SÖYLEŞİ
MİLLİYET SANAT DERGİSİ'NİN KATKILARIYLA...


‘en çok Ramize Erer’in kitabı ilgi görür’

Ramize Erer, Kemal Gökhan Gürses, Ercan Akyol, Emre Ulaş... Çizgisi farklı dört karikatürist aynı döneme denk düşen kitaplar yayımladılar. Zor oldu ama dördünü bir araya getirmeyi başardık. Çizgileri daha komik, haberiniz olsun!

TUBA AKYOL

SANKİ kendi aralarında konuşmuşlar, sözleşmişler gibi arka arkaya çıktı kitapları. Emre Ulaş son iki yıldır Radikal Gazetesi’nde yayımlanan çizgilerini ''Cilalı Taş Devri - Başımıza Gelenler'' adlı kitapta derledi. Yine Radikal Gazetesi’nden, ''Kötü Kız''dan tanıdığımız Ramize Erer evlilik üzerine yaptığı karikatürleri ''Evlilik'' adlı kitabında bir araya getirdi. Kemal Gökhan Gürses’in Radikal İki’de takip ettiğimiz ''40’ından Sonra...''sı aynı adla kitaplaştı. Ve Milliyet gazetesi çizeri Ercan Akyol’un 2003 yılındaki ''Çiziyorum''ları da ''Çiziyorum 2003''te toplandı.

Ne yalan söylemeli, bu dörtlü bir araya geldiğinde hep birlikte ''Çok güleceğiz, eğleneceğiz,'' diye düşünmüştük. Zira yaptıkları işlere hep çok gülmüştük. Ama Ramize Erer’in dediği gibi, onlar karikatür değil. Ve Ercan Akyol da noktayı koydu: ''Şirin gözükmek karikatürcünün üstüne vazife değil''.

Dahası, onların işi muhalefet. Bu yüzden hem birbirlerine hem de bu röportaja muhalefet etmekten geri durmadılar. Ama yine de çok güldük.

    Siz birbirinizle sözleştiniz mi kitaplarımızı arka arkaya çıkaralım diye? Yoksa belli bir zamanı mı var karikatür kitabı hazırlamanın ve o dönem mi geldi?

Kemal Gökhan Gürses: Potansiyel vardı, patladı diyelim.

Ercan Akyol: Bence itiraf edelim. Anlaştık değil mi?

K. G. G.: Diğerinin kitap çıkardığını duyan, geri kalmamak için iki dakikada kendi kitabını hazırladı.

    Birbirinizin işlerini takip ediyorsunuz herhalde.

K. G. G.: Hiç işim olmaz.

Emre Ulaş ve E. A.: Elbette.

Ramize Erer: Ben köşe yazılarını, filmleri de takip ediyorum. Niye çizerleri takip etmeyeyim?

    Peki en çok kimin kitabı ilgi görecek sizce?

K. G. G.: Herhalde Ramize’ninki.

E. U.: Politik olmadığı için...

K. G. G.: E tabii politik bakışı yok, bir de kadın...

E. U.: Politika sıkıcı gelebiliyor çoğu insana, o yüzden.

K. G. G.: Ben politik olanla politik olmayanı ayırma yanlısı değilim. Politikanın yaşamın içinde var olan bir şey olduğunu düşünüyorum. Benim için o politik kimliklerin yarattığı gündelik hayatı eleştirmek öncelikli oldu hep. Yaşamın çeşitli dönemlerinde, çeşitli değişimleriyle şu andaki insanların günlük ahlakı yeniden üretiş halleri benim için çok politik, çok çekici ve elverişli bir alan. Ben kendi adıma politik şeyler yaptığımı düşünüyorum.

    Siz de aynı fikirde misiniz?

R. E.: Ben galiba dinlemedim.

K. G. G.: ''Arkadaşa katılıyorum'' de işte.

R. E.: Tabii tabii... Haklı. Ya bence siz ayrı ayrı soru sorun bize kitaplarımızla ilgili.

    Onu da yaparız tabii... Siz Türk karikatüristler arasında en çok kimi beğeniyor, kimlere gülüyor, kimi izliyorsunuz?

E. U.: Kimi izliyorsunuz denince, herkesi izliyoruz. Bu bizim işimiz. Espriyle, çizgiyle, dünyaya bakışıyla... Ne bileyim, Yiğit Özgür var şimdi Penguen’de, ben onu bayağı komik buluyorum mesela.

E. A.: Biz Emre ile Internet’ten çizerler bakıyoruz. Bir sürpriz arıyoruz. On sene önce sorsaydın beş tane isim saymak daha kolaydı.

R. E.: Çok fazla çizeri seviyorum ben. Mizah dergilerini özellikle takip ediyorum. Ahmet Yılmaz’ı, Behiç Pek’i çok beğeniyorum. Kemal Gökhan’ı okuyorum.

E. U.: Balonları biraz kısa tutsa ben de okuyacağım onu ama...

E. A.: Ramize, Behiç Pek deyince... Behiç Ak’ı beğeniyorum ben de. Emre Ulaş da gerçekten Batı çapında, evrensel bazda başarılı bir çizer.

R. E.: Batı çapında falan demek istemiyorum ben.

K. G. G.: Ben de Ramize’ye katılıyorum bu konuda. Şimdi şunu da unutmayalım yerel bir anlatım dili var. Biz çizgimize ne kadar perspektifi taşımak istesek de, iki boyutlu bir anlatım dilimiz var. Daha her şey bir perdenin önünde oynanıyormuş gibi. Ama bu karikatüre çok yakışıyor.

E. A.: Çok doğru. Editoryal karikatüre başladığımda ben araştırmıştım bunu. Fransızlarda Amerikalılarda müthiş kompozisyonlar var. Avrupa karikatüründe müthiş mekanlar vardır. Bizim karikatürümüzde mekan yoktur.

R. E.: Bizde mekan yok çünkü. Hayatımızda da mekan yok. Gecekondu! Apartman da gecekondu gibi.

K. G. G.: Oğuz Aral bunu söylemiştir: ''Ben orta oyununu bir gelenek olarak kabul ediyorum, o sahneyi varsaydırma alışkanlığını ve bakış açısını karikatüre taşıyorum''. Bizler bunu model aldık, kopyaladık, yeniden ürettik ve bir kısmımız da bunu fark ettik. Gölgeleri kullanmak, bunlar çok teknik ve teorik tartışmalar. Ben şimdi hızla beğendiğim çizerleri sayayım: Engin Aygönültaş, Oğuz Aral, Turhan Selçuk, Ramize Erer, Mehmet Çağçağ... Ergün Gündüz bir bilek ustası. Çok var. Kemal Aratan. Kemal Aratan için ölün ya, yok dünyada az böyle bir çizer. Bu yetenekte çok az insan var. Çizer dediğinizde burası derya deniz. Derya demişken Derya Sayın da var. Ama başka bir şey daha söyleyeyim: Bu kadar karikatür seven bir toplum olduğumuza da zerre kadar inanmıyorum ben.

    Başımıza neler geldi?

Emre Ulaş, günümüzün siyasetçilerini, her gün yaşanan politik olayları başka bir zamana, ''Cilalı Taş Devri''ne taşıyor Radikal Gazetesi’ndeki çizgi bantında. Yeni kitabında 2002 ve 2003 yılında ‘başımıza gelenler’ yer alıyor.

''Ben galiba biraz da kendim için bir araya getirip kitaplaştırıyorum çizdiklerimi,'' diyor Ulaş: ''Çünkü ben onlara bakmayı çok seviyorum. Gerçekten. Daha önce atladığım şeyleri görebiliyorum''.

Elbette sadece Emre Ulaş değil bu çizgi bantlarda daha önce atladıklarını görecek olanlar. Yaşar yaşamaz unuttuğumuz o yılları anlamak, o dönemdeki eleştirel durumu algılamak için Ulaş’ın karikatürlerine tekrar bakmakta fayda var. Zira Türkiye’nin gündemi her gün değişiyormuş, sanki her gün bir önceki günü unutturan yeni olaylar patlıyormuş gibi görünse de Ulaş’ın çizgileri gösteriyor ki aslında gündem kendini sürekli tekrar ediyor. Ulaş ''2002 yılına ait bir karikatürüme baktığımda ben bile şaşırıyorum. Bugün Kıbrıs’ta olan şeyi anlatıyor. Sanki yeni çizmişim gibi...'' diyor.

Kimbilir belki yakında siyasi karikatüristler de tıpkı Çetin Altan gibi eski tarihli bantlarını yayımlamaya başlarlar. n ''Cilalı Taş Devri - Başımıza Gelenler'' / Emre Ulaş / Epsilon Yayınevi / Fiyat: 10.000.000 TL.

    40’ından sonra aşk seks ve ilişkiler

Kemal Gökhan Gürses 19 yaşında ''Ağaç Yaşken Eğilir'' çizgi bantını çizmeye başladığı günden bu yana yaşlara kafayı takmış sanki. ''Şu Benim 35 Yaşım'', ''Şu Benim 35 Küsur Yaşım'' derken, kendisi değilse de çizgi karakterleri 40 yaş dönemecini döndü ve ''40’ından Sonra''yı yaşamaya başladı.

Radikal İki’de yayımlanan ''40’ından Sonra'', bir çizgi roman olarak karşımızda şimdi. 21 yaşındaki Aslı ve 40’ını geçtiği halde kendini Aslı’dan daha genç ve beceriksiz hisseden erkekler ve seks ve aşk ve ilişkiler... Bilirsiniz işte, hayat!

''Yeni bir film var ya, ‘Aşkta Herşey Mümkün’ diye, 15 yaşındaki kızımla birlikte gittik o filmi izlemeye. Çıkışta ‘Filmdeki her şeyi anladık,’ diye konuştuk. Dünya global bir köye döndü, farklılıklar azaldı, sınırlar yumuşadı. Ve artık hayatlarımız da birbirine benzemeye başladı'' diyor Gürses.

''40’ından Sonra'', Ragıp Duran’ın önsözde yazdığı gibi ''Belgesel tadında... Çok somut, gerçekçi de olsa kurgunun, tahayyülün, sürprizlerin hoşça buluştuğu bir öykü''. n

''40’ından Sonra...'' / Kemal Gökhan Gürses / İş Bankası Kültür Yayınları / Fiyat: 9.000.000 TL.

    2003’ü çizgiyle yorumluyor

Ercan Akyol 16 yıldır Milliyet Gazetesi’nde Melih Aşık’ın Açık Pencere köşesinde çiziyor. ''Basının bugünkü koşulları bir muhalif çizer olarak beni tatmin etmiyor. Bu yüzden bu köşeyi koruyucu bir unsur olarak görüyorum. Kendimi editoryal olarak bağımsız, özgür hissediyorum,'' diyor Akyol. Ve 2003 yılındaki muhalif çizgilerini topladığı ''Çiziyorum 2003'' ile okuru iktidardaki Ak Parti’nin ilk dönemlerine ve hâlâ gündemde olan Irak Savaşı tartışmalarına doğru bir seyahate çıkarıyor.

Uzun yıllar karikatüre malzeme veren Süleyman Demirel’li, Erbakan’lı yıllar geride kaldı belki ama ''Yüzler değişse de Türkiye’nin olayları değişmiyor,'' diyor Akyol. Türkiye için değilse de, bir çizer olarak Ak Parti’nin karikatüre verdiği malzemeden memnun: ''Her gün ortalığı karıştıracak bir şeyler buluyorlar. Maşallah eskilerin eksikliğini hiç hissettirmiyorlar. Yani çizer olarak işler iyi ama Türkiye açısından kaygılıyım''. ''Çiziyorum 2003'' / Ercan Akyol / Epsilon Yayınevi / Fiyat: 8.500.000 TL.

    Evlendikten sonra da gülünmeli

Ramize Erer yeni kitabı ''Evlilik''te karı - kocanın arasına giriyor. ''Aşk insanı kör eder, evlilik gördürür,'' diye başlıyor kitap. Ve görüyoruz. Kavgalar, barışmalar, aileler, arkadaşlar, aldatmalar, karı - kocalık klişeleri... ''Sonuçta hep bir problem var karikatürde,'' diyor Ramize Erer. ''O olmadan o şiddeti yakalayamıyorsunuz. Aşktan bahsederken de evlilikten bahsederken de kafamda hep bir problemle hareket ediyorum. Ben çizerken özellikle muhalif olarak çizmiyorum. Yaşadığım, gördüğüm şey bu zaten''. Leman Dergisi’ndeki ''Bezgin Bekir''in yaratıcısı karikatürist Tuncay Akgün ile evli olan Erer’in yakında bir kızı olacak. ''Bana ‘Çocuğunuz var, kocanız var, evlisiniz ama evliliği eleştiriyorsunuz. Bu ne lahana turşusu?’ diyenler de oluyor. Ama çizerlik böyle bir şey. Kendine de, kendi yaşadıklarına da eleştirel bakacaksın,'' diyor Erer. Kitap Erer’in ''Aşırı dozu boşanmaya neden olabilir,'' dediği kadar var. İnsan bu karikatürlerde kendi yaşadıklarını tespit etmekle kalmıyor, bir de başına gelecekleri görüp korkuyor. Ama Ramize Erer devayı da sunuyor: ''Evlenmeden önce ve hatta evlendikten sonra da mutlaka gülünmeli''. n ''Evlilik'' / Ramize Erer / Cadde Yayınları / Fiyat: 10.000.000 TL.



 

[Milliyet Ana Sayfa] -[Kitap Ana Sayfa] -[Kitap Arşiv]
 
..................................................................................





Hasankeyf

    M. Oluş Arık
    Türkiye İş Bankası Yayınları
    Fiyatı: 110.000.000 TL.
    KENT / TARİH
''Hasankeyf / Üç Dünyanın Buluştuğu Kent'', Hasankeyf üzerine titizlikle hazırlanmış, kapsamlı bir kitap. Kitabın alt başlığı ''Üç Dünyanın Buluştuğu Kent'' için yazarı bir açıklama getiriyor: ''Dünyanın bazı bölgeleri, tarih öncesinden başlayan gelişmelerin, tarih çağlarında da devam ederek sağladığı birikimle, hangi insan grupları oralarda karışmış, çeşitli dönemlerde hangileri egemenliğini kabul ettirmiş olursa olsun, her şeye damgasını vuran bir ana karakter kazanmışlardır. Hasankeyf, uluslararası nitelikte bir üst - kimlik oluşturan, zamanlar üstü, etnik kökenler üstü bir kültür potası meydana getiren böyle bölgelerden üçünün birbiriyle girişim noktasıdır. (...) Mezopotamya; (...) Batı dünyasının temelini oluşturan Roma İmparatorluğu ve (...) Orta Asya - İran.'' Fotoğraflarla desteklenen kitapta, bu zengin coğrafyaya ilişkin bilgiler, bölgedeki tarihi eserlerin tek tek tanıtılması ve güncel sorunlar ekseninde ele alınmasıyla işlenmiş.

EdebiyatTurk.net
Türk edebiyatıyla ilgili aradığınız herşey...
Baharın İlk Sabahları

Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.
Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: "Sıkıntılar duradursun!"
Şairliğimle yetinir,
Avunurum.
Orhan Veli Kanık




Portre Eşcinsel Edebiyat  Söyleşi  Yeni Kitaplar Tartışma