Geri Dön

“Her tünelin ucunda ışık vardır”

Prof. Dr. Sibel Çakır, “Dar ve karanlık bir tüneldeymiş gibi hissedebilirsiniz ama her tünel biter ve ucunda bir ışık vardır” diyor

“Her tünelin ucunda ışık vardır”

Türkiye geçtiğimiz hafta İstanbul ve Antalya’da art arda yaşanan intihar haberleriyle sarsıldı. Bu vakaların nedenleri konusunda farklı görüşler ortaya atıldı. Türkiye Psikiyatri Derneği Duygu Durum Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi Koordinatörü / Medikal Direktör Prof. Dr. Sibel Çakır ile bir araya geldik.

Çakır “Vakaların yaklaşık yüzde 80’inin önlenebildiğini düşünüyoruz” diyor ve tespitlerini aktarıyor: “İdarenin ve yönetimin alabileceği tedbirler en etkili ve en güçlü olanlar. İşsizlere sosyal, psikiyatrik ve psikolojik destek daha kolaylaştırılabilir. Çocuklarının okul masrafları burs veren kuruluşlarca karşılanabilir. Ruh sağlığı için ilaç dışında hem terapi desteği hem de grup ve etkileşim sistemlerinin içinde olduğu bir düzen kurulmalı. Modern hücreler içinde bir arada olmaya az zaman ayırıyoruz. Bunu artıracak yöntemler bulmak lazım. Umudu birlikte yeşertmek mümkün.”

İntihar önlenebilir bir vaka mıdır?

Vakaların yaklaşık yüzde 80’inin önlenebildiğini düşünüyoruz. İntihar ile ilgili 7’ler Kuralı diye klasik bir kitap bilgisi vardır. İntihar edenlerin yüzde 70’inin herhangi sebeple son yedi hafta içinde bir sağlık kuruluşuna gittiğini biliyoruz. Başağrısı, uykusuzluk başka bir sebep. İlla psikiyatr olması şart değil. Bulanık bir tablo, bir kafa karışıklığı, ümitsizlik, sıkıntı ve stresin yoğun olduğu bir durum var. Gelgitlerin çok yoğun yaşandığı durumlar. O sırada fiziksel sağlığın da etkilendiği bir durum söz konusu. Kişiler direkt ya da indirekt bir yardım arama davranışı içerisinde olabilirler. Bu durumda intiharla ilgili riskin belirlenmesinde sadece ruh sağlığı çalışanlarının değil bütün sağlık çalışanlarının ve bu kişinin yakınlarının, etrafındaki kişilerin uyanık olmasında fayda var.

“Her tünelin ucunda ışık vardır”



Ülkemizde Alo 182 Umut Işığı Hattı mevcuttu 2007 yılına kadar. Bu hatların gerekliliği konusunda neler söylersiniz?

Bir çözüm olabilir. Gereksiz çok sayıda aramanın olduğunu da biliyoruz. Yine de yatırım yapılır ve uzman kişiler o alana aktarılırsa belli zamanlarda bir çözüm ve farkındalık yaratabilir. Bu hatların zaman zaman faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Dünyanın çeşitli yerlerinde bu amaçla hizmet veren telefon hatları var. Bunun dışında neler yapılabilir?

Sağlık çalışanları dışında intihar tarama ve farkındalık ağı genişletilebilir. Mesela okullarda öğretmenlere, rehber öğretmenlere, ergenlik dönemindeki gençlerin ani tepkisel intiharlarının olduğu zamanlarda okullardaki personelin bilgilendirilmesinin anlamı ve önemi büyük. Ulaşılabilir toplum ruh sağlığı merkezi benzeri yerlerin sayısının artırılması, ruh sağlığı hizmetlerinin ulaşılabilir olması önemli.

Sosyo ekonomik durumu zayıf olan bireyler için neler yapılabilir?

Ruh sağlığı hizmetinin bütün sosyal sınıfların ulaşabileceği bir durumda planlanması en etkili ve çözüm yaratan durum. Ama bugün biz biliyoruz ki kamu sektöründe Sağlık Bakanlığı’na bağlı merkezlerde bir psikiyatristin günlük gördüğü hasta sayısı 50-60. Doktorlar hastalara çok kısa zaman ayırabiliyor. Hem niteliksel bir zorluk var hem de randevu almayla ilgili zorluklar yaşanıyor. Kişi bir psikiyatriste gideyim ya da yardım alayım kararını verene kadar gelgitler yaşıyor. Randevu alma aşamasındaki engellerin kaldırılması ve bunun kolaylaştırılması çok önemli. Bu sırada mümkünse yakınları tarafından, bu gelgitleri yaşayan kişiye yardım konusunda ısrar edilmesi ve yol gösterilmesi çok önemli.

“Modern hücrelerde yaşıyoruz”

Değişen toplum ve aile ilişkilerinin buradaki rolü nedir?

İnsanların daha bireysel ve yalnızlaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Özellikle büyük şehirlerde medyadaki tablodan da gördüğümüz kadarıyla ölen kişilerin yakınlarının, çevresindeki binalarda oturanların hiç kimsenin onları tanımadığı ya da yaşadıklarından haberdar olmadığı insanların artık modern hücrelerde ve hapishanelerde yaşadığı bir şehir ya da dijital hayatlar yaşanıyor. Bireylerin daha yalnızlaştığı ve üretme baskısının çok fazla olduğu, duygusal etkileşimin oldukça azaldığı ve duygusal etkileşimin kodlarının ve biçiminin değiştiği bir dünyada yaşıyoruz. Bunun ruh sağlığını olumlu etkilediğini asla söyleyemeyiz. Özellikle depresyon, anksiyete, uykusuzluk ve yoğun stres gibi durumlarda uzman yardımı almak çok önemli.

Buradan geleneksel kodlarımıza geri dönmenin bir çözüm olduğu çıkarımı yapmak mümkün mü?

Geleneksel komşuluk ilişkilerinin ya da bir arada olmanın, geniş ailelerin, arkadaş ve dost çevresiyle paylaşarak yemek yemenin, bayramlarda, belli zamanlarda, hafta sonları bir arada olmanın unutulduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bütün bunlar kişileri daha da yalnızlaştırıyor ve daha da ümitsizleştiriyor. Kimsenin kimseden haberdar olmadığı bir toplumda yaşar olduk. Şehirdeki klasik aile modellerinde anne baba işten geliyor, çocuklar odalarında ne yaptıkları bilinmiyor. Herkes çok yorgun ve etkileşim olmuyor. Bana danışanlara soruyorum, akşam yemeğinde ne yapıyorsunuz? Bir arada mısınız? Çok farklı bir yerde ve etkileşimi çok az olan bir düzende yaşıyoruz. Evin dört bireyi var dördü de ayrı zamanlarda tek başına yemek yiyor. Çok acayip bir şey bu. Bir arada olmaya az zaman ayırıyoruz. Bunu artıracak yöntemler bulmak lazım. Umudu birlikte yeşertmek mümkün. Küçük çocukların önünde tabletler var, herkes tabletiyle ve cep telefonuyla ilgileniyor. Anne babanın yapacağı şey çocuklarla mümkün olduğunca oyun oynamak. Geleneksel yapıdan uzaklaşmanın etkilerini yaşıyoruz. İnsanı yalnızlaştıran şeyler bunlar. Yalnız insan daha çok dalgalanıyor. Daha kolay ümitsizliğe kapılabiliyor.

Sosyal medyadaki çaresizlik haykırışlarıyla ilgili paylaşımları ne kadar ciddiye almalıyız?

Bir “like”ız ya da arkadaş sayısındaki bir rakamız sadece. Bir takım riskler var ve intiharla ilgili bunun öncülleri ve işaretleri vardır. Burada dikkat çekmeye çalışıyor, rol yapıyor gibi damgalayıcı, bunu hafife alan, dalga geçen tutumlar da var. Kişi gerçekten çaresizliğini dile getiriyorsa “O da dikkat çekmeye çalışıyor” tavrı çok zedeleyici. Geri dönüşsüz bir duruma seyirci kaldığımızı gösteriyor. Biz yanılalım, bırakalım o kişinin derdi dikkat çekmek olsun ama bir şey yapalım. Sadece dinlemek ve ilgi göstermek bazen çok anlamlı olabilir. Bazen hastalar ofise gelir ve nefes almadan konuşur. Bir beklentisi yok ama onu dinleyen olmamış. Etrafında onu dinleyen kimse yok. Bir şeyler anlatmak istiyordur ve nefes almadan aktarır. Bırakın konuşsun. Bir el uzatın, sorun ne haldesin? Neye ihtiyacın var? Ne yapabiliriz? Beraber düşünelim. Küçük bir ilgi ve el uzatma bile çok etkili olabilir.

Bir hekim olarak ruh sağlığı yasasının içerisinde neler olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Öncelikle ihtiyaç duyanlara alabilecekleri sağlık hizmetleri verilmeli ve bu tanımlanmalı. Bu sadece hekimle değil psikiyatr ve psikologlarla ve bir sistemle birlikte yürütülmeli. Koruyucu sağlık hizmetleri çok önemli. Ülkemizde olması gereken şeylerden biri bu. Yaşadığımız toplum, şehir hayatı, çalışma biçimi, dijital dünya, iletişim eksikliklerinin tamamı koruyucu ruh sağlığı hizmetinin içerisinde olmalı. Çocuklar ve gençler için okullarda, yaşlılar için mahallelerde sosyal alanlar, etkileşim yaratacak ortamlar kurulmalı. Ruh sağlığı için ilaç dışında hem terapi desteği hem de grup ve etkileşim sistemlerinin içinde olduğu bir düzen kurulmalı. Ruh sağlığı alanında denetleyici olmak da gerekiyor.

Yaşama sevincini korumak için neler yapılabilir?

İnsanlara dürüst ve samimi olmak gerekir. “Ne olacak, kalk giyin dışarı çık, gez”, “Şunu yaparsan iyi gelir”, “Oturma böyle miskin miskin”... Depresyondaki kişilere bu cümlelerin söylenmemesi gerekir. Depresyon çok ağır bir durum, insanın elini kolunu kaldıracak hali yoktur. Kişiye bunları yaparsan düzelir deyip kişinin bu basit eylemleri bile yapamadığı gerçeğiyle yüzleştirilmesi onu daha da kötü etkiler. Böyle bir dönemden biz de geçmişsek kendi deneyimlerimizden örnek verebilir ve durumun geçiciliğini vurgulayabiliriz. Senin için yapabileceğim bir şey var mı? Seninle kalmamı ister misin gibi onun ne istediğine bakmak ve yardım etmeye hazır olduğunuzu hissettirmek gerek. Psikolojik destek almanın normal olduğunun anlatılması gerekiyor. Nasıl karaciğerimiz, midemiz rahatsızlanıyorsa beynimiz de aşırı stresten hastalanabilir. Bazen bu umutsuzluk tablosu görüş alanının tamamen kapanmasına neden olabilir. Dar ve karanlık bir tüneldeymiş gibi hissedebilirsiniz ama her tünel biter ve ucunda bir ışık vardır. Biz içindeyken göremeyiz, her yer karanlık zannederiz. Her tünelin bir çıkışı olduğunu söylemek ve kişinin yanında olmak doğru davranış şeklidir.

“Son derece kapalı ve küçük haberleştirilmeli, detaylar verilmemeli”

Türkiye Psikiyatri Derneği intihar haberlerinin nasıl verilmesi gerektiğini periyodik olarak paylaşıyor. Basının bunu verirken bu tür duygusal etkileşime girip kararsızlık ve buna benzeyen bir stres tablosu içerisinde, çaresizlik içerisinde olan kişilere bir örnek yaratacak biçimde haberi vermemesi gerekir. Detaylar verilmemeli. Son derece kapalı ve küçük haberleştirilmeli. Hikayeleştirilmemeli. İntihara meyilli kişi çok küskün ve kırgındır genellikle. Kendine kızgın, yakınlarına kızgın olabilir, topluma kızgın olabilir ve birilerine son sözü söylemenin yolu intiharmış gibi gösterilmemeli.

“İşsiz ailelerin çocuklarına kolaylıklar sağlanabilir”

Bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç var gibi görünüyor son olayların ışığında baktığımızda...

İdarenin ve yönetimin alabileceği tedbirler en etkili ve en güçlü olanlar. İşsizlik sigortası mesela ya da iş ve işçi bulma kurumunun daha yoğun çalışabilmesi gibi. İşsiz olanlarda belki sosyal destek ve psikiyatrik ve psikoloijk destek daha kolaylaştırılabilir. Onlara bir takım öncelikler verilebilir. Onların çocuklarının okul masrafları burs veren kuruluşlarca karşılanabilir. İşsizlik ortamının büyüdüğü ve uzun süredir işsiz olan ve bir aileye bakmakla sorumlu bir kişinin hem psikolojik yardım alması hem de sosyal destek yardım kanallarına girebilmesi kolaylaştırılabilir. Yetim çocukları, şehit çocuklarına bir takım kolaylıklar sağlandığı gibi işsiz ailelerin çocuklarına da bir takım öncelikler verilebilir. Anne ve babanın sırtından böyle bir yükün alınması ailenin hissettiği baskıyı hafifletebilir. Maddi sıkıntılar varoluşsal bir kriz yaşatır. Ben niye varım? En çok yapmam gereken şeyi yapamıyorsam niye varım şeklinde varlığını sorguladığı bir tablo yaşıyor. 

“Ani rahatlamadan rahatsız olmalıyız”

Kendi içinde intihara karar veren fakat bunu düşündüğünü tahmin edemeyeceğiniz bireyler var.Böylesi durumlarda yakınları neye dikkat etmeli?

Her intihar vakasını yakından tanımak mümkün değil. Şöyle durumlara dikkat etmek gerekir; mutsuz ve sıkıntılıysa. Geçmişte benzer deneyimler yaşadıysa ya da bir takım intihar düşünceleri ve girişmeleri olmuşsa. İntiharı şaka da olsa dillendirmiş bir kişinin birdenbire çok aydınlık, iyileşmiş gibi olması bizi şaşırtmalı. Bunun altında ne var acaba dedirtmeli. Bazen kişilerin bu kararı verdikten sonra rahatladığını görüyoruz. Zihninde gidip geliyor intihar fikri ve bir yerde bir karar veriyor ve daha sonra daha soğukkanlı biçimde o kararı uygulayacak halde anksiyetesinin azaldığını ve bir rahatlama yaşadığına şahit oluyoruz. Bunlardan da rahatsız olmalıyız.

15 Aralık 2019 Magazin Bülteni15 Aralık 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber