Yazarlar
08.12.2014 - 02:30

Mahalle baskısı derken...

Sitene Ekle
asli.aydintasbas@milliyet.com.tr  |  Aslı Aydıntaşbaş asli.aydintasbas@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Yavuz Bingöl’ün Ahmet Hakan’a verdiği röportajda Berkin Elvan ve annesinin meydanlarda yuhalatılmasıyla ilgili sarf ettiği sözler, kırıcıydı. Hele de Alevi kökenli ve daha düne kadar CHP’ye yakın duran bir sanatçının, Berkin’in acılı annesinin yuhalatılmasıyla ilgili, tavır değil adeta mazeret sunması, sosyal medyada bir öfke patlamasına neden oldu. Aslında gazete, Bingöl’ün o sözlerini başlığa çıkarmamış, haberin içine gömmüştü. Ancak kamuoyu, affetmedi.
Ailesi bile Yavuz Bingöl’ü duyarsızlığından dolayı eleştirdi.
ŞimdiBingöl’ün imdadına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu yetişti. İktidar, Yavuz Bingöl’e yönelik bir “mahalle baskısından” şikâyet ediyor.
Kuşkusuz mahalle baskısı kötüdür. Ama unutmayın, “devlet baskısı” daha da kötüdür.
Bingöl’ün mahalle baskısına uğradığından şikâyet edenler, sanatçı Şevval Sam gençlerle konuşurken sarf ettiği bir cümleden dolayı linç edilirken, konserleri bir bir iptal edilirken neredeydi?
Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say, Twitter’da Ömer Hayyam’dan yaptığı alıntı nedeniyle 1,5 yıl hapis istemiyle yargılanırken, 10 ay hapse çarptırılırken, iktidar cenahından sanatçının özgürlüğünü savunan var mıydı?
Peki, Mehmet Ali Alabora, aylar boyu iktidar medyasında hedef gösterilirken, fezlekelerle “dış mihrak” diye fişlenirken, sahip çıkabildiniz mi?
Örnekleri uzatabilirim. Ama meramımı anladınız siz...

FATİH AKIN’IN FİLMİNİ GÖRÜN

Fatih Akın’la Venedik film festivalinde, 1915 Ermeni olaylarını anlattığı “TheCut” (“Kesik”) filminin galasında tanıştım. Sempatik, açık görüşlü, heyecanlıydı. Bir Türk sanatçı olarak, 100’üncü yılında 1915’i konu alan bir film yapmanın sorumluluğunu hissediyordu. Filmi Ermeniler değil, Türkler için yaptığını anlattı. O zaman, filmin Türkiye’de gösterilip gösterilmeyeceği belli değildi. Fatih Akın da kaygılıydı.
Ama film geçen hafta gösterime girdi. Hem de sessiz sedasız.
Sanırım filmin Batı’da fazla beğeni almamış olması, Avrupalı sinema eleştirmenlerinin olumsuz notu, Türk kamuoyunu rahatlattı. Tehdit gibi algılanmadı. Ne tekbir sesleriyle sinemayı basanlar çıktı, ne ağdalı siyasi demeçler verildi.  
Biz de bu durumun, memleketin entelektüel atmosferinde yeni bir aşama olduğunu varsayarak sevindik!
Ama çoğunuzun bu filmi göreceğini sanmıyorum. Her babayiğidin harcı değil tarihle yüzleşme cesareti göstermek, 1915’de Mardin’de evinden alınan Nazaret Manukyan’ın hikâyesini duymak, “tehcir” denilen olayın aslında düpedüz “soykırımı” amaçlı olduğunu görmek.
Ama ben yine de dişinizi sıkın ve bu filmi görün derim. Gidin, görün de konuşalım, tartışalım.
“Kesik” hayatta gördüğüm en iyi film değil; ancak, beni en etkileyen filmlerden biri. Görmeseydim, bir yanım eksik kalırdı.
Filmi izleyin, sizin de bir yanınız eksik kalmasın...  


Yazarlarda Ara
Bul
"Flöre" terimi hangi spor dalına aittir?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.