Geri Dön

“Eda sörfe erken başlasaydı şimdi şampiyondu”

Bora Kozanoğlu Türkiye’nin en ünlü sörfçülerinden biri. Ders verirken tanıştığı Eda Taşpınar ile yaşadığı ilişki de medyanın ilgi alanında. Kozanoğlu sevgilisinin sörf konusunda çok azimli ve yetenekli olduğunu düşünüyor

“Eda sörfe erken başlasaydı şimdi şampiyondu”

Adını rüzgar sörfüyle duyduk. 18 yaşında, ilk Türkiye şampiyonluğunu aldı. Dünya ikinciliğine kadar dereceleri var. Geçen hafta Alaçatı’da yapılan, Profesyonel Windsurf’çüler Birliği’nin (PWA) Windsurf Dünya Kupası 4’üncü ayak yarışları sonunda da 6’ncı oldu. “Rüzgarın oğlu” da deniyor Bora Kozanoğlu’na...
Neredeyse bütün yıl Alaçatı’da antrenman yapıyor, okulunda rüzgar sörfü öğretiyor... Hayatta denizi sevmeyen bir çocukken 10 yaşında bir tesadüf, onu sörf tahtasıyla tanıştırmış. O günden bugüne de hayatında sörften başka hiçbir şey olmamış. Taa ki yine yelkeni rüzgara kaptırıp yol almayı öğrettiği Eda Taşpınar’la tanışana kadar. Geçen yıl sörf tahtası üzerinde başlayan aşk, hâlâ son sürat Alaçatı’da devam ediyor.
Kuşkusuz bu yaz Çeşme’nin en popüler çiftiydi onlar...

Rüzgar sörfü yapmaya nasıl başladınız?
10-11 yaşımda başladım. Hiç denize girmeyen bir çocuktum, hiç yüzmezdim. Klasik gitar tutkum vardı. Sabahtan akşama kadar gitar çalardım. Ailenin de tek çocuğu olduğum için annemler biraz endişelenmeye başladılar. Bütün arkadaşlarım denize giriyor... Ben ayağımı bile sokmuyordum. Suyla tek alakam duştu; denize atlamıyordum bile!

“Alman öğretmen bana ‘Sana harcayacak vaktim yok’ dedi”
Ne oldu da denize girdiniz peki?
Babamın her sene Almanya’dan Türkiye’ye gelen bir arkadaşı vardı. Tesadüfen sörf takımı hediye ediyor. Babamın da çok hoşuna gidiyor, öğreniyor. “Belki bizim oğlan da heveslenir” diye düşünüyor. Çaktırmadan babama bakıyordum, “Bu adam ne yapıyor?” diye... Bir gün “Ben de denemek istiyorum” dedim. “Şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın” derken, yelkeni kaldırmamla 500 metre gittim. Rüzgarı elimde hissetmem, suyun üzerinde rüzgarın gücüyle kaymak inanılmaz bir heyecan yarattı. O andan sonra sörf tahtasının üzerinden hiç inmedim.

Ders aldınız mı? Ne zamana kadar tek başınıza çalıştınız?
O zamanlar bir tek Altınyunus’ta bir sörf okulu vardı. Sörf öğreten Alman bir şampiyon vardı. Arkadaş grubuyla gittik, ilerletelim diye. “Türk müsün? Ben bugüne kadar hiçbir Türke bu sporu öğretemedim, beni çok uğraştırdılar. Vücut yapın da hiç müsait değil, sana harcayacak vaktim yok” dedi. Hem onun beni hırslandırması, hem benim çok sevmem motive etti.

Ondan sonrası nasıl geldi?
Senede dört-beş ay sörf yaptım. Yurtdışından sörf dergileri, sörf kasetleri getirttim. Şampiyonların sörf yapışlarını ve yarışlarını seyrederek, onları geçer hale geldim. Gece yatmadan önce gözlerimi kapatırdım, kendimi sörf yaparmış gibi hayal ederdim. Öyle uykuya dalardım. Rüyamda bile sörf yapardım.

İlk derecenizi ne zaman aldınız?
Üç sene geçtikten sonra, girdiğim ilk yarışta Türkiye üçüncüsü oldum. Favori gösterilen, bana “Senden bir şey olmaz” diyen Alman dördüncü oldu. Ondan sonraki sene de 18 yaşımda, ilk Türkiye şampiyonluğumu aldım. O gün bugündür slalom kategorisinde Türkiye şampiyonuyum. Dünya ikinciliğine kadar derece aldım.

Nasıl antreman yapıyorsunuz?
Yarışçı olmak zor; koşullara göre, yarışın yapıldığı yere göre dereceler değişiyor. Dünyada ilk 20’deyseniz, çok başarılı bir sporcusunuz. Bunun için de çok yoğun bir antrenman programı gerekiyor. Dünyanın farklı yerlerine gidip farklı su koşullarında antrenman yapmak gerekiyor. Kışın iki ay Hawaii’ye gidiyorum, İsrail’e gidiyorum. 12 ay antrenman yapıyorum.

Bunları kendi kazancınızla mı yapıyorsunuz?
Hem sörften kazandığım hem de sponsorumun vermiş olduğu parayla yapıyorum. Bir yarışta ortalama 10 bin euro gibi bir ödül oluyor. Bir senede sekiz-dokuz yarışa katılıp hepsini kazanırsanız 80-90 bin euro gibi bir para ödülü alıyorsunuz. Asıl sponsorunuzdan kazanıyorsunuz. Sörf yelkeni reklam panosu gibi. Dünya çapında bir yarışçıysanız iyi bir hayat yaşayacak kadar kazanıyorsunuz.

Spora ne kadar daha devam edeceksiniz?
32 yaşındayım, en iyi çağıma girdim. 10 sene daha, çok çok daha büyük başarılar elde edebilirim. IFKA ve PWA uluslararası yarışları düzenleyen kurumlar. İkisinin de önümüzdeki sene bütün yarışlarına katılacağım. İlk üçe girmek istiyorum.

Başka uğraştığınız şeyler var mı? Gitara devam ediyor musunuz?
Hâlâ her gün yarım saat çalarım. O benim en güzel meditasyonum. Bach, Beethoven, Mozart gibi klasik eserler çalmayı çok seviyorum. Sörfün dışında belki gitarist olurdum.

Gitar dışında?
Snowboard yapmayı çok seviyorum.

Eğitiminiz spordan çok farklı değil mi?
İzmir Amerikan Lisesi mezunuyum. Manisa Celal Bayar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü bitirdim. Ama mühendislikle ilgili bir şey yapmadım.

“Maalesef birileri sivrildiği zaman çatışma başlıyor”
Alaçatı rüzgar sörfünün Türkiye’deki merkezi oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Alaçatı bir nimet. Birçok yere gittim, elle böyle bir yer yapmak isteseniz, bilgisayarla böyle platform yapmak isteseniz, milyar dolarlar harcasanız belki böyle bir yer yapabilirsiniz. Hem de çok güvenli bir yer. Kıyıdan ilk 600 metre derinlik 1 metre. Her yer kum. Dalga yok. Kapalı bir koy, bir yere sürüklenseniz bile hep kaya parçasına denk geliyorsunuz.

Türkiye’de rüzgar sörfü sizinle bilindi, popüler hale de geldi. Bir de Çağla Kubat... Bir avuç insan yapıyor ama yine de birbiriyle çatışanlar dikkat çekiyor. Neden böyle şeyler oluyor?
Maalesef bu bizde var. Bir yerde birileri böyle sivrildi mi... Gelişme sürecinde bazı insanlar daha geç olgunlaşabiliyor. Bir işin içine ticaret girdiği zaman kıskançlık olabiliyor.

Türk sporcularını nasıl buluyorsunuz?
Alttan gelen çok yetenekli gençler var. İleride daha fazla başarılı sporcu olacağına inanıyorum. Destek almaları lazım ama.

“Yeme-içme saatlerim hep bellidir”
Nelere dikkat ediyorsunuz?
Çok düzenli bir hayatınız olması, özel zamanlarda özel gıdalar almanız gerekiyor protein ve karbonhidrat ağırlıklı. İçki ve sigara kesinlikle hayatımda yok. Yediğimiz içtiğimizin saatleri hep belli olmalı.

Ne kadar yiyorsunuz?
En az 400 gram pilav, yanında en az 200-250 gram tavuk yiyorum. Akşamüzeri bir protein içeceği alıyorum, çalışmadan sonra da yarım saat 40 dakika uyuyorum. Akşam da sebze meyve ve kırmızı et çok yiyorum. 22.00-22.30 civarında uyuyorum.

“İstanbul’dan gelenlere helal olsun diyorum”
Hep burada mı yaşıyorsunuz?
Bir ayağım İstanbul’da, gidip geliyorum. Ama genelde Alaçatı’dayım.

Alaçatı’ya en çok kimler geliyor?
İstanbul! Zaten İstanbul’dan gelenlere “Helal olsun” diyorum, İzmirliler bizim sörf merkezimize yarım saatlik yolu tepip gelemiyorlar. İstanbullular o kadar yolu gelip sörf yapıyorlar. Popüler olmadan önce de geliyorlardı. Takdir ediyorum.

“Eda sörfe erken başlasaydı şimdi şampiyondu”
“Eda ile haftada bir dans etmeye gidiyoruz”
Burada neler yapıyorsunuz sörfün dışında? Nerede yemek yemeyi, eğlenmeyi tercih ediyorsunuz?
Alaçatı 11 restoran var. Hep orada yemek yeriz. Muhteşem yemekler. Orada daha çok İtalyan yemekleri var. İnanılmaz makarna yapıyorlar. Hep ton balıklı makarna yerim. Her öğlen iki tabak mutlaka yerim. Akşamları Eda’yla Agrilila’yı çok severiz. Onun dışında El Beso çok güzel, Eda’nın amcasının mekanı. Gerçekten çok kaliteli ve ortam çok harika. Mönüye bakmadan o ortamda bir şeyler yiyesiniz geliyor. Akşamları çok fazla gece hayatım olmamasına rağmen tabii ben de dans etmeyi çok severim herkes gibi. Eda’yla da her gece olmasa da haftada bir dans etmeye gideriz.

Gazetelere bakınca sanki sörf yapmak gece hayatının yanında hobiymiş gibi görülüyor.
Öyle, aynen katılıyorum. Beni her gece diskoya gidiyor zannediyorlar. O dereceleri kim nasıl alıyor soran yok. Mesela biz Eda’yla bir davete gidiyoruz 24.00’te gelip yatarız. İçki falan içmeyiz, benim alakam yoktur zaten. Eda’nın da yok. Geceleri dışarı çıktığımızda en çok Paparazzi,
Aya Yorgi ve Babylon’a gitmeyi seviyoruz.
Kıyafetlerinizde kendinize özgü bir tarzınız var. Onları kendiniz mi yoksa sevgiliniz Eda hanım mı seçiyor?
Yüzde 50 yüzde 50. Eda’ya da çok danışıyorum. Eda çok zevkli zaten. Bu konuda Allah vergisi bir yeteneği var. Evde bazen birkaç malzemeyle bir şeyler yapıyor; bir bakıyorsunuz muhteşem bir şey çıkmış ortaya. Mağazaya gitseniz 30 bin dolara satılabilecek bir şeyi hemen 5 dakikada kendi yapıyor. Eda’nın öyle bir yeteneği var. Özellikle kıyafetlerimi aldığım bir yer yok. Markasının ne olduğu da önemli değil. Önemli olan ruhunu nasıl giydirdiğin.

Eda hanım sörf konusunda nasıl?
Eda hepsini yapıyor. Eğer küçükken başlamış olsaydı kesin şampiyon olurdu. Daha bu sene başladı. Çok kafaya takarsa üç-dört sene sonra derece alır.

Zaten sörf dersleri sırasında ilişkiniz başlamıştı değil mi?
Evet Eda Alaçatı’daydı... Burada ona sörf dersleri verdiğim zaman başlamıştı...

Her gün o da sizin gibi antrenman yapıyor mu?
Tabii yapıyor her gün.

Geçen yıllarda çok güneşlenip dikkat çekerdi, şimdi?
Zaten ben de fazla güneşlenme de diyorum... Artık o da fazla güneşlenmiyor.

Burada da görüyoruz çok sayıda hayranınız var. Bu ilgiyi o nasıl karşılıyor?
Onun da hoşuna gidiyor. Eda bana hep destek oluyor.

Kırmızı Bank (1. Bölüm)Kırmızı Bank, geçmişte yaşanan ilginç olayları eğlenceli bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Melis Öztop'un sunumuyla Kırmızı Bank bundan sonra milliyet.com.tr'de sizlerle. Bugün 21 Ocak 2020… Bakın geçmişte takvimler 21 Ocak’ı gösterdiğinde neler olmuş, Kırmızı Bank’ın gündeminde izleyelim…

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber