“Değişime kendimizde başlamalıyız”

Sekiz ay önce oğlunu kucağına alan dünya güzelimiz Azra Akın, anneliğin kendisine çok şey kattığını söylüyor

“Değişime kendimizde başlamalıyız”

Azra Akın... Bundan tam 17 yıl önce “Dünya Güzeli” seçildiğinden beri TV dizilerinde oyunculuğunu sergiledi, dans yarışmasında ne kadar yetenekli olduğunu... Birleşmiş Milletler’in İyi Niyet Elçisi olarak da çalışmalar yapıyor. İki yıl önce Trakya’da bir kır düğünüyle hayatını birleştirdiği Atakan Koru’yla bir oğulları oldu; Demir. Bir süredir bebeğiyle gözlerden uzaktaydı Akın, artık setlere dönmeye hazırlanıyor. Projeleri değerlendiren Akın’la Kemer Country Club’taki Atlı Spor Kulübü’nün eşsiz doğasında buluştuk. Kırmızılar içinde yanımıza gelen Akın’ın enerjisi kucağındaki bebeğine de yansımış doğrusu!

Kurban Bayramı’nı karşılıyoruz bugünlerde... Sizin bayramlarınız nasıl geçer, ailece ritüeleriniz var mı?

Bayramları genelde ailemiz ile birlikte kalabalık kutlamayı seviyoruz. Genelde İpsala’da geçiyor bayramlarımız. Bu şekilde hem çiftlikte hem doğada zaman geçirmiş oluyoruz. Bu bayram ayrıca bizim için daha da heyecanlı. Çünkü ilk defa Demir ile Hollanda’ya gideceğiz ve onu büyük annemizle tanıştıracağız.

Çocukluğunuz Hollanda’da geçti. O dönem nasıl geçerdi bayramlar, neler hissederdiniz?

Bir dönem annem ve babam Hollandalı dostlarımızı Türkiye’ye gezmeye götürürlerdi. Çok iyi hatırlıyorum, bir seferinde kız kardeşime ve bana birer beyaz elbise getirmişlerdi. Uzun, tül, kat kat bir elbiseydi. Onları bayramda giymek için saklamıştık. O elbiseyi giyip bütün akrabalarımızı ve dostlarımızı ziyaret ettiğimizi unutamam. Kolonya kokusu hala burnumda. Çocukluğumdaki bayram hatıraları çok değerli benim içim, herkes için öyledir. Demir de böyle güzel hatıralar biriktirsin isterim.

“Değişime kendimizde başlamalıyız”

Hollanda’da büyüdünüz ama yıllardır Türkiye’desiniz, burada hâlâ alışamadığınız  neler var?

Ben duyarlı ve sorgulayıcı yaklaşımı olan bir ailede ve ortamda büyüdüm. Burada öncelikle kendimize verdiğimiz değerin aslında çok eksik olduğu dikkatimi çekiyor. Sonra da başka canlılara ve doğaya... Geçen gün ormana gittik. Her yerde çöp vardı. Sanki bu dünya evimiz değil. Niye bu örneği veriyorum, doğaya ve hayvanlara zarar vermeyen insana da vermez diye düşünüyorum. Bu her şeye yansıyor. Hem birbirimize zarar veriyoruz, hem diğer canlılara. Eğitim ailede başlar, değişim önce kendimizde başlamalı diye düşünüyorum.

Bir kır düğünüyle evlendiniz, sosyal medyada Trakya’daki çiftlik evinden fotoğraflar paylaştınız... Doğa içinde yaşam daha mı cazip sizin için?

Doğa içinde yaşam bana hep çok cazip geliyor. İş nedeniyle çok sık şehirler arasında gidip geliyorum, ama genelde İstanbul’dayım. Doğaya yakın olmak için ara ara şehir dışına, çiftliğimize veya tatile çıkmaya çalışıyoruz.

8 ay önce anne oldunuz. Demir Bebek’in hayatınıza kattıkları için neler söyleyebilirsiniz?

Anne olacağımı öğrendiğim andan bugüne kadar ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Onu koşulsuz seven ve sayan, onu olduğu gibi kabul eden, ona rehberlik edip nasıl sağlıklı, özgür ve mutlu bir birey olabileceğini gösteren bir anne olmak istiyorum. Demir, hayatıma daha çok mutluluk, huzur kattı. Aslında onu misafir olarak görüyorum. Nasıl evimize gelen misafire özenli davranıyorsak, bebeğime de öyle özenli davranıyorum. Eksiklerini, ihtiyaçlarını düşünüyorum.

Annelik için hep toz pembe tablolar çizilir, oysa zorlu bir yolculuktur. Sizin annelik hikayeniz başladığından beri en çok nerede zorlandınız?

Bu yolculuğun nasıl güzel taraflarından bahsediyorsak, zor yanlarından da bahsetmekten veya paylaşmaktan çekinmemeliyiz diye düşünüyorum. Benim için istediğim doğum ortamını yaratmak çok önemliydi. Eşim Atakan ile doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası eğitime katıldık. Olanaklara bakarak en iyi şekilde tercihlerimizi yapmaya çalıştık. Özellikle arzu ettiğim olumlu yaklaşıma sahip olan bir ebe ve doktor bulmak önemliydi benim için.

Hamilelikle beraber kilo kontrolü için özel bir program uyguladınız mı?

Bebeğimi emzirdiğim için en iyi şekilde beslenmeye çalışıyorum. Doğanın bana verdiği güzel armağana saygım, beden ölçülerimin çok önünde. İnsanların birbirleriyle karşılaştıklarında kilo almışsın, kilo vermişsin, kaşların güzel olmamış, saçının kesimi yakışmış yakışmamış demedikleri, birbirlerini, dış görünüşleriyle yargılamadıkları bir dünya istiyorum.

“Değişime kendimizde başlamalıyız”

Elite Model, 2002 Miss Turkey ve ardından dünya güzeli seçildiniz. Dünya güzeli olmanın size kattıkları neler oldu?

Dünya güzeli ünvanı bana bir ses verdi. Amacı da bu. Bir yıl boyunca sesini duyuramayan insanların sesi oluyorsunuz. Benim için çok kıymetli bir görevdi. Bu misyon duygusu içimde çocukluğumdan beri vardı ve hâlâ bunu taşıyorum, benim bir parçam. Bu konuda BM Nüfus Fonu sözcüsü olarak çalışmalarıma devam ediyorum, projeler geliştiriyorum.

Şimdilerde çok konuşulan durumlardan biri de yarışmalarda estetik operasyonlar geçirmiş isimlerin dereceler alması...

Estetik hep vardı, özellikle Güney Amerika ülkelerinde bu çok yaygın bir durum. Miss World’de hem dış hem iç güzelliği olan kişiye bu görev veriliyor. Tek başına fiziksel özellikler yetmiyor. Hem sahnede ışığı olana, hem alçak gönüllüğüyle insanlarla yaklaşabilene dikkat ediliyor, çünkü misyonu bu.

Zamanla birçok şey değişime uğruyor. Güzellik algısı da öyle. Sizin için ne ifade ediyor güzel olmak?

Güzel olanı tarih boyunca insanlar merak etmiştir, yakınlaşmak istemiştir. Dış güzellik diye bir gerçeğin olduğunu düşünüyorum. Ancak dış güzellik tek başına benim için yetmiyor. Hatta ilginç dahi gelmiyor, eğer ötesine geçmiyorsa... Sanatta da beni her zaman eşsizlik, kusurlar ve gerçeklik çekmiştir. Bu özelliklerle birlikte güzel bir yürek, kendisiyle barışık ve özgüven sahibi bir insan güzeldir benim için.

Önümüzdeki sezon için yeni projeler ve teklifler var mı?

Setleri çok özledim, çalışmayı çok seviyorum. Sahnede, sinemada, televizyonda anlatabileceğimiz güzel hikayelerimiz var. Beni heyecanlandıran mesajlar verebiliyor olmamız. Sanatın iyileştiren, birleştiren ve gerçeğe yakınlaştıran gücünü çok seviyorum.

Dans yarışmasındaki performansınız çok ilgi görmüştü. Bu yeteneğinizi de kullanabileceğiniz bir projede olmak ister miydiniz?

Müzikalde oynamak aslında gizli hayalim. Güzel bir hikaye, iyi prodüksiyon ve gerekli bir hazırlık süresine bakar her şey. Altından iyi kalkabileceğime inandıktan sonra her şey mümkün.

“Kadınlar daha birleştirici”

Birleşmiş Milletler iyi niyet elçisisiniz aynı zamanda. Nasıl çalışmalar yapıyorsunuz? 

Son bir senedir daha çok anne ve bebek sağlığı üzerinde durduk. Hamile olmam, bana hayata farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Ve anne ve bebek sağlığıyla ilgili farkındalık yaratmanın yanında başka annelerle bilgi paylaşma ve öğrenme fırsatı buldum. Kadın anne olsun olmasın erkeklere nazaran her zaman daha birleştirici bir yaratılışa sahip. Ben kadınları eğitirsek, sosyal ve ekonomik hayata ne kadar fazla dahil edersek gelecek nesillere daha sağlıklı insanlar yetiştireceklerini düşünüyorum. Bu nedenle gerek Miss World gerekse BM’de taşıdığım misyon gereği kız çocuklarının tüm kalıp yargıların ötesinde kalarak, bedenlerini tanımaları, barışık olmaları böylece ruh sağlıkları yerinde birer birey olarak toplum içinde yerlerini almalarını sağlamak için geliştirdiğim proje üzerinde çalışıyorum. Küçük bir ipucu verebilirim. Aynı zamanda  dansın iyileştirici, beden ve ruh olarak geliştirici etkisini kullanacağımız bir kişisel gelişim ve eğitim projesi olacak bu.

17 Ağustos depreminin hikayesi: YarımBüyük acıların yaşandığı 17 Ağustos depreminin anlatıldığı dizinin süpervizörlüğünü oyuncu Fikret Kuşkan yapıyor. Genç oyuncu Fırat Temir ise ‘Yarım’da depremin ardından stres bozukluğu hastası olan 'Rüzgâr' karakterine hayat veriyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber