O telefonu yavaşça yerine bırakın!

200 bin kişiyi kapsayan araştırmaya göre bir uygulamada ne kadar zaman geçirirseniz o kadar mutsuz oluyorsunuz. Psikiyatr Prof. Dr. Kültegin Ögel’in de doğruladığı bu sonuçlar şaka değil; o telefonu yavaşça yerine bırakın!

O telefonu yavaşça yerine bırakın!

Tek ekran kimseye yetmiyor. TV karşısında maç izlerken bile elimde sürekli telefon var. Kaç kere Instagram’a baktığımı bilmiyorum. Bazen akış yenilenmemiş bile oluyor! Maç hakkındaki yorumlar için Twitter da açık. Hashtag’den hashtag’e sürükleniyorum; sadece takip ettiğim insanların değil, o maçı seyreden herkesin yazdıkları elimin altında. Artık TV kanalları, hatta organizasyonun kendisi bile o maça özel hashtag yaratıyor. Liverpool, Manchester United maçı için: #LIVvsMUTD. Diziler için yaratılan hashtag’ler de malumunuz... Sürekli “çevrimiçi”yiz. Peki “bağımlı” mıyız? Kimse bağımlı olduğunu kabul etmek istemez; ben de istemem.

Elimde olsa buraya kocaman bir “ama” yazarım. Bazı uygulamalar beni mutsuz ediyor. Net! Instagram’da her şey güllük gülistanlık! Herkes tatilde. Fakat nereden geliyor bu değirmenin suyu? Millet her gün o beach senin bu beach benim geziyor! Twitter’a bakıyorum... Dünya yanıyor... Depremler, nükleer silahlar, ekonomik kriz... Bu da olmadı. Facebook’taki “arkadaşlarım” zaten bana emeklilik hayatımın nasıl geçeceğini hatırlatıyor sürekli. Bir sosyal medya sitesi nasıl olur da 5 senede 50 sene yaşlanır!

Neyse ki yalnız değilmişim. İşin garibi bunu da internetten öğrendim. dunyahalleri.com sitesinin paylaştığı bir araştırma okudum. Time Well Spent adlı, kâr amacı gütmeyen bir oluşumun, 200 bin iPhone kullanıcısını kapsayan araştırmasına göre bir uygulamada ne kadar zaman geçirirseniz o kadar mutsuz oluyorsunuz. Kullanıcıların telefonda harcadıkları zamanı kontrol eden Moment uygulamasıyla yürütülen çalışma diyor ki “Mutsuz kişiler, uygulamalarda mutlu olanlardan 2.4 kat fazla zaman harcıyor.” Yani Facebook’ta 22 dakika geçirenler mutlu, 59 dakikadan fazla geçirenler mutsuz ya da Instagram’da günlük 26 dakika geçirenler mutlu, en az 54 dakika geçirenler mutsuz...

O telefonu yavaşça yerine bırakın

Araştırmanın sonuçlarını ve internet bağımlılığıyla ilgili merak ettiklerimizi bu alanda uzman psikiyatr Prof. Dr. Kültegin Ögel’e sorduk.

- Hepimiz internette, belki de gerektiğinden fazla, zaman harcıyoruz. Peki bunun “bağımlılık” olarak adlandırılması için ölçüt nedir?

Kişinin psikososyal işlevlerinin bozulması bağımlılığın başladığını gösterir. Yani eğer işe gitmiyorsa, okula devam etmiyorsa, arkadaş ve aileyle görüşmeyi bıraktıysa, hobilerinden uzaklaştıysa... Tüm bunları yapmak yerine internette zaman geçirmeyi yeğliyorsa bu durum bağımlılık belirtisi.

- Aileler nelere dikkat etmeli?

İyi örnek olmalılar. Zamanlarının tümünü TV veya internet başında geçirmemeliler. Her şeyin bir sınırı olduğunu göstermeliler.

- İnternet bağımlılığının tedavisinde siz internet kullanımına sınır mı getiriyorsunuz yoksa tamamen yasaklıyor musunuz? Doğru yöntem nedir?

Eğer şiddetli bir bağımlılık durumu yok veya riskli kulanım varsa, bağımlılık gelişmesini önlemek için kısıtlama uygulamak daha doğru. Şiddetli bağımlılık durumlarında ise en az 3 ay süreyle yasaklamak gerek.

“Beğeni alamamak sorun oluyor”

- Bir sosyal medya uygulamasının bizi mutsuz etmesi nasıl açıklanabilir?

Aslında burada insanı mutsuz eden etkileşim ve oradan gelen bilgilerdir. Örneğin Facebook’ta başkalarıyla iletişime girmek kişiyi mutsuz edebiliyor. Veya beğeni alamamak ciddi bir sorun oluşturuyor. Twitter gibi uygulamalarda ise arka arkaya gelen olumsuz haberin kendisi mutsuz edici bir faktör oluyor.

- Bir araştırma bazı uygulamalar için “harcanacak optimum zamanı” gözler önüne seriyor. Mesela Facebook’ta 20 dakika harcarsanız mutlu, 55 dakikadan fazla harcarsanız mutsuz oluyormuşsunuz...

Süre uzadıkça iki şey oluyor: Birincisi geri bildirimler, iletişimlerin sıklığı artıyor. Olumsuz geri bildirimler, kişinin kontrolü olmadığı için çaresizlik duygusu yaratır. İkincisi gelen olumsuz haberlerin sayısının artması. İnsan bir olumsuz haberi kaldırabilir ancak arka arkaya gelen olumsuzluklar çaresizlik duygusu yaratır.

20 Eylül 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber