“Hep bir özgürlük mücadelesi vermişim”

“Sabır”la başlayan müzikal yolculuğunda yeni single’ı “Hiç Yok’la dinleyicileri diskoya götüren Göksel, cesaretin manifestosunu yazıyor

“Hep bir özgürlük mücadelesi vermişim”

Uzun uzun yolları zarafetle yürüyen cesur bir kadın Göksel. Ne çektiği aşk acısını söylemekten sakındı ne de depresyonda olduğunu haykırmaktan. Avrupa Müzik etiketiyle yayınlanan yeni single’ı “Hiç Yok” ta bu defa çocukluğunda sığındığı müziklerin sounduyla hepimizi diskoya götürüyor. “Bu şarkının bütün tavrı cesurca” diyen Göksel parçanın, “Şu an canım acıyor ama ben bunun üstesinden gelebilecek kadar güçlüyüm” mesajını verdiğini söylüyor. Işıltısı, gücü ve su gibi sesiyle 22 yıldır peşinden gitmekten hiç sıkılmadığımız biri o. Göksel’in diskosu acıların üstünden atlayacağınız rengarenk bir lunapark gibi. Biz de onunla disko kafasını, ilham perilerini ve aşkı konuştuk.

Yeni single’ınızda “Sor içimde korku var mı? Hiç yok” diyorsunuz. Gerçekten korku hiç mi yok?

Zaman zaman hiç olmuyor, zaman zaman çok korkuyorum. Korkuyu bilmeyen insan bir anda “İçimde hiç korku yok” diye bağırmaz. Korkuyu iyi biliyorum, son yıllarda korkuyla ilgili çok da düşündüm. İçimden böyle bir sözün çıkmasının bir anlamı olduğunu düşünüyorum. Bu şarkının bütün tavrı cesurca. Bir aşk şarkısı gibi görünüyor ama bir yaşam şarkısı. Kendimi daha özgürce ifade edebildiğim bir döneme girdiğimi hissediyorum.

Korku, kontrol edilmesi gereken bir düşman mı yoksa beslenilen bir kaynak mı?

Korkuyu hissedebiliriz bu normal. Ama korkudan sinip bir köşeye çekilmek yerine o korkunun üstünden atlamayı başarabildiğimizde hayat bize çok güzel şeyler sunuyor. Yoksa korkacak o kadar çok şey var ki... Ölümden başlayarak şu anda nasıl varolduğumuzu düşündüğümüzde bile çok korkabiliriz. Korkunun öbür tarafıysa cesaret. Ve cesaret de yaratım gücünü artırıyor.

“Hiç Yok” sözleriyle kalbin ağrıyan yerlerinde dolaştırıyor insanı. Ama şarkıyı dinlediğinizde bir anda dans etmeye başlayabilirsiniz...

Şarkıyı ilk yazmaya başladığım andan itibaren bunun bir disko ve dans şarkısı olması gerektiğini hissettim. Sözleri yine biraz kırık ama galiba bu insanların çok hoşuna gitti. “Evet, şu an canım acıyor ama ben bunun üstesinden gelebilecek kadar güçlüyüm” diyorum. Bir kadın sesinden bunu duymak insanların hoşuna gitti.

“Aldanmam ağlayamam da paylaşacak şey kalmadıysa” diyorsunuz “Hiç Yok”ta. Bir ilişki ne zaman biter Göksel için?

Aldanmakla bitmiyor. Aldanıyorsunuz, aldandığınızı da bazen biliyorsunuz ama bitmiyor. Onun bir zamanı yok. Mantığımla bitirdiğim hiçbir ilişkim olmadı şimdiye kadar. Duygularımın bitmesi lazım.

Peki, nasıl bir aşıktır Göksel...

Şu anda değilim belki ama aşık olduğumda sırılsıklam aşık oluyorum.

“Sevgiliyle aynı müzik zevkine sahip olmamak çok çekici olabiliyor” demişsiniz...

Hâlâ önemli ortak zevklere sahip olmak ama bambaşka zevklere sahip birisi çok çekici gelebiliyor. Başka bir dünyanın kapılarını açıyor aslında. Fark etmediğin, deneyimlemediğin daha heyecan verici geliyor artık. Benim aynımdan birisindense bana hiç benzemeyeni daha çok beğenmeye başladım.

1997’den beri hayatımızda olan Göksel’in en iddialı hallerini izliyoruz.

Ben o kadar da farkında değilim çünkü şarkı disko şarkısı gibi. Dedim ya o ‘80’lerin sint pop müziğinden ilham alarak yaptığımız bir şarkı. Ozan Çolakoğlu’nun aranjesini çok beğeniyorum. O dönem yapılan müziklerdeki kadın idoller bize ilham oldu. Diana Ross, Donna Summer çok da cesur kadınlar. Biz de o ışıltıyı, o görkemi olduğu gibi klipte yansıttık. Ben de iddialı kelimesini çok sevmiyorum ama iddialı bir klip. Bu single’ın her aşamasından hem çok büyük keyif aldım hem de ömrümün sonuna kadar gururla taşıyacağım.

Mehmet Tez yeni single için “Hiç Yok’ta Göksel bizi diskoya götürüyor. Çok da güzel yapıyor” diye yazdı. Disko fikri nasıl ortaya çıktı?

Aslında dijital platformlar bu geçiş döneminde hepimizin kafasını karıştırdı. Hepimiz hâlâ kaset ve CD’leri özlüyor olsak da diğer yandan dünya müziğini daha yakından takip etme imkanı sağladı. Son iki senedir çok güzel müzikler dinledim ve unuttuğum bazı şeyleri hatırladım. Dünyada da bizim şu an yaptığımız şarkı soundunun eğiliminde bir akım var. ‘80’ler sint pop benim çocukluğumda önemli hatıralar bırakmış şarkıların bugüne yansıması. Sadece şarkılar değil, o hayran olduğum kadınların da yansıması klipte göstermeye çalıştığımız şey. “Göksel bizi diskoya götür” çok paylaşıldı, çok hoşuma gitti. Biraz daha götürebilirim. Beni yeni bir yol bekliyor. Kendimi kısıtlamayacağım ve hiç korkmayacağım. Yeniyi denemekten korkmuyorum.

“Sabır”, “Uzun Uzun Yollar”, “Depresyon”... Sizi besleyen ana duygu hüzün mü?

Benim duygu yoğunluğum çok yüksek. Hüzünlü tarafım da öyle neşeli tarafım da hatta bazen öfkeli tarafım da... Hayata karşı çok büyük bir coşku duyuyorum. Siz benim depresyona girdiğimi, aşk acısı çektiğimi, kendimi pek de iyi hissetmediğimi duydunuz. Hepsini yazdım. Şimdi de “Acı da yok gözyaşı da, korkum da yok” diyorum. Aslında bu kadına dönüşümüme de tanık oldunuz.

“Hep bir özgürlük mücadelesi vermişim”

İlk çıkışınızdan bugüne Göksel ne gibi değişimler geçirdi?

Aslında hep bir özgürlük mücadelesi vermişim. Çocukluktan genç kızlığa geçtiğimde üzerimde bir baskı hissetmeye başladım. Çocukluktaki özgürlüğümü kaybetmiştim. Müziğe kayma nedenlerimden biri bu olabilir. Çünkü yapı itibarıyla özgürlüğüne çok düşkün biriyim. Sevdiğim mesleği seçmekte mücadele vermek zorunda kaldım. Sahnede bir kadın şarkıcı olarak doğru bildiğini okuyan, kendi müziğini yapmak isteyen biri olarak yine mücadele vermek durumunda kaldım. Evlendim yine özgürlük mücadelesi vermek zorunda kaldım. Bütün bunlar beni bugünkü Göksel’e kadar getirdi.

Yaş alma meselesini içinizde nasıl kotardığınızı sorsak?

Öncelikle genetik olarak şanslıyım. Bunun yanı sıra sevdiğim işi yapıyorum. Düzenli ve sağlıklı bir hayatım var. Düzenli spor beni dinç tutuyor. İnsan yaş aldıkça saklayacak, korkacak şeyi de pek kalmıyor. Bence yaş almanın en güzel tarafı korkusuzluk.

12 Temmuz’da Denizbank Vadi Açıkhava’da konseriniz var...

“Hiç Yok”u henüz sahnede söylemedim. Şarkıyı, 12 Temmuz’da Vadi Açıkhava Sahnesi’nde ilk kez söyleyeceğim. Şarkının ışıltısını sahneye taşıma hayalindeyim. Hakikaten bu yaz sizi diskoya götürüyorum.

“Ergenlikte müziğe sığındım”

Ergenlik içinize kapandığınız, evde müzik dinleyip şarkılar söylediğiniz bir dönem olmuş. Bugünkü Göksel’in inşa edildiği dönem diyebilir miyiz?

Ergenliğim kolay geçmedi. Gözlüklü ve ileri derecede miyop bir kız çocuğu olarak çok oyun oynayamadım. Biraz asosyal kaldım. Kendimi ifade etmekte zorluk çekiyordum. O sırada müziğe sığındım. Evde kendimi kasetlere kapattığım birkaç yıl var. Kasetler, müzik, şarkılar ve radyo en iyi arkadaşım olmuştu. Yetenekli olduğumu da keşfetmiştim. Bazen bizi üzen durumlar, karşımıza çıkan zorluklar bizi çok başka bir yola götürüyor. Bu anlamda çocukken yaşadığım kırgınlıkların, mahçuplukların bugünkü beni oluşturmakta çok büyük etkisi olduğuna inanıyorum.

Peki, ne dinliyordunuz o dönem?

İlk kasetim, Ajda Pekkan’ın “Süperstar” albümü. Babam doğum günümde hediye olarak almıştı. Ajda Pekkan’dan çok etkilendim. Duygulu, coşkulu, tutkulu ve ayakları yere çok sağlam basan çok güçlü bir kadın vardı Fikret Hanım’ın sözlerinde. Ajda Pekkan figür olarak söylediği sözlerle de benim etrafımdaki kadınlara pek de benzemiyordu. O da beni çok etkiledi. Ben o dünyanın içine Ajda Pekkan şarkılarıyla girdim. “Hiç Yok”u Ajda Pekkan şarkılarına benzetiyorlar bu tesadüf değil çünkü benim ilham kaynaklarımdan biri de Ajda Pekkan. Bir diğeri de Sezen Aksu.

Jean Claude Van Damme’ın ilk isteği Türk kahvesi olduÖzel jeti ile dün akşam Bodrum’a gelen Jean Claude Van Damme’ın otele girer girmez ilk isteği sade Türk kahvesi oldu. Van Damme'ı karşısında gören yerli ve yabancı turistler şaşkınlık yaşadı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber