Cumartesi

08.12.2018 - 08:15

Online ilişkiler hakkında soruşturma

Sitene Ekle
Hafif müzik hafif başka şeyler  |  Mehmet Tez mehmet.tez@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

The 1975 imzalı “A Brief Inquiry into Online Relationships (Online ilişkiler hakkında kısa bir soruşturma)”, çağın ruhunu internet kültüründe yakalamaya çalışırken popa yaklaşımı dikkat çekici.

İlk dikkatimi çeken şarkıları “Somebody Else”di. M83’nin stüdyosundan çıkmış gibi duran bir şarkıydı ama vokaller kendine hastı. Sonra “She Way Out” vardı mesela “Pressure” vardı. “Love Me” müthiş bir ‘80’ler pop estetiğiydi. Bence Peter Gabriel’ın “Sledgehammer”ına çok açık bir selamdı. “UGH!” sanki MGMT’nin yapması gereken ikinci albüme ait bir parça gibiydi. Bunlarla sevdim ben 1975’i.Yeni albüm haberi iddialı yorumlarla geldi. Açıkça önceki iki albümden (“The 1975”, 2003; “I like it when you sleep for you are so beautiful yet so unaware of it”, 2016) daha iyi bir yere konuyor. NME şöyle yazmış: “Y kuşağının ‘Ok Computer’a yanıtı.” Acaba bu kadar acayip ne yapmış olabilirler? İnşallah bu söz, “How To Draw / Petrichor” adlı şarkıdaki synthe’lere dayanarak söylenmiş bir söz değildir diye düşünmek istiyor insan. Bu çok sığ bir yorum olurdu.

Bir “glam rock” havası 

Ne anlatıyor albüm? Bana kalırsa işlene işlene artık yeter işlemeyin biraz dağınık kalsın dediğimiz bir konuya giriyor. İnternet çağında ilişkiler. Benim gibi bir X kuşağını bile “Yahu ICQ’da tanışıp evlenen arkadaşım var benim. Olay ‘90’larda geçiyor, bunların hepsi yapıldı” diye isyan ettirmeye kadar geliyor. Yani 2018’de hâlâ “online ilişkiler” diye bir kategori üzerinden dert anlatmak hiç de orijinal bir şey değil gibi geliyor. Yani İsmail YK’nın 2009 tarihli “Facebook” adlı eserinde “Bu kızı ordan buldum” diyerek konuya çoktan değindiği bir coğrafyadan bakıyorum olaya. Belki de ben yanılıyorumdur.

Bu eleştiriyi yaptıktan sonra artık rahat rahat konuşabilirim. The 1975’e bakınca ben her zaman bir “glam rock” havası görmüşümdür. Bana kalırsa müzikal referansları da oralarda. Bir David Bowie, Marc Bolan havaları. Hikayeler ve hal tavır olarak buralarda gezinen bir estetik dünya. Grubun imajı solist Matty Healy üzerinde yoğunlaşıyor. Onun da aklı fikri oralarda. Glamour, rock’n roll, parti.Healy, Y kuşağı olabilir ama kesinlikle “eski usül” biri. Geçenlerde rock’n roll ve rap’i karşılaştıran laflar ediyordu bir röportajında. Rap şarkı sözlerindeki mizojiniden (kadın düşmanlığı) bahsediyordu. Ve elbette çok eleştirildi bunun için. Bunu söyleyenin anında linç edileceğini her Y kuşağı insan bilir.

Şarkılara gelelim. Üçüncü albümde 29 yaşındaki genç pop yıldızının ciddileşmeye başladığı emareleri var. Hikayeler ve müzik ilişkilerden söz ederken daha karamsar. Dünyadaki sorunlar The 1975 tarafından çözülmeyi bekliyor mu emin değilim. “30’a geldik artık biraz ciddiyet” diye düşünüyorsa bu büyük bir yanılgı. Yok “Bu benim yeni neşeli halim” diyorsa biraz neşe kaçmış. Online ilişkileri boşverip sokağa çıkmamız gerektiğini söylüyor albüm. Mesaj bu. Sadece bu şekilde yaşadığımız bu apokaliptik modernliğin sıkıcılığından kurtulabiliriz. Eh biraz risk alacağız tabii.

Sağlam bir pop şarkı

“Bu robotlar ne olacak?” sorusuna robotla evlenen bir adamı anlatan parçayla değinilmiş (sadece konuşmadan ibaret). “TOOTIMETOOTIMETOOTIME” albümün single’larından sağlam bir pop şarkı. Albüm bu şekilde devam ettiği sürece de şahane zaten. “Surrounded By Heads and Bodies” güzel baladlardan. Klasik piyano bar ortamı yaratan “Mine” ilgi çekici farklı yerlerinden albümün. Mis gibi bir trompet de işin içine girince caz ortamı katmerlenmiş. 

Bu albüm her şeye rağmen zihin açıcı bakış açıları olan, bugünün pop anlayışının orijinal temsilcilerinden biri. Yani popu rap, modifiye edilmiş R&B ve DJ tezgahından geçmiş herhangi bir türe ait şarkılar üçlemesine indirgemezseniz, işte karşınızda şahane bir pop albümü var. Temelinde rock olan (Matty Healy’nin durumunda buna Emo da ekleyebilirsiniz), synthe’lerle destekli, zengin vokallere sahip melodik besteler, güçlü nakaratlar, gitar ve davulların varlığıyla şekillenen bir albüm. The 1975 gibi grupların giderek ağırlığının artacağı bir pop iklimine doğru gidiyoruz. Şimdiden 2020 Glastonbury headliner’ı olup olmayacakları tartışılıyor.

Grubun müzikal  manifestosu gibi

Albümün sonu balad dolu. Eski tip baladlar hem de. “I Couldn’t Be More in Love”, “I Always Wanna Die” komik sözlerine tezat komik derecede sıradan baladlar. Öyle güzel sıradanlar ki sıradanlığın estetiği bile büyüleyici olabiliyor. “Give Yourself a Try” albümün daha önceki albümlere en yakın yerlerinden grubun müzikal manifestosu gibi. “Love It If We Made It” de öyle. “Sincerity is Scary” albümde rap beat’lerine sahip tek şarkı.

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.