Pazar

15.04.2018 - 01:30

Okurun medyadan arzuhâli

Sitene Ekle
Medya Analizi  |  Belma Akçura okur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Üniversitelerin medyadaki hak ihlalleri konulu atölye çalışmaları medya ombudsmanlarının görevinin sadece çalıştıkları kurumun haberleri ve okur şikayetleriyle sınırlandırılamayacak bir öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor

Türkiye medyası “Ombudsman”ı, görev alanı ve tanımı daraltılmış “Okur Temsilcisi” olarak benimsedi. Ancak dünya medyasının önemli bir bölümünde ombudsmanlık artık okur şikayetlerinin çok ötesinde yeni medya düzeninin yeniden yapılanması, yeni kavramlar ve sürekli güncellenen meslek etiği kurallarıyla birlikte değerlendiriliyor. Özellikle sosyal medyadaki bilgi kirliliği gibi sorunlu alanlar kurumu daha da işlevsel hale getiriyor. Dolayısıyla medyadaki hak ihlalleri ve bunun olası sonuçları değerlendirildiğinde, ombudsmanlığın sadece kurumun kendi haberleriyle sınırlandırılamayacak bir öneme sahip olduğu ortada.

Ombudsmanlar bir arada

Kıbrıs’ı ombudsmanlık kurumuyla ilk tanıştıran, KKTC’de oluşturulan Medya Etik Kurulu üyelerinden Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, üniversitenin “Yeni medya” etkinliğinde gazetelerin okur temsilcilerini bir araya getirdi. Hürriyet Gazetesi’nden Faruk Bildirici, Sabah Gazetesi’nden İbrahim Altay ve Milliyet Gazetesi adına benim de bulunduğum toplantıda Prof. Dr. İrvan, medyada özdenetim sistemleri içerisinde en etkili kurumun ombudsmanlık olduğu düşüncesini dile getirdi: “Haber akışının hızlandığı ve çoğaldığı yeni medya çağında okurdan gelen şikâyetlere ve yapılan haberler dolayısıyla yaratılan mağduriyetlerin hızla giderilmesine katkıda bulunmak açısından okur temsilciliğinin işlevsel olacağını düşünüyorum, yeter ki medya kuruluşlarını yönetenler bu kurumun yararına inansınlar.”

“Medyada şiddeti fark et”

Üsküdar Üniversitesi gibi, ombudsmanlık kurumunun işlevine inanan başka üniversiteler de var. Şişli Meslek Yüksek Okulu bunlardan biri. Okulun “Şiddeti Fark Et” atölye çalışmalarına neredeyse öğrencilerin tamamının katılması umut vericiydi. Öğretim görevlisi Volkan Nom’un moderatörlüğünde “medyada nefret söylemi” örneklerle masaya yatırıldı. Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, medyanın özellikle kadın şiddetine yönelik haberlere ilişkin yaklaşımının hâlâ sorunlu olduğunu ifade etti. Prof. Dr. İnceoğlu’na göre; “Son derece ötekileştirici, cinsiyetçi, önyargılarla dolu, hoşgörüsüz ve olumsuz bir haber dili kullanılıyor. Medyanın, anlamın toplumsal inşasında ideolojik bir işlevi olduğunu biliyoruz. Bu bağlamda normalleştirme, kayıtsızlaştırma, dramatizasyon, özdeşleştirme suretiyle medya özellikle ahlak ağırlıklı kültürel kodları ön plana çıkararak kendi gündemini yaratmakta.”

Bütün bu çalışmalar, paneller ve toplantılar ombudsmanlık kurumunun aynı zamanda bir hak savunuculuğu olduğunu da ortaya koymakta. Tam da bu nedenle bir kez daha hatırlatalım: Ombudsmanların görevi; meslek ilkelerinde belirtildiği gibi; milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, cinsel kimlik, dil, din mezhep, sınıf, inanç ve inançsızlık ayrımcılığına, ulusların, halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını zedeleyen, nefreti, düşmanlığı körükleyen, her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtıcı yayınlar yapılmasına karşı çıkmaktır. Yaş, cinsiyet, engellilik, etnik köken, dini inanç, sosyal ve ekonomik statü farkına bakılmaksızın, medyada insana yönelik ayrımcılığın önlenmesi ve onurlarının korunması konusunda gerekli duyarlılığın gösterilmesi için çaba harcar.

Üstelik okurlardan gelen şikayetlerin çoğu da bu yönde…

Medyanın görevi de bu değil mi zaten; insanlık onurunu yok sayan yayınlar yapmamak, okurun doğru, dürüst, hakkaniyetli bilgi edinme hakkını sağlamak.

Bir yergi

Bütün uluslar kendi tarihinin hafızasını oluşturur. Milli kimliklerin oluşmasında da bu tarihin rolü büyüktür. Dolayısıyla tarihin karanlık sayfalarını hatırlatmak asla öç almak için değildir. Aksine, travmatik bir geçmişi hatırlatmak, o tarihi ortak toplumsal bir bilince dönüştürmek içindir. Buna rağmen medyanın önemli bir bölümü, Türk Yahudi toplumunun Holokost’ta hayatını kaybeden altı milyon Yahudi ve kaderini kabullenmeyerek isyan eden direnişçilerle ilgili ‘anma günü’ etkinliklerine yer vermedi. Oysa acıyı paylaşmak; bu konuda yapılan toplantı, panel ve etkinliklere yer vermek toplumların birlikte yaşama kültürünün oluşması içindir. Bir daha asla olmasın diyedir.

Haftanın fotoğrafı

Teknoloji ve iletişim çağında savaşlar bile artık “Twitter diplomasisi” üzerinden sürdürülüyor. Ama sonuçları hiç değişmiyor. Bu fotoğraf, savaşın değişmeyen yüzü. Suriye’de rejimin ablukası altındaki Duma mahallesinden bir günde 3 bin 600’den fazla muhalif ve aileler çocuklarıyla yine yollara düştü.

 

 

 

 

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.