Geri Dön

‘Spotlar üstümde olsun isterim’

Yılın futbolcusu İlhan Mansız "Aslan burcuyum, ilgi çekmeyi severim" diyor

‘Spotlar üstümde olsun isterim’

İlhan Mansız: "Genelde zıt kutuplar birbirini çeker. Biz de Tümer’le öyleyiz."
‘Spotlar üstümde olsun isterim’

Yılın futbolcusu İlhan Mansız "Aslan burcuyum, ilgi çekmeyi severim" diyor

Ahmet Tulgar

Attığı her golü ve sonrasını bir sahne gösterisine dönüştüren bu çocuk maç sonrası kameraların karşısına çıkmadan önce saçlarını tel tel gözlerinin önüne döküyorsa, bunun nedeni spotlardan gözlerinin kamaşması, bakışlardan utanması olamaz mı?
Röportaj için karşıma oturduğundaki bu çekingenliği, tedirginliği, saha kenarındaki reklam panolarına attığı tekmeler nedeniyle işittiği azarların etkisi, ürkekliği mi acaba?
İlhan Mansız’ın kapılarını açmakta zaman zaman zorlandığım bu sessizliği, lafları seçerkenki bu aşırı dikkati ama bir yandan da bıyık altına iyice yerleşmiş zeki gülümseyişi, söz en çok eleştirildiği noktalara geldiğindeki pervasızlığı, bu karışım; yılın futbolcusuna bu sezon medyanın ve seyircinin ettiklerinin travmatik sonucu mu? İlgi çekmeyi çok sevdiğini itiraf eden bu genç adam bile galiba bu kadarını beklemiyormuş.
Sadece saçları, sadece çehresi, sadece giyimi ve sadece futbolu olamaz onun bu kadar dikkat çekiyor, bu kadar çok konuşuluyor olmasının nedeni.
Nedeni beklentilerimiz.
Ondan birer birer golleri atmasını bekliyoruz, bir.
Bir de röportaj boyunca rahatsızlığını belli ettiği klişelerin birer birer dışına çıkmasını, iki.
O ise koltuğunda kıpır kıpır,
her an çekip gidecekmiş gibi.

Lig neredeyse bitiyor. Hırslı, iddialı bir futbolcu olduğunuz her halinizden belli. Bu sezon yapmak istediklerinizi yaptınız mı?
Sezonun benim için olumlu, hatta iyi geçtiğini söyleyebilirim. Bunu istatistikler de gösteriyor. Şu ana kadar 21 golüm oldu. Samsunspor’da oynarken bir sezonda 12 gol atmıştım. Yani üç gol daha atsam onu ikiye katlamış olacağım.

Hep böyle rakamlarla, istatistiklerle mi düşünürsünüz? Geçen zamanı attığınız gollerle mi değerlendiriyorsunuz?
Benim hedefim gol kralı olmak değil. Ama şu anda önde gidiyorum. Atabildiğim kadar da gol atmak istiyorum.

Ama siz attığınız gollerden ibaret değilsiniz. Gollerden öte bir şey söz konusu sizde. Bir ruh. Saha içinde ve dışındaki davranışlarınız. Yeteri kadar ilgi çektiğinizi, insanların kafasını yeteri kadar meşgul ettiğinizi düşünüyor musunuz bu sezon?
Hissediyorum böyle bir şey olduğunu. Kimi yazarlar şöhreti kaldıramadığımı, başarımın altında ezildiğimi, bu yüzden agresif tavırlar gösterdiğimi söylese de ben buna katılmıyorum. Ben Samsunspor’da, bırakın Samsunspor’u, amatör takımda oynarken de hırslı ve agresiftim. Ama Samsunspor’un 10-12 maçı televizyonda yayınlanıyordu ve bu yüzden dikkat çekmiyordum. Mesela geçen sezonki Samsunspor-Siirt Jetpaspor maçı yayınlanmadı ama benim oradaki tavırlarım da bu seneki Beşiktaş-Denizlispor maçının aynısıdır. Aynı hırs, aynı agresiflik. O yüzden insanlar eleştirirken biraz araştırsınlar.

Ya, insanlar agresifliği kendilerine kondurmazlar, itiraf etmezler. Agresiflik sizin edindiğiniz bir kimlik mi? Bundan sahada güç mü alıyorsunuz? Nedir? Neden tam da eleştirildiğiniz noktada bu kadar açıksınız?
Bazen bu agresiflik özelliğimi frenlemem gerektiğini hissediyorum. Bazen kendimi izlediğimde kendimi tanıyamıyorum. "Ne kadar çirkin bir hareket bu, bu ben miyim?" dediğim de oldu. Atalarımız ne demiş: "Keskin sirke küpüne zarar verir." Tabii kontrollü hırs, topa hırs çok iyi. Fakat rakibe, hakeme, seyirciye hırs kötü. Hırsımı tutmayı öğrenebilirsem benim için daha faydalı olur. Beşitaş’a geldiğimde beni tanımayanlar "Bu kadar agresif olma, çok dikkat çekiyorsun" diye uyardılar. Tanıdıkça bunun bir büyüklük göstergesi, kendini beğenmişlik olmadığını, yapımın böyle olduğunu anladılar.

Yani bu hırs, şiddet eğilimi sizde futbola başlamadan önce de olan bir şeydi?
Evet. 14 yaşında futbola başladığımda ben takımın en yavaş futbolcusuydum. Ama bu bende öyle hırs yaptı ki, idman olmadığı günlerde ağırlıkla çalışıp bir sene sonra takımın en hızlı futbolcusu oldum.

"Kız arkadaşım olduğu zaman yemek yapıyorum"
Çocukluğunuzu Almanya’da bir Türk olarak, bir çeşit azınlık üyesi olarak geçirmek neden olmuş olabilir mi bu hırsa, agresifliğe?
Evet, Almanya’daki gençler arasında futbol çok yaygın. Kendilerini kanıtlamaya çalışıyor olabilirler. Ama ben yine de bunun azınlık olmaktan değil, insanın içindeki yapıdan kaynaklandığını düşünüyorum. Sonra Almanya’da futbol oynayan gençler arasından kaç tanesi hırsını bu kadar bileyebiliyor ki? Bence hırs kişiye özel.

Aynı takımda Alman ve Türk gençleri arasında cepheleşme olur muydu?
Olurdu. Bir keresinde ilk 11’de altı Türk’tük. Otobüste hocayla tartışmıştık ve maça çıkmama kararı almıştık. Bizi zor ikna etmişlerdi. Sonra maça çıktık ve altımız da birer gol atarak maçı 6-0 kazandık.

Gol atmak sizin için ne ifade ediyor?
Kelimelerle tarif edilemeyecek kadar güzel bir duygu. Gol attığımda işimi iyi yaptığımı düşünüyorum. Kendimi huzurlu hissediyorum. Forvet oyuncuları biraz ayrı tutulur. Bunu takımdaki diğer oyuncular da kabullenmiştir, bundan rahatsız değildir. Gol atamadığım maçlar sonrasında kendime kızıyorum. Gol atınca daha bir güzel oluyor.

İlgi çekmeyi, ilgi odağı olmayı seven bir çocuk olduğunuz için mi forvet oldunuz?
Bunu bilemiyorum. Ben hep forvet oynadım ve gol atmasını da seviyordum. Forvet oyuncusu skoru değiştirecek oyuncu olduğu için herhalde ilgi çekiyorum.

Zaman zaman giyiminizin, saçınızın filan fazla konuşulduğunu düşündüğünüz oluyor mu? Bundan rahatsız mısınız?
Ya, futbolda genelde futbolcular arasında yanları kısa, arkası uzun saç traşı diye bir klişe bulunuyor. "Futbolcu aptal olur, okumamış olur" diye klişeler. "Futbolcu iyi giyinmez" derler. Demek ki insanlar çevredeki futbolcuları iyi görmüyorlar. Inter’e giden Emre, bizim takımdan Tümer, Tayfur, Tamer, Ahmet Dursun da bu kalıplara, klişelere sığdırılamayacak futbolcular. Ben klişelerin dışına çıktığım için görünüşüme takıyorlar.

Hırs, agresiflik ve klişeleri zorlama. Bu özelliklerinizi hayatın başka alanlarına da yansıtıyor musunuz? Sadece giyim, kuşam değil de, mesela bütün bir yaşam tarzı, mesela politika, dünya görüşü söz konusu olduğunda da klişeleri zorlar mısınız?
Aslında gerçeği söylemek gerekirse politika pek ilgi alanıma girmiyor. Ama bunun dışında mesela yabancı dil öğrenmesini seviyorum. Kendimi geliştirmek istiyorum. "Futbolcular genelde aptal olur" veyahut da "Futbolcular ilkokulu bitirmiş olur" gibi klişeleri zorlamak istiyorum. Tabii ben bir üniversite bitirmedim fakat yüksek okuldan terkim. Almanca, İngilizce biliyorum. İtalyanca dersi alıyorum. Yani demek istediğim, politikayla ilgilenmesem de diğer alanlarda sınırları zorluyorum.

Tümer Metin’le çok iyi arkadaşsınız. Halbuki o çok dengeli, maç sonrası resmen politik terminolojiyi kullanıyor, evli, sakin. Bir de size bakın. Birbirini tamamlayan çiftler, arkadaşlar olur. Siz öyle misiniz?
Tabii, genelde zıt kutuplar birbirini çeker. Bizim Tümer’le uyuşmayan taraflarımız çoktur. Birbirimizi tamamladığımız için dostluğumuz gelişmiştir.

Size, "Hadi oğlum, evlen artık, biraz durul" filan diyor mu?
Hayır. Çünkü o evli ve gayet de mutlu. Ben de bekarım ve mutluyum.

Evlenince sizden biraz uzaklaştı mı? Evli futbolcularla bekarlar biraz birbirinden uzak düşer futbol takımlarında.
Tabii, evli futbolcular daha çok hanımlarına, eşlerine zaman ayırdıkları için bir bekar futbolcu kadar zamanları olmuyor. O yüzden bekar futbolcular daha çok birbirleriyle zaman geçirirler. Evliler birbirlerine ev ziyaretine gider.

Siz mutfağa düşkünsünüz, yemek yapmayı çok seviyorsunuz değil mi?
Genelde kız arkadaşım olduğu zaman yemek yapmayı severim. Ailem geldiğinde onlara yemek pişiririm. Ama İstanbul’a geldiğimden beri pek yemek yapmıyorum, Arkadaşlarla sürekli restoranlarda yiyoruz.

İtalyan ve Çin yemekleri yapmayı çok seviyormuşsunuz. Mutfakta da sınırları zorluyorsunuz galiba.
Evet, farklı tatları seviyorum.

Kadınlar kendilerine yemek yapan erkekleri çok severmiş. Öyle mi?
Evet. (Gülüyor).

İstanbul’a uyum sağlamakta zorlandınız mı?
Bu da tipik bir klişe, "Anadolu’dan İstanbul’a gelenler şımarır, yoldan çıkar ve İstanbul’da kendilerini kaybederler" diye. Ben ne istediğimi bildiğim için kendimi kaptırmadım.

"Bekarım ve mutluyum" dediniz ya, bu şu demek mi: "Bekarım ve istediğim kızı tavlıyorum"? Talipliler çok mu?
Futbolcuların kolay kız bulduğu da bir klişe ama bunun altında bir gerçek de yatıyor.

Oh, klişe olmayan bir şey bulduk.
Ama tabii: "Benim için kız arkadaş bulmak kolay mı?" Zaten şu an görüştüğüm bir insan söz konusu. "Bekar" dediğim zaman ben sadece evli olmadığımı söylüyorum.

Selin Denizli konusu doğru mu? Evlilik.
Evlilik yok. Hayır, öyle bir şey yok. Magazin basınında bana ilişkin bir sürü haber çıktı. Çağla’ya (Şıkel) ev almışım, Tuğba Özay yüzüme su atmış. Bu çıkan haberlerden ötürü artık basınla konuşmuyorum. Cevap vermiyor olmam bunların doğru olduğunu göstermez.

Peki, sizinle beraber olan kızların sevgisinden emin olabiliyor musunuz? Ya sizi reklam için kullanıyorlarsa?
Mesela bu da bir klişe. "Futbolcu manken ilişkisi olmaz, reklam kokar" derler. Ama Alpay’la (Özalan) Cansel (Özzengin) ilişkisi, Emre’yle (Aşık) Aysun Kayacı ilişkisi. İnsanlara yakından bakıldığında sevip sevmedikleri anlaşılır bence.

Sinan Engin sizi bu tür eleştirilerden uzak tutmaya çalışıyor, değil mi? Sizi alıp kendisi yemeğe götürüyor. İyi mi aranız?
Sinan Ağabey yeri geldiği zaman menajer, yeri geldiği zaman arkadaş, yeri geldiği zaman da bir baba gibi olabiliyor. O yüzden de sadece benimle değil, bütün futbolcularla çok iyi geçinen, diyalogları çok iyi olan bir insan.

Eskiden Fenerbahçe’de bir Sakaryalılar grubu oluşmuştu. Şimdi de birçok takımda Almancılar oynuyor. Takımlarda Almancılar ve yerliler diye cepheler oluşuyor mu?
Bu tür bir cepheleşme olmuyor. Sadece bizler Almancayı daha iyi konuştuğumuz için aramızda Almanca konuşuyoruz. Bunu dışarıdan görenler de "Bakın, dedikodu yapıyorlar" diyor ama değil.

Peki, siz geceleri rüyalarınızı Almanca mı görüyorsunuz?
Öncelikle sık sık rüya görmüyorum. Rüya gördüğüm zaman da çok konuşmuyorum.

"Kampta kitap okur, Play Station ve tavla oynarım"
Peki, siz Almancılarla yerlilerin stilleri, mesela dinlediğiniz müzikler farklı mı?
Tabii ki farklı. Almanya’da büyüyen gençlik rap olsun, techno olsun, o tarz müzik dinliyor. Anadolu’da yaygın olan arabesk, bir de Türkçe pop. Biz Almanya’da bunları pek dinlemezdik, ilgi alanımıza pek girmiyordu. O yüzden böyle bir fark söz konusu.

Sergen Yalçın bana röportajda kampların çok sıkıcı olduğunu, sürekli televizyon seyrettiklerini ya da at yarışı oynadıklarını söylemişti. Öyle mi?
Hangi futbolcuya sorarsanız sorun kampı sevmez. Fakat bu vakti en iyi şekilde değerlendirebilen insanlarımız da bulunuyor. Ben kitap getiririm, yabancı dergi getiririm, Play Station turnuvası yaparız. Tavla oynarız.

Kamplarda yalnız kalabiliyor musunuz, bireysel dünyanızı kurabiliyor musunuz?
Futbolcu isterse kamplarda da kendi yalnızlığını koruyabilir. Neticede odada iki kişiyiz, odamıza çekilip kendi dünyamızı yaratabiliriz.

Neden sizi odada iki kişi kalmaya zorluyorlar? Birbirinizi kontrol edesiniz, ihbar edesiniz diye mi?
Bayern Münih’ten bir arkadaşım birer kişilik odalarda kaldıklarını anlatmıştı. Tek kişi kalmak avantajlı mı, dezavantajlı mı bilemem ama iki kişi kalmanın da güzel yönleri oluyor. Dertleşebiliyoruz, anlatabiliyoruz.

"Yakışıklılığımı abartıyorlar"
Seyirci forvetten sahada hep o parlayan şeyi, golü beklediği için saha dışında da onun daha renkli, daha sürprizli biri olmasını bekliyor. Bu yüzden sıra dışı olmak zorunda hissettiğiniz oluyor mu kendinizi? Bunun için mi kameraların karşısına saçlarınızı alnınıza dökmüş çıkıyorsunuz?
Forvet olduğumdan için değil herhalde. Bu kendi stilim.
Eğer orta sahada oynuyor olsaydım basından bu kadar ilgi görür müydüm, bilemeyeceğim. Belki de burcumdan dolayı. Aslan burcuyum.
Aslan burcu kişiler devamlı ilgi görmek ister. Yani "spots on me (Spot ışıkları benim üzerimde)".

Bu sezon magazin ve moda dergilerini de, genç kızları da en çok siz meşgul ettiniz. Özel bir çaba mı gösteriyorsunuz?
Beni ön plana çıkaran önce futbolum. Bende başka ne olduğunu bilemiyorum. Türkiye’de bir günde vezir olup bir günde rezil de olabilir insan. Bu maalesef böyle.

Yakışıklılığınızın, futbolunuzun önüne çıktığını hissettiğiniz oluyor mu?
Ben yakışıklılığımın abartıldığını düşünüyorum. "Meyve veren ağaç taşlanır" demiş atalarımız. Futbolumu eleştiremeyenler agresifliğimi eleştirmeye, farklı yönden zayıf bir noktamızı yakalamaya çalıştılar. Ama artık kulak asmıyorum ve bunun tadını çıkarmaya çalışıyorum.




PAZAR






























24 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteniİşte gündemde öne çıkan magazin gelişmeleri

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber