Trabzon

Yerel Haber
18 Ocak 2019 - 18:36

"Kukla Önemli Değil, Arkadaki Kuklacıyı Biliyoruz"

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş:"Dik duracağız, iri olacağız ve hep beraber Allah'ın izniyle bu oyunu bozacağız. Bu sadece Türkiye'nin kurtuluşu değil, aynı zamanda bütün coğrafyanın yeniden özgürlüğüne kavuşması olacaktır""Kukla önemli değil, arkadaki kuklacıyı biliyoruz, biz kuklacıyı görüyoruz. Biz Fatih Sultan Mehmet'ten, Yavuz Selim'den, Kanuni'den bahsediyorsak bize de kuklalarla uğraşmak değil, kuklacıyı iyi tanımlamak düşer""Çok net söylüyorum ne Amerika ne Rusya hiçbirisi Türkiye'yi gözardı ederek Orta Doğu'da hareket edemez"

TRABZON (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, "Dik duracağız, iri olacağız ve hep beraber Allah'ın izniyle bu oyunu bozacağız. Bu sadece Türkiye'nin kurtuluşu değil, aynı zamanda bütün coğrafyanın yeniden özgürlüğüne kavuşması olacaktır." dedi.

Kurtulmuş, Trabzon'da bir otelde düzenlenen, "Sivil Toplum Kuruluşları ve Basın Buluşması" başlıklı toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin hangi istikamette yol alacağını göstermesi bakımından 31 Mart seçiminin önemli olduğunu belirterek, bu seçimle milletin tercihini bir kez daha ortaya koyacağını söyledi.

Yeni sistemin doğası gereği bir tarafında AK Parti'nin, diğer tarafında CHP'nin öncüsü olduğu iki siyaset aksının Türkiye'de belirginleştiğini ifade eden Kurtulmuş, bunun ilk uygulamasının yerel seçim olmasına rağmen 31 Mart seçimleri olacağını aktardı.

Kurtulmuş, sadece ittifak içerisindeki partilerin değil, aynı zamanda farklı partilerin de birbirlerini daha yakından anlayabileceği bir siyaset sistemine doğru gidildiğine işaret ederek, "Bu seçimde de ortaya çıkan ittifaklar Türkiye siyasetini bir müddet daha öyle görünüyor ki yönlendirecek ve yönetecektir. Geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanımız burada adayları ilan ederken iki ilçemizde de MHP'li adaylarımızı ilan etti ve bunları da Cumhur İttifakının adayı olarak kamuoyuna takdim etti. Bundan sonraki süreçte inşallah Cumhur İttifakının son derece olumlu bir sonuç vereceğini ümit ediyoruz ve seçim sonuçlarında da bu ittifakın Türkiye'nin doğasına uygun bir şekilde gelişerek, Türkiye'nin milli menfaatleri, ulusal güvenliği açısından temel konulardaki işbirliklerini sürdüreceğini ifade etmek isterim." diye konuştu.

İttifakların, masa başında siyasi partilerin liderleri tarafından oluşturulan ittifaklar şeklinde gelişmediğine dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Cumhur İttifakı'nın en büyük özelliği, 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurulmuş olmasıdır. 15 Temmuz gecesi bu milletin düşmanlarına, hainlere ve arkasındaki onca yedi düvele rağmen millet sokaklara çıkmış, Cumhurbaşkanımızın sözünü yerde bırakmamış, milletine, devletine, geleceğine bir şekilde sahip çıkmıştır. Orada ölüm pahasına FETÖ'ye karşı mücadele edilmiş, 'ya Allah bismillah' diyerek selalar eşliğinde meydanlarda bir ittifak kurulmuştur. Yoksa Cumhur İttifakı bir masa başı ittifakı değildir. Türkiye'nin en temel meselelerinden birisi olan demokrasinin korunması, milletin bekasının sağlanması noktasında öyle lafla ya da bir takım sözlerle değil, can pahasına şehitler vererek, gaziler vererek 15 Temmuz gecesi kurulmuştur. Önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin temel meselelerindeki bu müşterek fikirlerin Türkiye'nin önünü açacak şekilde yoluna devam edeceğini ve yerel seçimlerde de AK Parti ve MHP'deki bu işbirliğinin seçim sonuçlarına çok olumlu yansıyacağını ümit ediyorum ve görüyorum."

- "Tam bitti zannederken bir kutu daha çıkıyor"

Kurtulmuş, Türkiye'nin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, "Ekonomi alanında zorluklarımız var. Bu zorluklar bizden kaynaklanan değil, bu zorlukların çoğu dışarıdan gelen saldırılar sonucu ortaya çıkan zorluklardır." dedi.

Türkiye'nin çevresinin adeta bir ateş çemberi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, çevre ülkelerde yaşananlara dikkati çekti.

Kurtulmuş, Suriye'de yaşananlar için "oyun içinde oyun, oyun içinde oyun var" ifadesini kullanarak, şu değerlendirmede bulundu:

"Bir matruşka gibi... 'Münbiç' diyorsunuz açıyorsunuz içinden bir kutu çıkıyor. Tam bitti zannederken bir kutu daha çıkıyor. Aynı şey İdlib için konuşurken oluyor. Türkiye olarak bizim üzerimize düşen, büyük resmi görmek, büyük resmi okumaktır. Biz çok şükür büyük resmi okuyoruz. Büyük resim özetle şudur, bir asır evvel bu coğrafyayı hallaç pamuğu gibi dağıtanlar, koskoca Osmanlı cihan devletini paramparça hale getirenler, 30 sene içerisinde 3,5 milyon kilometrekarelik vatan sathını 780 bin kilometrekarelik bugünki vatanımıza bir şekilde daraltarak, bir şekilde sıkıştıranlar şimdi istiyorlar ki bu coğrafyada halkların arasına yeniden fitneler koysunlar. Sadece sınırları bölmekle kalmasınlar, insanların gönüllerini ve zihinlerini bölsünler."

Ne yazık ki bu oyunun halen sürdürüldüğünü vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Görüyorsunuz Irak fiilen bölünmüş vaziyette, Yemen bölünmüş vaziyette, Suriye paramparça vaziyette, Libya aynı şekilde. Bütün bu coğrafyada ayakta kalan, istikrar adası ve yaşayan bir demokrasi olarak sadece Türkiye var ve Türkiye bu oyunun adını çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Oyun, ikinci Sykes-Picot'tur yani bir asır evvel masa başında cetvellerle çizilen suni sınırların daha derinleştirilmesi ve bu derinleştirilen çukurların etrafından, sınırların etrafından halkların bölünmesidir. Türkiye olarak buna karşı çıkacağımızı ve bu anlamda da uyanık olacağımızı, dirlik, birlik içinde olacağımızı hep söylüyoruz. Oyunu görüyoruz, büyük resmi görüyoruz, parçalarla uğraşmıyoruz. Puzzle'ın yüzlerce parçası var, her bir parçaya takılıp kalırsanız resmi bulamazsınız. FETÖ bunun bir parçasıdır, PKK bir parçasıdır, PYD bir parçasıdır, diğer unsurlar bir parçasıdır, ekonomik saldırılar parçasıdır. Biz aziz milletimiz olarak bu parçaların hepsini tek tek yerine koyuyor ve büyük resmi görüyoruz. Büyük resim, bu coğrafyayı bir daha alt üst etmektir. Türkiye de dahil olmak üzere hiç şüpheniz olmasın bu anlamda buraları paramparça hale getirmektir."

Kurtulmuş, teröre karşı verilen mücadelenin sadece sahadaki 3-5 bin militana karşı verilmediğini belirterek, "Onların arkasındaki zihniyete, onları destekleyen, lojistik destek veren, istihbarat desteği veren, silah desteği veren anlayışa, bir kere daha bölgeyi paramparça etmek isteyen yeni emperyal zihniyete karşıdır. Bu mücadeleyi verdiğimiz için başımızdan bir sürü sıkıntılar eksik olmuyor. Dik duracağız, iri olacağız hep beraber Allah'ın izniyle bu oyunu bozacağız. Bu sadece Türkiye'nin kurtuluşu değil, aynı zamanda bütün coğrafyanın yeniden özgürlüğüne kavuşması olacaktır." diye konuştu.

İki gün evvel Münbiç'te bir lokantada bomba patlatıldığını anımsatan Kurtulmuş, "Baktığınız zaman sıradan bir terör örgütü kukla oynuyor, hani vardır ya bizim Karagöz, Hacivat... Kuklacı iplerle çeker çeker onların elini, kolunu oynatır. Kukla önemli değil, arkadaki kuklacıyı biliyoruz. Biz kuklacıyı görüyoruz. Biz Fatih Sultan Mehmet'ten, Yavuz Selim'den, Kanuni'den bahsediyorsak bize de kuklalarla uğraşmak değil, kuklacıyı iyi tanımlamak düşer. Onun için bölgedeki bu dizaynı yeniden yapmak, vekalet savaşları üzerinden aşağı yukarı Suriye'de 7 yıldır sürdürdükleri bu hain, insanlık tarihinin en kirli, en karanlık, en kanlı savaşını sürdürmeye devam ediyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

- "Niye DEAŞ'ın kurulduğunu çok daha net görüyoruz"

Kurtulmuş, DEAŞ'ın ortaya çıkarılması sürecine ilişkin de görüşlerini paylaşarak, şöyle devam etti:

"Kim vardır DEAŞ'ın arkasında, bunların hepsini biliyoruz. Niye DEAŞ'ın kurulduğunu çok daha net görüyoruz. Adamlar bir şekilde bütün o şehirleri işgal ederek yürüdüler ve bütün dünya seyretti. DEAŞ'la mücadele konusunda herkes söz söyledi sadece Türkiye hareket etti. Çünkü biliyor ki Türkiye, bu bölgeye ait olmayan, her terör örgütü bu bölge halklarının tamamının düşmanıdır. Şimdi PYD-YPG denilen bir örgütü... PKK'nın sağ kolu, sol kolu mesafesindeki bu örgütü kimler yıllardır palazlandırdı? Bu örgütü niçin ortaya koydular? Bu örgüt üzerinden Suriye'nin kuzeyindeki o bölgede şehirleri, kentleri nasıl değiştirdiklerini, halkların nasıl kendi kentlerinden çıkartıldıklarını da gayet iyi biliyoruz."

Türkiye'nin baştan beri, o bölgelerin güvenli bölge olması gerektiğini söylediğinin altını çizen Kurtulmuş, "Bu bölgeler şimdiye kadar niye güvenli bölge yapılmadı? Şimdiye kadar terör örgütlerinin, tabiri caizse serbest bölgesi haline getirilen Suriye'nin kuzeyi eğer uluslararası camia tarafından güvenli bir bölge olarak kullanılmış olsaydı belki binlerce, on binlerce Suriyeli kardeşimiz ölmeyecekti, şehirler tarumar edilmeyecekti. Şimdi evet orada bir güvenli bölge oluşturulması Türkiye'nin de menfaatlerine olur ancak bu güvenli bölgeyi bir zamanlar çekiç kuvvet meselesiyle Irak'ın kuzeyinde yaptıkları gibi birileri düşünüyorsa bu Türkiye'nin menfaatlerine aykırıdır yani oraları uçuşa yasak bölge haline getirip ondan sonra otonom bir bölgenin siyasal ön hazırlığı için güvenli bölge, bir araç olarak kullanılacaksa bunun Suriye'ye de bölgeye de Türkiye'ye de hiçbir faydası yoktur. Türkiye bütün bunları biliyor, bütün bunları görüyor ve çok şükür yoluna devam etmeye gayret ediyor." dedi.

Kurtulmuş, "Bu ülke 20 milyon kilometrekarenin özeti, bu ülke millet varlığı dediğimiz Fas'tan Endonezya'ya kadar uzanan, Orhun Abideleri'nden Mostar Köprüsü'ne kadar uzanan geniş bir coğrafyanın merkezidir, kalbidir." ifadesini kullanarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşte bu ölçekle büyük bir ufka sahip olmak ve millet varlığımızı çok güçlü şekilde desteklemek zorundayız. Bütün bunları yaparak güçlü bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz. Bize zafiyet yakışmaz, bize başkalarına el avuç açarak, başkalarından yardım ve imdat dilenmek yakışmaz. Bize dünyanın vereceği hibelerle ayakta durmak yakışmaz geçmiş dönemlerde olduğu gibi, kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve Allah'ın izniyle güçlü bir ülke olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu seçim aynı zamanda bu perspektifle Türkiye'nin istikametinin bir kere daha teyit edildiği bir seçim olacaktır."

- "Bu fırtınanın içinde güçlü olmadan ayakta durmamız mümkün değil"

Numan Kurtulmuş, konuşmasının ardından sivil toplum kuruluşlarının ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Kurtulmuş, bir gazetecinin, "Türkiye güneyde kiminle mücadele ediyor, dostlarımız gerçekten dost mu?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

"Bölgede özellikle Batılı ülkelerle aramızdaki temel fark, (Batılı ülkelerin bir kısmı için söylüyorum) bu bölgedeki milli menfaatleri, bu bölgenin daha fazla parçalanmasından geçiyor. Bizim milli menfaatimiz ise bu bölgenin daha fazla birleşmesi, daha fazla bütünleşmesi, entegrasyonunun daha fazla olmasından geçiyor. Dolayısıyla temelde milli menfaatler bakımından bir çelişki olduğunu, hatta zaman zaman bunun çatışmalara döndüğünü de bilirsek buna göre ayağımızı uzatırız, buna göre tedbirlerimizi alırız. Orta Doğu'yu konuşurken eksik bırakmayacağımız bir başka mesele ise İsrail'in Orta Doğu'daki varlığı ve hedefleridir. Siyonist hedefleri görmeden, 'Trump niye çekilecekti, çekilmeyecekti?' sorusunun cevabı da yok. Çok net söylüyorum, lafımı eğmeden bükmeden, İsrail kurulduğu günden bu yana kendi yayılmacı politikaları bakımından en avantajlı noktada olduğunu düşünüyor. Hazır ABD'yi de çok sayıda askeriyle bu bölgeye getirmişken, hazır İslam dünyasını da bu kadar maalesef kararsız, bu kadar çatışma içerisinde, bu kadar parçalanmış, bu kadar etkisiz bir halde bulmuşken altın vuruşu yapmak istiyor. Münbiç'teki patlamanın ya da İdlib'deki patlamanın ne anlama geldiğini öğrenmek istersek ipin ucunu bir şekilde çekmemiz lazım. İstiyorlar ki Amerika askeri, buradan çıkmasın, istiyorlar ki Rus askeri de buradan çıkmasın, istiyorlar ki bu terör örgütlerinin hepsi burada varlığını sürdürsün. Böyle baktığınız zaman Türkiye bunu biliyor, Türkiye'nin bunu bildiğini de biliyorlar onun için FETÖ denilen ekip harekete geçiriliyor. Bunları bilen ve buna karşı tedbir alabilecek güçlü bir Türkiye olmasın."

Türkiye'nin İdlib için Ruslarla Münbiç için ise Amerikalılarla görüştüğünü dile getiren Kurtulmuş, "Çok net söylüyorum ne Amerika ne Rusya hiçbirisi Türkiye'yi gözardı ederek Orta Doğu'da hareket edemez." dedi.

Kurtulmuş, Türkiye ne yaparsa yapsın hiç kimsenin Türkiye'den vazgeçemeyeceğine işaret ederek, şöyle devam etti:

"Ancak her birisinin de bu bölgede güçsüz, zayıf bir Türkiye'yi beklediğinden hiç şüpheniz olmasın. Onlar için IMF'nin karşısında el avuç açan bir Türkiye'den iyisi yoktur. Gidin 70'li yıllara neydi, teknoloji transferi, piyade tüfeğimizi bile gavurdan almak zorundaydık. Böyle bir Türkiye olursanız sizden iyisi yok, hepsi sizin sırtınızı sıvazlar ama biz hem güçlü olacağız hem kendi göbeğimizi keseceğiz hem de gerçekten rasyonel bir şekilde hareket ederek bu milletin geleceğini sağlayacak adımları atacağız. Kimin dost kimin düşman, kimin nereye kadar, kimin nerede menfaatlerine basacağımızı da iyi biliyoruz. Bunları titizlikle sürdüreceğiz ve inşallah esas amacımız bu bölgedeki terör örgütlerinin buradan temizlenmesi, Suriye özelinde de konuşuyorsak Suriye'de toplumun her kesiminin işin içerisine katıldığı demokratik bir Suriye'nin inşa edilmesi için gayret sarf etmektir. Bunları inşallah gerçekleştireceğimizi ümit ediyorum, çok zor bir denklem, daha da karmaşık hale gelecek yeter ki biz güçlü olalım. Bu fırtınanın, türbülansın içinde güçlü olmadan ayakta durmamız mümkün değil."

Toplantıya, AK Parti Trabzon Milletvekili Bahar Ayvazoğlu, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, AK Parti Trabzon İl Başkanı Haydar Revi, MHP Trabzon İl Başkanı Bekir Sıtkı Tarım, AK Parti'nin Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Zorluoğlu da katıldı.

©Copyright 2013 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.