Milliyet Online      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
  
  Ana Sayfa | Atina 2004 | Olimpiyat Sembolleri | Olimpiyat Tarihi | Unutulmaz Başarılar | Unutulmayan Anlar
  Eski Sporlar | Yeni Sporlar | Politika ve Olimpiyatlar | En Başarılılar | Maraton | İlginç Notlar         Olimpiyatlarda Türkler
 

   Olimpiyatlar ve Türkler

 
Türkiye'nin Olimpiyat macerası
Göğsümüzü kabartan madalyalar
Türkiye'nin bütün Olimpiyat madalyaları

Türkiye'nin Olimpiyat macerası

Türkler, Olimpiyatlar'a resmen 1908 Oyunları'nda katıldı.

Coubertin'in 1907 yılında İstanbul'u ziyareti sırasında ona tercümanlık yapan Galatsaray Lisesi'nden Aleko Mullos, 1908 Londra Olimpiyatları'nda Türkiye adına yarışan ilk ve tek sporcu oldu ve katıldığı jimnastik branşında başarı gösteremedi.

Selim Sırrı Bey, 1912 Olimpiyatları'na giderken, yanına, kendi paraları ile Stokholm'e gelen Robert Kolej öğrencisi iki Ermeni genci de götürdü.Mıgıryan ve Papazyan adlı bu gençler katıldıkları 800, 1500 koşular ile gülle ve disk atma yarışmalarında, seçmelerde elenerek finale kalamadılar.

Davet edilmediğimizden dolayı katılmadığımız 1920 Oyunları'ndan sonra yapılan 1924 Paris Olimpiyatları'na bazı branşlarda katılmamıza rağmen sesimizi duyuramadık.1928 Amsterdam Olimpiyatları'nda ise, katılan sporcularımız arasında sadece Greko Romen güreşçi Tayyar Yalaz 67,5 kg'da dördüncü oldu.

Los Angeles'in uzak olması ve Türk spor teşkilatındaki kargaşalık nedeniyle 1932'de katılmadığımız Olimpiyatlar'da, ilk başarımızı 1936'da Berlin'de kazandık."Mersinli" diye tanınan Ahmet Kireççi, 79 kg serbestte Olimpiyat üçüncüsü olarak Türkiye'ye ilk madalyayı kazandırdı. Greko Romenci Yaşar Erkan da 61 kg'da birinci olarak, Türkiye'ye ilk altın madalyayı kazandıran sporcu oldu.

II.Dünya Savaşı nedeniyle yapılmayan 1940 ve 1944 Oyunları'ndan sonra organize edilen 1948 Londra Olimpiyatları'nda sporcularımız büyük başarılar kazandılar.

Serbest ve Greko Romen güreşte aldığımız altı altın, dört gümüş ve bir bronz madalyaya ilaveten, atletizmde kazandığımız bir bronz madalya ile Türkiye'nin sesini, dünya spor çevrelerine duyurduk.

Londra'da madalya kazanan sporcularımıza verilen parasal ödüller, dört yıl sonra Türk spor çevrelerinde büyük yaralar açtı ve bu şampiyon sporcularımız Helsinki'de mindere ve piste çıkamadılar.Buna rağmen güreşte iki altın ve bir bronz alabildik. Melbourne Olimpiyatları'nda, güreşte yeni bir kuşak mindere çıktı ve üç altın, iki gümüş ve iki bronz kazandık. Güreşte asıl patlama, yedi altın ve iki gümüş aldığımız 1960 Roma Olimpiyatları'nda oldu. Dört yıl sonra, Tokya'da iki altın, üç gümüş ve bir bronz madalya kazandık. Mexico City'de yapılan 1968 Olimpiyatları, güreşte kazandığımız son madalyaları getirdi ve Türkiye'ye iki altın madalya ile döndük. Bundan sonra, güreşte 1972'de ve 1988'de iki gümüş ve 1984 Olimpiyatları'nda da ancak bir bronz madalya kazandık. Altın madalyalara ancak Barcelona'da kavuştuk.

Diğer branşlarda ufak bir kıpırdanma oldu ve 1984'te iki boksörümüz bronz madalya kazandı. Dünya güreş minderlerinden silinmemiz yanında, 1988 Seul Olimpiyatları'nda dünya rekorları kırarak altın madalya kazanan halterci Naim Süleymanoğlu yüzümüzü güldürdü. Türkiye, Olimpiyatlar'a resmen katıldığı 1908 yılından beri geçen 88 yıl içinde, davet edilmediği 1920 ve uzaklığı dolayısı ile gitmediği 1932, 1980 Moskova hariç, tüm Oyunlar'a katıldı. Atıcılık, atletizm, basketbol, binicilik, bisiklet, boks, jimnastik, eksrim, futbol, güreş, halter, yelken ve yüzme branşlarına katılmamıza rağmen, sadece güreş ve halterde başarılı oldu. Güreşte altın için 24 yıl Barcelona'yı beklememiz gerekti.

Diğer spor branşlarında, Naim Süleymanoğlu'nun halterdeki üç ve Halil Mutlu'nun bir altını yanında boksta alınan üç ve atletizm ve judoda kazanılan bir bronz madalya ile yetindik.

Nüfusun yarısından fazlasının çocuk ve genç yaşta olduğu Türkiye'nin gelecek yıllarda, dünya sporunda layık olduğu yeri kazanması gerek. Kabiliyetli Türk genci, kendisine tesis, bilgili çalıştırıcı ve iç ve dış spor temaslarına daha geniş bir ölçüde sahip olduğu zaman, eski kuşakların minderde, pistte ve ringdeki başarılarına yenilerini de katacaktır.

Türk milletini, Türk gençliğini ve Türk sporunu Olimpiyatlar'da temsil eden Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi olarak biz buna gönülden inanıyoruz.

Kaynak: Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi / http://www.olimpiyatkomitesi.org.tr/

 
 

© 2004 Milliyet. Tüm Hakları Saklıdır