Doğu’nun bilge ülkesi: Hindistan

Tarih boyunca topraklarında birçok kültürün hüküm sürdüğü, Doğu’nun bilge ülkesi Hindistan’da unutulmaz bir seyahat yaptık. Ganj Nehri’nde şaşırtıcı manzaralara tanık olduk, Tac Mahal’e ise hayran kaldık

Doğu’nun bilge ülkesi: Hindistan

Uçsuz bucaksız sınırlara kök salmış bir medeniyet, UNESCO dünya mirası listesinde yer alan pek çok eser... Yüzyıllar boyunca birçok kültürün hüküm sürdüğü, mistik ve rengarenk bir ülke olan Hindistan, yıllardır dünyanın en çekici destinasyonlarından biri.
1 milyar 200 milyonluk nüfusu ile her yerinden insan fışkıran bir ülke Hindistan. Şehirlerinin kalabalık caddelerinde ulaşım aracı olarak arabalardan çok “tuk tuk” adı verilen ikişer, üçer kişilik bisiklet ve motosikletler daha revaçta. Dolayısıyla özellikle motosiklet endüstrisi oldukça gelişmiş ve ürünlerini dünyanın her yerine ihraç eder duruma gelmişler.
Ülkemizde motosiklete gösterilen ilgiyi fark eden Hindistan’ın en büyük üreticisi Bajaj, Kanuni motosikletini üreten Kuralkan şirketiyle birlikte Türkiye’de de kendi modellerini pazarlamayı, daha sonra da ortak üretim yapmaya karar verdi. Motorlar buraya gelmeden önce biz orada test ettik ve bu arada Hindistan’ın bir bölümünü gezdik.

Tanrıça, saflık ve hayat anlamına gelen nehir
Hindistan denince akla ilk gelen şey, Hindularca kutsal kabul edilen Ganj Nehri. Himalaya Dağları’ndan doğup Bengal Körfezi’ne kadar uzanan 2 bin 500 kilometrelik Ganj Nehri, Hintlere göre hayat, saflık ve tanrıça anlamına geliyor. Bu isim ve hikayesi tüm ülkede biliniyor. Hinduizme göre Ganga’nın annesi, cennetten Kral Sarga’nın oğullarının küllerinden oluşmuş halde nehir boyunca gelir. Zamanla onun suyu barış içinde cennete geri dönecektir. Tabii ki sadece bu su değil, aynı zamanda bu suda yıkanan veya külleri bu suya dökülen her Hint de cennete gidecektir.
Başkent Yeni Delhi’den Hinduizm ve Budizm turumuzun bir ayağı olan kutsal kent Varanasi’ye doğru yola koyulduk. Yol boyunca Ganj kıyılarının gizemli havası ve güzellikleriyle soluğumuzu kesen diğer kutsal şehirler Agra ve Jarpur’un büyüsünden etkilenmemek imkansızdı. Develer üstünde devriye gezen özel kıyafetli polisler eşliğinde uğradığımız Agra’da bulunan Tac Mahal, Babür İmparatorluğu’nun altıncı hükümdarı Cihan Şah’ın, 14’üncü çocuğunu doğururken ölen eşi Banu Begüm için sadece beyaz mermer kullanılarak yaptırdığı muhteşem bir anıt. Tac Mahal, UNESCO’nun dünya miras listesinin de en başında bulunuyor.

Dünyanın en kalabalık üçüncü şehri: Mumbai
Ganj kıyısında yükselen bine yakın tapınak ve saray kendine has mimarisiyle Varanasi’yi dünyanın özel kentlerinden biri yapıyor. Hinduizm ve Budizm başta olmak üzere birçok dinin kesişme noktası olan bu kent, inançlarına göre giyinmiş bin bir çeşit insanla renkleniyor.
Nehrin kendisi de kent kadar canlı, hareketli. Hacı adayları ve arınmaya gelenlerin bir kısmı nehri kayıklarla aşıp kente ulaşıyor. Burası her Hindistan vatandaşının hayatında en az bir kere olsun ziyaret ederek aklanmak istediği törenlerin gerçekleştirildiği yer. Farklı kültürler, renkler, inançlar, mezhepler her mevsim, günün ilk saatlerinde Ganj’ın sularında buluşuyor. Bu sular Sih ya da Hindu diye ayırt etmeksizin kadını, erkeği, genci, yaşlısıyla ruhları arındırıyor. Burada tanık olunan her sahne, insanın hayatı boyunca zihninde taşıyacağı bir fotoğrafa dönüşüyor.
Zaman zaman Bajaj motosikletleriyle hızla yol almamıza rağmen en kısa mesafelerin bile arabayla saatler sürdüğü yolculuk sonunda okyanus kıyısındaki dünyanın en kalabalık üçüncü şehri olan Mumbai’ye vardık. Aynı zamanda doğal bir liman da olan, burayı ilk keşfeden Vasco De Gama’nın ismini Bombay olarak koyduğu şehir “iyi körfez” anlamına geliyor. Ülkenin finans, ticaret ve kültür başkenti sayılan Mumbai Portekizlilerin ve daha sonra da İngiliz hâkimiyetinin bıraktığı eserlerle dolu. Caddelerde sağlı sollu muhteşem yapılar dizili. Dünyanın en büyük tren istasyonu Victoria yine UNESCO dünya miras listesinde.
Yoksullukla boğuşan milyonlarca insanın barındığı gecekondu mahalleleri ise şehirde büyük bir tezat oluşturuyor. Yollarda yiyecek, içecek satmaya çalışanlar tüm çamaşırlarını da büyük bir açık meydanda hep beraber yıkayıp kurutuyor. Bu tezat özellikle turistlerin ilgisini çok çekiyor.

Pazarlık yapmak işe yarıyor

Hindistan’da el işi takı ve kumaşların çok ucuza satıldığı marketlerden alışveriş yapmadan önce pazarlık etmek hep işe yarıyor. Yemek konusu hijyenik kaygılardan ötürü biraz sorunlu. Açıkta satılan hiçbir şeyi tüketmemek gerekiyor. Son derece konforlu otellerdeki acılı Hint soslu yemekler ise çok lezzetli ve tavsiye edilebilir. Hindistan’ın da tropik bir ülke olmasından dolayı sebze ve meyveleri bol.
Bollywood filmlerinden tanıdığımız sahneleri aratmayan Hint düğünleri renkli dans gösterileriyle geçiyor. Bizdeki gibi damadın kız evine danslı, müzikli bir konvoy eşliğinde gitmesiyle başlayan düğün, renkli otantik kıyafetler içindeki kızlar ve mihrace kıyafetli erkeklerin birlikte gerçekleştirdiği eğlencelerle gecenin geç saatlerine kadar sürüyor.

20 Ekim 2019 Magazin Bülteni20 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber