Pazar

10.08.2014 - 02:30

Önemli bir kongre

Sitene Ekle
.  |  İlber Ortaylı Tüm Yazıları »

Saint Petersburg’daki II. Uluslararası Avrasya Denizcilik Tarihi Kongresi denizcilik tarihi araştırmalarımızda bir dönüm noktası oldu

Rusya Deniz Kuvvetleri ile Deniz Kuvvetleri eski komutanımız Oramiral Metin Ataç’ın başkanı olduğu Türk Denizcilik Tarihini Araştırma Enstitüsü’nün işbirliğiyle II. Uluslararası Avrasya Denizcilik Tarihi Kongresi 23-25 Temmuz’da Saint Petersburg’da toplandı. Toplantı giderlerini Saint Petersburg eşrafından Azeri işadamı Aflatun Aliyev ve bizim Denizcilik Odası karşıladı. Bu toplantı Türkiye’de denizcilik tarihi araştırmalarında bir dönüm noktasını teşkil etti.
Kongrenin en sevindirici yanı, Rusya ve Türkiye’nin ortak denizcilik tarihlerinin araştırma
ve maziyi onurlandırma eylemidir. İkincisi, hem genç Rusların hem de genç Türk tarihçilerinin bu konuya gittikçe eğilmeleridir. Yarım düzine denizcilik, askeri tarih ve Akdeniz medeniyetiyle uğraşan yaşları 40 ve daha genç olan tarihçinin tebliğlerinde bir renk
ve araştırma vardı. Arşivlerin kullanımına geçilmiştir.
Toplantının açılışında bana söz verilmişti. Vurguladığım gerçek şudur; Rusya ve Türkiye muasır denizciliğe birçok Akdeniz hatta Kuzey Avrupa ülkesinden daha geç başladı. Küçük Asya’yı fethettiğimiz, Akdeniz ve Karadeniz’e yarım yamalak ulaştığımız tarihlerde İtalyanlar, Katalanlar, Güney Fransızlar çoktan denizciydi, hatta Müslümanların da bir kısmı denizci milletlerin içindeydi. Rusya ise nehirlerin dışında modern denizciliği tatbik edeceği Karadeniz ve Baltık’a ancak 18’inci asır başında ulaşmıştır. Büyük Petro gemi inşa tekniklerinde örnek olması için gençliğinde birkaç yıl Avrupa’da ikamet etti (ablası Sofia naibeydi), gemi inşaatında çırak ve kalfa gibi çalıştı. Rus denizciliği bugün nükleer enerji kullanan kuvvetlerdendir.
Türkiye ise 16’ncı yüzyılda artık Akdeniz’de, Basra’da ve Hint Okyanusu’nda kendini hissettiren bir denizciydi. Lakin imparatorluğumuzun karakteri kara kuvvetlerine, kara ticaretine dayanmasıdır. Büyük denizcilerimizin ortaya çıktığı Kanuni devri 17’nci yüzyılda Atlantik’te gelişen denizcilik tekniklerine ve gemi inşaatına ayak uyduramadı. Bununla birlikte bugün Türk Deniz Kuvvetleri ve sivil ticaret filosu dünyada sayılı birimlerdendir.  
Deniz inşa tekniklerinde ve mühendislikte önemli ilerlemeler kaydettik. Denizcilik bilincimiz için önemli bir alan da deniz tarihi araştırmalarıdır. Bu sahada devam etmemiz gerekir. Maalesef tarihçiliğimizin yeterince ilgi duymadığı bir alandı, süratle değişeceğine dair umutluyum.

Araştırılmayı bekleyen konular
Rus-Türk denizcilik tarihinde Çeşme baskını var. II. Katerina devrinde İngiliz Amiral Elphinston ve Amiral Orlov donanmamızı Çeşme’de sıkıştırıp yaktırdı. Yunan ayaklanması sırasında ise Rusya’nın müttefiklerle birlikte Navarin’de donanmamızı tahribi de var. Sinop baskını ise Kırım Savaşı’ndan evvel yapıldı. Bunun dışında küçük deniz muharebeleri de oldu. Ama birinde Amiral Uşakov ve Kaptan-ı Derya Abdülkadir Bey’in komutasındaki müşterek donanmamız Napolyon’a karşı deniz savaşı vererek Adriyatik Denizi’ndeki İon Adaları’nı (7 Adalar) ele geçirdi. Bu iki monarşi Balkanlar’ın modern zamanlardaki ilk cumhuriyetini, 7 Adalar Cumhuriyeti’ni müşterek himaye altında kurdular. Bu Kurtuluş Savaşı’ndan önceki ilk Rus-Türk ittifakıdır. I. Cihan Savaşı Odesa Limanı’nın bombalanmasıyla başladı. Karadeniz limanlarına sistematik Rus donanma ablukaları da oldu. Bütün bunlar bizim tarafımızdan araştırılmayı bekliyor.

Fazıl Say ve Nuri Bilge Ceylan

Fazıl Say Türkiye’nin tamamıyla kendi kurumlarında yetiştirdiği ve uluslararası musiki platformuna etkileyici bir sanatçı olarak çıkan adamımızdır. Tel Aviv’deki zor beğenir, rafine müziksever kitleyi nasıl etkilediğini; Zürih’te müzik dünyasının birçok virtüözü ve şefinin ona nasıl taptığını gördüm; Salzburg’da dinledim, aynı şey... Say’ın memleket için duyduğu endişeleri ifade etmesi hakkı ve görevidir, kendine has da üslubu vardır. Bizim sözde sanat izleyicileri ve basınımızın bu konuda hizaya gelmesi zaruridir.
Say’ın dedikleriyle pek alakası olmayan bir demeci de Nuri Bilge Ceylan vermiş; Fransız gazeteciler kendi üslupsuzlukları içinde iki tarafı birbiriyle sürtüştürür gibi soru soruyor, bizim basın da bunun üzerinde anket yapıyor ve sosyologlara, psikologlara soruyor, abesle iştigal. Çok geçmeden politikacılar da kavgaya karıştırılır.
Ceylan da bu toplumun yükselen bir değeridir. Cannes’daki başarısının daha da devam edeceğini ümit ve temenni ederiz. Aktüel olsun diye iki taraf hakkında gazete sütunlarını doldurmanın anlamı yoktur. Sosyoloji ve diğer lojilerin sanatçı görüşünü ve heyecanını hiç değilse bu safhada değerlendirme hakkı yoktur. Geride duralım.

Bir akarsuyun suyunu topladığı alan hangisidir?
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.