Pazar

24 Ekim 2004 - 00:00 | Son Güncelleme:

Küçükken düşlediği ejderhalar onu ünlü bir yazar yaptı

Şimdi 19unda olan Christopher Paolininin 15 yaşında yazmaya başladığı "Eragon", yakaladığı başarıdan dolayı "Harry Potter" ile karşılaştırılıyor. Kitabın yayımlanacağını hiç düşünmeyen Paolini: "Duşta, arabada bile uçan ejderhalar gözümde canlanırdı"

Sitene Ekle
axpaz021.jpg Montanada kırsal bir alanda yaşayan, hiç okula gitmemiş ve evde annesi tarafından eğitilmiş Paolini 15 yaşındayken, okuyacak daha iyi bir kitap bulamayınca kendi hikayesini yazmaya karar verir. "Miras" adlı üçlemenin ilk kitabı "Eragon" böyle ortaya çıkar. Üç yıl sonra, bir gün eski bir yayınevi yöneticisi olan annesi ve babası müsveddeyi okur ve başarısı karşısında çok şaşırırlar. Bunun üzerine yayımlanan kitap, piyasaya çıktıktan kısa bir süre sonra büyük ilgi görür. Öyle ki 19 yaşındaki Paolini, "Harry Potter"ın yazarı J. K. Rowlingle karşılaştırılıyor. Genç yazar kaleme aldığı bir makalede "Duş alırken, divanda otururken ya da arabada giderken heybetli, uçan muhteşem ejderhalar gözümde canlanırdı. Bu yaratıklar aklınızı istila edip ele geçiriveriyorlardı. Başınıza bu bir kez geldi mi biraz kafayı yersiniz... Belki de bu nedenle 18 yaşında kitabım basıldı" diyor. Paolini, e-posta ile sorularımızı cevapladı. Fantastik bir dünyada, bir çocuk tesadüf eseri mavi bir taş bulur. Taş aslında bir ejderha yumurtasıdır. Saphiranın yumurtadan çıkmasıyla beraber Eragon ve ejderhası Saphira türlü maceralara atılır, büyü yapar, kötülüğe karşı şavaşır ve iyilerin umudu olur. Bu, Christopher Paolininin yazdığı ve yayınlandığı zaman Amerikan listelerinde uzun süre birinci sırada kalmış bir romanın özeti. Bu kitap, Altın Kitaplar tarafından dilimize yeni çevrildi. Hikayeler anlatmayı her zaman sevmişimdir. Ben hiç okula gitmedim ve eğitimimi evde aldım. 15 yaşında liseden mezun olduğumda koleje gitmeden önce bir şeyler yapmak istedim. Kendimin de okumaktan hoşlanacağı bir roman yazmayı denemeye karar verdim. Yani bu sadece kendime meydan okumaydı. Açıkçası insanların ne söyleyeceğini hiç umursamadan bir hikaye yazdım. Daha iyi hikayeler arayışım kendiminkini yazmaya itti. Genellikle 15 yaş başarılı bir kitap yazmak için erkendir gibi bir düşünce vardır. Başarısız olma, tepkiler alma korkunuz olmadı mı? Fantezi romanlarına bayılırım. Beni görüntüleri ve kelimeleriyle hayranlık uyandıran, sersemleten ve büyülü bir dünyaya götürürler. En iyi fantezi kitabı belkemiğimden aşağı bir karıncalanma yayan kitaptır. İşte bu "Eragon"da yapmaya çalıştığım şeydi. 10 yaşındayken büyükbabam bana Eddingsin "Yakut Şövalye"sini getirmişti. Fantastik edebiyatı böyle keşfettim. Liseden mezun olduğum sırada yerel kütüphanedeki tüm bilimkurgu ve fantastik kitapları okumuştum. "Eragon"u film olması için yazmıştım ama elbette bunu filme çekecek param yoktu. Ben de kitabını yazayım dedim. Ne kadar büyük bir işe kalkıştığımın farkında değildim. Niçin fantastik kurguyu şeçtiniz? "Rowlingle kıyaslanmak benim için inanılmaz" Bir çocuğun bir taş satın aldığı ve bunun, içinden çıkan yavru bir ejderhayla sonuçlandığı bir hikaye okumuştum. Bu fikri o kadar sevdim ki bir türlü aklımdan çıkaramadım ve üzerine gittim. Evimin yanındaki Beartooth Dağları, hemen yanımızda akan Yellowstone Nehri bana ilham verdi. Hatta camdan bakıp gördüğüm dağların karlı ve keskin zirvelerinde uçan ejderha Saphirayı bile görebiliyordum. Kitaptaki değişik fikirler nasıl geldi aklınıza? Size ilham veren bir şey var mı? Basit hayatım "Eragon"un başarısından sonra karmaşıklaştı. Ülkeyi dolaştım. Bir sürü yeni insanla tanıştım. Her yaştan hayranlarım oldu. Ama eve girdiğimde yine ailemle televizyon seyrettim, yemek sonrası bulaşıkları yıkadım. Yani çok fazla bir şey değiştirmedi ünlü olmak. Bu yaşınızda bu kadar başarılı ve ünlü olmak hayatınızı değiştirdi mi? Harry Potterın yazarı J. K. Rowling fantastik kurguya ve genç insanlar arasında okumaya karşı ilgiyi artırdı. Bence bu harika. Onunla karşılaştırılacak kadar başarılı olmaksa inanılmaz. "Eragon"u yazmak, okuyabileceğim bir hikaye çabasından başka bir şey değildi. Yayımlanacağı hiç aklıma gelmedi. Dünyanın çeşitli yerlerindeki okuyucularımın maceralarımdan zevk alması beni gururlandırıyor. "Eragon"un "Harry Potter"dan daha başarılı olduğu söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? "Eragon" basıldıktan sonra bunu etrafta nasıl tanıtabiliriz diye düşündük. Aklımıza benim kitapları kostümle imzalamam ve tanıtımı da aynı şekilde yapmam geldi. Hatırlanmak için bunu yaptık ve işe yaradı. Bir keresinde 8-9 yaşındaki Texaslı çocuklara yine kostümümle tanıtım yapıyordum. Biri Montanada insanların böyle mi giyindiğini sordu. Düşünsenize deri çizmeler, kırmızı savaşçı gömleği, siyah bere falan. "Hayır" dedim. Çok komikti. Kitabın tanıtımı için ortaçağ kostümleri giymişsiniz. "Yolculuk sahnelerini Mozart eşliğinde yazarım" Yazarken en çok ihtiyacım olan beni duygusal anlamda yakalayabilecek müziktir. Beethoven ve Mahlerin senfonilerini dinlerim. "Eragon"daki son savaşı mesela Carl Orffun "Carmina Bruna"sını dinleyerek yazdım. Mozart yolculuk ya da tartışma bölümlerini yazmak için ideal. Klasik müziği çok sevmekle beraber Beatlesı da bir kenara atamam. Nasıl bir ortamda yazıyorsunuz? Boş zamanlarımda zincirli zırh ve tahta bıçaklar yaparım, dağlarda değnekle yürürüm, nehirde taş kaydırırım, ağırlık kaldırırım ve yoga yaparım. Ayrıca çizim ve boyama yapmaktan hoşlanıyorum. Başka neler yapıyorsunuz? Serinin ikinci kitabını yazıyorum. Yakında "Eragon"un bilgisayar oyunu ve filmi için bazı anlaşmalar yapacağım. Geleceğe yönelik planlarınız neler? "Okula giden gençlerden farklı olarak hayal kuracak zamanım oldu" Evde eğitim almış olmam bugünkü gençlerin sahip olamayacağı özgürlükler verdi. Yerine getirilmesi gereken sosyal sorumlulukların baskısı altında ezilmedim. Kendim olabildim. Kendi seviyeme göre çalışıp erken mezun olmama olanak verdi. Böylece fazladan boş zamanım oldu ve bu kitabı yazabildim. Birçok gencin uyduğu çılgın bir zaman çizelgem yok. Rahatça hayal kurabiliyorum. Eğitiminizi evde aldınız ve hiç okula gitmediniz. Bunun size nasıl bir etkisi oldu? Annem bir ders programı hazırladı. Kız kardeşime ve bana bu şekilde okuldaki dersleri verdi. Düzenli olarak kütüphaneye yapılan geziler artık hayatımızın bir parçası oldu. Kız kardeşim ve ben, kollarımız kitap kuleleriyle dolu olarak kütüphaneden çıkan obur okuyucular olduk. Ayrıca dışarıdan, aktörlerin ve denizaşırı ülkelerdeki diplomatların çocukları için tasarlanmış bir okulu bitirdim. Bana posta yoluyla ders kitapları, testler gönderiyorlardı. Eğitimimi evde almak bana öğrenme aşkı, kendine güven ve araştırma kabiliyeti kazandırdı. Ben de çocuklarımı bu yöntemle yetiştirmek isterim. Anneniz size nasıl bir eğitim verdi?
Etiketler:
2010 kültür başkenti neresidir?
©Copyright 2010 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX