24 kadın daha soruyor: "Meclis'e girmek için erkek olmak şart mı?"

Ka-Der'in "Meclis'e girmek için erkek olmak şart mı?" kampanyasına, çeşitli yaş ve mesleklerden 24 kadın destek verdi. Milliyet binasında bir araya geldiler, bıyıklarını yapıştırdılar ve kravatlarını taktılar

Afişlerdeki kadınlar tıpkı erkekler gibi kravat taktı ya da dudaklarının üzerine bilgisayarda bıyık çizildi. Milliyet olarak biz de bu kampanyaya destek vermek istedik. Farklı mesleklerden belirlediğimiz kadınları aradık ve onları gazete binasının stüdyosunda yapılacak, herkesin bıyık taktığı toplu bir fotoğraf çekimine davet ettik. Kiminin zamanı olmadı, kimi bıyık takmaya yanaşmadı. Sonuçta 24 kişilik bir grup topladık. Herkes önce sarı, kahverengi, kırlaşmış ve siyah bıyıklar arasından seçim yaptı, sonra ona bir de kravat ekledi. "Nasıl oldum acaba?" diye aynaya bakma gereği duymadan objektif karşısına geçenler de oldu, Gülriz Sururi gibi eline makası alıp bıyığına hafif müdahalelerde bulunan da... Çoğunluk bıyığın altında kalan dudaklarındaki ruju tazeleme ihtiyacı hissetti. "Saçlarım açık mı kalsın, toplayayım mı?" ya da "Bu bıyık kıyafetime uygun mu?" soruları havada uçuştu.Bu kadar kadın bir araya gelir de dedikodu olmaz mı? Alâsı vardı. Arada botoks muhabbeti yapanlar da çıktı. Vivet Kanetti'nin endişesi başkaydı: "Bize hayatımızın travmasını yaşatıyorsunuz. Kısmetimizi kapattınız, hiçbir erkek bu fotoğraflardan sonra bizi beğenmez." Son günlerin en çok konuşulan kampanyası Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği Ka-Der'den geldi. Dernek, kadınların Meclis'teki son derece düşük temsil oranına Ümit Boyner, Meltem Cumbul, Meral Okay ve Lale Mansur'lu afişlerle, "Meclis'e girmek için erkek olmak şart mı?" sloganıyla dikkat çekti. "Aradaki fark bıyıkla simgelense bile aslında vicdanın ta kendisi" Türkiye ataerkil bir ülke. Hoş bütün uygarlık ataerkil bir düzen üzerinde yükseliyor. Siyaset, ince kadın ruhunun kaldıramayacağı kadar çirkin ve kirli bir alan. Kadınlar eninde sonunda vicdanlı davranır... Aradaki fark bıyıkla simgelense de vicdanın ta kendisi. Kadın ve siyaset bağlamında en temel sorun ise siyasete giren kadınların, bunun bir erkek oyunu olduğunu baştan kabul edip gitgide bu oyun içinde erkekleşmeleri. Erkeğe hakiki bir alternatif olarak kadını üretici, yapıcı, duyarlı, vicdanlı bir öğe olarak siyasete katmadıkça parlamentodaki niceliğin hiçbir anlamı olmaz. "Erkek demokrasisinden gerçek demokrasiye geçiş umudum arttı" Kampanyanın ilk ayağında bıyıklarımız ve kravatlarımızla, Meclis'te kadınların eksik temsil edildiğine dikkat çekmek istedik. Şimdi bu fotoğraflardaki dayanışmanın toplumun her kesimine yayılması gerek. Artık erkek demokrasisinden gerçek demokrasiye geçeceğimize dair umudum çok daha büyük. "Türk kadını Meclis'e doğru bir bakış açısı, saygınlık ve estetik getirecektir" Destanlar yazmış, erkeğiyle birlikte omuz omuza savaşmış, yapıcı, uzlaşmacı Türk kadınının Meclis'e çok daha doğru bir bakış açısı, saygınlık ve estetik getireceğini düşünüyorum. Tüm parti liderleri de zaman zaman kadın-erkek eşitliğinden bahsederler. Ama bunu Meclis'e taşımıyorlar. Hem parti başkanlarını ikna ederek hem de bu işe gönül vermiş kadınları yüreklendirerek kadın-erkek eşitliğinin lafta kalmasını engellemeliyiz. "Kadınların birbirini desteklemesi lazım" Kadın olmak çok zor! Böyle eylemler ne kadar yeter, onu bilemem. Ama bu bir başlangıç. Ancak elbirliğiyle yapılabilecek bir şey bu. Tek bir insan olarak bir yere varılamıyor maalesef. Kadın olarak birbirimizi daha fazla desteklememiz lazım. Sadece Meclis'te değil her yönde, her alanda. Anahtar kelime destek. Fotoğrafta, medyada, sanatta, her alanda destek. "Kadınlar bir partide aşağıdan itibaren çalışarak bir yere gelmeyi göze almalı" Meclis'te niye yeteri kadar kadın yok? Çünkü partiler Meclis'e pek fazla kadının girmesini istemiyor. Ama zaten buna rağbet eden kadın da az. Onlar kendi içlerine kapanıp ön pozisyonlara erkekleri koyuyorlar. Bir partiye gökten zembille de inilebilir ama aslında aşağıdan itibaren çalışarak bir yere gelinir. Kadınlar bir türlü bunu göze almadı. Bu anlamda bence Ka-Der Türkiye'de kadın siyaset hayatının kaderini değiştirmeye yönelmiştir. Zannediyorum bu uyanış yayılacak, kadınların aklı başına gelecek. "Bu durum kabul edilemez ama mücadele etmezsek normalleşecek" Günümüze baktığımızda sanki Meclis'e girebilmek için sadece erkek olmak yeterli gibi gözüküyor. Bu, oranlara da yansımış durumda. Ama kadının fikrinin alınmadığı bir siyaset düşünülemez. Bu eylem kadınların gözlerini açması için çok önemli. Ama Türkiye'de kadınlar mücadele etmezse var olan bu durum normal olarak kabul edilecek. Şu an Türkiye'de hâlâ hakları için savaşan ya da bu uğurda ölen kadınlar var. O yüzden madem bu şartlar altında yaşıyoruz, bu projeye destek vermeliyiz. "Partiler kadın seçmeni çekmek için sembolik üyeleri kullanıyorlar" Devlet bilge, cesur, ölçülü ve doğru olmalıdır. Ancak yıllardır partiler kadın seçmenden oy alabilmek için sembolik kadın üyelere yer veriyorlar. Doğru olan, siyasetin her kademesinde kadına aktif görev verilmesidir. Kadınlar Meclis'e girdikten sonra ortak çıkarlarını koruyabilmek için bu doğrultuda davrandıkları ölçüde, bugün yaptığımız bu sembolik jestin içi doldurulabilecektir. "TBMM'ye bakınca burada sadece erkeklerin yaşadığını sanabilirsiniz" TBMM'nin bugünkü durumuna baktığınızda, büyük bir erkek çoğunluk görüyorsunuz. Sanki Türkiye'de sadece erkekler yaşıyormuş gibi bir görüntü bu. Siyaset kadınlara kapalı olan bir alan. Parti yöneticileri yani erkekler buna hemen itiraz edecek. Kadın üyelerinden örnekler gösterecekler. Evet, kadınlar siyasi partileri iktidara getirmek için alt kademelerde fedakarca çalışıyorlar. Ama neden hiç görünmüyorlar? Yönetim kademelerinde, Meclis'te neden yoklar? Siyaset bugünkü haliyle bir erkek tezgahıdır. Sadece bir hizmet alanı haline geldiğinde, menfaat rekabeti değil hizmet için rekabet ağır bastığında kadınlara da kendiliğinden yer açılacak. Ama bunu beklersek, toplumun yararları açısından işler çok sarpa saracak. Siyaseti kadınların, kadın bakış açısının da temsil edildiği bir hizmet alanı haline dönüştürmek için kadınlar siyasette eşit olarak temsil edilmeli. Bunun için kota uygulaması, yani pozitif ayrımcılık şart. "Aydın kadınlar Meclis'e girmeli çünkü bu memleket hâlâ bizim" Türk kadını düne kadar bana fedakarlığı, zarafeti, estetiği, dişiliği, anne olabilme güdüsünü ve buna benzer bazı özellikleri çağrıştırırdı. Bugün ülkemizde kadın, hele aydın kadın bana yürekliliği, kararlılığı, güçlülüğü, vatanseverliği, namusluluğu, sağduyuyu, özveriyi, merhameti çağrıştırıyor. İşte bu nedenlerle genç, aydın kadınlarımızın Meclis'teki yerlerini almalarını istiyorum. Çünkü hâlâ bu memleket bizim. İnanıyorum ki bir insan dünyayı değiştirebilir. Ne demişti Atatürk: "Türk kadınının dünya kadınlığına elini vererek dünyanın barış ve güvene kavuşacağına emin olabilirsiniz." "Kota uygulamasına geçmek gerekiyor" Bıyık farkındalık yaratmak için bulunmuş fevkalade bir sembol. Kadınları Meclis'te erkek rolüne bürünmüş olarak değil, kadın kimlikleriyle görmek istiyoruz. Çünkü yasalar yapılırken kadın haklarının ancak böyle hayata geçirilebileceğini düşünüyoruz. Meclis'te daha fazla kadının temsili için tek bir yol var: Bütün dünya bunu yapıyor; kota uygulamasına geçmek gerekiyor. Hem de en az yüzde 33'le başlamak kaydıyla. Bu işlem Siyasi Partiler Yasası ya da Anayasa'da yapılacak bir değişiklikle güvenceye alınmalı. "Siyasetin cinsiyeti olmamalı" Meclis'e girmek için sadece kültürlü, eğitimli ve donanım sahibi olmak gerekiyor. Türkiye'de bu özelliklere sahip birçok kadın var. Yeter ki kendilerine inansınlar ve güvensinler. Siyasetin cinsiyeti olmamalı. "Çok az kadın siyaseti seviyor" Meclis'e girmek isteyen kadınlar yeteri kadar bu konuda istekliler mi, amaçları doğrultusunda savaşmak için gerekli gayreti gösterebilirler mi, bunu tartmaları lazım. Yani biraz da kadınları bu konuda bilinçlendirmek lazım. Çok az kadın politikadan hoşlanıyor. Mümkün olduğu kadar çok kadın politikaya girmek istemeli ki bir şekilde o savaşın üstesinden gelip tepeye kadar çıkabilsinler. "En çok kadın öğretim üyesi olan ülkelerden biriyiz. Bu ne tezat!" Dünyada en yüksek kadın öğretim üyesi oranına sahip ülkelerin başında Türkiye geliyor. Bu ne biçim bir tezat? Bu kadınlar neden politikada yok? Çünkü siyasette var olabilmek için savaşmak lazım. Meclis kadınların alışık olduğu bir arena değil. İş dünyasında bile kadınlar daha kolay kabulleniliyor artık. Medya, finans dünyası kadınların raks ettiği ortamlar. Politikada hâlâ kadınların dans etttiği bir parti olmadı. Türk kadının işini, ailesini, evini birlikte yürüteceği bir alan değil siyaset. Medeni bir yaşam stardardı için Türk kadının verdiği uğraş o kadar büyük ki politikaya girmek, siyaset yapmak lükse kaçıyor. "Birikimli kadınlar, liderin çanta taşıyıcısı durumunda" Nüfusun yüzde 50'sini oluşturan kadınlar, TBMM'nin yüzde 4,4'ünü oluştuyor. Lider sultasına dayalı siyasi partiler, yasamız ve seçim sistemimiz kadınlara geçit vermiyor. Ama öte yandan da birikimli kadınlar, liderin çanta taşıyıcılığına bir dönemden fazla tahammül edemiyor. Kadın kotası ve fermuar sistemi, ilk akla gelen çözüm; ancak yüzde 10'luk barajı aşma şansı olan partiler ona da yanaşmıyor. Bu durumda seçim sistemimizi delmek suretiyle bağımsız kadın adaylarımızı TBMM'ye göndermekten başka seçenek kalmıyor. "Holdingler bu kampanyaya sosyal sorumluluk projesi olarak baksınlar" Özellikle karar alma mekanizmalarında katılımları söz konusu olduğunda, kadın Türkiye'de hâlâ ayrımcılıkla karşı karşıya. Kız çocukları ailesinde başlayan sosyalleşme sürecinde pasif bir role itiliyor. Oysa küçüklükten itibaren karar vermeye katılacak şekilde yetiştirilmeleri gerekiyor. Siyaset kariyeri yapmak erkek işi gibi görülüyor. Kadının siyasete atılmasını sağlayacak teşvik ve destekler yok. Kadınların Meclis'teki sandalye sayısını artırmak için liderlik potansiyeli olan kadınların eğitimden geçmesi gerek. Siyasi kariyer yapmalarını sağlamak için teşviklerle desteklenmeliler. Büyük holdingler sosyal sorumluluk projesi olarak buna katılabilir. Partiler kadının siyasete katılımını desteklemek için eğitim verebilir. "Şu an bizi temsil eden kadın siyasetçilerden hazzetmiyorum" Aslında kadın hareketleri ya da feminist söylemlerden korkarım. Çünkü bu azınlık ya da farklı olduğumuzun altını çizmek demek. Ama Türkiye'ye bakınca bu düşüncem değişiyor. Kadınların siyasete katılma oranı yüzde 4,4. Ülkemizde insanlara ilham kaynağı olmak, örnek olmak, onları cesaretlendirmek gerekiyor. Bu eylem de bir vesile. Kadınların adını siyaset sayfasına doğru bir şekilde yazdırmak gerekiyor. Şu an bizi temsil eden kadın siyasetçilerden haz etmiyorum. "Meclis'teki kadın oranında artış olacak" Bu kampanya ile birlikte kamuoyunu bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz. Ardından siyası partilere de ulaşacağız. Eminim bu yıl Meclis'teki kadın oranında muazzam bir artış olacak. "Bu konunun peşini bırakmamak lazım" Meclis'teki kadın-erkek dengesindeki eşitsizliğin değişmesi için öncelikle farkındalık yaratmamız lazım. Ülkemizin kendi dallarında önde gelen kadınlarının birleşerek kolektif bir hareket ve kampanya altında bu konuya dikkat çekiyor olmaları iyi bir başlangıç. Farkındalık sağlandıktan sonra da konunun peşini bırakmamak ve seçim sürecinde adaletsizlikler var ise onların üzerine giderek daha adil bir seçilme şansı yaratacak ortamın oluşması için çaba sarf etmemiz gerekli. "AB'ye girmek için uğraşmadan önce çoğunluğu kadın bir meclis kursunlar" Kamusal alanda hepimiz eşitiz. Kadınların ağırlıkta olduğu bir meclis, hem dünya hem Avrupa ülkelerinde Türkiye'nin adının ön plana çıkmasına ve zirveye ulaşmasına sebebiyet verecektir. AB'ye nasıl gireceğiz diye yakınıp uğraşacaklarına bence önce kadınların çoğunlukta olduğu bir Meclis'i kursunlar. Ondan sonra AB'ye girmeye çalışsınlar. "Meclis'te birkaç güçlü ismin yükselişi fazla bir şeyi değiştirmiyor" Kadın mevcudiyetinin "Kibele", "gözde" ya da "alemin afacanı" dar alanlarından çıkması, "normalleşme" ve sıradanlaşma sürecine girebilmesi ancak kalabalık bir kadın grubunun görünürlülüğüyle mümkün. Meclis'te ve diğer alanlarda birkaç güçlü ismin yükselişi fazla bir şeyi değiştirmiyor. Kadınlar arasında "Kim kimi öldürecek?" yarışı yerine hizmet yarışını, hemcinsleriyle empati kültürünü geliştirecek olan da niceliktir. Böylesi bir kültür devrimi ancak zorunlu kotayla mümkün... Kadınların Meclis'e girişi lider merhametine ve sadakasına teslim edilmemeli. "Kadın siyasetçiler Katolik kilisesindeki rahibelere benziyor, kardinal olan yok" Türkiye'de siyaset yapmanın koşulları, siyasetin yapıldığı yerler erkeklere daha uygun. Siyasete medya daha çok biçim verdiği zaman kadının ağırlığı artacak. Çünkü kadın gazete ve televizyonda daha iyi görünür, daha başarılı olur. Ama seçim otobüsünün üstünde bağırdıkça sesi çatallaşan bir kadın etkili olabilmek için Jeanne d'Arc kadar karizmatik olmalı! Kadın milletvekili sayısı az çünkü partililer bu çok kıymetli yerleri kadınlara kaptırmamak için birbirini öldürüyor. Partilerin kadın kolları partiye saçını başını süpürge etmiş kadın dolu ama onlar aynı Katolik kilisesindeki rahibeler gibi arkada kalıp ortalığı toplamaya yarıyor, kardinal olan yok! Kadınların sandalye sayısını artırmak için işe kotayla başlamalı. Pozitif ayrımcılık şart. Kadınlar parti meclislerinde çoğaldıkça, görev yerleri düzeldikçe, milletvekili adaylıkları da çoğalacak. Seçilebilir yerlerde listelere girecekler. Kadının vitrin süsü, imaj aracı olmaktan da çıkarılması lazım. "Kadınlar bu işi isteyerek yapmalılar" Kadınlar isterlerse Meclis'e girebilirler ama bunu bir inat uğruna değil, gerçekten istedikleri için yapmalılar. Kadınlar siyasette duyguyu ve mantığı birleştirerek yer alabilirler. Dünyada da bunun örnekleri var. "Yasadaki seçilme hakkı kullanımda değil" Şu anda Meclis'teki oranımız yüzde 96 erkek, yüzde 4 kadın. Seçilme ve seçme hakkımız yasalarda var ama kullanımda değil.Türkiye'de okuma-yazma bilmeyen 5 milyondan fazla kadın var, bu bile yeterli bir neden.Bütün dünya, kadın eksikliğini demokrasi adına kadınları siyasette destekleyici sistemler getirerek düzeltiyor. Bu işi kotasız başarmış ülke yok. "Erkeklerin beynini değiştirmek şart" Meclis'e girmek için erkek olmak şart değil ama erkeklerin beynini değiştirmek şart. Meclis'e giriş için yüzde 50 kota getirilmeli. Seçilme kriterlerini de erkekler belirlememeli. Mesela "Zeki olmayan kadınları sırf kadın oldukları için neden Meclis'e alalım?" diyorlar. Orada çok da zeki olmayan birçok erkek var. Zaten erkek ve kadın oranı eşitlenirse bu ayrımı yapmaya gerek kalmaz. İçeride 100 tane faşist erkek olacağına, 50'si kadın olur.

22 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber