Geçen hafta,
İstanbul’da Turkcell Akademi’nin sponsorluğunda Obama’nın danışmanı David Plouffe’ı dinleme fırsatı buldum. Plouffe, teknolojiyi başarılı bir biçimde kullanmaktan ve gönüllüleri harekete geçirmenin gücünden söz etti. Anlattıklarıyla Ak Parti’nin siyasal iletişime yaklaşımı arasında büyük benzerlikler vardı. Yıllardır yazıyorum, CHP modern iletişim tekniklerini kullanmıyor. Seçmeniyle tek taraflı bir söylem içinde konuşuyor diye. Baykal anlatıyor, insanların kendisini dinlemesini bekliyor. Oysa, Ak Parti, ülkenin dört bir yanında, teşkilatını harekete geçirmiş bir biçimde, seçmene ulaşıyor. Parti Teşkilatı, her kademede, mümkün olduğunca teksesli ve tutarlı bir biçimde kesintisiz iletişim yapıyor. Seçmene kendi tezlerini
anlatıyor. Böylece sürekliliği garanti ediyor.
Obama seçimi teknoloji sayesinde mi kazandı?
Obama’nın danışmanı David Plouffe’a göre, bu sorunun cevabı,
kesin bir evet. Plouffe Turkcell Akademi’deki konuşmasında, özetle
şu noktalara değindi:
1. Obama kampanyası için internette partiye kayıtlı olan 13 milyon seçmenle sürekli bir iletişim kurulmuş. 68 milyon seçmenin, yüzde 18’ini oluşturan bu gruba e-mailler ve kısa fimler aracılığıyla düzenli bilgi akışı sağlanmış.
2. Gönüllülerin, her konuda ayrıntılı bir biçimde konuşabilmeleri için, onlarla partide olan her tür veri paylaşılmış. Bölgelerdeki seçmen sayıları, partinin kaynak kullanımı, yapılan bağış rakamları gibi rekabet unsuru olacak bilgiler bile şeffaflıkla ortaya konmuş.
3. İnsanların, her tür tercihlerini, yakınlarının, ailelerinin ve komşularının tavsiyesiyle yaptığı gerçeğinden yola çıkılmış. Gönüllülerin, partiye seçmen kaydettirmelerinin yaptığı büyük katkı vurgulanmış.
4. Daha önce oy kullanmamış gençlerin, Latin ve Afrika kökenli Amerikalıların partiye kazandırılmasına çalışılmış. Nasıl oy kullanacakları hakkında, internet aracılığıyla düzenli bilgi verilmiş.
5. Gönüllülerden toplanan 500 milyon dolar bağışın nereye harcandığı tüm ayrıntısıyla anlatılmış.
6. Obama, seçmen tabanıyla sürekli bir biçimde iletişimde olmaya özen göstermiş. Olumsuzluklar, suçlamalar hakkında anında, herkese bilgi verilmiş.
7. Özetle, kalpleri kazanmayı, insanları peşinde sürüklemeyi bilen bir lider ve teknolojinin gücü birleşince başarı da gelmiş.
Pakpen’den karlı Akdeniz akşamları
Akdeniz Akşamları gibi harika bir şarkı ve Yaşar gibi sevilen bir ünlü alınır ve nasıl bu kadar yanlış bir kurgu yapılır anlamak zor. Müzikte sözler “Akdeniz akşamları bir başka oluyor” derken, yağmur yağıyor, kar yağıyor. Sahilde insanlar kolkola gezmiyor, evde çoluk çocuk camdan dışarı bakıyor. Yaşar “ben böyle bir akşamda âşık oldum” derken bile hava günlük güneşlik. Sahneler birbirini desteklemiyor. Bir öykü yok. Yaşar filmin sonunda, “ Bakın şarkıyı söyleyen bendim, ” dercesine bir kaç saniye görünüyor. Böylece, Yaşar’a da, şarkıya da, bütçeye de yazık oluyor.
Şekerbank Cumhuriyet ruhu taşıyor
İş dünyası son yıllarda, küreselleşmeye ve yabancı yatırımcılar için cazibe merkezi olmaya odaklandı. Piyasalar, kurlar, borsa endeksleri arasında, sıradan insanların günlük yaşamından uzaklaştı. Sosyal sorunları ve yüzde 13’leri aşan işsizlik gerçeğini pek de görmezden geldi. Krizin kaygısıyla, istihdam yaratma sorumluluğu yok olunca, işten çıkarmalar normalleşti. Krizde tüketimi canlandırmak için çağrılar, kampanyalar yapıldı. Ama, “haydi iş yaratalım” denmedi. Bu zor günlerde, üreten olmazsa, hayatın can damarı kesilir iddiasıyla öne çıkan Şekerbank, bir taze soluk getirdi. Sessizliğin gücüyle, binlerce cümleye bedel bir kampanya yarattı. Yakın plan işciler, emekçiler ve susmuş bir Türkiye imajı hemen dikkat çekti. “Üreten susarsa, ülke susar” diyerek, Cumhuriyet’in inançlı günlerini hatırlatan Şekerbank’ı gönülden kutluyorum.
13’üncü Araştırma Zirvesi’nden Türkiye gerçekleri
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı seven, tek boyutlu düşünmeyi seçen, karşı görüşleri kabalıkla susturan bir toplumda yaşamayı istemiyorum. Bu yüzden, Araştırmacılar Derneği’nin düzenlediği Araştırma Zirvesini çok önemsiyor ve her yıl bizzat destek veriyorum. Dernekteki küçük bir kadro canla başla çalışıyor ve çok başarılı bir organizasyona imza atıyorlar. Bu yılki zirvede 28 konuşmacı “Şimdi Ne Olacak?” sorusuna cevap aradı. Finans, Hızlı Tüketim Ürünleri, İlaç, Sağlık, Gençlik, Dijital Pazarlama sektörlerinin temsilcileri deneyimlerini paylaştı. Koton, İDO gibi başarılı marka öyküleri ve değerli akademisyenlerin durum değerlendirmelerini dinledik. Verimli ve keyifli bir zirve oldu. Emeği geçen herkese teşekkürler.


Ağaç hareketi ekonomisi