esmer biraların ünlülerinden, şarap gibi oda sıcaklığına yakın içiliyor.
Meşe odunu dumanında isleniyor, buruk ve tok
İthal biralar içinde adlı adınca “kış birası” olan ise is bombası Schlenkerla’nın “Eiche” (meşe) adlı yeni çeşidi. Normalde kayın odunu dumanında islenen maltlardan yapılan Schlenkerla’nın bu yeni çeşidinde, maltı islemede sadece meşe kullanılmış. Üretim daha pahalıya mal olmuş ama meşeden geçen zarif nüanslar biraya ince çeşniler kazandırmış. Normal Schlenkerla gibi kara değil bakır renginde olan bu bira yine normali kadar keskin bir islilikte değil, “kompleks” nüanslara sahip. Damakta buruk ve tok, kadifemsi bir kıvamı da var... Almanya’nın en kaliteli şerberçiotlarından Hallertau kullanılmış ve mahzenlerde aylarca dinlendirilmiş.
Kış biraları, sadece yüksek alkolleriyle iç ısıtan biralar da değiller. Güçlü tatları, yoğun kıvamları ve tok içimleriyle, kışın yenilen yemeklere de iyi uyum sağlıyorlar. Bol etli ve soğanlı yahniler, füme etler, sucuklu ya da pastırmalı kuru fasulye gibi baharatlı güveç yemekleri ile iyi uyum sağlıyorlar. Bunlarla içildiğinde adeta çivi çiviyi söküyor, insan kendisini ortaçağ hanlarının tahta masalarında, kaba saba urbalar giyinmiş kahkahalar atan bıçkın insanlar arasında gibi hissediyor.
Alakanlı bir et nasıl insana etobur olmanın hazzını yaşatıyor ve gevrek dokusuyla çiğneme zevkini tatmin ediyorsa, kalın ve rustik kış biraları da insanı kaloriferli ev ve ofislerin olmadığı, kışların sert ve çetin olduğu eski çağlara götürüyor adeta.
Bu karlı hafta sonunda, ekmek arası sucuk yapıp sıcak
şarap içme fantezisinde, şarabın yerine bir kış birasını koyun...
Daha da ısınmak istiyorsanız biranın yanında mataradan birkaç fırt da viski çekin. Pişman olmayacağınıza eminiz.

Mandallar ve bizim Mütayit