Geri Dön

“Hayat enerjimle yaşımı 27’ye sabitledim”

Hande Ataizi altı yıl aradan sonra “Hayat Mucizelere Gebe” adlı diziyle yeniden sete döndü. 40’lı yaşlarda bir anneyi canlandıran oyuncu, “İnsanın yaşı yaşam enerjisiyle doğru orantılıdır, ben 27’ye sabitledim” diyor

“Hayat enerjimle yaşımı 27’ye sabitledim”

Mum Kokulu Kadınlar” filmi ve “Ruhsar” dizisiyle hafızalarımıza kazınan Hande Ataizi, altı sene aradan sonra bu akşam Kanal D’de aekrana gelecek “Hayat Mucizelere Gebe” adlı diziyle seyirci karşısına çıkıyor. Amerikan yapımı “Jane The Virgin”den Türkiye’ye uyarlanan dizide Ataizi, Süheyla adında 40’lı yaşlarda bir anneyi canlandırıyor. “Komplekse girmiyor musunuz anne rolünde oynadığınız için?” diye soranları ise ciddiye bile almıyor. İnsanların yaşam enerjisini koruyarak daha güzel yaş alacağına inanıyor. Hayatın mucizelere gebe olduğunda ise hemfikiriz. “Benim mucizem de yıllar sonra bir anda gelen oğlum Leon” diyor.

-Uzun zamandır dizilerde yer almıyordunuz. “Hayat Mucizelere Gebe” ile dönüyorsunuz. Uzak kalmanızın sebebi neydi?

Evet, altı sene oldu. Benim tercihimdi bu aslında. 18 yaşından beri dizi yapıyorum. Her sene dizi setinde olmak oyuncuyu körleştiren bir şey. O yüzden değişik bir şey yapmak istedim ve bir yıl New York’a gittim. Sonrasında iki sene tiyatroda oynadım.

-Devamında da evlilik programı yapmıştınız...

Evet, o da farklı bir deneyimdi. İlk izlediğimde “Nasıl olur acaba?” dedim ama sonra “Ben bunu yaparım ama kendi tarzımda” diye düşündüm. Orası bana göre küçük bir Türkiye platformuydu. Ataerkil bir toplumda yaşıyoruz, insanları orada tartıştırıp doğru sorularla biraz bakış açılarını değiştirmekti aslında benim yaptığım şey.

“Asparagas haberler yüzünden canavar olduk”

-“Hayat Mucizelere Gebe”yi tercih etme sebebiniz nedir?

Birçok senaryo geldi, bunu kabul edersem sete giderken içim açılır diye düşündüm. Biraz özgür ruhlu ama geleneksel bir ailede yetişmiş olmasına rağmen kendi ruhunu hiçbir şekilde prototipe teslim etmemiş olması hoşuma gitti Süheyla’nın. Kendine has bir karakter, biraz da hiperaktif. Benim içimdeki hiperaktif yönü de temsil ediyor.

-Oğlunuz Leon için kulise bebek odası getirdiğinize dair haberler çıktı, doğru mu?

Yok, öyle bir şey. Sette herkes “Leon’u getir, biraz sevelim” diyor, ben ona rağmen “Getireceğim tabii arkadaşlar ama biraz iş otursun” diyorum. Asparagas haberler bunlar.

-İsteyebilirsiniz de ayrıca.

Yok canım olur mu öyle şey. Herkesin işi gücü var, benim bebek odamla kim uğraşsın. Böyle şeyler yazıyorlar, sonra da birileri inanıyor buna. Bunlar bana göre çok görgüsüzce hareketler. Bütün bu yazılanlardan dolayı biz zaten canavar olduk.

-Ekip nasıl? Genç oyuncularla çalışıyorsunuz bu defa.

Evet, çok genç oyuncularımız var. Hatta “Komplekse girmiyor musunuz anneyi oynadığınız için?” diye soranlar var. “Daha neler, zaten benim kızım yaşında Damla (Colbay)” diyorum. Bir de oyunculukta böyle şeyler çok komik geliyor bana. Ben konservatuvarlıyım. Yok soyunur musunuz, öpüşür müsünüz, anne oynar mısınız, eşcinseli oynar mısınız gibi soruları dikkate almıyorum. Biz ekip olarak çok eğleniyoruz. Eşimden, çocuğumdan çok settekileri görüyorum. Keyifle gidiyorum işimi yapmaya.

“Bazı şeyleri çok fazla zorlamamak lazım”

-Bir de Işıl Yücesoy var ekipte tabii.

Işıl hanım bana gerçekten ışık oldu. Geçen gün bana “Hande benim de zor bir zamanım, iyi ki sen varsın. Allah tarafından sen bana gönderildin” dedi. Bu çok özel bir şey benim için. Işıl hanım zaten usta bir oyuncu. Aramızda çok güzel bir arkadaşlık oluştu. Birbirimizi motive ediyoruz, eleştiriyoruz. Çok değer verdiğim birisi, onunla çalıştığım için çok mutluyum. Bana “Bir Hümeyra bir sen. İkiniz de aynı familyadansınız. Ondan sonra en keyif aldığım, sırtımı yasladığım oyuncusun” dedi. Bunlar beni çok gururlandıran sözler tabii.

-Dizinin çok eğlenceli bir konusu var; sizce de hayat mucizelere gebe mi?

Zaten öyle olmasaydı düşünsenize, ne kadar sıkıcı bir hayat olurdu. Her günümüzün nasıl geçeceğini bildiğimiz bir plan dahilinde olsaydık intihar eden insan sayıları artardı, yaşam enerjimiz kalmazdı. Şimdi bakıyorum bir gün bir güne uymuyor. Mutsuz bile olmak istesen böyle bir lüksüm yok, mutlu olduğun anlar mutlaka geliyor.

-Hayatınızda mucize diye adlandırdığınız bir anınız var mı?

Ben çocuk istiyordum, bir türlü olmadı. Hep düşük yaptım, bir kere tüp bebek denedim, o da olmadı. Sonra akışına bırakma kararı aldım. Bence evrenin bir planı var. Bizim de dünyaya geliş amaçlarımız var, çok fazla zorlamamak lazım bazı şeyleri. Bir şey olmuyorsa olmaması gerektiği için olmuyor. Bıraktım ve hamile kaldım beklemediğim bir anda. Biz de bunun adına mucize dedik. Zamanını bekleyen ve doğru zamanda gelen şeylere mucize diyoruz. Benim için de hayatımın mucizesi Leon oldu.

“Bir çocuk daha yapabilirim”

-Daha önce bir Suriyeli çocuğu evlat edinmek istediğinizi açıklamıştınız. Araştırdınız mı?

Evet, araştırdık, yasal olarak mümkün değil. Aslında ben evlat edinmek istedim. İkinci çocuk da evlatlık olsun, onu da evlat gibi severim, kollarım dedim ama Türkiye’de iyi olan her şey o kadar zor ki. İyi bir şey yap, Allah muhafaza beş yıl prosedür bekle. Bana uymadı beş yıl beklemek. Belli bir yaşı da var bu işin, sonrası bana zor. Neyse ki biz Benjamin’den kurtarıyoruz, o benden altı yaş küçük. Belli de olmaz belki bir çocuk daha olur. İş durumuna göre bakacağız.

“Annelik ayakları toprağa bastırtıyor”

-Anneliğin sizi “normalize ettiğini” söylemişsiniz. Nasıl oldu bu?

İnsan belli bir süreye kadar hep kendi sorumluluğunu taşıyor. Mesleğin varsa mesleki sorumluluğun oluyor ve ailene karşı sorumluluğun oluyor. Çocuk dünyaya gelince ister istemez başka birinin sorumluluğunu alıyorsun. Gerçekten alıyorsun, kardeş sorumluluğu gibi bir şey değil. Enteresan bir duygu. Öyle olunca da bir başkalaşım oluyor. Hamilelikte hormonlarla başlıyor, akabinde de çocuğun büyümesi ve annelik duygusu ayakları toprağa bastırtıyor. Daha aklı başında kararlar verip mantıklı düşünüyorsun. Böyle olunca da normale yaklaşmış oluyorsun.

-40 yaş için kadının büyüdüğü, özgürleştiği yaş derler. Siz rakam olarak yaşa önem vermiyorsunuz sanırım?

Ben yaşımı enerjimle 27’ye sabitledim. İnsanın yaşının yaşam enerjisiyle doğru orantılı olduğunu düşünüyorum. Tabii ki bir realite var, yaşlanıyorsun. Formunu istediğin kadar koru, o yaşlılık bölümüne geliyorsun ama onu geciktirmek var. Yaşam enerjisi insanın gözlerinin içine, bakışına ve kıyafetine yansıyor. 20-30 yaşlarında bazı kızlar var, teyze gibi duruyorlar. Ben daha çocuk ruhluyum, yaşım ilerlese de güzel bir enerjiyle yaş alacağımı düşünüyorum.

-Yetişkin bir anne olmanın avantajları nedir?

Avantajlı mı bilmiyorum, bize de böyle denk geldi. Diyemem ki gidin 40 yaşında anne olun. Daha bilinçli oluyorsun tabii, daha farklı bakıyorsun olaylara. Daha dinginleşmiş, daha karakterin oturmuş bir şekilde çocuğu teslim alıyorsun. İyi mi kötü mü bilmiyorum ama her şeyin kendine göre artıları eksileri oluyordur.

14 Aralık 2019 Magazin Bülteni14 Aralık 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber