"Batıklar denizde değil, masada bulunur"

Hitler'in kayıp denizaltılarıyla ilgili araştırmalarıyla dikkat çeken, uluslararası üne sahip batık gemi avcısı Selçuk Kolay: "Evimde, müzelerde, gittiğim ülkelerin deniz müzesi arşivlerinde çalışmalar yapıyorum. Aslında batıklar denizde değil, masa başında bulunur. Masa başı çalışması bittikten sonra denize çıkarak çalışma tamamlanır"

axpaz011.jpg Kolay'ın adı, Hitler'in Karadeniz'de kaybolan filosuna ait denizaltıların yerlerini saptadığını açıklamasıyla yeniden gündemde. Batık gemileri bulma konusunda uluslararası bir üne sahip olan Selçuk Kolay 16 yaşından beri dalgıçlık yapıyor. Aynı zamanda üst düzey bir yönetici ve endüstri mühendisi. 30 yıldır buhar çağı gemileri üzerine araştırmalar yürütüyor. Antik batıkların aslında uzmanlık dalı olmadığını söylüyor. 1993'te Karadeniz'de Alman denizaltısı UB46'nın parçalarını bulmuş, Midilli kruvazörüne ilişkin batık araştırmalarıyla ilgili bir belgesel hazırladığını anlatan Kolay, Marmara Denizi'nde Avustralya denizaltısı AE2'nin yerini tespit etmiş ve dünya havacılık tarihinin trajik olaylarından birinin başrolündeki B-24 Liberator bombardıman uçağını onarmış. Ayrıca Türk denizaltısı Atılay ve Rus gemisi Vestafy'nin kalıntılarını bulmuş. Söz konusu batıkları ilk olarak 1986'da, İstanbul'da yaşayan bir avukattan duydum. Beni arayıp babasının II. Dünya Savaşı sırasında Akçakoca'da denizaltılarını kaybetmiş olan Alman denizcilerle karşılaştığını anlattı. O zaman bu projeyi ele almaya vaktim yoktu. Daha sonra arşivlerden birtakım araştırmalar yaparak basına da aksettirildiği şekilde bu hikayenin esasını buldum. Daha önce bir denizaltının kimlik tespitinde birlikte çalıştığımız sualtı kurtarma komutanı Mehmet Kalyon 1995'te beni aradı. Karadeniz açıklarında bir denizaltıya rastladıklarını, dalgıçların bunu gördüğünü söyledi ve bu konuda biraz ek bilgi bulmamı rica etti. Mehmet Kalyon'la o zaman U20'ye birlikte dalmıştık. Hitler'in filosuna ait batıkları nasıl duydunuz? Daha sonra belgeseller üzerine çalışan bir Alman televizyon kanalı, U23'ün komutanı olan Rudolf Arendt'in hayatta olduğunu ve Türkiye'ye geleceğini bildirdi. Arendt'le U23 botu üzerine uzun görüşmelerimiz oldu. Aradan 64 yıl geçtiği için kıyıya çıktığı yeri tam hatırlamıyor ancak U23'ün Ağva yakınlarında, ücüncü botun Zonguldak açıklarında olduğunu düşünüyoruz. Bu iki botun yerini bulmak için çalışmalara vakit buldukça devam edeceğim. Diğer kayıp iki denizaltının yeri tam tespit edildi mi? "Harp batıklarında ölü olduğu için 'harp mezarı' sayılır" Türkiye'de bu konuda birtakım izlenimler var. Öncelikle şunu söylemeliyim: "Bu batıkları ilk ben buldum" diye bir iddiada bulunmadım. Bunlar benim dışımda gelişen olaylar. İngiltere'de Plymouth Üniversitesi'nde her yıl uluslararası Batıklar Konferansı düzenlenir. Son yıllarda ilginç batıklara ait çalışmalar yapanlar davet edilir ve çalışmalarına ilişkin konuşurlar. Ben 2002'de bu konferansa davet edilmiştim. Bu sene komite yine davet etti. Kendilerine ilk kaybolan Türk denizaltısı Atılay'la ilgili çalışmamı önerdim ama uluslararası bir çalışma olmasını istediler. U23'ün komutanıyla bir belgesel yapıldığını ve bu araştırmanın daha ilginç olacağını söylediler. Bir-iki hafta önce İngiliz Daily Telegraph gazetesi beni aradı. Her yıl konferanstan önce ilginç bir araştırmaya yer verdiklerini belirterek resim ve bilgi istediler. Neden bu kadar zamandır Türk basınının bundan haberi olmadı? Neden İngiliz gazetesinden öğrendik batıkların Karadeniz'de bulunduğunu? Evet, ben basına hiç bilgi vermedim. Yani İngiltere Türk basınından önce mi davrandı? İçine girmedik. Daldığınız U20'de neler buldunuz? Uluslararası anlaşmalar gereği, harp batıklarında ölen askerler olduğu için bu tip gemilere girilmesi doğru bulunmuyor. Kısacası "harp mezarı" sayılıyorlar. Fiziki temas, içlerine girmek ve bir şeyler almak etik sayılmıyor. Ama dışarıdan fotoğraf ve film çekmek serbest. Bizim için önemli olan batığın nerede olduğunu, kimliğini ve hikayesini bulmak. Yasal engel mi var? Yüzde 90'u araştırmayla ilgili. Aslında dalış benim araştırmalarımda kullandığım enstrümanlardan biri. Yüksek teknolojiye dayanan elektronik cihazlar kullanıyorum. Maden arar gibi tekne arıyoruz. Dalışlarınız hep araştırma amaçlı mı? Bazen sponsorum oluyor ama beni ilgilendiren bir proje ise kendim finanse ediyorum. Sponsor bulmanız kolay mı? Batık gemi bulmaktan fazla kazanç sağlanmıyor. Ama yaptığım diğer işlerden kazanıyorum. Belgesel işleri var. Profesyonel ölçüm ve haritalama yapıyorum. Kolay Marine adlı şirketim 2000 yılından beri faaliyette. İyi kazanıyor musunuz bu işten? "Ekibi ben yönlendiririm" Benim çalışmam muhakkak dalma şeklinde veya deniz üzerinde fiziksel çalışmalar değil. Bunun esası arşiv çalışmalarına dayanıyor. Evimde, müzelerde, gittiğim ülkelerin deniz müzesi arşivlerinde çalışmalar yapıyorum. Aslında batıklar denizde değil, masa başında bulunur. Masa başı çalışması bittikten sonra denize kısa sürelerle çıkarak iş tamamlanabilir. Siz Koç Holding'de 24 yıl boyunca üst düzey yöneticilik yaptınız. Çalışmalarınızın tarihine bakınca, holdingdeki göreviniz sürerken bile ciddi çalışmalara imza atmışşınız. Nasıl vakit buluyordunuz? Ben yeni gemilerle pek ilgilenmiyorum. Ancak işimin bir parçası olduğu için yaparım. Sigorta şirketleri için de gemi yeri tespit ettim. Bazen bir gemi kayboluyor ya da batıyor; benden bulmamı istiyorlar. Tarihi araştırmalarda en büyük kriter batığa ait fazla bilginin olmaması. Bir batığın hikayesini çıkarmayı seviyorum. Önce arşiv araştırmaları yapıyorum. Diyelim ki bir batık için altı ay araştırma yaptım. Bunun beş ayı karada, bir ayı denizde geçer. Hangi batıkla ilgileneceğinizi ya da hangisini araştıracağınıza nasıl karar veriyorsunuz? Bir kriter var mı? Araştırma bana aitse ekibi ben yönlendiririm. Ama başkalarının araştırmasına katılmışsam bana verilen görevi yerine getiririm. İş hayatınızdan gelen alışkanlıklar sualtında da sürüyor mu? Örneğin, daldığınız ekibin doğal yöneticisi mi oldunuz hep? 4 yaşında gözlüğü takıp denizin dibine baktı ve... Onlar da benden bekliyorlar. Nisan ayında Avustralyalılarla birlikte Bahçeşehir Üniversitesi'nde bir atölye çalışması yapacağız. Konu 1998'de Marmara'da bulmuş olduğum AE2 adlı Avustralya denizaltısının çıkarılma projesi. Sualtı Arkeoloji Vakfı yönetim kurulundasınız. Buradan heyecan verici haberler bekleyebilir miyiz? Su üstüne çıkarılması diye bir şey yok. Çünkü fırkateyn kalmamış. Ancak dağılan parçacıklar var. Batığın parçalarının bulunduğu sahadaki kayalar, taşlar kazılıyor ve bunların arasında sıkışıp kalmış parçalar toplanıyor. Ertuğrul fırkateyninin su üstüne çıkarılması için çalışan ekiptesiniz aynı zamanda. Orada işler nasıl gidiyor? Hepsi birlikte büyük bir zevk. Bu işin en heyecan verici noktası dalmak mı yoksa araştırma mı? Daha önce hiç görülmemiş bir batığı tespit edip dalış için kılavuz ipini taktıktan sonra aşağıya inip ilk görüntüyü sağladığım an duyduğum haz çok büyük. Çünkü geminin battığı o an güvertede donmuştur. Buna ilk siz şahit olursunuz. AE2 batığına geminin batmasından 84 yıl sonra indim. Onu ilk gören ve dokunan insan ben oldum. İşte bu duygu çok sevindiriciydi. Size en çok haz veren hangisi? Denizde çalışmak genç tutuyor. 60 yaşındasınız ama çok genç duruyorsunuz. Dalmak mi sizin genç kalmanızı sağlıyor? Her şey Büyükada'da çocukken bir deniz gözlüğü takıp denizin dibine bakmamla başladı. Dört ya da beş yaşındaydım. Nefesimi tutup aşağıya baktığımda gördüğüm görüntüyü hiç unutmadım. Hâlâ gözümün önündedir. Neydi sizi derinliklere götüren? Denizi görünce heyecanlanıyorum. Dalmaya aşıksınız diyebilir miyiz? "Türkiye açıklarında ciddi miktarda batık yer alıyor" Tabii. Bu, Türkiye'nin coğrafi durumundan kaynaklanıyor. Türkiye açıklarında ciddi miktarda batık var mı? Hiçbir batığı personelinden bilgi alarak ya da akrabalarıyla görüşerek bulmadım. Tabii sonuçta akrabaları bu batıklar hakkında ya da batışın ne şekilde gerçekleştiğine dair fazla bir bilgiye sahip değiller. Nadir de olsa bazen yaşayan akrabaların verdiği bir bilgi faydalı olabiliyor. Örneğin AE2 denizaltısında yaşayan akrabalardan birinin verdiği bir doküman işime yaradı. Dalmadan önce, henüz araştırma safhasındayken o gemide görev yapmış denizcilerle ya da akrabalarıyla konuşup ipuçları bulmaya çalışıyor musunuz? Size yardımcı oluyorlar mı? "Yaptığımız iş bir tür sualtı dedektifliği" Bir şeyleri bulmaya çalışıyor, iz sürüyorsunuz. Bir çeşit dedektiflik. Yaptığınız iş bir çeşit sualtı dedektifçiliğine benzetilebilir mi?

14 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber